Kur'an' da hz. Ali aleyhisselam

İsimli konu WH 'Ehl-i Beyt' kategorisinde, Divane-i ABBAS üyesi tarafından 8 Ekim 2008 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Kur'an' da hz. Ali aleyhisselam. Müminlerin Emiri ve Vasilerin Seyyidi Hz.Ali (as) hakkında yüzlerce ayet inmiştir. İslam alimleri, tefsir, hadis, tarih ve siyer kitaplarında bunları... Hz. Ali'ye Göre Peygamberimiz Aleyhisselam Hz. Hud Aleyhisselam ...

  1. Müminlerin Emiri ve Vasilerin Seyyidi Hz.Ali (as) hakkında yüzlerce ayet inmiştir. İslam alimleri, tefsir, hadis, tarih ve siyer kitaplarında bunları isnatlı olarak nakletmişlerdir. Hz. Ali'nin kendi diliyle Kuran' ın çeyreğinin Ehli Beyt hakkında olduğunu söylemektedir.

    Asbağ bin Nebate'den Hz. Ali (as) şöyle buyurdu: "Kur'an dört çeyrek indi: Bir çeyrek bizim hakkımızda, bir çeyrek düşmanlarımız hakkında, bir çeyrek sünen ve örnekler, bir çeyrek de farzlar ve hükümler hakkında inmiştir."[1]

    Kuranın çeyreği Ehl-i Beyt'i kapsamaktadır. Hz. Ali de Ehl-i Beyt' in reisi konumundadır. Yalnız Hz. Ali için özel olarak inen ayetler üç yüzün üstündedir.
    Adullah bin Abbas dedi ki: "Ali hakkında 300 ayet indi."[2]
    Yine Abdullah bin Abbas dedi ki: "Allah'ın kitabında Ali hakkında indiği kadar hiç kimse hakkında (Âyet) inmemiştir."[3]

    Hz. Ali'ye has olarak inmiş ayetlerden bir kısmını yazıyorum. Burada yazmış olduklarım Ehli Sünnet'in kaynaklarındandır. Araştırma yapmak isteyen için de cilt ve sayfa numaraları belirtilmiştir. Tabi yararlandığım tüm kaynaklar Arapça kitaplarındandır.

    "Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız" (Yasin Süresi: 12. Âyet)

    a) Hz. Hüseyin (as) buyurdu ki: "Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız" ayeti indiğinde Resulullah (s.a.v)'a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran' da geçen bu imam Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah (s.a.v): Hayır, dedi. O anda babam (Hz.Ali) Resulullah (s.a.v)'ın huzuruna gelir. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: İşte, Allahın her şeyin ilmini içinde saydığı imam şudur."[4]

    b) Ammar bin Yasir hazretleri dedi ki: "Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) ile beraber giderken, karıncalarla dolu bir vadiye vardık. Ben ona: "Ey Müminlerin Emiri, Allah'ın yarattıklarından bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi mevcut olduğunu bilen birini bilir misin?" diye sordum. Hz. Ali şöyle cevap buyurdu: "Evet, ben bir kişiyi tanırım ki bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi olduklarını bilir." Ben dedim ki: "O kişi kimdir?" Buyurdu ki: "Ey Ammâr, Yasin süresindeki (12. Âyet) "Biz, her şeyi apaçık bir imamda saymışız" ayetini okumadın mı?" Dedim ki: "Evet ey mevlam." Bunun üzerine Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: "İşte o apaçık İmam, benim. (Karıncaların sayısını, içlerinde kaç erkek ve kaç dişi olduklarını da ben bilirim.)"[5]

    Hz. İmâm Cafer es-Sadık (as) şöyle buyurdu: "Biz, her şeyi apaçık bir imamda Saymışız" (Yasin Süresi 12.Âyet) ayeti Emir'ül Müminin Hz. Ali (as) hakkında inmiştir."[6]

    2. a) "Sen ancak ve ancak bir uyarıcı-korkutucusun ve her kavmin bir hidayete eriştiricisi vardır" (Rad Süresi 7. Âyet)
    Hz. Ali (as) bu ayet için şöyle buyurdu: "Uyarıcı-korkutucu Resulullah (s.a.v)'dır, hidayete eriştiren de benim."[7]

    Abdullah bin Abbas dedi ki: "Sen ancak ve ancak bir uyarıcı, korkutucusun ve her kavmin bir hidayete eriştiricisi vardır" (Rad Süresi 7. Âyet) ayeti indiği zaman Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Uyarıcı-korkutucu benim, hidayete eriştiren de Ali'dir, ey Ali, hidayete varmak isteyenler, ancak seninle hidayeti bulurlar."[8]

    a) "Durdurun onları, onlar sorguya çekileceklerdir." (Saffat Süresi 24. Âyet)
    Resulullah (s.a.v) bu ayet için şöyle buyurdu: "Onlar, Ali bin Ebi Talib'in velayetinden sorguya çekileceklerdir."[9]

    b) "Durdurun onları, onlar sorguya çekileceklerdir." (Saffat Süresi 24. Âyet) Bu ayet için Ebu İshak dedi ki: Onlar, Ali bin Ebi Talib'in velayetinden sorguya çekileceklerdir, Sırat köprüsünden ancak Ali bin Ebi Talib'in velayetini kabul edenler geçebilecek."[10]

    a) "Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız." (Zuhruf Süresi 41. Âyet) Bu ayet indiği zaman Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Bu ayet Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Kendisi benden sonra ahdi bozanlardan, adaletten sapıp zulmedenlerden ve dinden çıkanlardan intikam alacaktır."[11]

    b) İsa ve Cabir' den dediler ki: Bu ayet "Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız" Resulullah (s.a.v)' a indiğinde buyurdu ki: "Ali bin Ebi Talib ile (intikam alırız)."[12]
    "Ant olsun ki nimetlerden sorulacaksınız." (Tekasür Süresi 8. Âyet) Bu ayet için İmam Cafer es-Sadık şöyle buyurdu: "Nimetler, Emirül Müminin Ali bin Ebi Talib'in velayetidir."[13]

    Ebu Said el-Hudri, Allah'ın bu buyruğu: "Allah gönüllerinde hastalık olanların kinlerini hiç meydana çıkarmayacak mı sandılar, dileseydik biz sana onları gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın, ant olsun ki sen onları sözlerinden tanırdın." (Muhammed Süresi 29-30. ayetler) hakkında dedi ki: "Ali bin Ebi Talib'e buğzlarından dolayı (tanırdın)."[14]

    "Bilmediklerinizi "Zikir Ehli"ne sorunuz." (Nahl Süresi 43. Âyet, Enbiya Süresi 7. Âyet)

    Cabir el-Cufi dedi ki: "Bilmediklerinizi Zikir Ehli'ne sorunuz" ayeti indiğinde Hz. Ali şöyle buyurdu: "Zikir Ehli biziz."[15]

    Hz. Ali şöyle buyurdu: "Bu ümmet yetmiş üç fırkaya bölündü, yetmiş ikisi ateşin içinde ve birisi -ki Allah haklarında şöyle buyurmuştur: "Yarattıklarımızdan hakka hidayet eden ve adaleti yerine getiren bir ümmet vardır" (A'râf 181. Âyet)- onlar ben ve benim tabilerim (benim yolumu takip edenler)'dir."[16]

    "De ki: "Hak geldi, batıl yıkıldı, batıl zaten yıkılacaktı." (İsra Süresi 81. Âyet)

    Hz. Ali Peygamber efendimizin omuzlarına çıkarak putları kırdığında bu ayet indi. (Bu ayete göre haktan maksat Hz. Ali, batıldan maksat da putlardır.)"[17]

    a) "İman edip de salih ameller işleyenler yaratılmışların en hayırlısıdır." (Beyyine Süresi 7. Âyet) ayeti indiğinde Resulullah (s.a.v) Hz. Ali (as)'ye hitaben şöyle buyurdu: "Onlar sen ve senin şiandır ey Ali. Kıyamet gününde razı olmuş ve rıza görmüş olarak geleceksiniz, senin düşmanların ise gazap ve suç yüklü olarak gelecekler."[18]

    b) İbn-i Asakir, Cabir bin Abdullah' tan şöyle tahric etti: "Resulullah (s.a.v)'ın yanındaydık. Ali (a.s) geldi. Resulullah şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki bu gelen ve şiası (yandaşları) Kıyâmet gününde kurtulanlardır. Sonra şu ayeti şerife indi: "İman edip de salih ameller işleyenler yaratılmışların en hayırlısıdır." Yine bir ara Resulullah (s.a.v)'ın yanında ashabı olduğu bir sırada Hz. Ali (a.s) gelince ashab: "İşte yaratılmışların en hayırlısı geliyor" dediler."[19]

    "Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve "Rabbiniz değil miyim?" dedi, onlar da (Ruh âlemi): "Evet şahidiz dediler" (Kalü belâ) (Araf Süresi 172. Âyet)

    Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "İnsanlar, Ali bin Ebi Talib'in ne zamandan beri "Emir'ül Müminin" olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken. Allah o zaman hazır bulunanlara şöyle buyurmuştu: "Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve Rabbiniz değil miyim? dedi, onlar da (Ruh âlemi): Evet şahidiz (Kalü belâ) dediler." (Araf Süresi 172. Âyet) Allah da onlara şöyle buyurdu: Ben Rabbinizim, Muhammed peygamberiniz, Ali de Emir'inizdir."[20]

    "Ve aralarında bir müezzin (münadi), Allah'ın laneti yalancıların üzerine olsun diye bağırır. " (Araf Süresi 44. Âyet)
    a) el-Hâkim el-Haskani kendi senediyle Muhammed bin Hanefiyye'den, o da babası Hz. Ali'den şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ve aralarında bir müezzin (münadi), Allah'ın laneti yalancıların üzerine olsun diye bağırır" ayetindeki müezzin (münadi) benim."[21]

    El-Hakim el-Haskani kendi senediyle Ebu Salih' ten, o da İbn-i Abbas kanlıyla Hz.Ali (a.s)'dan şöyle nakletmiştir: "Benim Allah'ın kitabında insanların bilmediği isimlerim vardır. Onlardan biri şudur: "Ve aralarında bir müezzin (münadi), Allahın laneti yalancıların üzerine olsun diye bağırır." Onlar (yalancılar) velayetimde yalanlama yapanlar ve hakkımı hafife alanlardır."[22]

    13. "Önde gidenler, öne geçmişlerdir" (Vakia Süresi 10. Âyet)
    İbn-i Abbas dedi ki: "Bu ümmetin önde gideni Ali bin Ebi Talib'dir."[23]
    14. "Senden önceki peygamberlere sor" (Zuhruf Süresi 45. Âyet)

    İbn-i Abdül Birr dedi ki: "Resulullah (s.a.v) isra gecesinde miraca çıktığında Allahu Teala onunla birlikte peygamberleri bir araya topladı ve şöyle buyurdu: "Ey Muhammed, 'Senden önceki peygamberlere sor,' ne üzere gönderildiniz?" Peygamber efendimiz sorunca dediler ki: Biz, Lâ ilâhe illallâh şehadeti, senin peygamberliğinin ikrarı ve Ali bin Ebi Talib' in velayeti üzerine gönderildik. "[24]

    "Aralarında perde vardır, Araf'ın üzerinde onları yüzlerinden tanıyan adamlar vardır." (A'râf Süresi 46. âyet)

    el-Menakıb senedinde Zadan' dan, o da Selman-ı Farisi' den, dedi ki: Resulullahın, Hz. Ali'ye on kereden fazla şöyle buyurduğunu duydum: Ey Ali, sen ve senden sonraki vasiler Cennet ve Cehennem arasındaki Araf'sınız. Cennete, sizi tanıyıp, sizin de kendisini tanıdığı kimseden başka kimse geçmeyecek. Cehenneme de sizi inkar eden ve sizin de kendisini inkar ettiği kimseden başka geçmeyecektir. "[25]

    b) el-Hakim senedinde Asbağ bin Nebate' den, dedi ki: Hz. Ali'nin yanındaydım, İbn' il Kevva onun yanına geldi ve ona bu ayeti "Araf üzerinde onları yüzlerinden tanıyan adamlar vardır." (A'râf Süresi 46. âyet) hakkında sordu. Hz. Ali ona şöyle buyurdu: Ey İbn'il Keva, Kıyamet gününde Cennet ve Cehennem arasında duracaklar biziz. Bizi seveni yüzünden tanıyıp onu Cennete geçireceğiz, bizi buğzedeni de yüzünden tanıyacağız ve Cehenneme geçecek. "[26]

    "De ki: Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter" (Ra'd Süresi 43. Âyet)

    a) Abdullah bin Selem dedi ki: Resulullah (s.a.v)'a Allahın bu buyruğunu "De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter." hakkında sordum, buyurdu ki: Ali bin Ebi Talib' dir."[27]

    b) İbn-i Abbas dedi ki: "De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter." O Ali (as)'dir. Çünkü kendisi tefsirde, tevilde, nesih ve mensuhta alimdir."[28]

    c) Fudayl bin Yesâr'dan, İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdu: "De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter." ayeti Hz. Ali (as) hakkında indi. O, bu ümmetin alimidir."[29]

    d) İmam Musa bin Cafer (as)' den, Zeyd bin Ali' den, Muhammed bin Hanefi' den, Selman-ı Farisi' den, Ebu Said el-Hudri' den, dediler ki: "De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter." Ayeti Hz. Ali hakkında indi."[30]
    Muhammed bin Hanefiyye dedi ki: "Babam Hz. Ali'nin yanında ilk ve son kitabın ilmi vardır."[31]

    "Allah müminlere kifayet etti" (Ahzap Süresi 25. Âyet)
    a) Ebu Naim el-Hafız senedinde, Abdullah bin Mesud dedi ki: "Hz. Ali Hendek gününde Amr bin Abdeved'i öldürdüğünde Allah-u Teala şu ayeti indirdi: "Allah müminlere Ali ile kifayet etti."[32]

    Celaleddin es-Suyuti rivayet eder ki: "Allah müminlere Ali ile kifâyet etti" ayeti Abdullah bin Mesud'un mushafındandır." (Elimizdeki Kuran'da "Ali ile" (Bi Ali) sözcükleri bulunmamaktadır. Elbette Ali kelimesinin söz konusu mushafta tefsir mahiyetinde bir açıklama mahiyetinde olması muhtemeldir.)[33]

    c) Abdullah bin Mesud "Allah müminlere kifayet etti" ayetini şöyle okurdu: "Allah müminlere Ali ile kifayet etti."[34]
    İbn-i Abbas ve Mücahit dediler ki: Ali'nin dört dirhemi vardı, birini gece birinigündüz, birini gizli, birini de açık olarak nafaka verdi. Sonra şu ayeti şerife indi: "Mallarını gece, gündüz, gizli ve açıkta harcayanlar yok mu, onların ödülleri Rableri yanındadır, onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar." (Bakara Süresi 274. Âyet)[35]

    19. "Sizin veliniz ancak ve ancak Allah'tır, Resulü'dür ve iman edip de namaz kılıp da rüku halinde zekat veren müminlerdir." (Maide Süresi 55. Âyet) Bu ayet Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Mescitte namaz kılarken rüku halinde olduğu anda parmağındaki yüzüğünü sâile sadaka olarak vermişti. "[36]

    20. Abdurrahman bin Kesir dedi ki: "İmam Cafer-i Sadık (a.s)' a Allah'ın bu buyruğu: "Onlar birbirlerine neyi soruyorlar, o büyük haberi mi? Onda ihtilafa düşmüşlerdir." (Nebe Süresi 1., 2. ve 3. Ayetler) Ve şu buyruğu: "Velayet hak olan Allah içindir." (Kehf Süresi 44. Âyet) hakkında sordum. Buyurdu ki: Emir'ül Müminin Hz. Ali (a.s)'ın velayetidir. (Ayette velayetin Allah için olduğu ile bu hadiste söz konusu velayetten maksadın Allah için olduğunun açıklanması arasında bir çelişki yoktur çünkü Hz. Ali'nin velayeti Allah Teala'dan kaynaklandığı ve onun emriyle gerçekleştiği için bu velayeti Allah'a ve Hz. Ali'ye isnat etmenin arasında bir çelişki yoktur.) Kendisi şöyle diyordu: Allah'ın benden daha büyük bir haberi ve daha büyük bir ayeti yoktur."[37]












    --------------------------------------------------------------------------------

    [1]- (el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c. 1, s.43 Hadis No: 85 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.126 / Ebu Naim' in "Nur'ül Müşteal" s.37)

    [2]- (el-Künci' nin "Kifayet' üt Talib" s.108 / el-Bağdadi' nin "Tarih-i Bağdat" c. 6, s.221 Hadis No: 3275 / el-Suyuti' nin "Tarih'ül Hulefa" s.172 / İbni Hacer el-Heytemi' nin "Sevaik' ul Muhrika" s.125 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.431 Hadis No: 941 / eş-Şeblenci' nin "Nur'ül Absar" s.73 / Ebu Naim' in "Nur'ül Müşteal" s.35 / Suyuti' nin "Leali" c.1, s.192 / İs'af'ür Rağibin s.176 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.286 )

    [3]- (İbni Hacer el-Heytemi' nin "Sevaik' ul Muhrika" s.127 /eş-Şeblenci' nin "Nur'ül Absar" s.73 / el-Suyuti' nin "Tarih'ül Hulefa" s.171 / el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c. 1, s.39 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.125 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.430 Hadis No: 940 )

    [4]- (Süleyman el-Kunduzi' nin " Yenabi' ul Mevedde" s.77)



    [5]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.77)

    [6]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.77)

    [7]- (el-Hakim Nişaburi' nin "el-Müstedrek ala Sahihayn" c.3, s.129 el-Hakim burada diyor ki: Bu hadisin isnadı sahihtir. Ama ihraç etmemişler (Buhari ve Müslim ) /el-Heysemi' nin "Mecma' üz Zevaid" c.7, s.41 / el- Müttaki el-Hindi' nin "Kenz' ul Ummal" c.1, s.251 / el-Tabari' nin "Cami' ul Beyan" tefsiri c.8, s.108 / İbn-i Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.416 / Suyuti' nin "ed-Derr' ül Mensur" tefsiri c.4, s.608 / İbn-i Arabi' nin "Mucem eş-Şuyuh" c.2, s.120)

    [8]- (el-Suyuti'nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.4, s.45 / Tefsir-i İbn-i Kesir c.3, s.502 / Tefsir-i Tabari c.13, s.108 Hadis no: 20161 / Fahrettin Razi' nin "Tefsir-i Kebir" c.19, s.14 / el-Hakim'in "Müstedrek ala Sahihayn" c.3, s.129 / el-Alusi'nin "Ruh'ul Meani" tefsiri c.13, s.97 / ez-Zerendi'nin "Nazım Dürer es-Simtayn" s.90 / el-Haskani'nin "Şevahid'üt Tenzil" c.1, s.293 / el-Sabbağ el-Maliki'nin "Füsul el-Mühimme" s.107 / eş-Şeblenci'nin "Nur'ül Absar" s.71 / el-Hamvinieş-Şafii'nin "Feraid es-Simtayn" c.1, s.148 / el-Müttaki el-Hindi'nin "Muntahab'ul Kenz" c.5, s.34 / İbn-i el-Cevzi'nin "Zad'ül Mesir" c.4, s.307 / el-Künci eş-Şafii'nin "Kifayet üt-Talip" s.233 / İbn-i Asakir eş-Şafii'nin "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.416 / Hadis no: 923 / el-Zehebi'nin "Mizan'ül İtidal" c.1, s. 482 / el-Askalani'nin "Lisan'ül Mizan" c.2, s.199 / el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s. 238 / Ebu Naim'in "Nur'ül Müşteal" s.119)

    [9]- (el-Haskani' nin "Şevahid' et-Tenzil" c.2, s.106 / Yenabi ul Mevedde s.238, 296 / İbni Hacer'in "es-Sevaik'ul Muhrika" s.89 )

    [10]- ( el-Menakib-i Harezmî s.195)

    [11]- (Süleyman el- Kunduzi' nin "Yenabi'ul Mevedde" s.235)

    [12]- (Menakıb-ı Meğazeli s.321)

    [13]- (Süleyman el- Kunduzi' nin "Yenabi ül Mevedde" s.111)

    [14]- (Ebu Naim' in "Nur' ül Müşteal" s." s.227 / el-Haskani' nin "Şevahid' üt-Tenzil" c.2, s.178 Hadis no: 883 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.421 / El-Künci' nin "Kifayet' üt Talib" s.235 / el-Menakıb-ı Megazeli s.315 Hadis no: 359 / Suyuti' nin "ed-Derr' ül Mensur" tefsiri c.6, s.66 / el-Alusi' nin Ruh' ul Meani c.26, s.71 / el-Şevkani' nin "Feth'ül Kadir" c.5, s.39 / İbn'ül Esir' in "Üsd'ül Gabe" c.4, s.29)

    [15]- (Tefsir-i Tabari c.17, s.5 / Tefsir-i İbn-i Kesir c.2, s.571 / el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c.1, s.436 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.119)

    [16]- (el-Suyuti'nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.3, s.617 / Menakıb-ı Hüvarezmi / el-Kunduzi el-Hanefi'nin "Yenabi'ül Mevedde" s.109 / el-Haskani'nin "Şevahid'üt Tenzil")

    [17]- (Tefsir-i Keşşaf mezkur ayetin tefsirinde. / Nehc' ül Hak s.235)

    [18]- (İbni Hacer el-Heytemi' nin "Sevaik' ul Muhrika" s.154 / eş-Şeblenci' nin "Nur'ül Absar" s.105 / el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c.2, s.356 Hadis No: 1126 / Ebu Naim' in "Nur'ül Müşteal" s.274 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.301 / el-Suyuti' nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.6, s.379 / el-Heysemi' nin "Mecma' üz Zevaid" c.9, s.131 / el-Şevkani' nin "Feth' ül Kadir" tefsiri c.5, s.464 / İbn-i Sabbağ el-Maliki' nin "Füsul el-Mühimme" s.122 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.344 / Tefsir-i Alusi c.3, s.171 / el-Müttaki el-Hindi' nin "Kenz' ul Ummal" c.13, s.156 / el-Münavi' nin "Künuz el-Hakaik" s.92 )

    [19]- (el-Suyuti' nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.6, s.379 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.442 Hadis No: 958)

    [20]- (Menakıb-ı Meğazeli s. 171 / Suyuti' nin "el-İklil" s.98 / ed-Deylemi' nin "Firdevs el-Ahbar" 14. Bab / Tefsir-i Levami c.9, s.277 / İhkak' ul Hak c.3, s.307 / Nehc' ül Hak s.191 )

    [21]- (el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c.1, s.202 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.101)

    [22]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.101)

    [23]- (Tefsir-i İbn-i Kesir c.4, s.283 / el-Suyuti' nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.6, s.154 tefsiri / İbni Hacer el-Heytemi' nin "Sevaik' ul Muhrika" s.123 / el-Alusi' nin "Ruh'ul Meani" tefsiri c.27, s.114 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.60 )

    [24]- (el-Künci' nin "Kifayet' üt Talib" s.25 / Menakıb-ı Hüvarezmi s.121 / el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c.2, s.156 / el-Tabari' nin "Zehair' ul Ukba" s.69 / el-Müttaki el-Hindi' nin "Kenz' ul Ummal" c.6, s.156 / el-Heysemi' nin "Mecma' üz Zevaid" c.9, s.108 / el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.82)

    [25]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.102 )

    [26]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.102)

    [27]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.239)

    [28]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.104)

    [29]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.102)

    [30]- Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.103)

    [31]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.104)

    [32]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.137)

    [33]- (Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.137)

    [34]- (el-Suyuti' nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.5, s.193 / Ebu Naim' in "Nur'ül Müşteal" s.172 / el-Haskani' nin "Şevahid' üt Tenzil" c.2, s.3 Hadis No: 629 / Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.95 / el-Künci' nin "Kifayet' üt Talib" s.234 / el-Zehebi' nin "Mizan' ül İtidal" c.2, s.17 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.420, Rakam: 927 / İbn-i Batrik' in "Hasais Vahy'ül Mubin" s.219 Hadis No: 166)

    [35]- (el-Suyuti' nin "ed-Derr'ül Mensur" tefsiri c.1, s.363 / Menakıb-ı Hüvarezmi s.198 / Menakıb-ı Meğazeli s.280 / el-Heysemi' nin "Mecma' üz Zevaid" c.6, s.324 / el-Tabari' nin "Zehair' ul Ukba" s.88 ve "Riyad' ul Nadara" c.2, s.206 / Süleyman el-Kunduzi' nin "Yenabi' ul Mevedde" s.92, 290)

    [36]- (Mealim'üt Tenzil c.2, s.67 / İbni Asakir' in "Tarih-i Dimaşk" c.2, s.410 / İbn-i Kesir' in "el-Bidayetü ven-Nihaye" c.7, s.357 /Medarik'üt Tenzil c.1, s.420 / Tefsir-i İbn-i Ebi Hatim c.2, s.61)

    [37]- (Süleyman el-Kunduzi'nin "Yenabi'ul Mevedde" s.495)​
    8 Ekim 2008
    #1
  2. Kur'an' da hz. Ali aleyhisselam Cevapları

  3. Allah razı olsun Allah bize onların şefaatini nasip eylesin.......

    "Ben kimin mevlası isem Ali'de oun mevlasıdır"....peygamberimiz

    onların yoluna kurban olayım
    18 Ekim 2008
    #2
  4. Allah bizi Hz.Ali'nin yolundan ayırmasın..
    20 Ekim 2008
    #3
  5. ilginize teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim
    14 Kasım 2008
    #4
  6. EYYY!!! ALLAHTAN KORKMAZLAR AYET DİYE VERDİĞİNİZİN YASİN SURESİNİN 12. AYETİYLE İLGİSİ ALAKASI YOKTUR.AYET DİYE VERDİĞİNİZ:"Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız" (Yasin Süresi: 12. Âyet) ALLAH AŞKINA SİZ HİÇ KURAN-I KERİMİ AÇIP BAKTINIZ MI???FAKAT SUÇ SİZDE DEĞİL SİZE GÜVENİP DEĞER VERİP İNANANLARDA!!! ŞU AN ELİMDE SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI MEDİNE-İ MÜNEVVERE 1987 BASKILI PROF.DR.ALİ ÖZEĞİN BAŞKANLIĞINDA HAZIRLANMIŞ KURAN-I KERİM MEALİ VAR BU BASKIDA YASİN SURESİNİN 12. AYETİ 439. SAYFADADIR VE ŞU ŞEKİLDEDİR:((ŞÜPHESİZ ÖLÜLERİ ANCAK BİZ DİRİLTİRİZ.ÖNDEN GÖNDERDİKLERİ İŞLERİ VE BIRAKTIKLARI ESERLERİ YAZARIZ.ZATEN BİZ,HER ŞEYİ APAÇIK BİR KİTAP(OLAN LEVH-İ MAHFUZ'DA) SAYIP YAZMIŞIZDIR. (YASİN :12.AYET) ŞİMDİ SÖYLEYİN BANA SİZİN ELİNİZDE OLAN KURANDA BU ŞEKİLDE DEĞİL Mİ? ÖYLEYSE SİZ BİLMEYEN ZAVALLILARI KURAN DİYE YUTTURUYORSUNUZ.AMA MÜSLÜMANIM ALEVİYİM DEYİP DE KURAN OKUMASINI BİLMEYENLERE KUR'AN DİYE YUTTURUN ÇÜNKÜ KUTSAL KİTABINI TANIMAYANIN HALİ SİZİN ELİNİZDE OYUNCAK OLMAKTIR.HZ. ALİ RADİYALLAHÜ ANH SAĞ OLSAYDI SİZLERİ DEĞİL ALEVİ İNSAN OLARAK BİLE DEĞERLENDİRMEZDİ ÇÜNKÜ HAKİKİ MÜMİN KURANDAN DİYE AYET UYDURMAZ!!!! ALLAH HİDAYET NASİP ETSİN AMİN
    14 Kasım 2008
    #5
  7. tesadüfen bu yazıları okumuş bulunuyorum ve gerçekten hayretler içinde kaldım Yasin Suresini bir okuyun ("Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız" (Yasin Süresi: 12. Âyet) diyemi yoksa (ŞÜPHESİZ ÖLÜLERİ ANCAK BİZ DİRİLTİRİZ.ÖNDEN GÖNDERDİKLERİ İŞLERİ VE BIRAKTIKLARI ESERLERİ YAZARIZ.ZATEN BİZ,HER ŞEYİ APAÇIK BİR KİTAP(OLAN LEVH-İ MAHFUZ'DA) SAYIP YAZMIŞIZDIR. (YASİN :12.AYET) diyemi geçiyor? ekber.star arkadaşımız elbetteki doğrusunu yazmış.
    işin ilginci diğer yazıları iyi okuduğunuzda göreceksinizki Hz.Ali bazen (haşa) ilah,bazen ilah'tan bile öte,bazen peygambere ortak,bazen peygambermiş gibi vurgulanmış aslında anlaşıldığı kadarı ile bunları yazan arkadaşın hiçbir din bilgisi olmadığı anlaşılıyor ama bilesinizki bunlar Allah'ın kesinlikle affetmeyeceği şirk suçunu işliyorlar tabi isteyen istediğinde hürdür ama birilerini kandırma tehlikesi olmasa banane der geçerdim Allah hepimizi affetsin
    2 Mart 2009
    #6
  8. Ra’d Sûresi 7 - İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.

    Sâffât Sûresi 22,23,24 - Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

    Tekâsür Sûresi 8 - Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?

    A’râf Sûresi 172 - Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

    A’râf Sûresi 44 - Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.

    A’râf Sûresi 46 - İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur7 A’râf 8 üzerinde de bir takım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selam olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.

    Vâkı’a Sûresi 10,11 - (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir.

    Zuhruf Sûresi 45 - Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?

    Ra’d Sûresi 43 - İnkar edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.”

    Ahzâb(*) Sûresi 25 - Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

    Mâide(*) Sûresi 55 - Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.

    Nebe’ Sûresi 1 - Birbirlerine neyi soruyorlar?

    Nebe’ Sûresi 2,3 - Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?

    Kehf Sûresi 44 - İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
    7 Mart 2009
    #7
  9. Allah razı olsun .Allah Hz.Ali nin şefaatini nail etsin bizlere...
    17 Mart 2009
    #8
  10. Yasin Suresi 12.Ayet



    İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin). ​



    1.innâ: muhakkak ki biz
    2.
    nahnu: biz
    3.
    nuhyi: diriltiriz
    4.
    el mevtâ: ölüler
    5.
    ve nektubu: ve yazarız
    6.
    mâ kaddemû: takdim ettikleri şeyleri
    7.
    ve âsâre-hum: ve onların eserleri
    8.
    ve kulle şey'in: ve herşey, hepsi
    9.
    ahsaynâ-hu: onu saydık
    10.
    : içinde
    11.
    imâmin: önder, rehber, imam
    12.
    mubînin: açıkça, apaçık

    Çeşitli Alimlerin Tefsirleri:



    İmam İskender Ali Mihr :Muhakkak ki Biz, ölüleri diriltiriz. Ve takdim ettiklerini ve onların eserlerini yazarız. Ve herşeyi İmam-ı Mübin'de (apaçık bir rehber'de) saydık (tespit ettik).

    Diyanet İşleri:Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.

    Abdulbaki Gölpınarlı:Şüphe yok ki biz, ölüyü diriltiriz ve yazarız önceden, dünyâda yaptıklarını ve sonradan bıraktıkları izleri ve her şeyi apaçık bir kitapta sayıp yazdık, takdîr ettik.

    Adem Uğur:Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır.

    Ali Bulaç:Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitapta tesbit edip korumuşuz.

    Ali Fikri Yavuz:Gerçekten biz, ölüleri diriltiriz; (ölümlerinden önce iyi ve kötü) ileri gönderdikleri amelleri ve (öldükten sonra) geri bıraktıkları (iyi ve kötü) eserleri yazarız. Biz her şeyi İmam-ı Mübîn’de= Levh-i Mahfûz’da yazıp saymışızdır.

    Bekir Sadak:suphesiz oluleri dirilten, islediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herseyi, apacik bir kitabda saymisizdir. * Celal Yıldırım:Şüphesiz biz, evet biz, ölüleri diriltiriz; önden gönderdikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri (koydukları izleri) yazarız. Ve her şeyi açık ve açıklayıcı bir Ana Kitap'ta sayıp tesbit etmişizdir.

    Diyanet İşleri (eski):Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır.

    Diyanet Vakfi:Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır.

    Edip Yüksel:Ölüleri biz, evet biz diriltiriz, onların yaptıklarını ve (ölümlerinden sonraki) sonuçlarını yazarız. Biz herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır:Hakıkat biz. Biziz, ölüleri diriltiriz ve takdim ettikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz ve zaten her şeyi açık bir kütükte bir «İmam-ı Mübîn» de ihsa etmişizdir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş):Gerçekten Biz. Biziz, ölüleri diriltiriz; önden gönderdiklerini ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz. Zaten herşeyi açık bir kütükte «İmam-ı Mübin» de de ihsa (sayıp tesbit) etmişizdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2):Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir «imam-ı mübin»de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir. Fizilal-il Kuran:Biziz, biz ki, ölüleri diriltiriz ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Biz; her şeyi, apaçık bir Kitab'a yazmışızdır.

    Gültekin Onan:Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta / Levh-i Mahfuz'da tesbit edip korumuşuz.

    Hasan Basri Çantay:Hakıykat, ölüleri biz diriltiriz biz. Önden gönderdikleri şeyleri ve (bırakdıkları) eserleri de biz yazarız. (Zâten) biz her şey'i apaçık bir kitabda (yazıb) saymışızdır.

    İbni Kesir:Şüphesiz ki ölüleri, Biz diriltiriz Biz. İşlediklerini ve geride bıraktıklarını Biz yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitabda saymışızdır.

    Muhammed Esed:Gerçek şu ki Biz, ölüyü yeniden hayata döndüreceğiz ve onların gelecek için yaptıkları her türlü (eylemi) ve geride bıraktıkları bütün (iyi ve kötü) izleri kayda geçireceğiz. Zira biz, her şeyin apaçık kaydını tutarız.

    Ömer Nasuhi Bilmen:Şüphe yok ki, Biz ölüleri diriltiriz ve onların önden göndermiş olduklarını ve eserlerini yazarız. Ve zâten herşeyi pek apaçık bildiren bir Levh-i Mahfuz'da zabtetmişizdir.

    Şaban Piriş:Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz ve onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her şeyi açık bir kumanda altında toplamışızdır!

    Suat Yıldırım:Ölüleri diriltecek Biz’iz. Yaptıkları her şeyi ve bütün izlerini bir bir kaydeden Biz’iz. Velhasıl her bir şeyi, apaçık bir kitap’ta sayıp döken Biz’iz.

    Süleyman Ateş:Biziz, biz ki, ölüleri diriltiriz ve öne sürdükleri işleri ve bıraktıkları eserleri yazarız. Zaten biz, her şeyi apaçık bir kütüğe ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.

    Tefhim-ul Kuran:Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini de biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık olan bir kitapta tesbit edip korumuşuz.

    Ümit Şimşek:Ölüleri diriltecek olan Biziz. Onların yaptıkları işleri de, arkada bıraktıkları izleri de yazarız. Biz herşeyi apaçık bir kitapta sayıp dökmüşüzdür.

    Yaşar Nuri Öztürk:Biz, yalnız biz, ölüleri diriltiriz ve onların önden gönderdiklerini de eserlerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntılı olarak kaydetmişizdir.


    Burada alimlerin tefsirinden genellikle "biz herşeyi apaçık bir kitapta saymışlızdır" diye geçmekte.

    Bende size bu şekilde tefsir edenlerin ne kadar yanlış yazdığını söyleyim.Arapçasına baktığınız vakit imam diye geçmektedir.Aşağıda daha detaylı açıklıyorum...İşte Ayet:

    İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin).

    Burada imamin mubin kelimelerinin tefsirine bakarsanız;

    imamin:önder, rehber, imam
    mubinin:açıkça, apaçık

    şimdi ey güzel kardeşim kelime anlamları bunlar iken senin idda ettiğin tefsirden nasıl bunları çıkarabiliyorsun.demekki neymiş "biz herşeyi apaçık bir kitapta saymışız" değil, gerçeği şudur; "biz herşeyi apaçık bir imamda saymışız" olacaktır...

    Bende sana diyorumki işte bu tefsirleri yapanlar olayı çarpıtmaya çalışıyorlarki senin gibilerden gerçekleri gizleyebilmek için.Ve son olarak şunu da belirteyim ki; bu ayetlerin hepsi ehli sünnet kaynaklarında bulunmakta.SAdece Ehli sünnet kaynaklarında değil diğer mezheplerin kaynaklarında da bulunmakta.Ehli sünnet kaynaklarını veya diğer mezheplerin kaynaklarını inkar ediyorsanız senin mezhebin nedir diye merak ederim...Allah akıl şuur versin ve doğru yola iletsin....
    31 Mayıs 2010
    #9
  11. b) Ammar bin Yasir hazretleri dedi ki: "Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) ile beraber giderken, karıncalarla dolu bir vadiye vardık. Ben ona: "Ey Müminlerin Emiri, Allah'ın yarattıklarından bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi mevcut olduğunu bilen birini bilir misin?" diye sordum. Hz. Ali şöyle cevap buyurdu: "Evet, ben bir kişiyi tanırım ki bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi olduklarını bilir." Ben dedim ki: "O kişi kimdir?" Buyurdu ki: "Ey Ammâr, Yasin süresindeki (12. Âyet) "Biz, her şeyi apaçık bir imamda saymışız" ayetini okumadın mı?" Dedim ki: "Evet ey mevlam." Bunun üzerine Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: "İşte o apaçık İmam, benim. (Karıncaların sayısını, içlerinde kaç erkek ve kaç dişi olduklarını da ben bilirim.)"[5]

    ben burdaki mevlam kelimesini okuyunca kıllandım bakınca düpedüz şirk zannediyo insan ama vermidonun yorumunu okuyunca mevlam nedemekmiş bi bakıyım dedim ve şunu bulunca cahilliğimden utandım.

    "Mevla kelimesi de yedi manaya gelir. Meşhur olan üç manası ilah, köle ve efendi demektir.

    (Mevlamızın rahmeti boldur) cümlesinde mevla, ilah manasındadır.

    (Mevlana Halid-i Bağdadi, Mevlana Celaleddin-i Rumi kıymetli zatlardır) cümlesindeki mevla kelimesi, efendi demektir. Mevlana, efendimiz demektir.

    (Hazret-i Bilal, Hazret-i Ebu Bekrin mevlası idi) cümlesinde mevla, azat edilmiş köle manasına gelir.

    Bunun gibi bir çok kelime kullanıldığı yere göre mana alır. Sultanlar veya diğer büyük zatlar hakkında şanlarına yakışmayan bir şey duyunca, işin aslını öğrenmeden onlara su-i zan etmemelidir."(bu alıntı)

    allah yanlışlıkla şirke girdiğimizde veya yanlışlıkla başkalarını şirkle suçladığımızda hatamızı çabuk farkedip vazgeçmeyi bize nasip etsin.
    bunu paylaşan arkadaşada teşekkürler +rep
    31 Mayıs 2010
    #10
  12. Evet arkadaşlar arap edebiyatı bilmeyenler bir şey duyduklarında aman efendim öyle şeymi olur falan diye hemen köpürmeye başlıyor.Arap dili ve edebiyatı en zengin dildir.bir kelime onlarca manaya gelmektedir.Kelimenin nerede kullanıldığı ile alakalı olarak anlamı değişir.

    Kimileri bunu yanlış anladığı için sağa sola iftira atar kimileri de bilerek gerçek anlamlarını çarpıtarak iftira atar.Bu yüzden kimse oyuna gelmesin.Eğer aklınıza ters düşen bir tefsir ile karşılaştığınız zaman o tefsirin kelime manasına kadar inceleyiniz.Farklı kaynaklardan farklı tefsirlerden faydalanın.Hiç bir şey bulamazsanız bir bilene sorun.

    Kuran boşuna dememiş; "Eğer siz bilmiyorsanız, zikir ehlinden sorun." (Nahl;43)" diye...
    1 Haziran 2010
    #11
  13. ozaman sende araştır . ruhani boyutunu bu durumun. bakalım sen neler öğreneceksin
    29 Haziran 2010
    #12
  14. calısmalarında basarılar dilerim
    21 Ağustos 2010
    #13
  15. [sıze=5]kardeşlerim ayetleri yanlış yazıyorsunuz saptırmayın ve sapıtmayın allah muhafaza helak olursunuz. Hz ali evliyalar evliyasıdır ona ağır yükler yüklemeyin o mubarek bir sahabi ve hz muhammed s.a.v efendimizin damadıdır. Hakkınızda allah hayırlısını versin doğru yola erdirsin ne diyeyim yazık çok yazık NEREDEYSE İLAH NERDEYSE PEYGAMBER YAPICAKSINIZ HZ.ALİ R.A YI
    12 Nisan 2011
    #14
  16. Arkadaşım Yasin Suresi 12. Ayette Buyurur Ki Şüphe yok ki biz, ölüyü diriltiriz ve yazarız önceden, dünyâda yaptıklarını ve sonradan bıraktıkları izleri ve her şeyi apaçık bir kitapta sayıp yazdık, takdîr ettik. KuLLandığın keLimeLerin Manasını İyi Düşünerek Yaz Bir İmamda DeğiL Bir Kitapta TopLadık Diyor DüzeLtmenizi Rica Ederim...
    1 Mayıs 2011
    #15
  17. MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN -DİVAN-I KEBİR
    MEVLANA’NIN DİLİNDEN HZ. ALİ (“NA’AT-I ALİ”)
    O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak’la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir…Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali’nin vasfıdır. Hakk’ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı’nın zatına yapışmış “O” olmuştur. Hani duyduğun lahutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hak’tan Hak’la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali’dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, herşeyin bilginidir.İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hak iledir; Hak ondan görünür. Hakka ki, o Hak ile ebedidir.Ademin toprağı onun nurundan idi, o sebeple meleklerin tacı oldu; Allah’ın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Adem, herşeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Adem, O imamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi…Şit, kendinde Ali’nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrud’un ateşi, o Allah’ın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail’e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf’un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran’ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: “Yarabbi! Bana bu lütfundan bir alamet ver.” Hak ona: “İşte sana nurlu eli verdim” dedi. Gene Ali’nin vergisidir ki, Meryem’e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi…O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, hakka yakınlık gecesinde, Allaha kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali’nin nutkunu, Ali’den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali’den başka bulunmaz.(1)Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:
    -Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.
    Allah’a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir…O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:
    -Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.(2)
    Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi…İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O’dur.Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O’dur.
    * * *
    Âyine tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme
    Nazar eyledim özüme, Ali göründü gözüme
    Âdem Baba Havva ile, Hem Allemel’esmâ ile
    Çerhi felek semâ ile, Ali göründü gözüme
    Hazreti Nuh Neciyyullah, Hem İbrahim Halilullah
    Sinâ’da Kelimullah, Ali göründü gözüme
    İsâ’yı Ruhullah oldur, İki âlemde Şah oldur
    Müminlere penah oldur, Ali göründü gözüme
    Ali evvel Ali âhır, Ali bâtın Ali zâhir
    Ali tayyib Ali tahir, Ali göründü gözüme (* Hilmi Dede)
    * * *
    23 Ocak 2012
    #16
  18. Karıncaların sayısını nasıl biliyor kardeş, vahiy mi geliyor? yoksa rüyasında mı görüyor? Peygamber efendimize bile sadece belli konularda gaybi bilgiler verilirken ve bunlar kuranda mevcutken, bunun dışında da ben bile sonumun ne olacağını bilemem dediğini bildiğimiz halde bu tip yüceltmek adına uydurulmuş fakat o mubarek zatı küçük düşürücü hurafeleri ne diye buraya koyuyorsunuz. O zaman hakem olayının sonunu niye görmedi, neden peygamber efendimizi muaviyeye karşı uyarmadı, neden ensarında halifelikte adayı olduğunu bildirmedi vs.vs. karıncayı bilen bunları her türlü bilmeliydi diye düşünüyorum.

    Biraz önyargılardan sıyrılıp düşünmek lazım bu konuları, Allah adilse ve peygamberindende kulu ve elçisi diye bahsediyorsa, biz nasıl oluyorda bu kadar insanüstü gücü yüklüyoruz Peygamberimize ve Hz. Ali'ye?

    Siyasetin, makam mevkinin, adaletsizliklerin getirisi hurafeler ve yanlışlarla dolu bir inanç sisteminin temelini atmış ne yazıkki. Allah sonumuzu hayretsin.
    2 Temmuz 2012
    #17
soru sor

Kur'an' da hz. Ali aleyhisselam

Alakalı Aramalar:

  1. razi tefsiri kebir araf suresi 172