hürriyet kasidesi, günümüz Türkçesi ve Namık KEMAL

İsimli konu WH 'Edebiyat - Türkçe' kategorisinde, ¦Żακκυм¦ üyesi tarafından 10 Nisan 2010 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: hürriyet kasidesi, günümüz Türkçesi ve Namık KEMAL. HÜRRİYET KASİDESİ Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten Usanmaz kendini... Namık KEMAL HÜrrİyet Kasİdesİ ...

  1. HÜRRİYET KASİDESİ

    Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
    Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

    Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
    Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

    Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
    Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

    Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
    Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

    Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
    Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

    Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye
    Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

    Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
    Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

    Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
    Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

    Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake
    Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

    Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette
    Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

    Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi
    Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

    Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
    Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

    Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
    Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

    Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
    hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

    Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
    Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

    Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
    Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

    Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
    Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

    Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
    Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

    Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
    Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

    Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
    Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

    Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
    Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

    Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
    Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

    Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
    Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

    Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bidâd
    Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

    Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
    Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

    Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
    Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

    Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
    Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

    Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
    Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

    Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
    Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

    Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
    Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

    Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
    Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten

    NAMIK KEMAL




    HÜRRİYET KASİDESİNİN AÇIKLAMASI

    çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek
    kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık.

    kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz,
    mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz.

    eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma;
    yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez.

    vücudun mayası, vatan toprağıdır;
    bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz.

    dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir;
    insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir.

    hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile
    geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir.

    insanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir;
    insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler?

    kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır,
    fakat kendi nefsinden utanmaz.

    akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir.

    başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur;
    koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar.

    iktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar;
    metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer.

    kader, her feyzini, her lütfunu bir zaman için saklar;
    milletteki gevşeklikten, zayıflıktan sakın korkma!

    zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir;
    bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın.

    işık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir;
    tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın.

    biz o osmanlılar boyunun ulu soyundanız;
    mayamız, bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır.

    biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki
    bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.

    biz o yüce yaratılışlı milletiz ki
    hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir.

    hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert,
    yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı?

    cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa,
    yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir.

    felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin,
    millet yolunda hizmetten dönersem *****yim.

    bu yolda çektiğim acılar, sıkıntılar anılsın;
    bunun en basit zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir, yücedir.

    vatan, bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş,
    aşkına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor.

    korkudan, yalvarma yakarmadan uzağım;
    benim yanımda görevim menfaatimden, hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür.

    ey adaletsiz, milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın;
    senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir.

    zulüm ile, işkence ile hürriyeti ortadan kaldırmak ne mümkün;
    eğer kendinde bir güç görüyorsan insanoğlundan idraki kaldırmaya çalış.

    gönülde çalışma gevheri, elmas cevherine benzer;
    ağırlığın tesirinden, baskının şiddetinden ezilmez.

    ey hürriyetin güzel yüzü, sen ne büyüleyici imişsin.
    gerçi esaretten kurtulduk derken senin aşkının esiri olduk.

    şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme;
    güzelliğin, milletin nazarlarından ebediyete kadar uzak kalmasın.

    ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun;
    dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin.

    hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir;
    allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun.

    ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı,
    artık gaflet uykusundan uyan!




    NAMIK KEMAL(1840-1888)

    Asıl adı Mehmet Kemal olan yazar 21 Aralık 1840'da Tekirdağ'da doğdu. Babası II. Abdülhamit döneminde müneccimbaşılık yapmış Yenişehirli Mustafa Asım Bey'di. Küçük yaşta annesi Fatma Zehra Hanım'ı kaybetmesi üzerine dedesi Ratib bin Osman'nın yanında büyüdü. Dedesinin kaymakam ve vali olmasından dolayı Anadolu'nun ve Rumeli'nin çeşitli şehir ve kasabalarını dolaştı ve özel eğitim ile Arapça ve Farsça dersleri aldı. Dedesiyle 12 yaşında Kars'a, bir yıl sonra da Sofya'ya giden Namık Kemal, 18 yaşına gelince İstanbul'a yerleşti. İlk şiirleri de bu dönemde yazmaya başladı.
    1858 yılında İstanbul'a gelmesiyle Tasavvufa merak saldı. Divan Edebiyatı geleneğini devam ettiren şiirler yazdı. Yakınlık kurduğu Leskofçalı Galib Bey ile Divan Edebiyatı ile ilgili sohbetlere katıldı. Edebiyat dilinde Galib Bey'den etkilenen Namık Kemal, Divan tarzı şiirlerinin oluşmasında etkili oldu. 1861 yılında Galib Bey'in başkanlığında kurulan "Encümen-i Şuara"da yer aldı. Ardından 1862 yılında Tercüme Odası'na Katip olarak girmesiyle batı etkisindeki kişilerle tanıştı.
    Tercüme Odası'nda 4 yıl çalıştığı sürece dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma fırsatı buldu. 1865 yılında kurulan daha sonra "Genç Osmanlılar" adını alan İttifak-ı Hamiyet isimli derneğe üye oldu. Bu gizli derneğin basın kolu olan Tesvir-i Efkar adlı gazetede Yeni Osmanlılar lehine yazılar yazdı. Agah Efendi ile Tercüman-ı Ahval gazetesinin kurucularından olan İbrahim Şinasi, Sultan Abdülaziz'e düzenlenen suikast girişiminin düzenleyicileri arasında olmasından dolayı 1865 yılında gazeteyi Namık Kemal'e bırakarak Paris'e kaçtı. Bu olay Namık Kemal'in gazeteciliğin yanında siyasete de girmesine neden oldu.
    Gazetenin hükümet aleyhine yazdığı yazılar nedeniyle 1867 yılında kapatılmasıyla İstanbul'dan uzaklaşması için Erzurum'a vali muavini olarak atandı. Yeni görev yerine gitmeyi reddetmesi üzerine Mustafa Fazıl Paşa'nın yardımıyla Ziya Paşa ile birlikte Paris'e kaçtı. Aynı dönem Ali Suavi ve Ziya Paşa'nın da bulunduğu Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin kurucuları arasına girdi. Paris'te Osmanlı hükümeti'ne karşı yürüttükleri propagandalar ile Millet Meclisi'nin kurulmasını ve Meşrutiyet idaresinin getirilmesini amaçlıyorlardı.
    Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin fikirlerin yaymak amacıyla çıkardığı "Muhbir" gazetesinde çalıştı. Ali Suavi ile görüşlerinin ayrılması üzerine kısa bir süre sonra Mustafa Fazıl Paşa'nın yardımıyla Londra'ya geçerek Ziya Paşa ile birlikte 1868 yılında "Hürriyet" isimli gazeteyi çıkardı. Bu gazetedeki yazılarında da siyasi muhalefete devam etti.
    Avrupa'da yeterince destek görmemesi üzerine Sadrazam Ali Paşa ile birlikte 1870 yılında İstanbul'a döndü ve Mutasarrıf olarak Gelibolu'ya gönderildi. Kısa zamanda azledilmesiyle İstanbul'a dönerek "İbret" isimli gazetenin başına geçti. Yazıları yüzünden gazete kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Güllü Agop'un Gedikpaşa'daki tiyatrosunda 1 Nisan 1873'te ünlü oyunu "Vatan Yahut Silistre" oynandı. Daha oyunun ilk gecesinden siyasi içeriği yüzünden tepkileri üzerine çekti.
    Oyunun tepkileri üzerine Kıbrıs'ta Magosa'ya sürüldü. Otuz sekiz ay süren dönem, onun çalışmalarının en verimli zamanı oldu. Çıktığında 5 piyes ve ilk romanı "İntibah" hazırdı.
    1876 yılında 5.Murat'ın tahta çıkması ile serbest kalarak İstanbul'a döndü. İstanbul'a dönüşünden sonra halk tarafından destek görmeye başladı ve bu durum karşısında tahta geçen II. Abdülhamit, Namık Kemal'i önce Şura-yı Devlet üyesi sonra da Kanun-i esasi'nin hazırlanmasında oluşturulan komisyona atadı.
    1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması üzerine II. Abdülhamit, Meclis-i Mebusanı kapattı. Birçok mebus ile birlikte tutuklanarak Midilli Adası'na sürgüne gönderildi. 1879 yılında Midilli Mutasarrıfı oldu. 1884 yılında Rodos Mutasarrıflığı, 1887'de ise aynı görevle Sakız Adası'na gönderildi. 2 Aralık 1888'de Sakız Adası'nda hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine Bolayır'a defnedildi.
    Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde yaşayan Namık Kemal, kurtuluş çaresi olarak Tanzimat felsefesini uygun buluyordu. Şinasi, Ziya Paşa gibi yazarlarla beraber bu görüşün savunucusu oldu. Fransızca öğrenmesi ve dönemin önemli gazetecilerinden Şinasi ile tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Fransız İhtilali'nden sonra ortaya çıkan düşünce akımlarından etkilenerek, edebiyat, siyaset ve sosyal alandaki yeni fikirlerin Türk Kültürüne girmesini sağladı. Gazeteci ve politikacı kişiliği ile öne çıkan Namık Kemal, devrimci yapısıyla kendinden sonra gelen yazarlara ve düşünürlere yok açmıştır. Edebiyatını propaganda aracı olarak kullanmıştır.
    Edebiyat tarzı olarak Fransız Edebiyatı'nın etkisinde kalırken, edebiyat dili olarak Divan Edebiyatı'ndan uzaklaşmamıştır. "Sanat halk içindir" görüşünü savunan Namık Kemal, şiirin yanı sıra biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türünde eserler vermiştir.



    ESERLERİ :



    Oyun
    Vatan Yahut Silistre (1873)
    Zavallı Çocuk (1873)
    Akif Bey (1874)
    Celaleddin Harzemşah (1885)
    Kara Bela (1908)
    Gülnihal

    Roman
    İntibah (1876, yeni harflerle 1944)
    Cezmi (1880, yeni harflerle 1963)

    Eleştiri
    Tahrib-i Harabat (1885)
    Takip (1885)
    Renan Müdafaanamesi (1908)
    Namık Kemal'in Mektupları (1972)
    10 Nisan 2010
    #1
  2. hürriyet kasidesi, günümüz Türkçesi ve Namık KEMAL Cevapları

  3. :bravo::bravo::bravo:ellerine sağlık
    10 Nisan 2010
    #2
  4. rica ederim:blush:
    10 Nisan 2010
    #3
soru sor

hürriyet kasidesi, günümüz Türkçesi ve Namık KEMAL

Alakalı Aramalar:

  1. hürriyet kasidesi günümüz türkçesi

    ,
  2. hürriyet kasidesi türkçesi

    ,
  3. hürriyet kasidesi cevirisi

    ,
  4. namik kemal hurriyet kasidesi günümüz türkçesı,
  5. hürriyet kasidesinin türkçe açıklaması,
  6. namık kemal hürriyet kasidesi günümüz türkçesiyle,
  7. namık kemal şiirleri günümüz türkçesiyle,
  8. hürriyet kasidesinin türkçe yorumu,
  9. hürrüyet kasidesi orjinal yazısı,
  10. hürriyet kasidesi türkçe