Korku Hikayeleri

İsimli konu WH 'Garip Olaylar' kategorisinde, kenanemrem üyesi tarafından 9 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Korku Hikayeleri. MEZARLIKTAKI GELIN Bir akraba dügününden dönen Kemal ve arkadasi Recep, 20 kasim aksami, yaklasik 00.30 sularinda sehir mezarligindan otomobille... Korku > Korku ...

  1. MEZARLIKTAKI GELIN

    Bir akraba dügününden dönen Kemal ve arkadasi Recep, 20 kasim aksami, yaklasik 00.30 sularinda sehir mezarligindan otomobille geçiyorlardi.

    Her iki tarafi mezarlik olan dar bir yoldu geçtikleri. Aniden soldaki duvarin üstünden, arabanin önüne beyaz bir sey atladi. Iki arkadas bunun beyaz bir köpek olabilecegini düsündü. Ancak normal sartlarda ona çarpmalari gerektigi halde her ikisi de çarpma sesi duymamis ve çok sasirmislardi.

    Arabayi durdurup arkalarina baktilar ama hiçbir sey görmediler. Her ikisi de garip bir seyler oldugunu fark etmislerdi. Mezarliktan çikmalarina çok az kalmisti ki, araci kullanan Recep bir çiglik atti. Dikiz aynasindan bakiyordu.

    Bunun üzerine arkaya dönüp bakan Kemal arka koltukta oturan gelinlik giymis bir kadin gördü. Kadin sessizce iki arkadasi izlemekteydi. Büyük bir korkuya ve telasa kapilan arkadaslar, mezarliktan nasil çiktiklarini ve arabadan nasil indiklerini hala hatirlamiyorlar. Ön cama yapismis bir sekilde arabayi durdurdular fakat kadin artik orada degildi.

    Bunun üzerine olayi arastirmaya baslayan Kemal, ayni gün ölen bir kadin oldugunu ögrendi. Kadin yakin bir köyde yapilan dügününden dönerken trafik kazasinda hayatini kaybetmisti. Ve öldügünde üzerinde gelinligi vardi.

    Ölen kadinin yakinlarini ziyaret eden Kemal , kadinin ayni kadin olup olmadigini ögrenmek istedi. Gittigi evde kendisine bir fotografi gösterildi. Fotograftaki kadin o gece otomobilin arka koltugunda gördügü kadindi. Ölen kadinin yakinlari da olaya sasirdilar. Bir daha o mezarliktan geçemeyen Kemal ve arkadasi, olayi bir süre daha irdelemelerine ragmen, o gün ölen kadinin neden onlara gözüktügünü ögrenemediler..

    ....................

    Alti yasimda sokaga çikmaya baslamistim (abim yanimda olmadan annem disari çikmama izin vermiyordu). Yine böyle birgünde abim beni yalniz birakmis, arkadaslariyla konusmaya dalmisti. Bende topumla bir saga sola kosuyordum. Zevkten dört köseydim, özgürdüm kocaman sokakta, topu istedigim kadar havaya atabiliyordum, evimizin dar koridorundaki kisa ve yorucu kovalamalar artik, uçsuz sokakta terden sirilsiklam olmaya birakmisti yerini... Sonra yine topun pesinden kosuyordum, kosarken arkamda birseyin nefes alip verdigini hissettim. Bu sefer beni kovalayan birsey vardi, o kocaman sokakta. Arkama bakmaya kalmadan kulagimin dibinde havlama sesleri yankilanmaya basladi. Hiç tereddüt etmeden aglamaya ve kosmaya basladim. Dün gibi hatirlarim agzimdan "anne geliyor, tut annecim, anne geliyor....." sözcükleri dökülüyordu. Sonra abim farketti ve kurtardi ama olan olmustu birkere...Olayin konusuda burda basliyor. Köpeklerin kovalamacasiyla baslayan korku, yerini geceleri gödügüm rüyalara birakti. Artik rüyalarimda sürekli kovalaniyordum, bazen seklini hiçbirseye benzetemedigim konusan insani varliklar, bazen yalvartan köpekler ve en garibi de üzerime örttügüm yorgandi. Bazi geceler rüyalarimda, uyumak üzereyken bogulmaya baslardim, beni bogan sey ise yorganimdi. Aniden heryanimi sararak üstüme bastirmaya baslardi. O an " nefesim kesilirdi, sanki bir caninin kucagina düsmüs gibi olurdum. Uyandigimda kendi sürekli kucaklarda bulurdum. Annem, abim ve babam bu üçlünün arasinda nöbetlese dolanirdim. Uykudan uyanirken kendini birinin kucaginda bulmak korkunun baska bir yüzü olsa gerek. Nedeni, sabaha kadar neler oldugunu hatirlmaya çalisip aklina geldikçe ayni korkulari tekrar tekrar yasamak. Hayatimdaki garipliklerden biride, annem beni yikarken banyoda benimle beraber yikanan çocuklar görürdüm, bazen sessizce aglamaya baslardim bazende bitene kadar sabirla izlerdim. Bunun yüzünden bir keresinde evin ortasinda legenin içinde bile yikandigimi hatirlarim. Korkular bizleri yipratir, sizlere tavsiyem yokmus gibi davranmayin, çünkü heran bir sürprizle karsilasip kötü sonuçlar dogurabilir. Halen rüyalarimla beraber yasiyorum, korkuyorum ve apansizca uyaniyorum ve düsünüyorum ki bende birilerinin korkulu rüyalari oluyorum. Bazen gözümü açtigimda evimden uzaklasmis ve sevmedigim insanlarin çok yakininda buluyorum...
    ...............................

    Mısır tarlası

    Köyün birinde genç bi kadın yalnız başına mısır tarlasında çalışırken, kolunu bi mısır kabuğu kesmiş. Kesik bayağı derinmiş. Kolunda şiddetli bi kanama başlamış. Kadıncağız da kan görmeye dayanamazmış. Hemen oracıkta, olduğu yere bayılıvermiş. Bir süre sonra ayılmış ve evine dönmüş.
    Aradan epey bi zaman geçmiş. Kadının yarası kapanmış ama kolu şişmeye başlamış. Sürekli bi karıncalanma hissi varmış kesiğin olduğu yerde. Durum böyle olunca, kadını doktora ***ürmüşler. Doktor muayene etmiş ama bi'şey bulamamış. Kesiğin mikrop kaptığını, bunun sonucunda da deri altında iltihap oluştuğunu düşünerek, şiş bölgeyi kesip içindeki iltihabı akıtmaya karar vermiş. Şişkin yere neşteri vurmasıyla kadının kolundan binlerce minik akrep dışarı fırlamış. Tabii kadın oracıkta kafayı yemiş.
    Meselenin aslı sonradan anlaşılmış. Meğer mısır tarlasında kadın baygınken bir akrep kadınının kesik koluna yumurtalarını bırakmış. Minik akrep yavruları da yumurtalarından çıkmış ve kadının kolunda gelişmeye başlamış. Gerisi de malum işte. Kadıncağız hala akıl hastanesinde, "Kolum şişti, kolum şişti" diye dolanıyomuş...
    ........................................

    Kızarmış hayalet


    Bu öykü Yeni Zelanda'dan Kay Martin' e ait: Akşam yemeğine arkadaşlarını çağıran Kay, yemekten önce küçük bir aperatif hazırlarken bir tavuğun acı acı bağırdığını duyar.

    Sesin nereden geldigini merak eden Kay bahçeye çıkar. Bahçede bir şey göremez.

    Ancak ses daha yakınlardan, hatta mutfaktan gelmektedir.

    Giderek yükselen sesin kaynağını keşfettigi zaman tüyleri diken diken olur. Kızarmasi için fırına yerleştirdiği tavuktan çığlık çığlığa sesler gelmektedir. "O anda elim ayağım boşandı. Tavuğu canlı canlı pişiriyorum sandım. Korkudan az daha ölüyordum." diyor..
    Tavuğun çığlıkları Kay'inkiler ile birleşince konuklar mutfaga üşüşür ve çığlıkların nedeni ortaya çıkar. Tavuğu fırından çıkartan konuklar, hayvan sogudukça seslerin kesildiğini fark ederler.

    Yeni Zelandâ da tavuk çiftliklerinde hayvanlar, bizde olduğu gibi boynu kesilerek öldürülmez.
    Kay'in akşam yemeği için hazırladığı tavuğun ses telleri kesilmediği için tavuğun karnında biriken buhar, hayvanın boğazından geçerken büyük bir basınçla ses tellerini harekete geçirmiştir.

    Bu olaydan sonra, tahmin edebileceginiz gibi, Kay bir daha evinde tavuk pişirmez...
    .......................................

    Güneşli bir pazar günüdür.Scott evinde oturup baseball maçı izlemektedir.Scott bir polisdir ve bugün izin günüdür.telefonu çalar.arayan kasabanın şerifidir.Scot:
    -evet ben scoot
    -scott çabuk merkeze gel
    -hey unuttun mu bu gün izin günüm
    -acil bir şey var
    -lanet olsun hep böyle yapıyorsun
    scott telefonu kapatır.üniformalarını giyer.evden çıkar.arabasına biner.merkeze giderken yolun ortasında bir adam görür.tam ona çarpmak üzereyken durur.arabasından çıkar.adam 50 yaşlarında biridir.üstünde eski bir kıyafet vardır.adama ''sen delirdin mi?'' der.adam cevap vermez.adamnın kolundan tutar ve kaldırıma ***ürür.arabasına biner ve yoluna devam eder.merkeze gider.şerifin odasına girer:
    -ne var?
    -bay jefferson'ların evinde bir cinayet işlenmiş
    Scott sasırmaktan cok nedenini merak eder.Çünkü jeffersonlar Anglehead kasabasının önde gelen ailelerindendir.Herkes tarafından sevilir, sayılırlar. Scott işin içinden cıkamamış bir ifadeyle:
    -Neden? diye sorar
    -henüz kesin bir bulgu yok.Evde bulunanlar birkaç kağıt parçası ve cesetler..
    Seni de bu yüzden çağırdım.Bu olayı çözmelisin.Kasaba halkı şimdiden konuşmaya başladı olayı.
    -garip..neden öldürmek istesinler ki..
    Olay yerine giden Scott söylendiği gibi ceset ve kağıt parçalarından başka bişey bulamaz.Ama birdakika bu kağıt parçaları...
    -evet evet bu kağıt parçaları ...
    scott eve dönüş yolunda sabah gördüğü adama rastlar yine. Arabasını kenara çekerken yaşlı adamın kaldırımın kenarında yere tuhaf şekiller çizdiğini görür. adam bir yandan da kendi kendine mırıldanmaktadır:
    -Geliyorlar, geliyorlar yüce tanrım bizi koru!
    olanlar ahenüz bir anlam veremeyen scott evine doğru yönelir. evde kendisini bekleyenlerden habersiz anahtarı kilide yerleştirip çevirir.
    içeri girdiğinde anlamsız şekiller ve kağıtlarla karşılaşır.scottun korkmasının nedeni evde yalnız yaşamasıdır.ve evin yedek anahtarı anahtarı yakın arkadaşı billdedir.hemen bill'i arar.
    -alo bill
    -kimsiniz
    -ben scoot, bill,evimin yedek anahtarı hala sende mi?
    -beyefendi,arkadaşınıza araba çarptı,şu an olay yerindeyiz,ekipler inceleme yapıyor.
    scott olay yerine gitmiştir.arkadaşınız gömleğini yırtıp cansız bedenine sarılmıştır.fakat kanla çizilen şekiller dikkatini çekmiştir.ve olay yerinde neredeyse çarpacağı adamı görmüştür.adamı görmesine rağmen kafasını karıştıran şudur.olay bir trafik kazası fakat zanlı billle yakın temas kurmuş
    Scoot adamla konuşmaya karar verir o sırada uzun siyah saçlı bir kadın Bill'in yanına koşarak gelir onu neden öldürdünüz diyebağıryordur. Etrafında onu sakinleştirmeye çalışan kalabalıktan sıyrılarak kadının yanına gelir
    -onun öldürüldüğünü nerden biliyorsun
    Adama aslında araba çarpmamıştır Boğazının arkasından hançerlenmiştir. Ama kimse farketmemiştir. Kadın şaşkın bir ifadeyle...
    - Şey ben.. Yani... Biilll sevgilim neden öldün..
    - Bırak numarayı soru sordum.. Ama önce adını söyle
    - Sarah..Burada konuşamayız..
    - Peki o halde evinde konuşabiliriz. Şimdi hiç birşey söylemeden arabaya bin..
    İkisi birlikte Sarah'ın kasabaya 15 km uzaklıkta ki evine doğru yol alırlar. Yolda bir ***** ölüsü vardır ağzında da kumaş parçası.. Scoot arabayı durdurur..
    köpeğin ağzındaki kumaş parçasını aldığınnda bunun üzerinde çizgiler görür ve bu çizgiller jeffersonların evinde gördükleri ile aynıdır Scoot anlar ki bu kişi yalnız insanları değil hayvanları da öldürüyordur.Ama o çizgilere tekrar baktığında o adamın yere çizdiği şekiller aklına gelir. bu olay üzerinde uğraştıktan sonra o adamı tanıyan kimse olmadığını görür.Adam bir süre önce esrarengiz bir şekilde gelmiştir kasabaya.Scoot olayı daha dikkatli inceler ve bunu yapanın bir kişi değil de bir yaratık olduğunu anlar.
    Aklına dedesinin ölmeden önce anlattığı bir olay gelir dedesi rahiptir. Jeffersonların büyk büyük annesi elizabeth tecavüze uğramış bundan sonra dilsiz kalmıştır.Tecavüz sonucu hamile kalmıştır. Doğn çocuk tamö bir ucubedir. Çocuğu öldürmek istemişler ve bu nedenle rahiple tartışmışlar. rahip en sonunda çocuğun öldürülmesinie izin vermiş. Scootun dedesi hep bunun vicdan azabı içerisindedir. Ölmeden önce de dedesinin çarşafı evet Scootun aklına şişe hızyla gelen bu hatıra belki de olayın çözümünü kolaylaştıracaktı. Ama neden?? bu bir vahşetti. Kanlı çarşafta işaretler vardı *****te ve jeffersonlarda bulunan işaret. Peki bu bir lanetse neden ölüm için bugüünü bekledi.
    Scootun dedeside bu ucube görünüşlü çocuğun ölmesine yardım ettiyse scootda öldürülecek miydi
    __________________
    Scoot bu olayı araştıracaktı.O adam.. onda bişeyler vardı?onu bulmalıydı ama nasıl bulacaktı ?? nasıl lanetlenmişti kim yapmıştı ve en önemlisi laneti nasıl ortadan kaldıracaktı ? Scoot bu soruların cevabını o heryerde rastladığı garip adamda bulacağına emindi. Bi an bütün bu soruların içinde boğulduğunu hissetti.Eve dönmeye karar verdi.Birazda olsa dinlenmeliydi.
    Uykusuz bir gecenin ardından ıssız sokakta merkezin yolunu tuttu.İçinde tuhaf bir his vardı .Sanki izleniyordu.Sakince, yanından geçtiği arabanın camından arka tarafa baktı.Evt !! işte orda tam arkasında.Yüzünü seçemiyordu kimdi o ??nie takip ediyordu ??yoksaa...
    .............................

    Işıkları açmadığın için memnun musun?

    İngiltere'de okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odada kalıyorlarmış. Bir gece kizlardan biri arkadaşının evine ders çalışmak için gidecekmiş.

    Diğer kızla vedalaşıp çıkmış ama daha yurttan 100 metre falan uzaklaşmış ki ders kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş. Odaya geri dönmüş tabiyatıyla. Kapıyı açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüş. "Banu yattı heralde" diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, "Şimdi kızcağızı rahatsız etmeyim, nasılsa arkadaşımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık" deyip çıkıp gitmiş. Ertesi sabah sınavdan sonra odasına döndüğünde bir de ne görsün! Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde oraya buraya dağıtılmış.

    Duvarda da (muhtemelen kızın kanıyla yazılmış) bir yazı varmış:
    "Aren't you glad, you didn't turn on the lights?"

    (Işıkları açmadığın için memnun musun?)...
    ..........................

    Hadi Tavla Oynıyalım

    Genç bi kız ailesinin evde olmadığı bi akşam arkadaşlarını davet etmiş. Kız kıza yemişler, içmişler, derken içlerinden biri “Hadi cin çağıralım” demiş. Ev sahibi kız da hiç inanmazmış böyle şeylere ama arkadaşlarına ayıp olmasın diye kabul etmiş. Harfler kesilmiş, fincan ortaya konmuş ve elele bir masanın etrafında daire olunup cin çağırma olayına girilmiş. Cin gelmiş gelmesine ama bizim kız hala fincanı arkadaşlarının ittiğini düşünüyomuş. Bi ara fincan hızlı hızlı harflere giderek şöyle demiş: “İçinizde bana inanmayan biri var. Yarın saat 4’te o kişiyle tavla oynamaya geleceğim!” Kızlar feci tırsmıslar ama ev sahibi kız hala dalgasındaymış işin. Saat çok geç olmadığı halde seans hemen bitirilmiş ve kızlar evlerine dağılmış.
    Bizimki zaten o tür şeylere hiç inanmadığından cin olayını ertesi sabah unutmuşmuş bile. Öğlene doğru telefon çalmış. Arayan, kızın çok sevdiği, çok iyi anlaştığı teyzesiymiş, “Bugün içimde bi sıkıntı var, evdeysen bi ara sana uğruycam. Dertleşelim biraz” demiş. Kız da sevinmiş teyzesini görecek diye, “Hemen gel, ben de seni çok özledim” demiş.

    Kız, teyzesini hakikaten dertli ve solgun görmüş. Hoşbeş etmişler ama teyze hala dalgınmış. Kız, “Teyzecim sen konuştukça daha kötü oldun, istersen başka bişey yapalım” demiş. Teyzesi de “O zaman tavla oynayalım. Ne zamandır seninle oynamadık. Kafam dağılır biraz” demiş. Kız tavlayı almaya giderken bi gece önceki olay aklına gelmiş, “Meğer benim teyzem cinmiş” deyip gülümsemiş.

    Kızla teyzesi güle oynaya tavla oynarken bi ara teyze tuvalete gitmek için kalkmış. O içerdeyken telefon çalmış. Arayan kızın babasıymış. Adamcağız çok üzgün bi sesle konuşuyomuş: “Kızım teyzen öğlen bi trafik kazası geçirdi. Durumu çok iyi değildi ama Allahtan ümit kesilmez deyip sana haber vermedik ama az önce teyzeni kaybettik, başımız sağolsun…
    ...................................

    Şeytanla Karşılaşma


    Balıkesir'deki bi kız lisesinde yatakhanenin birinde, kızları gece uyku tutmayınca birbirlerine hikayeler anlatmaya başlamışlar. Bunların çoğu da okullarına ait korkunç olaylarmış. Güya şeytan çok eski zamanlarda burada yaşayan bi ailenin fertlerine dadanmış ve onların ruhlarına giriyomuş. İnanışa göre şeytanın ayakları terstir ya, o insana da şeytan girince doğal olarak ayakları ters dönüyomuş.
    Aradan bi kaç saat geçmiş. Gruptakilerin uykusu gelince herkes yatağına gitmiş. Kızlardan biri accayip sıkışmış. Tuvalete gidecek ama anlatılanlardan epey bi korktuğu için gidemiyomuş. Alt ranzada yatan arkadaşını dürtüp uyandırmış. Diğer kız da bu hikayelerden en çok etkileneniymiş. Zaten zar zor uyuduğundan hiç kalkmak istememiş. Ancak arkadaşı ısrar edince onunla tuvalete gitmek zorunda kalmış. Arkadaşı tuvalete girince o da kapının önünde beklemeye başlamış.

    Diğer kız tuvaletten çıktığında bi tuhaf bakıyomuş. Bizimki anlatılanların etkisiyle de olsa gerek direkt kızın ayaklarına bakmış. Bi de ne görsün! Arkadaşının ayakları ters dönmüş. Parmakları arka tarafa bakıyomuş. Kızcağız çığlık çığlık kaçmaya başlamış. Koşarken de ara sıra arkasına bakıyomuş. Tam bu sırada koridorda belletmen öğretmenle çarpışmış. Kız nefes nefese başına gelenleri anlatmış. Sonunda, "Hocam inanamıyorum, ayakları resmen ters dönmüştü" demiş. Öğretmen, "Benimkiler gibi mi yani?" diyerek ayaklarını göstermiş. Kız kafasını aşağı indirince belletmenin ayaklarının da 180 derece arkaya baktığını görmüş. Napsın kızcağız, bu manzarayla beraber oracıkta aklını yitirmiş...
    ...........................

    Saati Orda duruyormuş


    Bi otomobil tamircisi ılık ilkbahar gecelerinden birinde evine giderken yolun kenarında bi araba ve arabanın başında da patlayan lastiği değiştirmeye çalışan iki güzel kız görmüş. Yardım amacıyla kenara yanaşmış. Ama istepne de patlakmış maalesef. Adam, “Bu saatte bunu tamir etmek imkansız. İyisi mi ben sizi evinize bırakayım, yarın bir çaresine bakarız” demiş.
    Evin önüne geldiklerinde kızlar adamı bi fincan kahve içmek için evlerine davet etmiş. Ev, bi apartmanın 7. katında, hoş bi daireymiş. İstepneyle uğraşırken elleri kirlendiğinden eve girer girmez adam banyoya gidip ellerini yıkamış. Bu arada OMEGA marka saatini de kolundan çıkarıp, aynanın önüne koymuş. Kızlardan birinin, “Kahve hazır” diye seslendiğini duyunca hemen ellerini kurulayıp banyodan çıkmış. O aceleyle de OMEGA marka saatini çıkardığı yerde unutmuş.

    Kızların sohbeti çok keyifliymiş. Grup vaktin nasıl geçtiğini anlamamış. Sonunda adam geceyi kızların evinde geçirmiş. Sabah da 7’de kalkıp işe gitmiş. Tamirhanesine vardığında saatini kızlarda bıraktığını farketmiş, “İyi bari, kızları tekrar görmek için bahane olur” diye düşünmüş.

    Akşam iş bitimi saatini almak için kızların evine gelmiş ama kapıcı bahsettiği kızların artık o dairede yaşamadıklarını söylemiş. Bu iki talihsiz kız 3 hafta önce trafik kazası geçirip ölmüşlermiş meğer. Şu an da, adamın onları ilk gördüğü yere çok yakın olan bi mezarlıkta yatıyolarmış. Tamirci duyduklarına inanamamış, “Nasıl olur? Ben dün akşam evlerinde onlarla beraberdim” demiş. Kapıcı bunun imkansız olduğunu söyleyerek adamı, kapısı avukat tarafından mühürlenmiş dairenin önüne ***ürmüş.

    Adam çok meraklanmış taabi. Ertesi gün avukata gidip durumu anlatmış ve beraberce kızların dairesine gelmişler. Mühürü açıp içeri girmişler. Adam doğruca banyoya gitmiş. OMEGA marka saat aynanın önünde bıraktığı gibi duruyormuş.....
    ...........................

    Bu olay 3 Ekim 2003 tarihinde gerçekleşti.Aşağıda anlatılanlar tamamen doğrudur!!! O gün benim doğum günümdü...Çağırdığım arkadaşlarımın gelmesini bekliyordum.İlk en iyi arkadaşım geldi(adını vermiyeceğim)sonra birlikte diğer arkadaşlarımın gelmesini bekledik. Herkez geldi ve bilgisayar oynuyacaktık.Her doğum günümde olduğu gibi annem evden gitti. Oyunumuz bitti ve arkadaşlarımın getirdiği hediyeleri açcaktım.Ondan önce arkadaşlarımdan biri hemen ortaya atıldı.Bence kimse yokken ruh çağıralım dedi.Bende arkadaşlarıma danıştım olur dediler.Aramızdan biri ruh diye bir şey yok dedi.Ama oda katılmak zorunda kaldı.Kimin ruhunu çağıralım diye düşündük.Kafadan birini attık ve geldi.Ruh sapık çıktı kız arkadışıma bazı sözler söyledi: *Senle yatıcam rüyana giricem.Sana tecavüz edicem bir daha rüyandan hiç çıkmayacağım. sen uyumak istemiycen her yerde artık beni görücen... sonra direk kız ortadan kalktı ve inanmayan arkadaşım bizim söylediğimizi sandı.Gülerek kalktı.Sonra pastayı yedik,hediyeleri açtım ve dışarı çıktık.Kız arkadaşım korkuyodu dışarıya çıktık ve gene o ruh geldi biz ruhu göremiyorduk ama gözüm önünde kız arkadaşım delirmiş gibi üzerime gelme diyordu.Sonra annem geldi olanları anlattık kız arkadaşım bir gün bizde kaldı.O benim yatağımda yatıyordu bende salonda.Gece 4 gibi bağırmaya başladı uyandırmaya çalıştık uyanmıyordu.En son bende cevşen vardı ve ona taktık üzerine su dök- tük uyandı rüyasında gene o ruhu görmüş ve ben gelmişim ona yardım etmişim... Bir daha ruh çağırmadık.......
    .......................
    9 Kasım 2007
    #1
  2. Korku Hikayeleri Cevapları

  3. abii bunlar nee yaa acayip korkunc
    9 Kasım 2007
    #2
  4. TŞklerr.cvp Bin İÇİn Daha Korkunclkarinida Bulurzzz...
    9 Kasım 2007
    #3
  5. güzel hikayelermiş..saolasın dostum..HACİİ..=)
    9 Kasım 2007
    #4
  6. Bİr Sey Degİl Hacii....
    9 Kasım 2007
    #5
  7. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Allah, ölüm vaktinde canları alır; ölmeyenin de uyku zamanında canını alır. Eceli gelen canı tutar; gelmeyeni, eceli gelinceye kadar salıverir. Bunda düşünen insanlar için ibretler vardır” (ez-Zümer 39/42) buyurulmuştur
    12 Nisan 2008
    #6
  8. sizleri tahmin ediyorimki hepiniz müslümansınız ben allah için hiç birinden korkmuyorum ve sizede korkmamanızı tavsiye ediyorum çünkü bunların büyük ihitmalle hepsi sadece hikaye allah istemedikçe hiçbiri gerçek olmaz ve allah ibret olmsaını istiyorsa bunlar sadece bu siteye girenler değil tüm dünya (bebekler dahi) bilir.ÇÜNKÜ
    12 Nisan 2008
    #7
  9. ÇÜnkÜ Allah In HerŞeye GÜcÜ Yeter.
    12 Nisan 2008
    #8
  10. Te$$$ekkürler :)
    12 Nisan 2008
    #9
  11. inanamak önemli değil önemli olan o anki hazıdr severim böyle korku hikayalerini paylaışım için saolasın
    12 Nisan 2008
    #10
  12. ayy tüğlerimm diken diken oldu özellikle cin çağırmaları
    12 Nisan 2008
    #11
  13. ßU Yasanmış bir olaydır ßir gün bn 14 yaslarındayken abimin arkadaslarıyla aksam merzarlığa gittik Mezarlıkta Mezarların üzerinden ışıklar çıkıyordu sonra netleşdi orda gelinle damat oyun oynuyorlardı Sonra abim İn arkadası Yanı Mustafa @Bi kangalı salıveldi korkmustuk köpek yollun ortasında ölüverdi o gün şokunu şimdi atlatamadık:uzgun:
    16 Haziran 2009
    #12
  14. eck

    eck

    Paylaşım için teşekkürler...:)
    16 Haziran 2009
    #13
  15. Aşırı korkunç diyemeyeceğim gülünç bunlar :D
    16 Haziran 2009
    #14
  16. katılıyorum
    16 Haziran 2009
    #15
  17. ay yarın kaldı okuyamadm ya çok korknç
    16 Haziran 2009
    #16
  18. Saol şu tavuk olayına kafayı taktım galiba...
    18 Haziran 2009
    #17
  19. wayy güzeldi bi de ewde yalnızdım bunu okurken ya biraz korktum açıkçası :kork:
    18 Haziran 2009
    #18
  20. okuyamadım biraz tırstım ama süper korkunçtur eminim
    12 Ocak 2010
    #19
  21. Paylaşım için teşekkürler =)
    29 Ocak 2010
    #20
soru sor

Korku Hikayeleri

Alakalı Aramalar:

  1. korku hikayesi öyküleri ve masalları

    ,
  2. Korkunç tecavüz hikayeleri