GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP)

İsimli konu WH 'Ansiklopedi' kategorisinde, Metallica üyesi tarafından 5 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP). GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP) GÜNEY DOĞU ANADOLU PROJESİ (GAP) Dicle ve Fırat ırmaklarının aşağı kesimleriyle bunlar arasında kalan alanı kapsayan... GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP) Güneydoğu Anadolu Projesi ...

  1. GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP)

    GÜNEY DOĞU ANADOLU PROJESİ (GAP)

    Dicle ve Fırat ırmaklarının aşağı kesimleriyle bunlar arasında kalan alanı kapsayan ve barajlar, hidroelektirik santralları, sulama tesisleri, her çeşit altyapı, tarımsal tesisler, ulaştırma, eğitim, sağlık vb. alanlardaki hizmetleri içeren projeler demeti.

    Güneydoğu Anadolu Projesi, 1960’ların başında başlayan Fırat Havzası çalışmalarının tamamlanmasıyla hazırlanan Fırat Havzası İstikraz Raporuna, 1971’de, Dicle havzası projelerinin de etkilenmesiyle bölgesel bir nitelik kazandırılarak oluşturuldu.Bölgedeki ekonomik yaşamı büyük ölçüde etkileyici bir özellik taşıyan ve uygulamaya geçildiğinde bütün kesimler için itici bir güç oluşturucak olan GAP, yedisi Fırat havzasında,altısı Dicle havzasında olmak üzere toplam on üç projeden oluşmaktadır.Fırat havzası için hazırlanan projeler şunlardır:

    Aşağı Fırat Projesi 7 ayrı birimden oluşmaktadır:

    Atatürk barajı ve hidroelektirik santrali, GAP’ ın en önemli ve kilit tesisidir.Türkiyenin en büyük barajıdır.Baraj 1990 sonunda tamamlanarak 1991 yılından itibaren su tutmaya başladı.Yılda 8,9 milyar kWh elektirik enerjisi üretecek olan 8 ünitelik türbin-jenaratör grubunun 2 ünitesi, temmuz 1992 yılında barajın açılışıyla birlikte üretime geçti.Dev su ulaştırma tünelleri tamamlandığında 880 000 ha‘lık alan sunabilecektir.

    Şanlıurfa tünelleri Atatürk barajından alacağı suları sulama alanlarına aktaracak olan bu tünel sistemi,yan yana iki ana tünel ile bağlantı tünellerinden oluşmaktadır.Toplam uzunluğu 57,8 km olacak; 327 bin 725 ha’ı cazibeyle, 148 649 ha’ı da pompajla olmak üzere toplam 476 374 ha alanı sulayacaktır.Şanlıurfa tünelleri çalışmaya başladıktan sonra saniyede akıtacağı 328 m3 suyla Türkiye’nin Dicle ve Fırat’tan sonra üçüncü büyük ırmağı olacaktır.

    Şanlıurfa Hidroelektrik Santali: Şanlıurfa tüneli çıkışından sonra akan suyu değerlendirecek olan bu santralde yılda 124 milyon kWh elektrik enerjisi üretilecektir.

    Şanlıurfa-Harran Sulaması: Bu proje kanal sistemiyle Şanlıurfa ve Harran ovalarında 147866 ha alanın sulanmasını sağlayacaktır.

    Mardin-Ceylanpınar Sulaması: Mardin ve Ceylanpınar ovalarının yeraltı kaynaklarından yararlanarak sulanmasını içeren bu projede, 328 608 ha alanın sulu tarıma açılacağı öngörülmektedir.

    Bozova Pompaj sulaması: bu proje kapsamında da Atatürk barajından sağlanacak suyla 55 300 ha alanın sulanması yer almaktadır.

    Fırat Havzası için hazırlanan bu projenin uygulamaya konmasıyla, Fırat Irmağı’ndan akan su, sırasıyla Keban, Karakaya ve Atatürk baraj ve hidroelektrik santrallerini çalıştıracak ve buradan Urfa tünelleri ile Şanlıurfa hidroelektrik santraline de enerji sağladıktan sonra sulama alanlarına akıtılacaktır.

    Bunların dışında GAP kapsamında

    • Siverek-Hilvan pompaj sulaması,
    • Dicle Havzası projesi
    • Kralkızı-Dicle projesi
    • Batman projesi
    • Batman-Silvan projesi
    • Garzan projesi
    • Ilısu projesi
    • Cizre projesi
    • Sınır Fırat projesi
    gibi projeler yer almaktadır. Karakaya barajı ve HES, atatürk barajından sonra Türkiye’nin üretim açısından en büyük barajıdır(7,354 milyon kWh).1997 yılında hizmete girmiştir.

    74 000 km2’lik bir alanı kapsayan GAP sınırları içinde, Şanlıurfa, Mardin, Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır, Batman ve Siirt illeri tümüyle ya da bir bölümüyle yer almaktadır. 1976’da uygulanmasına başlanan proje 30 yılda tamamlanabilecektir. Projede yer alan tesislerden Atatürk, Karakaya, Kralkızı barajı ve HES gibi yapımı süren tesislerin yanında, henüz proje aşamasında olan tesisler de bulunmaktadır.

    Gap’ın tamamlanmasıyla yılda 23 milyar kWh hidroeletrik enerjisi elde edilecektir. Bu enerji Türkiye’de üretilen toplam elektrik enerjisinin %80’ine eşittir. Bunun yanında günümüzde devlet eliyle sulanması gerçekleştirilen tarım alanları miktarı kadar bir alan(1 milyon 800 bin ha) sulu tarıma açılacak, nadas tümüyle ortadan ve bölgenin ürün deseni değişecektir.

    Yılda 600 bin ton pamuk, 66 bin 458 ton antepfıstığı üretebilecek; meyve üretimi 660 bin ton, sebze üretimi 3 milyon 513 bin ton artacaktır. Bugün GAP alanlarındaki sebze üretimi 14 milyon ton, meyve üretimi 1 milyon 400 bin tondur.



    GAP’la birlikte Tarımsal Uzmanlaşma



    GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ VE

    BÖLGEYE ETKİLERİ












    Derleyen: özgür TORAMAN

















    KAYNAKLAR:

    1-Kültür Bakanlığı Resmi Sitesi
    2- Başbakanlık Gap Projesi Resmi Sitesi
    3- Ana Britanica Ansiklopedisi


    BİRİNCİ BÖLÜM

    GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER


    1- GAP NEDİR? 1
    2- GÜNEY DOĞU ANADOLU PROJESİ’NİN TARİHÇESİ 2
    3- GAP’IN YÖNTEMİ 3
    4- GAP SU KAYNAKLARI I GELİŞTİRME PROGRAMI 3
    5- GAP BİLEŞENLERİ 4
    5.1- GAP SU KAYNAKLARINI GELİŞTİRME PROGRAMI 4
    5.2- GAP VE TARIM 4
    5.3- GAP VE SANAYİ 5
    5.3- GAP VE ALTYAPI 5
    5.4- GAP’IN SOSYAL TÖNÜ 5
    5.5- GAP,ÇEVRE VE KÜLTÜR 6
    5.6- GAP VE ULUSLAR ARASI İŞBİRLİĞİ 7
    5.7- ULUSLAR ARASI SU KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLER 8
    5.8- GAP’IN FİNANSMANI 9
    5.9- GAP’TA ULAŞILAN SON NOKTA 10
    5.10- GAP’IN HEDEFLERİ 10
    5.11- GENEL KALKINMA HEDEFLERİ 11
    5.12- KALKINMA HEDEFLERİ 11
    5.13- SINAİ KALKINMA HEDEFLERİ 12
    5.13- GAP PLANLAMA YAKLAŞIMI 12
    6- GAP SOSYAL POLİTİKA HEDEFLERİ 12
    6.1- TOPLUMSAL YAPI 13
    6.2- TARIM SEKTÖRÜ 13
    6.3- İSTİHDAM 13
    6.4- EĞİTİM SEKTÖRÜ 14
    6.5- SAĞLIK SEKTÖRÜ 14
    6.6- NÜFUS 14
    6.7- YERLEŞİM 14
    7- SONUÇ 14
    8- GAP MASTER PLANI 15
    9- SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA NEDİR ? 15

    İKİNCİ BÖLÜM

    GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİNİN UYGULANDIĞI BÖLGELERE

    ETKİLERİ
    1- ADIYAMAN 17
    1.2- CENDERE KÖPRÜSÜ 17
    1.3- NEMRUT DAĞI 17
    1.4- KARAKUŞ TEPESİ 18
    2- BATMAN 18
    2.1- HASANKEYF 18
    3.1- DİYARBAKIR 19
    3.2- DİYARBAKIR KALESİ VE SURLARI 20
    3.3- CAHİT SITKI TARANCI MÜZESİ 20
    3.4- DELİLER HANI 21
    3.5- MALABADİ KÖPRÜSÜ 21
    3.6- DİYARBAKIR ULU CAMİ 21
    3.7- DİYARBAKIR EL SANATLARI 22
    4- GAZİANTEP 22
    4.1- GAZİANTEP KALESİ 22
    4.2- GAZİANTEP MUTFAĞI 23
    4.3- HASAN SÜZER ETNOĞRAFYA MÜZESİ 24
    4.5- GAZİANTEP HANLARI VE BEDESTENLERİ 24
    4.6- GAZİANTEP EL SANATLARI 24
    4.7- YESEMEK AÇIK HAVA MÜZESİ 24
    4.8- RUMKALE 24
    4.9- KARKAMIŞ 24
    4.10- BELKIZ HARABELERİ 24
    5.1- KİLİS 25
    5.2- CANPOLAT CAMİİ 25
    5.2- AKCURUN CAMİİ 25
    5.3- ULU CAMİİ 25
    5.4- RAVANDA KALESİ 25
    5.5- KUZEYNE 25
    6.1- MARDİN












    GAP NEDİR?
    Temel hedefi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi halkının gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bu bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam imkanlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi milli kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan GAP, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile ele alınan bir bölgesel kalkınma projesidir. Proje alanı Fırat ve Dicle havzaları ile yukarı Mezopotamya ovalarında yer alan 9 ili kapsamaktadır (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şirnak).
    1970’lerde Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki sulama ve hidroelektrik amaçlı projeler olarak planlanan GAP, 1980’lerde çok sektörlü, sosyo-ekonomik bir bölgesel kalkınma programına dönüştürülmüştür. Kalkınma programı, sulama, hidroelektrik, enerji,tarım, kırsal ve kentsel altyapı, ormancılık, eğitim ve sağlık gibi sektörleri kapsamaktadır. Su kaynakları programı 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.7 milyon hektar alanda sulama sistemleri yapımını öngörmektedir. Toplam maliyeti 32 milyar ABD doları olan Projenin, Enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 7476 MW olup yılda 27 milyar kilowatsaat enerji üretimi öngörülmektedir.
    Proje, gelecek kuşaklar için kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam yaratılmasını amaçlayan sürdürülebilir insani kalkınma felsefesi üzerine kurulmuştur; kalkınmada adalet, katılımcılık, çevre korunması, istihdam, mekansal planlama ve alt yapı geliştirilmesi GAP’ın temel stratejileridir.
    GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ’NİN TARİHÇESİ
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak İllerinin kapsadığı alan “GAP Bölgesi” olarak tanımlanmaktadır. Güneyde Suriye, güneydoğuda ise Irak’la sınırı bulunan bu bölgenin yüzölçümü 75 358 kilometrekare olup ülkemizin toplam yüzölçümünün yüzde 9.7’sini oluşturmaktadır. Türkiye’de sulanabilir 8.5 milyon hektar arazinin yüzde 20’si, Aşağı Fırat ve Dicle Havzaları’ndaki geniş ovalardan oluşan GAP Bölgesi’nde yer almaktadır.
    Verimli Hilal veya Aşağı Mezopotamya olarak adlandırılan bu bölge, insanlık tarihinde medeniyetin beşiği olarak bilinmektedir. GAP Bölgesi, tarih boyunca Anadolu ve Mezopotamya toprakları arasında geçişi sağlayan bir köprü görevi görmüştür.
    Türkiye’nin iki önemli akarsuyu Fırat ve Dicle Nehirleri GAP Bölgesi’nden geçer. Doğu Anadolu Bölgesi’nden kaynaklanan bu iki nehir, sularını Basra Körfezine boşaltır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin diğer bölgelerine oranla daha az yağış almaktadır. Bu nedenle öncelikle Bölgenin çok zengin su kaynaklarından olan Fırat ve Dicle Nehirleri sularının, sulama ve enerji üretimi amacıyla değerlendirilmesi ve bu arada düzensiz akışı olan bu iki nehrin sularının dizginlemesi düşünülmüştür.
    Suları rasyonel olarak değerlendirme kararı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ündür. Ülkenin maddi-manevi her alanda değişim ve gelişim çabası içinde bulunduğu yıllarda, özellikle elektrik enerjisi gereksinimi en belirgin ve öncelikli ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Böylece yurdun boşa akıp giden su servetinden elektrik enerjisi elde edilmesi için Atatürk’ün emri ile 1936 yılında Elektrik İşleri Etüde İdaresi kurulmuştur. İdare “Keban Projesi” ile yoğun etütlere başlamış, Fırat Nehri’nin her açıdan tetkiki ve sonuçlarının tespiti için rasat istasyonları kurulmuştur.
    1938 yılında Keban boğazında jeolojik ve topografik etütlere girilmiştir. 1950-1960 yılları arasında gerek Fırat gerekse Dicle üzerinde Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından sondaj çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Yeni ihtiyaçların ortaya çıkması üzerine 1954 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Böylece Türkiye’de havza çalışmaları yapılması fikri oluşmuş ve Türkiye 26 havzaya ayrılarak, DSİ Genel Müdürlüğü’nce etüt ve planlama çalışmalarına başlanmıştır. 1961 yılında Diyarbakır’da kurulan Fırat planlama Amirliği tarafından yapılan çalışmalar sonunda 1964 yılında Fırat Havzası’nın sulama ve enerji potansiyelini belirleyen “Fırat Havzası İnkişaf Raporu” hazırlanmıştır. Bu rapora ilaveten 1966 yılında “Aşağı Fırat İnkişaf Raporu” geliştirilmiştir. Dicle Havzası için de, aynı paralelde çalışmalar DSİ Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nce sürdürülmüştür.
    Böylece Aşağı Fırat Havzası ve Dicle Havzası’ndan ne şekilde faydalanılacağı açıklık kazanmış ve 1977 yılında bu iki havza projesinin “Güneydoğu Anadolu Projesi” şeklinde adlandırılması benimsenmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin entegre bölgesel planlama çerçevesinde ele alınması, yürütülmekte olan faaliyetlerin koordinasyonunun sağlanması ve yönlendirilmesi görevi 1986 yılında Devlet Planlama Teşkilatına verilmiştir.
    Kuruluş amacı Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamına giren yörelerin süratle kalkındırılması, yatırımların gerçekleştirilmesi için; plan, altyapı, ruhsat, konut, sanayi, maden, tarım, enerji, ulaştırma ve diğer hizmetleri yapmak veya yaptırmak, yöre halkının eğitim düzeyini yükseltmek için gerekli tedbirleri almak veya aldırmak, kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlamak olan Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı, 6 Kasım 1986 tarih ve 20334 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 388 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. GAP Yüksek Kurulu, Teşkilatın en yüksek karar organı olup her türlü plan, proje ve programları inceleyerek karara bağlar. GAP Yüksek Kurulu, Başbakan veya görevlendireceği bir Devlet Bakanı’nın başkanlığında, GAP’tan Sorumlu Devlet Bakanı, DPT Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı ile Bayındırlık ve İskan Bakanından oluşur.
    GAP İdaresi; Başkanlık Ankara’da ve Bölge Müdürlüğü Şanlıurfa’da olmak üzere örgütlenmiştir.
    “Güneydoğu Anadolu Projesi” kavramı, Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde yapımı öngörülen barajlar, hidroelektrik santraller ile sulama tesislerinin yan ısıra kentsel ve kırsal altyapı, tarımsal altyapı, ulaştırma, sanayi, eğitim, sağlık, konut, turizm ve diğer sektördeki yatırımları da içine alan ve yörenin topyekün sosyo-ekonomik kalkınmasını hedefleyen, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile elele alınan bir bölgesel kalkınma projesi olarak anlaşılmaktadır.
    Proje tamamlandığında, yılda 50 milyar m3’den fazla su akıtılan Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde kurulan tesislerle, Türkiye toplam su potansiyelinin yüzde 28’i kontrol altına alınacak, 1.7 milyon hektarın üzerinde arazinin sulanması ve 7476 megavatın üzerinde bir kurulu kapasiteyle yılda 27 milyar kilovatsaatlik elektrik üretilmesi sağlanacaktır.
    GAP’ın meydana getireceği yüksek tarım ve sanayi potansiyeli Bölge’de gelir düzeyini 5 kat arttıracak, 2005 yılında 9 milyonu aşacak olan Bölge nüfusunun yaklaşık 3.5 milyonuna iş imkanı yaratılacaktır.
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kalkınmasıyla ilgili bütün çalışma ve faaliyetlerin, tüm sosyal ve ekonomik sektörleri içine alacak “geniş kapsamlı bir bölgesel planlama yaklaşımı” içinde kalkınmanın amaç, hedef ve stratejileriyle ile uyumlu bir şekilde planlanması ve yürütülmesi GAP İdaresi’nin asıl görevidir. Bölgenin bu kapsamlı planlaması ile karar vericiye Bölgenin gelişme yönleri ve büyüklükleri gösterilirken, tüm proje bileşenlerinin birbiriyle ilişkisini kurmak, ekonomik ve sosyal sektör yatırımlarını zaman ve mekan boyutları içinde değerlendirerek somut çerçeveler çizmek amaçlanmaktadır. Hazırlanmış olan GAP Master Planı bu konuda temel rehber olarak kullanılmaktadır. Proje uygulamalarıyla kentsel altyapı geliştirilerek, Bölgemdeki şehirlerin nüfus emme kapasitesi yükseltilecektir. Ayrıca, Bölge kaynakları harekete geçirilip, istikrarlı ve devamlı bir ekonomik büyüme gerçekleştirilerek ihracat arttırılacaktır. Toplam yatırım değeri 1997 yılı fiyatlarıyla 4.2 katrilyon TL. (32 milyar ABD Doları) olacağı tahmin edilen Proje Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük projesi olma özelliğini taşımaktadır. Projenin gerçekleşmesi için 1996 yılı sonuna kadar 1 katrilyon 67 trilyon TL harcanmıştır.
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti ülkenin sosyo-ekonomik gelişmesinde bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesine giderek artan bir önem vermektedir. Bu, yalnızca adil bir kalkınma özleminin yansıması olmayıp, aynı zamanda az gelişmiş bölgelerdeki kalkınma potansiyelinin ortaya çıkarılmasının, ekonomik büyüme, toplumsal istikrar ve ihracatın teşviki gibi ulusal hedeflerin gerçekleştirilmesine katkıda bulunacağı yolundaki çok isabetli bir teşhisten kaynaklanmaktadır. Kısacası GAP, yukarı Mezopotamya’ya medeniyeti yeniden getirmektedir.
    GAP’IN YÖNETİMİ
    Fırat ve Dicle nehirlerinin sulama ve enerji üretimi için değerlendirilmesi, düzensiz akışı olan bu iki nehrin sularının dizginlenmesi amacıyla Fırat ve Dicle havzalarına ilişkin olarak 1960’larda başlayan etüd ve planlama çalışmaları 1977 yılında “Güneydoğu Anadolu Projesi” olarak adlandırılmaya başlanmıştır.
    Bölgenin zengin toprak ve su kaynaklarından yararlanmak amacıyla önce kendi içinde bir enerji ve sulama projesi olarak başlayan GAP, 1989 yılında tamamlanan “GAP Master Plan” çalışması ile entegre bir bölgesel kalkınma projesine dönüştürülmüştür. GAP Master Planı, bölge gelişmesinin izlemesi gereken seyir ve alt ölçeklerde üretilecek plan, program ve projelerle bir rehber niteliği taşımaktadır. GAP Master Planı’nda yer alan temel kalkınma senaryosu, bölgenin tarıma dayalı sanayi merkezi haline getirilmesidir.
    Bugün GAP, insan odaklı, sürdürülebilir insani gelişmeyi temel hedef alan bir anlayışla yürütülen bir bölgesel kalkınma projesidir. GAP kalkınması bölge halkı için, tercih ve ekonomik potansiyellerini eksiksiz bir biçimde hayata geçirme olanakları yaratmayı amaçlamaktadır.
    GAP’ın entegre bölgesel planlama çerçevesinde yürütülmesi, koordinasyon sağlanması ve yönlendirilmesi görevi Kasım 1989’da kurulmuş bulunan, Başbakanlığa bağlı GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatına verilmiştir. Teşkilatın karar organı Başbakan başkanlığında GAP’tan sorumlu Devlet Bakanı, DPT’nin bağlı bulunduğu Devlet Bakanı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığından oluşan GAP Yüksek Kurulu’dur. GAP İdaresi, başkanlık Ankara’da ve Bölge Müdürlüğü Şanlıurfa’da olmak üzere örgütlenmiştir.
    GAP SU KAYNAKLARI GELİŞTİRME PROGRAMI
    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından uygulanan Fırat ve Dicle Havzası Projeleri olmak üzere iki gruptan oluşan program kapsamında 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.7 milyon hektarın sulanmasını sağlayacak sulama kanalları inşası öngörülmektedir. Proje tamamlandığında; yılda 50 milyar m3 ten fazla su akıtan Fırat ve Dicle üzerindeki tesislerle Türkiye toplam su potansiyelinin % 28’i kontrol altına alınacaktır. Planlanan toplam sulama alanı; Türkiye’de ekonomik olarak sulanabilir alanın % 20 sine, planlanan elektrik enerji üretimi ise toplam yıllık elektrik enerjisi potansiyelinin % 22’sine eşdeğerdir.
    GAP BİLEŞENLERİ
    GAP Su Kaynakları Geliştirme Programı
    GAP ve Tarım
    GAP ve Sanayi
    GAP ve Altyapı
    GAP’ın Sosyal Yönü
    GAP, Çevre ve Kültür
    GAP ve Uluslararası İşbirliği
    Uluslararası Su Kuruluşları ile İlişkiler
    GAP’ın Finansmanı
    GAP’ta Ulaşılan Son Nokta

    GAP SU KAYNAKLARI GELİŞTİRME PROGRAMI
    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından uygulanan Fırat ve Dicle Havzası Projeleri olmak üzere iki gruptan oluşan program kapsamında 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.7 milyon hektarın sulanmasını sağlayacak sulama kanalları inşası öngörülmektedir. Proje tamamlandığında; yılda 50 milyar m3 ten fazla su akıtan Fırat ve Dicle üzerindeki tesislerle Türkiye toplam su potansiyelinin % 28’i kontrol altına alınacaktır. Planlanan toplam sulama alanı; Türkiye’de ekonomik olarak sulanabilir alanın % 20 sine, planlanan elektrik enerji üretimi ise toplam yıllık elektrik enerjisi potansiyelinin % 22’sine eşdeğerdir.
    GAP VE TARIM
    GAP Bölgesi 75 bin km2’lik geniş bir alana sahiptir ve bu alan içerisinde farklı iklim istekleri olan zeytinden fıstığa, fındıktan narenciye kadar geniş yelpazede ürünler yetiştirmektedir. Bölgede 3.1 milyon hektar tarım arazisi, 1.1 milyon hektar orman arazisi ve 2.3 milyon hektar çayır ve mer’a arazisi bulunmaktadır. GAP ile bu doğal kaynakların etkin kullanımı yönünde çalışmalar yürütülmektedir. Bölgede sulamaya açılan alanlarda sulama sistemlerinin yönetimi, bakımı ve işletilmesi için ülkemizde ilk defa sulama sistemleri çiftçi örgütleri olan Sulama Birlikleri’ne devredilmiş ve böylece suyun yönetimi kullanıcılara bırakılmıştır. Mevcut sulama sahalarında yapılan pamuk üretimi ülkemiz üretiminin üçte birini karşılamakta ve iklimin elverişli olması yılda iki ürün elde edilebilmesini mümkün kılmaktadır. Bölge doğal yapısı itibariyle hayvancılık faaliyetleri için de çok uygundur. GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından hazırlanan araştırma projeleri ile ırk ıslahı ve yetiştirme teknikleri geliştirilmesi çalışmaları sürdürülmektedir.
    GAP çevresinde tarımsal kalkınma amaçları; kırsal kesimde gelir düzeyini artırmak, bölge sanayii için girdi sağlamak, kırdan kente göçü asgariye indirerek istihdam sağlamak, kırdan kente göçü asgariye indirerek istihdam sağlamak ve üretimi ihracata yönelik olarak artırmaktır. Araştırmalara göre GAP’ın sulama projeleri tamamlandığında, şimdiye kadar Türkiye’de devlet eliyle gerçekleştirilen sulamaya açılan alana eşit bir alan daha sulu tarıma açılacaktır. Buna bağlı olarak ürün miktarı ve deseninde önemli değişiklikler olacağı hesaplanmıştır (buğdayda % 90, arpada % 43, pamukta % 600, domateste % 700, mercimekte % 250 ve sebze de ise % 167 oranında artış olacaktır). Sulama öncesi Bölge’de üretilmeyen soya, yer fıstığı, mısır, ayçiçeği ve fasulye gibi sulamanın getirdiği ikinci ürünler,yağlı tohumlar ve yem bitkileri olarak tarıma dayalı sanayiinin gelişmesinin temelini oluşturacaktır.
    GAP VE SANAYİ
    GAP Master Planı Bölge’nin “Tarıma Dayalı İhracat Merkezi” olmasını öngörmektedir. Bu doğrultuda sınai gelişmenin sağlanması için gerçekleştirilecek yatırımlarla, ortaya çıkacak potansiyelin, sanayi ve hizmet sektöründe etkin bir şekilde değerlendirilmesi ve özel sektör yatırımlarının yanısıra GAP kapsamında özel sektörün katkısının sağlanmasına yönelik projeler uygulamaktadır. Nitekim, GAP İdaresi’nce 1992 yılında yürütülen “GAP Bölgesel Ulaşım ve Altyapı Geliştirme Çalışması” ile Bölge’deki ekonomik gelişmenin muhtemel coğrafi dağılımı belirlenmiş, Bölge’de hızlı gelişmesi beklenen 9 yörenin çevre düzeni planları yapılmış ve bunlarda GAP’ın yaratacağı sanayiler için yer ayrılmıştır. GAP ile yaratılan iş ve yatırım ortamına katılacak bölge içi ve dışı yatırımcılarla bilgi ve danışmanlık hizmeti veren “GAP Girişimci Destekleme Yönlendirme Merkezleri” (GAP-GİDEM) 5 il merkezinde açılmış olup, faaliyetlerini sürdürmektedir.
    GAP Bölgesi’nde tamamlanan Organize Sanayi Bölgeleri’nin Türkiye toplamı içinde payı, alan büyüklüğü bakımından % 11’e ulaşmaktadır. Mevcut Organize Sanayi Bölgeleri’nde 342 fabrika üretime geçmiş ve 34400 kişiye iş imkanı sağlamıştır. 1997 sonu itibariyle Bölge’de 18 Küçük Sanayi Sitesi tamamlanmıştır. Bunların Türkiye toplamı içindeki payı % 8’dir ve buralarda mevcut 5514 işyerinde yaklaşık 33000 kişi çalışmaktadır. Bölge’de halen yapımı devam etmekte olan Küçük Sanayi Siteleri tamamlandığında istihdam kapasitesinin 60000 kişiye ulaşacağı öngörülmektedir.
    GAP Bölgesi’nde tarımsal üretim artışı son 3-4 içerisinde, bu bölgede sanayileşme alanında dikkate değer bir canlanma yaratmış bulunmaktadır. Mevcut Organize Sanayi Bölgeleri’nin tamamen dolması bir yana, yenilerinin yapımı için talepler her geçen gün artmaktadır.
    GAP VE ALTYAPI
    GAP çerçevesinde mekansal kalkınma boyutu önemli bir bileşen olup kentsel altyapı çalışmalarına da büyük önem verilmektedir. GAP İdaresi’nce gerçekleştirilen “GAP Bölgesel Ulaşım ve Altyapı Çalışması” ile Bölge için oluşturulan geniş proje stoğunun yanısıra aynı çalışmada öngörülen “GAP Uluslararası Havalimanı”nın mühendislik tasarımı ve fizibilite çalışmaları, GAP İdaresi tarafından ABD-Ticaret Kalkınma Ajansı’nda sağlanan hibe ile gerçekleştirilmiştir. GAP Uluslararası Havalimanı inşaatına, Ulaştırma Bakanlığı’nca Mayıs 1998’de başlanmıştır.
    Bölgede mevcut 9 ilin 6’sında havaalanı mevcuttur. Bir uluslararası havaalanı ve Mardin havaalanı inşa halindedir. Bölge çok faal bir şantiye alanı durumundadır.
    GAP’la birlikte Bölge’de 1985-1995 yılları arasında, altyapı bakımından önemli değişimler gerçekleştirilmiştir. Örneğin; kırsal su temini % 57’den 67’ye, kentsel su temini % 15’ten 57’ye kırsal alanda elektrik temini % 66’dan 99’a, köy yolları ise % 71’den 98’e çıkmıştır.
    GAP’IN SOSYAL YÖNÜ
    Proje bölgesi ile Türkiye’nin daha gelişmiş bölgeleri arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmayı ve dengeli bir gelişmeye katkıda bulunmayı amaçlayan GAP’ın başarısı, büyük ölçüde uygulandığı alandaki toplumun iyi tanınması ve halkın projeye katılım ve desteğine bağlıdır. Bu nedenle sosyal araştırmalar ve bunlara dayalı uygulamalar GAP’ın en önemli bileşeni durumundadır. Nitekim yapılan “Toplumsal Değişim Eğilimleri”, “Nüfus Hareketleri”, “Kadının Statüsü ve Kalkınma Sürecine Entegrasyonu”, “Baraj Göl Aynasında Kalacak Yerleşimlerin İstihdam ve Yeniden Yerleşme sorunları” gibi araştırmaları takiben, uygulama sürecine halkın katılımını sağlayarak, sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek üzere GAP Sosyal Eylem Planı devreye girmiştir.
    GAP kapsamındaki kamu yatırımları ile hedeflenen, insanı merkez alan sürdürülebilir insani gelişmenin sağlanmasıdır. Bu ilke, Proje bölgesi halkı için tercih ve potansiyellerini eksiksiz, eşit ve adil bir biçimde hayata geçirme olanakları yaratmasına ilişkin uygulamaları ifade etmektedir. Plan tarafından belirlenen politika ve hedefler doğrultusunda GAP İdaresi, 1995 yılından itibaren Bölge’de kadın nüfusun geliştirilmesine ve eğitimine yönelik “Çok Amaçlı Toplum Merkezleri” (ÇATOM) oluşturmaktadır. Bu merkezlerin yaygınlaştırılmasında, çeşitli kamu kuruluşlarının yanısıra hükümet dışı kuruluşlar ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılmaktadır. Şanlıurfa Valiliği, İş ve İşçi Bulma Kurumu işbirliğince GAP İdaresi koordinasyonunda ilk olarak Şanlıurfa Yakubiye Mahallesi ve Sağlık Köyü’nden başlatılan ve daha sonra diğer bölge illerinde de açılan ÇATOM’ların sayısı 1999 yılı sonu itibariyle 22’ye ulaşmıştır.
    Sosyal, ekonomik ve kültürel nedenlerle birtakım sosyal hizmetlere ulaşmakta güçlük çeken, kalkınmanın nimetlerinden yeterince yaralanmayan ve toplumsal süreçlere eşit bireyler olarak katılamayan bölge kadınının, statüsünü yükseltmeyi amaçlayan proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık toplam 15000 kadına ulaşılmıştır. Halktan gelen talep üzerine, sayıca artan ÇATOM’lar ve uygulamaları, Proje’yi kalıcı bir niteliğe büründürmüştür. Önümüzdeki dönemlerde kurumsallaşarak, gönüllü kuruluşların da desteği ile yarı özerk bir yapı ve kimliğe kavuşmaları hedeflenen ÇATOM uygulamaları GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin öncelikli faaliyetlerinden birini oluşturmaktadır.
    Sosyal Eylem Planı doğrultusunda, Bölge’de yapımına başlanan Birecik Baraj Gölü’nden etkilenecek yerleşimlerin nüfusunun yeniden yerleştirilmesi çalışmaları da katılımcı anlayışla devam etmektedir. Birecik Barajından Etkilenen Nüfusun Yeniden İskanı Uygulaması Programı, Türkiye’de bu alanda halk katılımı ile yapılan en geniş kapsamlı ilk uygulama olma özelliğini taşımaktadır. Bu çalışma ile Birecik Baraj Göl Aynası’ndan etkilenen yerleşim birimlerinde yaşayan nüfusun, yeniden yerleşimi, yeni yer seçimi, ekonomik uğraş alanlarına yatırımlar ve istihdam yoluyla, yeni durumlarına uyum sağlayabilmeleri, yeniden üretken ve kendi kendilerine yeterli hale gelebilmek üzere organize olmalarının sağlanması amaçlanmıştır. Birecik Barajı’ndan etkilenen yerleşimlerdeki nüfusun yeniden iskanı konusunda çeşitli kamu kuruluşlarınca yapılacak olan çalışmalar konusunda yöre halkı bilgilendirilmiş ve projeye katılımlarının sağlanması amacıyla yerinde bir dizi toplantı yapılmıştır. Köylerde toplantılar düzenlenerek ekonomistlerin araştırmaları sonucunda ortaya çıkan uygun yatırım alanları seçenekleri konusunda kendilerinin de görüşleri alınarak yeni seçenekler oluşturulmuştur. Yöre halkının sosyo-ekonomik ve kültürel yaşam biçimi bu kadar yakından ilgilendiren bir konuya, halkın kendisini ve hükümet dışı kuruluşları da katarak ortak bir yön vermek üzere başlatılan ve yeniden yerleşim planlama çalışmalarına halkın katılımının sağlanması, yapılacak uygulamaların halkın istekleri doğrultusunda ele alınmasını amaçlayan bu çalışma, GAP İdaresi’nin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile ortaklaşa yürütülmektedir.
    Sosyal amaçlı projeler çerçevesinde; Diyarbakır’da Sokakta Çalışan Çocukların Rehabilitasyonu, kırsal alanlarda okul servisi otobüsü hizmetleri ve Mardin’de gençlere yönelik projeler de GAP İdaresi’nce yürütülmektedir.
    GAP, ÇEVRE VE KÜLTÜR
    1992 yılında Rio’da yapılan ve gelecek yüzyılın yeni çevre yaklaşımını ortaya koyan, dünya zirvesinde kabul edilen “Gündem 21” ilkeleri, GAP İdaresi tarafından, zaten 1989’dan bu yana temel ilke olarak kabul edilmiş ve tüm projelerinde dikkate alınmıştır.
    Güneydoğu Anadolu Projesi’nin etap etap uygulanmasıyla 1.7 milyon hektar tarımsal alanın sulamaya açılması ve yapılacak barajlar ile yeni rezervuar alanlarının yaratılması, Bölge’nin toprak ve su rejimlerini önemli ölçüde değiştirecektir. Aynı zamanda nüfus hareketleri, hızlı şehirleşme ve sanayileşme kır ve kent alanlarında yeni dönüşümler yaratacaktır. Sulamanın getireceği avantajlar yanında, fazla ve hatalı sulamanın yol açabileceği problemler, Bölge’deki iklim değişikliklerinin tarımsal üretime ve bitki örtüsüne yaratacağı etkiler, flora ve faunanın değişikliklerden etkilenmesi, erozyon, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin kontrolsüz gelişmeden etkilenmesi ve benzeri sorunlar, GAP’ın, çevre ve kültür değerleri yönünden etraflı bir şekilde ele alınması gereğini ortaya koymaktadır.
    Gerek ülke düzeyinde, gerekse bölge düzeyinde sosyal ve ekonomik sektörlerde önemli değişimler yaratacak olan Proje’nin, kaçınılmaz olarak çevre ve kültür varlıkları üzerinde de etkileri olacaktır. Bu etkilerin olumlu ve olumsuz yönlerini dikkate almak, olumlu gelişmelerden yararlanmak; olumsuz gelişmelere karşı şimdiden tedbir almak ve hazırlıklı olmak GAP bölge kalkınma felsefesinin diğer önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
    Tarih öncesi çağlardan başlamak üzere günümüze kadar ulaşmış birçok uygarlığı ve üç büyük dine ait kültür varlığıyla dolu olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, bir dinler mozaiği oluşturmaktadır. Şanlıurfa’nın Nuh Peygamber tarafından kurulması, dağlarda Musa Peygamberin çobanlık yapması ve İsa Peygamber tarafından kutsanarak batıda da “Kutsal Şehir” olarak anılması bu mozaiğin renklerini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda kültür varlıklarının restorasyon ve kurtarma çalışmalarının yapılması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması, çevre düzenlenmesi, altyapı, konaklama ihtiyaçlarının giderilerek tanıtımının yapılması proje kapsamında planlanan çalışmalardır. Bunlardan bazıları; Birecik, Halfeti, Suruç ilçelerinin Taşınmaz Kültür Varlıklarının Belgelenmesi, Hasankeyf Tarihi ve Arkeolojik Sit Alanı Araştırma, Kazı ve Kurtarma Çalışması, Acırlı (Midyat-Mardin) Sit alanı Çevre Düzenleme Projesidir.
    GAP VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürdürülebilir insani gelişme bağlamında temel atılımların uygulanmasına başlandığı ve kalkınma sürecinin, geri dönülemeyecek bir aşamaya ulaştığı noktada, yabancı ülke ve kuruluşların da GAP kalkınmasına katkıları yoğunlaşmıştır. Özellikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte yapılan “GAP’ta Sürdürülebilir Kalkınma Programı” proje paketinin yürürlüğe girdiği 1997 yılı bu anlamda bir başlangıç yılı olmuştur.
    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile GAP İdaresi’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği “Sürdürülebilir Kalkınma Programı”nın temel amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sosyo-ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasıdır. Program, temel sosyal hizmetler (eğitim, sağlık, konut) cinsiyet grupları arasında eşitlik, kentsel yönetim, çevresel sürdürülebilirlik, kurumsal ve toplumsal düzeyde kapasite oluşturulması ve halk katılımı alanlarındaki pilot projeler aracılığıyla kalkınmanın insani boyutunu vurgulamaktadır. 29 alt projeden oluşan Programın toplam bütçesi 5.2 milyon ABD dolarıdır.
    Dünya Bankası, GAP Bölgesi’ndeki kentsel ve kırsal altyapının geliştirilmesine ilişkin projelere katkı sağlamaktadır. Bu katkı, şu ana kadar iki proje için kesinleşmiştir. Bunlar; “Şanlıurfa-Harran Ovaları Tarla-içi ve Köy Geliştirme Hizmetleri Projesi” ile “GAP Kentsel Planlama ve Sanitasyon Projesi” hazırlık çalışmalarıdır. Bu iki proje için Dünya Bankası’ndan toplam 650 bin ABD doları hibe finansman sağlamıştır. Hazırlık çalışmalarını takiben toplam 128.5 milyon ABD dolarlık kredinin Dünya Bankası’nca sağlanması öngörülmüştür.
    GAP çerçevesinde Türkiye ve ABD arasındaki işbirliği olanakları devamlı bir artış eğilimi göstermektedir. ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA)’ndan GAP Uluslararası Havaalanı ve GAP Coğrafi Bilgi Sistemi (GAP GIS) projelerine hibe sağlanmıştır. Ayrıca Arizona State Üniversitesi (ASU), San Diego Üniversitesi (SDSU) ve Tennessee Vadisi Otoritesi (TVA) ile GAP İdaresi arasında ortak projeler yürütülmesi ve eğitim işbirliğine yönelik temaslar sürdürülmekte, bu kapsamda somut konular belirlemeye başlamış bulunmaktadır.
    GAP İdaresi ile Kurak Alanlarda Tarımsal Araştırma Uluslararası Araştırma Merkezi (ICARDA) arasında kırsal kalkınmaya ilişkin ortak araştırma ve projeler yürütmek için çalışmalar başlatılmıştır. İsrail Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İşbirliği Merkezi (MASHAV) ile ortak eğitim programları düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Bu işbirliği çerçevesinde kırsal kalkınmaya yönelik eğitim programları, İsrail ve GAP Bölgesi’nde devam etmektedir.
    ULUSLARARASI SU KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLER
    GAP suya dayalı sürdürülebilir entegre ve bölgesel bir kalkınma projesidir. Su kaynakları küresel boyutta öneminin kavrandığı 21. Yüzyıl başlangıcında, GAP’ın uluslararası platformlarda gereken şekilde irdelenmesi, uluslararası su kuruluşları ile görüş alış verişi ve bu kuruluşlarla temsili büyük önem taşımaktadır.
    Dünyada su konusunda bilinç ve duyarlılığı artırmak, bilimsel, teknolojik çalışmalarda bulunarak öncü rol oynamak gibi önemli bir işlevi üstlenen ve 22 Mart 1996’da kurulan Dünya Su Konseyi’nde (World Water Council: WWC) GAP İdaresi Başkanı Dr. İ.H.Olcay ÜNVER, Dünya Su Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliği ve Finans Komitesi Başkanlığını da yürütmektedir.
    GAP İdaresi Başkanı Dr. İ.H.Olcay ÜNVER ayrıca, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine destek sağlamak amacıyla 1996’da kurulan Küresel Su Ortaklığı (GWP) Teknik Danışma Komitesinin, merkezi İngiltere’de bulunan Uluslararası Hidrolik Enerji Birliği (IHA) Yönetim Konseyinin üyesidir. Uluslararası Su Kaynakları Birliği (IWRA)’nın 2001-2003 yılları için Genel Sekreterliği’ne aday gösterilmiştir.
    GAP’IN FİNANSMANI
    Toplam yatırım tutarı yaklaşık 32 milyar ABD doları olan GAP’a, 1999 yılı Haziran ayına kadar yapılan 13.9 milyar ABD doları eşdeğerindeki harcamanın büyük bir bölümü ulusal kaynaklardan karşılanmıştır. Ancak GAP, “insan” boyutu ve “sürdürülebilirlik” kavramı ile birlikte anılmaya başlayan bir bölgesel kalkınma projesi olarak örnek duruma ulaşmış, bu boyutlarıyla dış basın ve uluslararası forumlarda geniş bir şekilde yer almaya ve olumlu yankılar bulmaya başlamıştır. ABD, Kanada, İsrail, Fransa, ve bazı Avrupa ülkeleri ile Dünya Bankası olmak üzere, diğer uluslararası kuruluşlar, bazı yabancı fon ve kredi kuruluşları da GAP’a finansal katkı sağlamışlardır. Yine bu kapsamda GAP İdaresi, bazı önemli projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere yabancı finans kuruşlarından yaklaşık 2.9 milyon ABD dolarına eşdeğer miktarda hibe finansman temin etmek imkanına sahip olmuştur.
    GAP’TA ULAŞILAN SON NOKTA
    Proje’nin nakdi gerçekleşme oranı % 43.3 düzeyine ulaşmıştır. Gerçekleşme, sektörler baz alındığında, enerji projeleri bakımından % 12, sosyal sektörlerde ise % 58 düzeydedir, ancak projenin bu aşamasında bile bölge ve Türkiye’ye sağladığı ekonomik değer büyük boyutlara ulaşmıştır.
    Türkiye enterkonnekte sistemine giren enerjinin önemli bir bölümünü üretmekte olan Karakaya ve Atatürk Barajları’nda gerçekleştirilen hidro-elektrik üretimi, tesislerin açılışından 15.09.1999’a kadar yaklaşık 155.2 milyar kilowattsaate ulaşmıştır.
    Bu üretimi alternatif enerji kaynakları cinsinden ifade etmek gerekirse, her iki barajdan sağlanan elektrik üretimi, yaklaşık 38.8 milyon ton fuel-oil veya 30 milyar m3 doğalgaza eşit bir değer oluşturmaktadır.
    Harran Ovası’nda sulama, 1995 mevsiminden itibaren başlamış, GAP genelinde sulanan alan 1999 yılı itibariyle 201080 hektara ulaşmış ve yörenin tarımsal üretiminde “patlama” olarak nitelendirilebilecek artışlar sağlanmıştır. GAP genelinde hedeflenen toplam sulama faydası 3 milyar $ öngörülmekteyken, 1998 yılı sonu itibariyle Harran Ovası’ndaki 90000 ha alanda sulama faydası 368,3 milyon $’a ulaşmıştır.
    Bakanlar kurulu kararı ile GAP’ın tamamlanması için 2010 yılı hedef konmuş ve bu konuda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na girdi vermeleri suretiyle “GAP 2010 Entegre Planı ve Uygulama Programı”nı hazırlaması öngörülmüştür.
    “GAP 2010 Entegre Planı”nda belirlenen temel esaslar; sağlık ve eğitim göstergelerinin ülke ortalamalarına getirilmesi, kentlerin nüfus emme kapasitelerinin artırılması, istihdam açığının karşılanması ile GAP’ın değerleri ve ilkeleri itibariyle evrenselliğinin ortaya konmasıdır.
    GAP’ın 2010 yılı itibariyle tamamlanabilmesi için yılda ortalama en az 2 milyar ABD dolarına gereksinim duyulmaktadır.
    Bugüne kadar ulaştığı düzey itibariyle GAP, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin yaşamında anlamlı değişimler yaratmıştır.
    GAP suyun insani ve sosyo-ekonomik gelişmeye yönelik geliştirilmesi konusundaki uluslararası eğilimler için de özgün bir model oluşturulmaktadır.
    Proje’nin tamamlanan kısmının bile, bölgeye kazandırdığı canlılık tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapan “Verimli Hilal” Bölgesi’nde yeni ve daha parlak bir uygarlığın yaratabileceği konusunda ışık yakmaktadır.
    GAP tüm özellikleriyle gelecek nesillere sunulan teknolojik ve sosyolojik bir uygarlık anıtıdır.
    GAP’IN HEDEFLERİ
    Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) dünyadaki örnekleriyle karşılaştırıldığında kapladığı coğrafi alan, fiziksel büyüklükleri ve hedefleri açısından iddialı bir projedir. GAP, ülkemizin görece az gelişmiş bölgelerinden birisi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 9 ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak) uygulanmakta olan, çok sektörlü entegre bir bölgesel kalkınma projesidir. Entegre niteliğiyle Proje, sadece barajlar, hidro-elektrik santralleri, sulama yapıları gibi fiziksel yatırımlarla sınırlı kalmayıp, bunların yanında ve birbiriyle eşgüdüm içinde tarımsal gelişme, sanayi, kentsel ve kırsal altyapı, haberleşme, eğitim, sağlık, kültür, turizm ve diğer sosyal hizmetler gibi sosyo-ekonomik sektörlerin geliştirilmesine yönelik yatırım ve etkinlikleri de içermektedir. GAP giderek önem kazanan bölgelerarası eşitsizliklerin giderilmesini hedefleyen devletin genel politikası çerçevesinde kendi hedeflerini oluşturmuştur. GAP, az gelişmiş bölgelerdeki kalkınma potansiyelinin ortaya çıkarılmasının kendi başına ekonomik büyüme, toplumsal istikrar ve ihracatın teşviki gibi ulusal hedeflere katkıda bulunacağına ilişkin devlet politikası ile örtüşmektedir. Nitekim GAP kalkınma hedefleri incelendiğinde, bu gerçek açıkça ortaya çıkmaktadır:

    Genel Kalkınma Hedefleri
    Tarımsal Kalkınma Hedefleri
    Sınai Kalkınma Hedefleri
    GAP Planlama Yaklaşımı
    GAP Sosyal Politika Hedefleri
    Sonuç

    GENEL KALKINMA HEDEFLERİ
    Ekonomik yapıyı geliştirerek GAP Bölgesi’ndeki gelir düzeyini yükseltmek ve böylece GAP Bölgesi ve diğer bölgeler arasındaki gelir farklılığını azaltmak, Kırsal alandaki verimliliği ve istihdam olanaklarını artırmak, GAP Bölgesi’ndeki büyük kentlerin nüfus emme kapasitesini artırmak, Bölge kaynaklarının etkili kullanımı yoluyla, kendi başına ekonomik büyüme, sosyal istikrarın ve ihracatın teşviki gibi ulusal amaçlara katkıda bulunmaktır.
    TARIMSAL KALKINMA HEDEFLERİ
    Tarımsal verimliliğin artırılması ve çiftçilik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi yoluyla kırsal bölgelerdeki gelir düzeyini yükseltmek, Tarımsal sanayilere yeterli girdi sağlamak, İstihdam olanaklarını artırarak kırsal nüfusun dışa göç etme eğilimini en aza indirmek, İhraç edilebilir ürünlerin üretilmesine katkıda bulunmaktır.
    SINAİ KALKINMA HEDEFLERİ
    Bir yandan GAP Bölgesi’nin ekonomik kalkınmasında itici bir güç rolü oynayarak, diğer yandan eğitim/öğretim ve teknolojik gelişme için talep yaratıcısı rolünü oynayarak GAP Bölgesi’nin imajını, toplumsal refahını ve halkın motivasyonunu geliştirmek, Yüksek gelirli istihdam olanaklarını genişleterek, bölgelerarası eşitsizliklerin giderilmesine katkıda bulunmak, İhracatın teşviki ve döviz gelir ve tasarruflarının artırılması konusundaki ulusal amaçlara katkıda bulunmaktır.
    GAP PLANLAMA YAKLAŞIMI
    GAP Master Planı’nın ortaya koyduğu hedeflerden de anlaşılacağı gibi; Bölge ekonomisini geliştirmeyi, Bölgede yaşayan vatandaşlarımızın gelir düzeyini artırmayı hedefleyen GAP, ülke ekonomisine de önemli katkılarda bulunacak bir proje niteliğindedir. GAP iki yaklaşıma sahiptir. Bunlardan birincisi entegre planlama yaklaşımı, diğeri ise sürdürülebilir kalkınma felsefesidir. Bu iki yaklaşım birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Entegre yaklaşım, farklı kesimlerin (tarım, sanayi, eğitim, sağlık vb. kesimler) bir arada ve eşgüdüm içinde ele alınmasını içermektedir. Sürdürülebilir kalkınma ve insani gelişme böyle bir yaklaşımın ayrılmaz bir parçası ve sonucu olarak ortaya koyulmakta tüm kalkınma gayretlerinin merkezini “insan” oluşturmaktadır. Bu yönüyle, GAP salt ekonomik büyüme hedefine yönelmiş bir proje olmayıp, bir toplumsal dönüşüm projesi hüviyetini kazanmaktadır. Tarımsal gelişmeye paralel olarak bireylerin gelir düzeylerinin yükseltilmesi, üretim tüketim ilişkilerinin farklılaşması sosyal ilişkilere, yaşam biçimine yansıyacak sosyal ilişkilere, yaşam biçimine yansıyacak sosyal gelişme ve değişmeyi etkileyecektir. O nedenle GAP’ın sosyal boyutunun ayrı bir odakta ele alınıp sosyal politika hedeflerinin bu odakta geliştirilmesine gerek duyulmuştur. Çünkü sözkonusu değişimi yönlendirmek, ortaya çıkacak boşlukları doldurmak, karşılanamayan ihtiyaçları karşılamak, yeni ekonomik ve sosyal düzene bireylerin uyumunu sağlamak, değişmeyi teşvik etmek ve hızlandırmak için mevcut durumun saptanmasına, değişme potansiyelinin ve eğilimlerin tanımlanmasına, ihtiyaç talep ve sorunların değerlendirilmesine gerek vardır. Bu nedenle sosyal politika hedeflerini gerçekçi olarak saptamak için bazı sosyal araştırmalar yapılmıştır. Bunlar:
    1. GAP Bölgesi Toplumsal Değişme Eğilimleri Araştırması
    2. GAP Bölgesi Nüfus Hareketleri Araştırması
    3. GAP Bölgesi’nde Kadının Statüsü ve Kalkınma Sürecine Entegrasyonu Araştırması
    4. GAP Bölgesi Baraj Göl aynası Altında Kalacak Yörelerde İstihdam ve Yeniden Yerleştirme Sorunları Araştırması
    5. GAP Sulama Sistemlerinin İşletme-Bakım ve Yönetimi Projesi Sosyo-Ekonomik Çalışmasıdır.
    Projelerin amacı, bir yandan Bölge’nin toplumsal ve kültürel yapısına, halkın ekonomik beklenti ve demografik eğilimlerine ilişkin bilgi toplamak öte yandan toplum katılımını harekete geçirmek ve farklı toplum kesimlerini (kadınlar, göçerler, topraksızlar, kent yoksulları, vb.) kalkınma sürecine bütünleştirerek, bu değişik kesimler arasındaki sosyo-ekonomik düzey farklılıklarını azaltmanın yollarını belirlemek ve bu bilgiler ışığında somut eylem planları geliştirerek uygulayıcı kurum ve kuruluşların dikkatine sunmaktır. Toplumsal alanda yapılan araştırmaların bulguları ışığında geliştirilen “GAP Sosyal Eylem Planı” toplumsal kalkınma politikaları, stratejiler ve uygulanacak program ve projeler konusunda, toplumsal kalkınmaya ilişkin bir ana çerçeve oluşturmuştur. Bu çerçevenin içeriğindeki kalkınma alanları; örgütlenme ve katılım, nüfus hareketleri ve yerleşme, eğitim, sağlık, tarımsal yayım, istihdam, mülkiyet ve arazi kullanımı olmak üzere yedi konu başlığı altında ele alınmaktadır.
    GAP SOSYAL POLİTİKA HEDEFLERİ
    Ortaya çıkan genel durumun iyileştirilmesi, kalkınma sürecinin hızlandırılması ve sorunlara çözüm getirmek amacıyla hazırlanan “GAP Sosyal Eylem Planı”nın temel ilkeleri şunlardır:
    • GAP çerçevesinde doğa ve insan kaynaklarının geliştirilmesi amacıyla yürütülen planlama, uygulama, izleme ve değerlendirmeler yöre insanının katılımı ile yapılacaktır.
    • Temel kaynaklara ulaşılabilirliği sağlayacak ve kaynakların verimliliğini artıracak önlemler alınacaktır.
    • Kamu, yerel ve gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapılarak, kurumların insan gücü ve diğer potansiyelinden (finansman, araç-gereç, teknik bilgi vb.) yararlanılacaktır.
    • Kadın ve genç nüfusa öncelik verilecektir.
    GAP Sosyal Eylem Planı’nda öngörülen politika hedefleri farklı sektörler itibariyle aşağıdaki gibi oluşturulmuştur.
    Hedef 1: Toplumsal Yapı
    Geleneksel örgütlenmelerden kalkınmaya engel olanların ortadan kaldırılmasını hızlandırıcı çağdaş örgüt ve kurumların etkinliğini artırmak. Bölge’de yerel alt kültürlerin ve ulusal kültürün olumlu bir sentezini sağlayacak kültür kurumlarının etkinliklerinin yoğunlaştırılacağı bir altyapı oluşturmak. Kalkınma sürecindeki değişimler gözönüne alınarak aile birliğini desteklemek, aile içi demokratik ilişkileri güçlendirmek.
    Hedef 2: Tarım Sektörü
    Tarımsal yayımın sahadaki uygulamalarında, faaliyetlerin çiftçi örgütleri, özel ve gönüllü kuruluşlara bırakılması suretiyle yayımda etkinliği artırmak. Kamunun yayımdaki görevini, bu kuruluşlarca yapılan uygulamaları destekleme ve kalite kontrolünü yapmaya kaydırmak. Kamunun eğitsel alandaki yatırımlarını tarımsal araştırma, temel eğitim teknik ve mesleki eğitimde yoğunlaştırmak. Tüm çiftçilerin kendi koşullarına uygun kaliteli bilgiye ulaşabilirliklerini sağlamak. Bölge’de dinamik ve verimli tarımsal gelişmeyi engelleyici ürün desenleri, üretim ilişkileri, mülkiyet yapısı ve istihdamdaki aksaklıkları gidermek. Bölge’deki tarım işletmelerinin verimli hale getirilmesi için optimum büyüklükler saptayarak işletmeleri bu büyüklükten uzaklaştıran eğilimleri ortadan kaldırıcı önlemler almak. Çayır ve mera gibi ortak kullanım alanlarının korunması yolunda önlemler almak.
    Hedef 3: İstihdam
    Bölge’de ülke ortalamalarının üstünde olan kayıtlı işsizlik oranını azaltmak. Bölge’den daha önce göç etmiş olanlar başta olmak üzere sermaye sahibi ve nitelikli işgücünün Bölge’ye çekilmesini özendirmek. Kadının istihdamını engelleyici uygulamaların kaldırılması ve istihdama katılımının özendirilmesi yolunda önlemler almak. Bölge’de toplam geliri artırıcı ve gelirin dengeli dağılımını sağlayıcı ekonomik ve sosyal önlemler almak. Yerinde istihdam yaratacak tarıma dayalı ve tarım dışı sanayi ve örgütlenmeleri desteklemek. Bölge’deki doğal ve kültürel zenginlikleri, istihdam ve gelir artırıcı üretken yatırımlara yönlendirmek, Teknoloji seçiminde verimlilik ve üretkenlik yanında, istihdam, sağlık ve çevre boyutlarını da gözönüne almak.
    Hedef 4: Eğitim Sektörü
    Bölge’de eğitim düzeyini, özellikle kız çocuğu ve kadınlar lehinde, yükseltici önlemler almak. Eğitim olanaklarının, nüfusun bütün kesimlerine yaygınlaştırılmasını sağlamak. Bölge’de okuma-yazma ve okullaşma oranlarını en azından Türkiye ortalamasına yükseltmek. Yaygın ve örgün eğitimin işlevselliğini artırarak bu doğrultuda olanaklar geliştirmek. Bölge’de örgün ve yaygın eğitimin etkinliğinin artırılması için okul öncesi eğitim programları açılması ve yaygınlaştırılmasını sağlamak. Nüfusun büyük bölümünü oluşturan genç nüfusu kısa ve orta vadede ekonomide etkin kılıcı, mesleki ve teknik eğitim programlarına önem vermek. Bölge’de, gelişme ve çağdaşlaşma süreçlerine katılmamış olan kadınların eğitim ve sağlık düzeylerinin ve sosyal statülerinin yükseltilmesine özel önem vermek.
    Hedef 5: Sağlık Sektörü
    Bebek ve çocuk ölüm oranları ile doğurganlık oranlarını en azından ülke ortalamalarına yaklaştırıcı önlemler almak. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak ve halkın bu hizmetlere ulaşabilirliğini artırmak. Bölge’de sulamanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını önceden tespit ederek önlenmesine yönelik tedbirler almak.
    Hedef 6: Nüfus
    Kalkınma hızı ile nüfus artış hızı arasındaki dengeyi dikkate alan, sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun bir nüfus politikası izlemek. Nüfus hareketlerini, Bölge’nin toplumsal ve ekonomik potansiyellerinin geliştirilmesi yönünde teşvik etmek. Bölgesel kalkınmanın etkili bir biçimde gerçekleşebilmesi için nüfusun merkez köylerde ve orta büyüklükteki kentlerde yoğunlaşmasını sağlayacak özendirici önlemler almak.
    Hedef 7: Yerleşim
    Toplumsal ve ekonomik gelişmelerin bir sonucu olarak yaşam alanları daralan göçer ve yarı-göçer toplulukları yerleşik yaşama geçirmek. Baraj yapımından etkilenecek nüfusun yeniden yerleştirilmesinde, toplumsal, kültürel ve ekonomik kalkınma ilkelerini gözetmek.
    SONUÇ
    GAP’a ilişkin toplumsal politikalar, Bölge’de sürdürülebilir insani gelişme hedefine yönelmiştir. Bu politikalar temel olarak sürdürülebilir kalkınmanın üç temel ayağı üzerine oturmaktadır. Bunlar katılımcılık, kalkınmada eşitlik ve adalet ve insan kaynaklarının geliştirilmesidir. Katılımcılık, halkın kendisiyle ilgili politikaların oluşturulmasında karar verme sürecine katılmasına olanak sağlamakta, kalkınma sürecine toplumun, yerel yönetimlerin ve gönüllü kuruluşların etkin katkı ve katılımını içermektedir. Katılım toplumun kendi ayakları üzerinde durabilmesini, kalkınma çabalarını bizzat omuzlayabilmesini ve örgütlü, demokratik toplumun oluşabilmesinin yolunu açmaktadır. Aynı zamanda, bu yolla hizmetlerin etkinliği ve niteliği yükselecek, gerçek gereksinmeler karşılanabilecektir. GAP’a yönelik toplumsal politikalar katılımın projelendirilmesini içermektedir. Kalkınmada eşitlik, toplumun yoksun kesimlerinin kalkınmaya katılması, eğitim ve sağlık gibi hizmetlere ulaşabilirliğinin artırılması, istihdam olanaklarının yaratılması ve sosyal güvenlik sistemin kapsamının genişletilmesini gerektiren toplumsal politikaların temel hedeflerini oluşturmaktadır. Hizmet ve yaşam kalitesinin geliştirilmesi ve tüm toplum kesimleri için erişilebilecek çağdaş bir asgari yaşam standardını sağlayacak dengeli bir dağılımın gerçekleşmesi sosyal politikanın temel işlevselliğidir. GAP’a ilişkin toplumsal politikalar, bu üç konunun bir arada gerçekleştirilmesine yönelik projelerin hayata geçirilmesi yoluyla etkin kılınmaya çalışılmaktadır.
    GAP MASTER PLANI
    Bölge kalkınmasının çerçevesini çizen GAP Master Planı, özellikle su ve toprak kaynaklarının gelişmesini mali ve teknik kapasiteleri de dikkate alarak bir takvime bağlamış, bu değişmenin ekonomik ve sosyal sektörlerde uyaracağı gelişmeyi, yaratacağı istihdamı, bunun getireceği nüfus büyüklüğü ile bu nüfusun kentler ve kır itibariyle muhtemel dağılımını sağlamış, eğitim ve sağlık hizmetleriyle konut ve kentsel altyapı ihtiyaçlarını makro düzeyde belirlemiş ve yıllara göre finansman ihtiyacını ortaya koymuştur. GAP Master Planı, çeşitli devlet kuruluşlarının kalkınma çabalarının bütünleştirilmesi ve eşgüdümlendirilmesini kolaylaştıran bir rehber olarak GAP’ın yürütülmesine destek olmakta, ayrıca Bölge gelişmesinin alması gereken seyir ve alt ölçeklerde üretilecek plan, program ve projeler için de bir rehber niteliği taşımaktadır.
    Birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olan ve bir bütünlük teşkil eden hedeflere ulaşmak için GAP Master Planı 2005 yılına uzanan zaman perspektifi içinde dört temel strateji belirlenmiştir:
    • Su ve arazi kaynaklarını gerek sulama, gerekse kentsel ve endüstriyel kullanım amaçları için geliştirmek ve yönetmek,
    • Daha iyi tarımsal işletme yönetimi, tarımsal pratikler ve bitki desenleri uygulayarak arazi kullanımını geliştirmek,
    • Tarımla ilişkili ve yerel kaynaklara dayalı üretime özel ağırlık vererek imalat sanayilerini teşvik etmek,
    • Yöre halkının ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak, nitelikli personeli Bölge’ye cezbetmek ve bölgede kalmasını temin etmek için sosyal hizmetleri ve kentsel altyapıyı iyileştirmek.
    GAP Master Planı’nın temel kalkınma senaryosu, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni, Tarıma Dayalı İhracat Bölgesi” haline getirmektir.
    SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA NEDİR?
    Sürdürülebilir kalkınma, insan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden, gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına ve kalkınmasına imkan verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama anlamını taşımaktadır. Sürdürülebilir kalkınma sosyal, ekolojik, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları olan bir kavramdır.
    Toprak ve su kaynaklarının geliştirmesi projesi olarak başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından çok sektörlü entegre bölgesel kalkınma projesine dönüştürülmüştür. GAP İdaresi sürdürülebilir insani gelişme kavramıyla uyumlu olarak ekonomik büyüme hedeflerine çevresel ve sosyal-insani boyutu entegre etmiştir. Bu GAP’ın amacının sadece ekonomik büyüme olmayıp, temel olarak insanın yaşam kalitesinin artırılması anlamına gelmektedir. Altyapı geliştirme, tarımsal ve endüstriyel kalkınma, çevresel koruma, doğal kaynakları geliştirme, sosyal hizmetler vb., ekonomik büyümeye katkı yapanlarda da dahil olmak üzere, tüm faaliyetler sürdürülebilir bir tarzda insanın yaşam kalitesine yaptıkları katkı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
    GAP’ın nihai hedefi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürdürülebilir bir insani gelişmeyi sağlamaktır. Bu nedenle kalkınmanın odağı olarak insan alınmaktadır. Gerçekleştirilmekte olan fiziki yapılar insani gelişmenin tabanını oluşturacaktır. GAP Bölgesi’ndeki sosyal farklılıkların giderilerek toplumsal kalkınmanın sağlanması, eşitlik ve refahın yaygınlaşması, Proje’ye toplumsal katılım sağlanması ve insan kaynaklarının geliştirilmesi ile Bölge’de sürdürülebilir bir kalkınma sağlanabilecektir. GAP’ta sürdürülebilir kalkınma ile erişilmek istenen ekonomik büyümenin insani gelişme perspektifi kapsamında ele alınması, Bölge’nin tümünü içerecek bir sosyal değişimi ekosistem, kültür ve yöre özellikli katılımcı çözümlere çevirecek gelişmelerin sağlanmasıdır.
    Rio’da 1992 yılında yapılan Dünya Zirvesi’nde kabul edilen Gündem 21 adlı dokümanda somutlaşan ve her ülkenin kendi şartlarına göre uygulanmasını önerdiği ilkeler, GAP’ta uygulanmakta olan sürdürülebilir insani gelişme ilkeleri ile uyum göstermekte olup, ilk sonuçları da alınmaktadır.
    GAP ‘ta sürdürülebilir insani gelişme hedefine yönelen planlama ve uygulama faaliyetleri aşağıdaki ilkeler çerçevesinde yürütülmektedir.
    1. Katılımcılık
    2. Eşitlik ve Hakkaniyet
    3. İnsan Kaynaklarını Geliştirme
    Katılımcılık yararlanıcıların proje hazırlama sürecinde karar almada yer almaları ve uygulama, izleme ve değerlendirme süreçlerine katılımı olarak anlaşılmaktadır. Bu ilke tüm projelere uygulanmaktadır. Tarafların duyarlılığını oluşturarak, projelerin sosyal yapılabilirliğini artırarak, projelerin maliyetini düşürerek ve insanların gerçek sorunlarını çözerek projelerin başarısını olumlu olarak etkilemektedir. Bu yöntem aynı zamanda toplumun demokratikleşmesine de katkı yaratmaktadır.
    GAP çerçevesinde kalkınmada eşitlik ve adillik, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak dezavantajlı konumda yaşayanların kalkınma sürecine entegrasyonu anlamına gelmektedir. GAP Bölgesi çerçevesinde kadınlar, çocuklar, topraksız ve küçük topraklı çiftçiler, küçük işletmeciler, sulama dışı alanlarda yaşayan çiftçiler vb.ler dezavantajlı gruplar olarak tanımlanmakta ve bu grupların da katılımı ile özel programlar gerçekleştirilmektedir.
    Özetle, GAP’ın nihai hedefi sürdürülebilir ekonomik büyüme, herkes için yeterli gelir, eğitim, sağlık ve kültürel faaliyetler gibi sosyal hizmetlerin herkes tarafından ulaşılabilirliğin artırılması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, temiz bir çevre, herkes için barınak ve bütün insanların karar alması için gerekli ön koşulların oluşturulmasıdır. Hedef bölgede sürdürülebilir ve iç dinamizmi ile gelişen bir toplum yaratmaktadır.
    GAP’ta sürdürülebilir insani kalkınma yaklaşımı yabancıların ve uluslararası kuruluşların GAP’a olan ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu uluslararası kuruluşlara örnek olarak UNDP projemiz ile ilgilenmekte ve destek sağlamaktadır.
    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve GAP İdaresi tarafından sponse edilen ‘ Sürdürülebilir Kalkınma ve GAP ‘Sempozyumu’ Mart 1995’te düzenlenmiştir. Üniversitelerden, hükümet kuruluşlarından, özel kuruluşlardan ve yerel kuruluşlardan birçok kesim bu seminere katılmıştır. Seminerde GAP Bölgesinde sürdürülebilir insani kalkınma prensipleri tartışılmıştır.
    GAP İdaresi ve UNDP’nin ortaklaşa yürüttüğü “GAP Bölgesinde Sürdürülebilir Kalkınma Programı”nın temelini “Sürdürülebilir İnsani Gelişme ve GAP Semineri” oluşturmaktadır ve Mart 1997’de uygulamaya geçirilmiştir.
    Program aşağıda beş alt başlık altında verilen 29 alt projenin uygulanmasına destek sağlamaktadır.
    • Sosyal sürdürülebilirliğin teşvik edilmesi ve sosyal hizmetlerin geliştirilmesi,
    • Tarımsal sürdürülebilirliğin teşvik edilmesi ve kırsal üretkenliğin geliştirilmesi,
    • Ekonomik geçerlilik için yerel girişimcilik ve sanayi kalkınmasının teşvik edilmesi,
    • Sürdürülebilir insan yerleşimlerinin teşvik edilmesi,
    • Doğal kaynakların optimal düzeyde sürdürülebilir kullanımının sağlanması.
    Sürdürülebilir İnsani Kalkınma Yaklaşımıyla Uygulanan Projelerden Örnekler:
    Aşağıda listeli olarak verilmiş olan projeler aslında insani kalkınma çerçevesinde birbiri ile bağlantılıdır. Fakat biz bunları analitik amaçlarla gruplandırmaya çalışacağız.
    1. Çevre Koruma Projeleri: Bu projelerin çıktıları genel olarak iki bağlamdan oluşmaktadır. (i) gelecek kuşaklara doğal kaynaklardan yararlanabilecek koşulları oluşturmak; ve (ii) insanlar için sağlıklı yaşam koşulları oluşturmak.
    • GAP sulama sistemlerinin işletme, bakımı ve yönetimi (GAP-MOM),
    • Sulama kanallarında suyun regülasyonu ve su tasarrufu sağlayan sulama metod ve teknolojileri,
    • Modern sulama teknolojisinin pilot uygulaması,
    • Kentsel atık suların arıtılması,
    • Sulamadan dönen suların tekrar kullanımı,
    • Doğu Anadolu erozyon kontrol ve su havzası rehabilitasyon projesi,
    • Bio-çeşitliliğin korunması,
    • GAP Bölgesinde çevre çalışması,
    • GAP Bölgesinde çevre çalışması-Dicle Havzası
    • Mevcut ve yakın gelecek için GAP Bölgesindeki iklim koşullarının tespiti,
    2. Şehir Planlama ve Altyapı Projeleri: Bu projeler halk katılımı ile hazırlanıyor ve gerçekleştiriliyor. Katılımcılık projelerin sosyal fizibilitesini oluşturuyor ve kent yönetimi ve hayatında demokratik kültürün gelişmesine yardımcı oluyor. Projelerde şehir yaşamının kalitesinin artırılması amaçlanmaktadır.
    • Şehir Bölgeselleştirmede ve Planlamada katılım,
    • Barajlardan etkilenen nüfusun yeniden yerleşimi ve istihdamı,
    • Atatürk Baraj Gölü alt-bölge gelişme planı,
    • Pilot bölgelerde eko-kent ve eko-köy planlama ve geliştirme çalışmaları,
    3. Dezavantajlı Pozisyonların ve Yoksulluğun Ortadan Kaldırılmasına Yönelik Projeler: Bu projeler cinsiyet dengeli, zengin yoksul arasındaki dengeleri kurmakta, eğitim, sağlık, sosyal hizmetlerin sunumu, eşitlikçi kalkınmaya katkı yapmakta ve farkındalık yaratmayı içermektedir.
    • Kadınlar için Çok Amaçlı Toplum Merkezlerinin (ÇATOM) Kurulması,
    • Sulama dışı alanlarda halkın gelir düzeyinin yükseltilmesi,
    • Hazine arazilerinin topraksız çiftçilere dağıtımı,
    • GAP Girişimci Destekleme ve Yönlendirme Merkezleri (GAP-GİDEM)
    4. İnsan Kaynakları Geliştirilmesi ve Kurumsal Düzenlemeler: Bu tip projeler verimliliği ve insanların gelirlerini artırırlar ve içsel ve dışsal katılımcılığın şartlarını oluştururlar.
    • Sulama sistemlerinin çiftçilere devri,
    • Kurumsal kapasite geliştirme,
    • Çiftçi eğitimi ve yayım faaliyetleri,
    • Tarımsal araştırma ve geliştirme projesi,
    • Tarım topraklarının toplulaştırılması.

    ADIYAMAN
    Cumhuriyet dönemine kadar adı Hısn-ı Mansur olan Adıyaman, tarih boyunca birçok uygarlıklar görmüş, Hitit, Mitanni, Urartu, Asur, Med ve İranlılarla Büyük İskender ve Kommagene krallıklarına yurt olmuştur. 11.yüzyılda Selçuklu, Haçlı ve Eyyübi; 13.yüzyılda Anadolu Selçuklu, İlhanlı ve Memluk dönemlerini yaşamış; 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bölgede Helenistik, Roma, Bizans eserleriyle, İslam-Türk eserlerine ve ilk çağ eserlerine birarada ve sıkça raslanmaktadır. 1978 yılında başlatılan Aşağı Fırat Projesi doğrultusunda yörede yürütülen kurtarma kazılarından elde edilen bu eserler Adıyaman Müzesi’nde toplanmıştır. Adıyaman müzesinde Gritille Höyük, Hayaz Höyük, Hariskale, Tille Höyük Samsat kazılarından elde edilen buluntular ile Roma ve Selçuklu sikkeleri sergilenmektedir.
    Adıyaman Kalesi, Çarşı Camisi, Eski Saray Camisi, Kap Camisi ve Ulu Cami şehir içindeki tarihi yerlerdir. Nemrut Dağı Tümülüsü, Karakuş Tepesi, Cendere Köprüsü, Eski Kale (Kahta Arsameia’sı) Yeni Kale, Pirin (Perre) Şehri ve Kaya Mezarları, Sesank (Dikilitaş), Eski Besni çevrede görülecek yerlerdir.
    Adıyaman Kalesi, şehrin ortasında bulunan yığma bir tepe üzerinde, Emevi Komutanlarından Mansur İbn-i Cavene tarafından Bizans saldırılarına karşı korunmak için yapılmıştır. Şimdi yıkık bir durumda olan kalenin, şehrin etrafını kuşatan surlarının üç kapısı vardır.
    Güneydoğu Toroslar’ın eteklerinden Fırat nehrine kadar uzanan platolara yayılmış durumdaki Adıyaman ilinin yüzölçümü 7614 kilometrekaredir. 1997 yılı sayımına göre Adıyaman’ın nüfusu 678.999’dur. Adıyaman, Merkez ilçenin yanısıra Kahta , Gölbaşı, Besni, Çelikhan, Gerger, Samsat, Sincik ve Tut ilçelerinden oluşmaktadır. Türkiye’nin en verimli akarsuyu olan Fırat, ilin Güney ve Doğu sınırlarını oluşturur.
    Başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan Adıyaman’da ekili alanlar bütün il topraklarını dörtte biri kadar yer kaplar. En çok buğday, arpa ve mısır üretilir. Eskiden çok önemli bir gelir kaynağı olan üzüm bağlarının yerini şimdi antepfıstıkları almıştır.
    GAP’ın tamamlanmasıyla birlikte Adıyaman’da kültür balıkçılığının yanısıra pamuklu dokuma, süt, yem ve et işleme tesisleri ile turizm yatırımları ağırlık kazanacaktır.
    CENDERE KÖPRÜSÜ
    Kahta’nın 18 km kuzeyinde, Roma imparatoru Septimius Severius zamanında Samsat’ta karargah kuran XVI. Lejon tarafından yaptırılan köprü iki bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Köprünün başlangıçta dört sütunlu olduğu, sütunlarının Septimius Severius, karısı Julia Domna oğulları Caracalla , Getta’ya adandığı, daha sonra Getta’nın sütununun kardeşi Caracalla tarafından öldürülmesinden sonra kaldırıldığı bilinmektedir.
    NEMRUT DAĞI
    Dünya’da güneşin en güzel doğduğu ve battığı yer olarak bilinen , 2150 metre yüksekliğinde, Fırat nehri geçitlerine ve ovalarına hakim bu dağ üzerinde Kommagene Kralı 1. Anticohos’a ait tümülüs, ateş sunağı ile Zeus, Fortuna ve Apollon gibi tanrıların heykelleri, aslan heykelleri ve kartal başları yer alır. Dev boyutlu heykeller doğu üslubunda , masif görünüşlü ve hareketsizdir. Doğu ve batı teraslarda Kalasal Greko-Pers üslubunda tanrı heykel ve kabartmaları yapılmıştır. Kendini tanrılarla eşdeğerde gören Kral Pers tanrıları ile el sıkışırken betimlenmiştir. Nemrut Dağı, tarihi Açık Hava Müzesi’nin korunması ve geliştirilmesi amacıyla 7.12.1988 tarihinde milli park olarak ilan edilmiştir. (Adıyaman Nemrut Milli Parkı)
    KARAKUŞ TEPESİ
    Adıyaman’ın 49 km. doğusunda, Kahta (Nymphaios) Çayı’nın açtığı dere yatağının batısında tepe üzerinde , kırma kalker ve çakıl taşlarının yığılmasıyla oluşturulmuş 21 m. yükseklikte bir tümülüstür.
    Tümülüsün güney ve batısında dört adet 9 m. yüksekliğinde Dor nizamında sütunlar bulunmaktadır. Sütunlar üzerinde boğa, aslan, kartal heykelleri ve tokalaşma sahnelerinin olduğu kabartma vardır. Doğudaki sütunun en üst kasnağında ve sütun başlığının hemen altında bulunan kitabede Komamagene Kralı Mitthrrdates, tümülüste annesi İsias’ın kızkardeşi Antiochis ile onun kızının beraberce gömülü olduğunu belirtmektedir.
    BATMAN
    İ.S. 700’lerde Arap işgaline uğrayan kent, önce Selçuklu ardından Moğol egemenliğine girmiştir. 14. ve 15. yüzyıllarda Akkoyunlar ve Safaviler’in etkisinde kalıp 1514’te Osmanlı topraklarına katılmıştır.
    Cumhuriyetin ilk yıllarında İluh adlı bir bucak merkezi olarak Siirt iline bağlıydı. 1957’de Batman adıyla ilçe, 1990 da aynı adla il olmuştur. Yerleşmenin en önemli özelliği petrol çıkarımı ve arıtımıdır. Yüzölçümü 4649 km2 olan ilde, 1997 nüfus sayımına göre 400380 kişi yaşamaktadır. Beşiri, Gercüş, Hasankeyf, Kozluk , Sason Batman’ın başlıca ilçeleridir.
    Cumhuriyet döneminde kurulmuş olan bu kentimiz petrol sanayi sayesinde hızla gelişmiştir. Raman Dağı ve Garzan Bölgesi’nde üretilen petrolü arıtmak için kurulan modern Batman Rafinerisi 1955’te işletmeye açılmış ve daha sonraki yıllarda genişletilmiştir. Madencilik ve sanayi alanındaki asıl gelişim, Batman-İskenderun arasındaki 494 kilometrelik petrol boru hattının tamamlanmasıyla gerçekleşmiştir.
    İlin ulaşımında İstanbul Haydarpaşa’yı Kurtalan’a bağlayan demiryolu hattı önemini uzun süre korumuştur. 1942’de Batman’a ulaşan bu hat, 1950’li yıllara kadar tek ulaşım damarıydı. Bu tarihten sonra ağırlık karayoluna kaymıştır.
    GAP’ın tamamlanmasıyla, ham petrol rafinajının yanında hizmet ve ticaret sektöründe güçlenme sağlanacak ve bakır üretiminde dünya piyasalarını temel alarak ihracata yönelik üretim yapılacaktır.
    HASANKEYF
    1102-1232 yıllarında Artuklular’ın başkenti olan kent, çeşitli İslam egemenliklerine ait yapı kalıntılarıyla ünlüdür. Dicle’nin iki yanındaki kalıntılar, GAP kapsamındaki llısu Barajı’nın yapılmasıyla sular altında kalacaktır. Kentteki kurtarma çalışmaları 1988’de başlamıştır. Kentin kimler tarafından kurulduğu bilinmemekle birlikte, bilim adamları yöredeki mağaralara tarih öncesinden beri yerleşildiğini ileri sürerler. Süryani kayıtlarında ismi Hesna Kepha, Arapça’da ise Kayahisar, Kayakale anlamına gelen Hısn Kayfa olarak geçer.
    İpekyolu ve Kralyolu gibi iki önemli karayolunu birleştirmesi ve Dicle gibi elverişli bir su yolu üzerinde bulunması, Hasankeyf’in gelişmesinin başlıca nedenidir. 12. yüzyıl Artuklu yapısı olan Hasankeyf Kalesi, Dicle yatağından 100 m yükseklikte kaya üzerine kuruludur. Kalenin en yüksek kesiminde 14. yüzyılda tarihlenen Ulu Cami (Kale Cami) yer alır. Dicle üzerindeki Hasankeyf Köprüsü’nden günümüze üç ayak ulaşabilmiştir. Bu görkemli taş köprünün uzunluğunun 100 metreyi aştığı bilinmektedir. Malabadi ve Cizre köprülerinde olduğu gibi kemer ayaklarında, burçları simgeleyen, ellerinde tanımlanmayan nesneler tutan kabartma insan figürleri yer alıyordu. Kentin içindeki diğer önemli yapılar; İmam Abdullah Zaviyesi, Zeynel Bey Türbesi, Cami’ür-Rızk, Koç Camisi, Şerafettin Eyyübi Türbesi.
    DİYARBAKIR
    Dicle Nehri’nin yukarı havzasında, Anadolu, İran ve Mezopotamya’dan gelen tarihi ticaret yollarının kavşak noktasında yer alan kent, çok eski çağlardan beri surlarla çevrili önemli bir yerleşmeydi.
    İlk çağlardan bu yana Hurri-Mithani, Hitit, Asur egemenliği altında kalan kent bir dönem Arami Bit-Zamani Krallığı’nın başkentiydi. Daha sonra Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevokoslar, Partlar ve Romalılar tarafından ele geçirilmiş, İlhanlılar ve Akkoyunlular’ın yönetiminde kalmış şehrin adı değişik kaynaklarda Amidi, Amid, Amido; Amida olarak geçmekte olup, Müslüman ve Arap kaynaklarında “Diyar-ı Berk” olarak anılır. Cumhuriyet döneminde yörede çıkarılan bakır madeninden ötürü kentin adı Diyarbakır’a çevrilir.
    Yüzölçümü 15355 kilometrekare olan Diyarbakır’ın tarım topraklarının büyük bir kısmında kuru tarım yapılmakta ve nadas uygulanmaktadır. 1997 yılı sayımına göre il nüfusu 1282678’ dir. 13 ilçesi ve 743 köyü bulunan Diyarbakır’ın başlıca ilçeleri Bismil, Çermik, Çınar, Güngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Harzo, Kocaköy, Kulp, Lice ve Silvan’dır.
    Güneydoğu Anadolu’nun ikinci büyük kenti olan Diyarbakır, Eski ve Yeni Kent olmak üzere iki kesimden oluşur. Eski Diyarbakır surlarla kuşatılmış olup, dört kapalı bu surlar Anadolu’da ayakta kalan benzer yapıların en büyüğü ve en sağlamıdır. Kentin önemli tarihi yapıları bu surlar içindedir. Cumhuriyet döneminde planlı olarak surların dışında kurulan Yeni Kent ise , iki yanı ağaçlandırılmış caddeleri, müstakil evleri, parkları, resmi binaları ve büyük otelleri ile modern bir kent görünümünde olup, Eski Kent’le tezat oluşturmaktadır. İlin en önemli akarsuyu Dicle’dir.
    Dağlık Doğu Anadolu ile Mezopotamya düzlükleri arasında bir geçiş kuşağı üstünde bulunduğundan eskiden beri önemli kervan yollarının buluştuğu bir kavşak noktası olan Diyarbakır, günümüzde de Diyarbakır-Elazığ, Diyarbakır-Şanlıurfa, Diyarbakır-Mardin ve Diyarbakır-Bitlis gibi önemli karayollarının güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Demiryolu 1935’te ilin merkezine ulaşmış, daha sonra il sınırları dışına çıkarak Kurtalan’a kadar uzanmıştır. Diyarbakır’ın hava ulaşımı yoluyla da Türkiye’nin büyük kentlerine bağlantısı vardır.
    Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa bağlı olmakla birlikte, büyük girişimcilik potansiyeline sahip olan Diyarbakır, Gaziantep’in ardından bölgenin ikinci sanayi merkezidir. Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa bağlı olmakla birlikte, büyük girişimcilik potansiyeline sahip olan Diyarbakır, Gaziantep’in ardından bölgenin ikinci sanayi merkezidir. Kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasında bulunan Diyarbakır’da küçük sanayi sitesi vardır. Bölgede geleneksel sanayi dallarının merkezi olan ve Bölge sanayiinde üretim ve pazarlama kapasitesini arttırmanın yanında; yem, et ve et ürünleri sanayilerine yönelmektedir.
    DİYARBAKIR KALESİ VE SURLARI
    Diyarbakır’ın zengin tarihine tanıklık eden yapıların en ünlüsü Diyarbakır kalesidir. Dicle yatağından 100 metre yükseklikte bulunan “Fis Kayası” adlı kayalığın İçkale kesiminin buranın ilk yerleşim yeri olduğu ve küçük çapta bir kalenin Hurriler zamanında inşa edildiği sanılmaktadır. İçkale’de kubbeli bir bazilika (Nesturi Kilisesi, 6 yy), Kale Camisi, Sahabeler türbesi, Artuklu Sarayı ve resmi binalar bulunmaktadır. Diyarbakır Şehrini baştan başa kuşatan surlar, Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surlarıdır. Yapısı, sağlamlığı taşıdığı yazıtlar, kabartmalar ve şekillerle surlarda 12 uygarlığın kitabelerini okumak mümkündür. Kalenin ilk yapılış tarihi bilinmemektedir. M.S. 349 yılında Roma İmparatoru Konstantininus tarafından genişletilerek bazı kısımları onarılmıştır. Kalede bulunan dört kapı dört ana yöne açılmaktadır. 5 km uzunluğundaki surların, duvar yüksekliği 12 metre, genişliği 3-5 metre olup 82 adet burcu vardır.
    CAHİT SITKI TARANCI MÜZESİ
    Cumhuriyet döneminin ünlü şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu ev 1973 yılında müze haline getirilerek, ünlü şaire ait şahsi eşyaları, fotoğraflar, yapıtlar ve yöreden elde edilen etnoğrafik malzemeler sergilenmektedir. Yapı, Diyarbakır mimarisinin tüm özelliklerini taşımaktadır.
    DELİLER HANI
    Hüsrev Paşa Hanı adıyla da anılan yapı 1527 yılında aynı kişi tarafından yapılmıştır. İki katlı ana mekan ile tek katlı ahırdan oluşan iki bölümlü bir yapıdır. Her yıl İslâm ülkelerinden Hicaz’a gitmek üzere bu handa toplanan hacı adaylarını götürecek delilerin (rehber, kılavuz) burada kalmaları nedeniyle, hana halk arasında Deliler hanı denilmektedir. Karşısındaki geniş alan da Hacılar Harabesi olarak anılmaktaydı. İki katlı olan yapı, restore edilerek 120 yataklı turistik modern bir otel olarak hizmete açılmıştır.
    MALABADİ KÖPRÜSÜ
    Silvan ilçesi yakınında, Diyarbakır-Batman illeri sınırında yer alan, üzerinde binlerce olayın geçtiği muhteşem bir Artuklu eseridir. Dünyadaki taş kemerli köprüler içinde kemeri en geniş olan bu köprü, suyun iki yakasını düz bir çizgi üzerinden değil, kırıklar yaparak birleştiriyor. Evliya Çelebi köprü için şunlar yazıyor: “Köprünün iki tarafında kale kapıları gibi demir kapılar vardır. Bu kapıların içinde, sağda ve solda, kemerin altında hanlar vardır ki gelip, geçenler misafir olurlar. Misafirler oturup, kemerin karşı tarafındaki adamlarla kimi sohbet eder, kimi ağ ve oltalarla balık avlarlar”. Altında Batman Çayı’nın kıvrıldığı köprünün yazıtında 1147-1148 tarihi veriyor. Kitabeden köprünün Mardin Artuklular hükümdarı Timurtaş tarafından yapıldığı anlaşılıyor.
    DİYARBAKIR ULU CAMİ
    ürkiye’nin en eski camilerinden biridir. Saint Thoma kilisesinin çeşitli zamanlarda kısım kısım camiye çevrildiği bilinmektedir. Kesme taştan yapılmıştır. 80x80 m.lik bir alanı kaplayan büyük ve gösterişli bir camidir. Cami gerisindeki minare dört köşelidir. Şadırvanı (1849) işlemeli mermer ve mihrap önemli bir sanat eseridir. Cami duvarları da kabartma ve oyma süslemeleriyle bezenmiştir. Minare ve kapı üzerinde birçok zamanlara ait 20 yazıt bulunmaktadır. Bahçedeki hükümdar mezarları Şah İsmail tarafından 1507 yılında yıktırılmıştır.
    DİYARBAKIR EL SANATLARI
    Geleneksel el sanatları içerisinde kuyumculuk, ipekçilik, bakırcılık, toprak işleri, saraçlık, keçecilik, kilim, heybe gibi dokumacılık; işlemeli peşkir, peştamal, el dokuması halıcılık önde gelmektedir. Kuyumculuk, günümüzde de önemini yitirmemiştir. Hasır bilezik, kişniş, gerdanlık, gümüş işlemeli nalın özellikli ürünleridir. Merkez, Kulp, Silvan ve Lice ilçelerinde ipekböcekçiliği yapılmaktadır. İpekli kumaşlar, mendiller ve poşular ile ünlü ilde üretim eskiye göre giderek azalmaktadır. 1940 yıllarında altın yıllarını yaşayan dokuma faaliyeti bugün küçük tezgahlarda varlığını sürdürmektedir.
    GAZİANTEP
    Aintap olarak bilinen eski kent bugünkü Gaziantep’in 12 kilometre kuzeybatısında, Nizip dağının yukarı yamaçlarında kurulmuştur. Plaleolitik çağdan bu yana sürekli bir yerleşim bölgesi olmuş olan Gaziantep Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler ve Selçuklular’ın egemenliği altında kalmıştır. Osmanlıların yükselme devri Gaziantep için de yükselme devri olmuştur. Bu devirde yapılmış cami, mescit, medrese, han, hamam sayısı pek çoktur.
    Gaziantep’in yüzlerce görülmeye değer tarihi ve turistik yerleri içerisinde Yesemek Açık Hava Müzesi, Belkıs Harabeleri, Antik Dülüt Kenti, Karkamış Anıt Mezarı, Tilmen Höyük sarayı, Rumkale, Gaziantep kalesi, Eski Antep Evleri, Zincirli, Oylum Höyük, Etnorafya Müzesi, Yuşa Peygamber Türbesi en önemlilerdendir.
    Yüzölçümü 7642 kilometrekare, nüfusu 1997 sayımı sonuçlarına göre 1127686 olan Gaziantep, nüfus yoğunluğu bakımdan GAP Bölgesinin en büyük şehridir. Gaziantep’in Şahinbey, Şehitkamil, Araban, İslahiye, Kargamış, Nizip, Oğuzeli, Yavuzeli ve Nurdağı olmak üzere 9 ilçesi vardır.
    Gaziantep GAP Bölgesi’nin tarım, sanayi ve ticarette en gelişmiş ilidir. Kendi adıyla anılan fıstığı, bağcılı, zeytinciliği önem taşır. Gaziantep’te imalat faaliyetlerinde gelişme küçük kuruluşlar aracılığıyla yapılmaktadır. Bugün canlı bir ticaret ve endüstri merkezi olan kente, çimento ve dokuma fabrikaları, deri, kundura, yağ ve sabun, ağaç işleri, metal işleme ve makine atölyeleri vardır. Gaziantep halen 40 ülkeye ihracat ettiği 120 değişik mamul üreten yapısıyla bir “ihracat kapısı” özelliğini sürdürmektedir.
    GAZİANTEP KALESİ
    Yapım tarihi belli olmayan kalenin 6.yüzyılda Bizanslılar tarafından onarıldığı bilinir. 1481’de Mısır Sultanı Kayıtbay ve 1557’de Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniden onarılan kaleye yeni burçlar eklenmiştir. İçine cami ve köşkler yapılmıştır. Surların uzunluğu 1200 metre olan daire planlı kalenin 36 burcu vardır. Kale içinde Mehmet Gazali’nin türbesi, bir cami ve hamam yer alır. Yer altında dehlizler ve ırmağa inen yollar olduğu sanılmaktadır. 1921 yıllarında Fransızlara karşı Gaziantep savunmasında Kale’nin büyük rolü olmuştur.
    GAZİANTEP EVLERİ
    Büyük çoğunluğu merkez ilçe Şahinbey’de bulunan Antep evleri zengin kültür mirasının en güzel örneklerindendir. Bu evler geleneksel mimari dokusu ile Güneydoğu Anadolu, Mezopotamya ve Suriye’ye özgü özellik taşır. Hıdır Sokak ve civarındaki Şeroğlu Sokak ve Harap Mescit Sokağın yer aldığı bölgede eski kent dokusunun ve eski mimarinin en güzel örneklerine rastlanır. Yörenin iklimine uygun olan Gaziantep Evleri dar sokaklar boyunca bitişik düzende sıralanırlar. Duvarla çevrili taş evler avlulu, düz çatılı, eyvanlı ve alt katı sağır yapılardır. Kapılar ve pencere kapakları ağaç işçiliğinin özgün örneklerini oluşturur.
    GAZİANTEP MUTFAĞI
    Türk mutfağına önemli derecede etki eden Gaziantep Mutfağı, seneler boyunca geleneklerin ve yöresel özel damak lezzetinin zenginliği ile ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kökeni Oğuzlar’a uzanan yemek türlerinin yanı sıra Halep mutfağının etkileri görülür. Dövme çorbası, maş çorbası, meyhane pilavı, fikir pilavı, yuvarlama, borani, yağlı köfte, kümülvüşşeyda, şivediz, kabaklama, pirim aşı gibi yemekler, patlıcan kebap, simit, ali nazik, soğan, yeni dünya, şiş ve cartlak kebapları Gaziantep mutfağının önde gelen yemek ve kebap çeşitleridir. Tatlılar arasında da baklava, künefe, burmalı kadayıf, sarı burma antep fıstığı ezmesi ve antep kaymağı yer alır.
    HASAN SÜZER ETNOĞRAFYA MÜZESİ
    Bey mahallesi Hanifioğlu sokakta yeralan ve yüzyılın başından kalan yapı, İşadamı Hasan SÜZER tarafından restore edildikten sonra Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir. Müze, bütünüyle yöre eşyalarıyla donatılmış ve bölümler, yaşantıyı aksettirecek şekilde mankenler kullanılarak geçmiş hayatı gözler önüne sermektedir. Müzede Antep savunmasında kullanılan silahlar, araçlar, belgeler ve kahramanların fotoğrafları da sergilenmektedir.
    GAZİANTEP HANLARI VE BEDESTENLERİ
    Gaziantep’in geçmişindeki ekonomik ve ticari canlılığın sembollerinden olan hanlar, günümüzde de işlevini sürdüren birer ticaret merkezidir. Bunlar arasında Sıra Hanı, Kumrulu Han, Yeni Han , Kürkçü Hanı, Anadolu Hanı, İncioğlu Hanı, Tuz Hanı, Hacı Ömer Hanı günümüzde işlevini sürdüren hanlar arasında en önemlileridir.
    Günümüze kadar kalabilen ve hala kullanılabilen iki bedestenden Zincirli Bedesteni 18. yüzyılda yapılmıştır. Halk arasında ‘Kara Basamak Bedesteni’ olarak bilenen ve içinde 80 dükkan bulunan bedestenin beş kapısı bulunmaktadır. 19. yüzyılda yapılan Kemikli Bedesten ise iki kapılı dikdörtgen planlı, kesme taştan bir yapıdır.
    GAZİANTEP EL SANATLARI
    Gaziantep, Mezopotamya ve Akdeniz ile doğu ve batı arasında bir geçiş yeri olması nedeniyle birçok uygarlığın etkisinde kalmış, bu durum kültürüne ve folklorüne yansımıştır. Gaziantep’in zengin folklorü içinde yer alan el sanatlarından bilhassa bakır işlemeciliği, sedefçilik, yemenicilik, kufnu bezi dokumacılığı, taş yontuculuğu, Antep işi denilen el işi işlemeciliği, antik silah yapımı, altın ve gümüş işlemeciliği çok gelişmiştir.
    YESEMEK AÇIK HAVA MÜZESİ
    Yesemek, İslahiye ilçesinde bağlı aynı adı taşıyan köyde bulunmaktadır. Ön Asya’nın en büyük açık hava heykel atölyesidir. “Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi” taşların ocaktan kesilmesi, yontu taslakların hazırlanması ve tamamlanmasına kadar ki evreleri teker teker örnekleri ile görebileceğimiz bir heykel okulu niteliğindedir. Alanda yapılan araştırmalara göre bölgenin Hitit hakimiyetine girdiği ve İmparator Şuppilluluma zamanında M.Ö. 1375-1335 tarihleri arasında işletmeye açıldığı ve yörenin yerli halkı Hurlar’ın çalıştırıldığı saptanmıştır. Bilimsel kazı ve araştırmalar sonucunda sfenksler, aslanlar, dağ tanrıları ve çeşitli mimari parçalardan oluşan zengin bir koleksiyon ortaya çıkarılmıştır. Heykel ve taslak biçiminde hazırlanan kabartmalar; İslahiye, Zincirli ve Sakcagözü gibi merkezlere gönderilerek buralarda bitirilirdi. Yesemek köyünün 2 km batısındaki ovada Yesemek Höyüğü bulunmaktadır. Buranın son Tunç ve Demir çağlarıyla Roma döneminden kalma heykel atölyesinde çalışan ustaların oturduğu bir yerleşme olduğu sanılmaktadır.
    RUMKALE
    Fırat Nehri ile Merziman çayının birleştiği noktada yer alan yerleşmenin M.Ö. 840 yılında Hitit döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Asur, Med, Pers, Roma ve Arap hakimiyetlerini yaşamıştır. Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Johannes’in Roma döneminde Rumkale’yi merkez yaparak Hristiyanlığın Gaziantep yöresinde yayılmasını sağladığı söylenir. Rumkale, bölgedeki kalelerin en büyüğü olup üzerinde çeşitli dönemlerde yapılmış birçok yapı kalıntısı vardır.
    KARKAMIŞ
    Antik çağda doğunun önemli şehirlerinden biri olan Karkamış (Cerablus) Gaziantep’in Karkamış ilçesidir. Suriye sınırında bulunan Karkamış’ın batısındaki iç kale ve iç şehir Türkiye’de, dış kale ve dış şehir ise Suriye’de kalmaktadır.
    Eski çağlarda çok önemli bir sanat ve kültür merkezi olan Karkamış, Gılgamış Destanı’nın geçtiği yerdir. Ele geçirilen birçok kıymetli ve nadide sanat eseri dünya müzelerinde sergilenmektedir. Bugünkü Karkamış’ta iç ve dış şehir surları, tapınak ve Hilani tipi evlerin kalıntıları göze çarpmaktadır. Teşup ve Hilani tapınakları bugün de önemini korumaktadır.

    BELKIS HARABELERİ
    Nizip ilçesine 10 kilometre uzaklıkta kavunlu köyünde bulunan Belkıs (Zeugma) şehri kalıntıları höyük biçimli yüksek bir akrapoldür. Kalıntılar Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine aittir. Şehir, tarihte kendi adına para bastıran şehirler arasındadır. Son kazılarda çıkarılan Roma evinin bir bölümüne ait olduğu saptanan ilk odada Dionysos’a ait mozaik bulunmuş olup, sanat değeri çok yüksektir. Harabelerden çıkan heykeller Gaziantep Müzesi’nin Belkıs / Zeugma salonunda sergilenmektedir.
    KİLİS
    Kesin tarihi bilinmemekle birlikte, Kilis tarihinin orta çağa kadar uzandığı (M.Ö. 3000) varsayılmaktadır. Asur, Hurri-Mitani, Hitit, Pers egemenliklerini, Hellenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. 636 yılında Halife Hz.Ömer tarafında İslam topraklarına katılmış ve Bizans İmparatorluğu’na karşı bir sınır karakolu olmuştur. Haçlı Seferleri sırasında Urfa Kontluğu’na bağlanan Kilis, daha sonra Selçuklu ve Memluklular dönemini yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 7 Aralık 1921 tarihli Ankara Antlaşması ile Kilis düşman kuvvetlerinden kurtarılmıştır. 6 Haziran 1996 yılında il olan Kilis’in Elbeyli, Musabeyli ve Polateli olmak üzere üç ilçesi, 51 merkez, 46’sı Musabeyli, 23’ü Elbey’li, 18’i Polateli ilçesine bağlı olmak üzere 138 köyü, Yavuzlu adında bir beldesi ve 69 mezrası vardır.
    İlin sınırı Suriye sınırına 10 Km., sınır uzunluğu 120 Km.’dir. Resul Osman Dağı ve Kotal Dağı bölgenin önemli dağlarıdır. Afrin Çayı ve Sabun Suyu Deresi ise su kaynaklarıdır.
    CANPOLAT CAMİİ (TEKKE CAMİİ)
    (1553) Osmanlı dönemi yapılarının ilk örneklerindendir. Kilis beyi Canpolat zamanında inşa edilmiştir. Kare planlı, tek kubbeli Osmanlı camii planı tipindedir.
    AKCURUN CAMİİ
    1515’te Seyyide Fatma tarafından yaptırılmıştır. Memluk özelliklidir.
    ULU CAMİİ
    1334 ‘de Abdullah Bin Hacı Halil yaptırmıştır. Dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan yapılmıştır.
    RAVANDA KALESİ
    Yapım tarihi kesin bilinmemektedir. Duvar ve burçlar ayakta kalabilmiştir. Kale’nin içinde su sarnıçları, bina kalıntıları, mahsenler, zindanlar bulunmaktadır. Mısır Kölemenleri zamanında müstahkem bir kale durumunda olan Ravanda Kalesi, daha sonra Urfa haçlı Kontluğu’na bağlı bir merkez olmuştur. M.S. 12. yüzyılda önem kazanmıştır. Kale’nin bir yer altı şehrini de barındırdığı düşünülmektedir. Ancak arkeolojik kazılar yapılmadığından bilimsel veriler elde edilememiştir.
    KUZEYNE
    Antik kent ve kale şehre 5 km. uzaklıktadır. Hitit, Roma, Bizans ve İslam (Abbasi) dönemlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Bütünüyle bir açık hava müzesi görünümündedir.
    Şırahbil Bin Hasane Türbesi, Eski Hamam, Hoca Hamamı, Tekke Mevlevihanesi, Kilis sivil mimarisini yansıtan konaklar, çeşmeler, köprüler görülmeye değer diğer önemli tarihi eserlerdir.
    MARDİN
    Büyük bir ovanın kuzeyindeki bir tepenin yamaçlarında kurulmuş Türkiye’nin Irak ve Suriye ile bağlantısını sağlayan kara ve demiryolu üzerinde yer alan kentin çok eski bir geçmişi vardır. Bir rivayete göre, Mardin kentinin kuruluşu Nuh Tufanı’na kadar dayanmaktadır. Hurri-Miltanni Krallığı, Eti, Sur, Babil, Pers, Roma, Arap ve Selçuklu egemenliği altında kalmıştır. Daha sonra Artukoğulları Devleti’nin “Tabaka-Ilgaziyye” denilen Mardin kolu kurulmuş ve bu dönemde kent büyük bir imar görmüş, gelişmiştir.
    Persler’in “Marde” dedikleri Mardin ilinin adı, Bizanslılar’da “Mardia”, Araplar’da “Maridin”, Süryaniler’de “Merde-Merdo-Merdi” şeklinde kullanılmıştır. Türkler yöreyi fethettikten sonra ilin ismi Mardin’e dönüşmüştür.
    Mardin Kalesi, Kasımiye Medresesi, Ulu Cami, Zinciriye Medresesi şehir civarındaki tarihi yerlerdir. Dayrül-Zeferan Manastırı, Harizm Medresesi, Ulu Cami çevredeki diğer görülmeye değer turistik ve tarihi yerlerdir.
    Yüzölçümü 12760 kilometrekare olan Mardin, kuzeyinde uzanan Güneydoğu Toroslar ile güneyindeki Arabistan platformunun kesiştiği alanda yer almaktadır. İl toprakların büyük bir bölümünü “Mardin- Midyat Eşiği” denilen alan kaplar.
    Nüfusu, 1997 sayımına göre 646826 olan Mardin’in Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur, Yeşilli ilçeleridir.
    GAP’ın tamamlanmasıyla birlikte Mardin’de sulanacak 100 bin hektar alan sayesinde üretilecek pamuk, Organize Sanayi Bölgesi’ndeki işletmelerde değerlendirilecektir. Ayrıca; unlu mamuller üretimi ile meyve işleme ve tohum üretiminin yanısıra Mardin, yetiştirdiği üzümünü de sınai bazda değerlendirecektir. Bölge’deki tarımın gerek duyduğu fosfatlı gübrenin bir bölümü, ildeki gübre fabrikalarıyla sağlanacaktır. Mardin’de Organize Sanayi Bölgesi’nin yanısıra 1140 kişiyi istihdam eden ve yaklaşık 190 civarında küçük kuruluşun yer aldığı küçük sanayi sitesi mevcuttur. Ayrıca Mardin’de Serbest Bölge mevcuttur.
    MARDİN EVLERİ
    Volkanik bir bölgede bulunan kentin mimarisinde kullanılan temel gereç kolay işlenebilen kalker taşıdır. Kapalı yaşam biçiminin tüm özelliklerini yansıtan Mardin Evleri, 4 metre yüksekliğe varan duvarlarla çevrelenir ve sokaktan ayrılır. Bu duvarlarla sert iklime karşı da koruma sağlanmış olur. Haremlik ve selamlıktan oluşan evlerde çoğunlukla mutfak yoktur. Mardin evlerinin en önemli özelliği Midyat işi denilen taş işçiliğidir. Kapı ve pencereler sütuncuklar, kemerler ve çeşitli motiflerle bezelidir. Merkez yerleşmesi 1979 yılında kentsel sit ilan edilmiştir.
    DEYR’ÜL ZAFARAN MANASTIRI
    Mardin’in doğusunda 9. yüzyılda yapılmış olan Süryani Manastırı günümüzde ziyaret yeri ve kimsesiz Süryanilerin barındığı düşkünler yurdudur. 1932’ye değin Süryanilerin dinsel merkeziydi. 52 Süryani patriğinin gömülü olduğu manastır, bölgedeki çok sayıda manastırın en büyüklerinden biridir. İlk kez İ.S. 4. yüzyılda yapılan manastırda “mahzen” denilen gizli ibadet yeri en eski bölümdür. Daha sonraki yüzyıllarda eklenen bölümlerle genişlemiştir. Deyr’ül Zeferan Manastırı, kayaya oyulmuş Meryem Ana Kilisesi ve Mar Yakup Manastırı ile üçlü oluşturan yapıların çevresinde koruyucu olarak üç kale yapılmıştır.
    MAR YAKUP MANASTIRI
    İlk adını Marislium adlı bir rahipten alan manastır, daha sonra Marevgan Manastırı diye anılmıştır. Söylentiye göre doğunun müjdecilerinden Marevge rahiplerinden Marbinyamin’in en yaşlı şagirtinin kemikleri bu manastıra gömülmüştür. Manastır bir süre Marhonesya adıyla tanınmıştır.
    SİİRT
    Botan çayı kıyısında yer alan pek çok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur. Kentin bilinen ilk halkı İ.Ö. 3000’lerde bölgeye yerleşen Hurri ve Subarru boylarıdır. İ.Ö. 7. yüzyılda Asurve Med egemenliği, ardından Pers İmparatorluğu, Selevkos Krallığı, Sart, Roma, Bizans, İran yönetimi altında kalmıştır. Anadolu ve Büyük Selçuklu dönemlerinde Moğol, Eyyübi, Artuklu Karakoyunlu Beyliklerinin mücadelelerine sahne olduktan sonra 1514’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Siirt’in Keldani dilinde kent anlamına gelen Keert sözcüğünden geldiği öne sürülür. Veysel Karani ve İsmail Hakkı Türbeleri İslam Uygarlığının eserleri olarak geçmişle günümüz arasında tarih ve uygarlık köprüsü olmaya devam etmektedir.
    Yüzölçümü 5406 kilometrekare olan ildeki akarsu ağını Dicle Irmağı ile kolları meydana getirir. 1997 sayımına göre nüfusu 262371 olan Siirt’in Aydınlar, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan olmak üzere 6 ilçesi 271 köyü vardır.
    Dokumacılık ve bakırcılık kentin geleneksel el sanatlarındandır. Doğal renkler ve geometrik motiflerle süslenerek dokunan tiftik battaniyeler ise turistik değer taşımaktadır. Hayvancılık açısından zengin olan Siirt, entegre et işleme ve deri sanayilerinde yüksek potansiyele sahiptir. İleriki tarihlerde 700 bin hektara yayılan orman alanları ile orman ürünleri sanayine yönelebilecektir. Sebze ve fıstığa büyük potansiyel gösteren bu il, asfaltit, bakır ve krom madenlerinde de önemli bir rezerve sahiptir.
    Siirt İli’nde kilise, cami, çarşı ve köprüler ayrıca Aydınlar , Kurtalan ve Baykan ilçelerinde tarihi eserler bulunmaktadır.
    SİİRT ULU CAMİ
    Selçuklu sultanı Mugiziddün Mahmut tarafından 1129 yılında yaptırılmıştır. 1260 yılında Cizre Valisi El Mücahit İshak tarafından camiye bazı ek kısımlar yaptırılmıştır. 1965 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiştir. Ankara Etnoğrafya Müzesi’ndeki ceviz ağacından minberi, Selçuklu ağaç oymacılığının güzel örneklerindendir. Tuğladan firuze çini işlemelerle süslü tek şerefeli minaresi vardır. Hava koşulları nedeniyle bu bezemeler bozulmaktadır. Ortadaki büyük kubbenin etrafında ufak kubbeler yer almıştır.
    BILLORIS KAPLICASI
    Siirt Eruh karayolu üzerinde yer alır. 35 derece sıcaklığındaki şifalı su, Botan Çayı Kıyısındaki bir mağaradan çıkarak havuzda toplanır. Kaplıca suyu kalsiyum bikarbonatlı sular grubuna girer. Kükürtlü hidrojen içerdiği için içimi tehlikeli olabilen su, deri ve romatizma hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
    ŞANLIURFA
    Tarihi geçmişi M.Ö. 8000 yılına kadar uzanan Şanlıurfa Mezopotamya medeniyetleri ile Eyyübi, Selçuklu ve Osmanlı gibi İslam medeniyetlerine beşiklik eden bir müze şehir görünümündedir. Harran kazılarından kentin M.Ö.6000-5000 yıllarında kurulduğu anlaşılmaktadır. Efsanelere göre Hazreti Adem bu topraklarda çiftçilik yapmış, Hazreti Eyüp burada sabır ve tahammül göstermiş, Hazreti İbrahim, Asur Kralı Nemrud’u Tanrı’nın birliğine inanmaya burada davet etmiş ve bu yüzden ateşe atılmıştır. Hazreti Musa kentin doğusundaki Tek Tek Dağları’nda yedi yıl çobanlık yapmış ve yine efsaneye göre sihirli asasını Şuayp Peygamber’den burada almıştır. Bu yüzden Şanlıurfa “Peygamberler Şehri” diye de anılmıştır.
    İl merkezinde yer alan çok sayıdaki tarihi mimari eser ve il sınırları içindeki dünyaca ünlü Harran, Soğmatar ve Şuayp şehri gibi ören yerleri bu zengin medeniyetler birikimin günümüze kadar gelebilmiş uzantılarının bazı örnekleridir.
    İbrahim Peygamber’in Nemrut’la olan mücadelesi ve ateşe atılması olayı il merkezideki Kale ve Balıklıgöl civarında cereyan etmiştir. Hz. Eyyüp Peygamber il merkezindeki halen ziyaret edilmekte olan bir mağarada çile çekmiştir. Eyyüp Peygamber’in ve Elyasa Peygamber’in kabirleri Viranşehir ilçesi yakınlarındaki Eyyüp Nebi Köyünde bulunmaktadır.
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Anadolu ve Arap yarımadalarını birbirine bağlayan geçiş yolları üzerinde, Urfa yaylasının ortasında kurulmuş olan Urfa’nın yüzölçümü 18584 kilometrekaredir. 1997 sayımında 1303589 nüfusu olduğu tespit edilen Şanlıurfa’nın Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruç ve Viranşehir olmak üzere 10 ilçesi ve 772 köyü vardır.
    Şanlıurfa’nın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ekili alanların büyük bir kısmı tahıl üretimine ayrılmıştır. Buğday ilk sırayı almakta, onu arpa ve mercimek izlemektedir. Nohut ve antepfıstığı üretiminin de yapıldığı, Şanlıurfa’da sanayi bitkilerinden pamuk ve susam da üretilir. GAP’ın tamamlanmasıyla Şanlıurfa’da tekstil ve giyim sanayine ağırlık verilecek, aynı zamanda yemeklik yağ ile yem üretimi sanayii kuruluşlarının ekonomik kapasiteleri ve sayısı arttırılarak, bu ürünler Türkiye içine ve dışına pazarlanacaktır.
    ŞANLIURFA KALESİ
    Şehre bakan Damlacık dağının kuzey eteğinde bulunan tepe üzerindedir. Romalılar tarafından yaptırılan İçkale zamanla genişlemiştir. İçkale 25 burçludur. Kalede Bizans ve islam dönemine ilişkin kalıntılar bulunmaktadır. Surları M.S. 812 yılında Hristiyanların , Arap akınlarına karşı kenti korumak amacıyla yaptırdığı bilinmektedir. Dışkale ise Haçlılar zamanında büyütülerek restore edilmiştir. İçkale ile Dışkale arasında bulunduğu bilinen Molla, Gezer Paşa ve Mehmet Paşa Sarayları ise günümüze ulaşamamıştır.
    HALİL-ÜL RAHMAN VE AYN-ZELİHA GÖLLERİ (BALIKLIGÖL)
    Halil İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve puta tabanlarla mücadele eder. Putları kırıp parçalayarak halkı tek tanrıya inanmaya çağırır. Bu başkaldırıya karşı Nemrut İbrahim Peygamber’i büyük bir odun yığınında yakmak ister. İbrahim Peygamber ateş üzerine düşer düşmez, ateşin yerinde berrak bir göl belirir. Yanan odunlar balığa dönüşür. Göle Halil-ür Rahman Gölü denilir. Yanındaki göl ise (Ayn-Zeliha) İbrahim Peygamber’in sevgilisi ve Nemrut’un evlatlığı Zeliha’nın gözyaşlarından oluşur.
    ŞANLIURFA ÇARŞILARI
    Şanlıurfa’nın Osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi, Gümrük Hanı çevresinde yoğunluk göstermektedir. 1562 yılında yaptırılan Kazzaz pazarı (Bedesten) Anadolu’da otantik değerlerini bugüne kadar koruyabilmiş ender çarşılardandır. Sağlı sollu olarak uzanan ve yerden yaklaşık 1 metre kadar yüksekte olan dükkanlarda “kazzaz esnafı” oturmakta, ayrıca yörenin mahalli kadın ve erkek giysileri satılmaktadır. Sipahi pazarı günümüzde halı, kilim, kürk, keçe türünden eşyaların satıldığı tarihi özelliğini aynen koruyan çarşıdır. Kınacı pazarı günümüzde kuyumcular çarşısı olarak kullanılmaktadır. Ortasından Halil-ül Rahman suyunun aktığı bu çarşı nemli olası, iplik ve kumaş boyama sanatının terkedilmesi nedeniyle 40 yıl önce kapatılmıştır. Her biri 15’er çapraz tonozla örtülü iki kapılı çarşıdan oluşan Hüseyniye Çarşıları birarada yemenici pazarı olarak kullanıldıktan sonra bakırcı esnafına bırakılmıştır.
    ŞANLIURFA EL SANATLARI
    Keçecilik, debbağlık, taşçılık, köşkerlik, bamacılık, cülhacılık, bakırcılık, kuyumculuk, halı ve kilim dokumacılığı, ağaç oymacılığı, tenekecilik, tarakçılık, çulculuk (semercilik) ve kürkçülük, tarihi geçmişleri yüzlerce sene öncesine dayanan Şanlıurfa el sanatlarıdır.
    Keçecilik yüzyıllardan beri Şanlıurfa’da Keçeci Pazarı denilen çarşıda ve çevresindeki hanlarda sürdürülmektedir. Acem, dal, pul, göbek, somun, kantarma, armut ve sandık nakışlı çeşitleri vardır.
    Ana rahminde ölen ya da en fazla bir aylık iken ölen kuzuların tüylü derilerinden yapılan düz yakalı, dış kısmı “şakaf” denilen özel kumaşla kaplı aba gibi bol giysiye “kürk” denilmektedir. Şanlıurfa’ya has bir giysi olan kürk, Anadolu’da bir başka yerde yapılmamaktadır. Tarihi çok eskilere dayanan bu sanat Şanlıurfa’da Kürkçü Pazarı denilen tarihi çarşıda sürdürülmektedir.
    Yün ipliği, pamuk ipliği ve ipeğin ‘kauçuk’ denilen tezgahlarda dokunularak “yamşah” (kadın başörtüsü), poşu (erkek başörtüsü), ihram (kadın boy örtüsü) ve aba türünden örtüler haline getirilmesi sanatına Şanlıurfa’da “cülhacılık” denilmektedir. 30-40 yıl öncesine kadar çok sayıda tezgahta sürdürülen bu sanat günümüzde önemini yitirmiş ve tezgah sayısı 5-6’ya düşmüştür.
    İpek ipliliğinin el ile bükülüp işlenmesine kazzazlık denilmektedir. Kazzaz Pazarı ya da Bedesten denilen kapalı çarşıda eskiden 25-30 dükkanda sürdürülen bu tarihi sanat günümüzde bir-iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.
    KELAYNAKLAR
    Dünyada soyu tükenmekte olan bir kuş türü olan ve Türkiye’de yalnızca Birecik’te yaşayan Kelaynaklar, Şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinin en ilgincidir. İbidae soyundan olan kelaynaklar, baş ve gerdanları tüysüz olduğundan bu adla anılmaktadır. Birecik’ten başka Fas ve Cezayir’de yaşayan Kelaynaklar kış aylarında Etiyopya ve Madagaskar’a göç ederler ve Şubat ortasından başlayarak Birecik’e gelirler. Kayalık yamaçlarda yuva kurar,yumurtlama döneminden sonra Temmuz ayı ortalarında geri dönerler. 1984’ten bu yana, Birecik’te 12 Nisan tarihinde ‘KELAYNAK FESTİVALİ’ düzenlenmektedir.
    HARRAN
    Harran dünya üzerinde şehir olarak kurulmuş ilk yerleşim merkezidir. Evler, topraktan bağımsız değil, sanki toprağın bir ürünüymüş gibi yerden birer yükselti şeklindedir. Konik damları, kalın duvarları, toprak zemini ve camsız pencereleriyle yakıcı sıcağın etkilerini azaltmaya çalışırlar.
    M.Ö. 1000’e kadar inen tarihiyle Harran 11. yüzyıla kadar büyük bir bilim merkezi durumundaydı. Zira, Abbasi Hükümdarı Harun Reşid’in yaptırdığı, dünyaca ünlü Harran Üniversitesi buradaydı. İlkçağ felsefe ekolünün merkezi ve daha sonra Arap düşünce sisteminin kaynağı olan bu üniversiteden bugüne yalnızca gözetleme (astronomi) kulesi kalmıştır. Harran Üniversitesi’nde sürdürülen bilimsel çalışmalar din, gökbilim, tıp, matematik ve felsefe olmak üzere beş bölüme ayrılmıştı. Felsefede ağırlığın Platon, Aristoteles, Plotinos gibi bilginlerde olduğu görülmüştür. Harran Üniversitesi’nde Farabi’nin de kısa bir süre öğrenim gördüğü biliniyor. Bugüne kadar ulaşan toprak üstü kalıntıların çoğu İslamiyet Dönemi’ndendir ve kazıları hala sürmektedir.
    Sin Tapınağı’yla ünlü, Sabiilik Tarikatı’nın geliştiği Harran’da geçmişte Ay Tanrısı Sin’e tapıldığı bilinmektedir.
    SOGMATAR
    Şanlıurfa‘ya 73 km. uzaklıktaki kent bugün Yağmurlu köyü adıyla anılmaktadır. M.S. 1. ve 2. yüzyılda Süryaniler tarafından iskan edilmiştir. Kökü Harran Sin kültürüne dayanan Sabiizim ve Baştanrı Marilaha’nın kültür merkezi olduğu bilinen Soğmatar ören yerinin, Baştanrıya ve gezegenlere ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi en önemli kalıntılarından biridir. Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir. Ayrıca Kale’nin batısında bulunan tepedeki kayalara da tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar işlenmiştir.
    ŞUAYB ŞEHRİ
    Şanlıurfa’dan 88 km. uzaklıktaki Özkent Köyü adıyla anılan tarihi harabelerdir. Geniş bir alana yayılan ören yerinin sularla çevrili olduğu ve Roma Devrinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır. Şuayb Şehrinde Peygamber makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır.
    NEVALİ ÇORİ
    Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeri, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesine bağlı Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir yan kolu olan Katara deresinin yanında yer almaktadır. Kalıntı alanı, uzunluğu 100 m. genişliği 50 m. olan ve iki kuru dere tarafından sınırlanan terası bir kireç tepesinin altında bulunmaktadır.
    Nevali Çori antik yerleşmesi insanların yerleşik hayata geçmeye başladığı, yoğun avcılığın yanısıra bitki ve hayvanların evcilleştirilmeye çalıştığı bir dönemi yansıtmaktadır. Depo olarak kullanılabilecek çok sayıda taş yapının, kült yapısının ve bir çok sanat eserinin burada bulunmuş olması, Nevali Çori yerleşmesinin bu döneme ait merkezi bir yer olduğunu göstermektedir.
    KAZANE
    Şanlıurfa merkeze bağlı Kazane (Uğurcuk) yerleşim alanının tarihi M.Ö. 5000-3000’e dayanmaktadır. Daha doğrusu bulgular Kalkalotik çağa ait olup, bu çağ da 5000-3000 arasındadır. Höyüğün kazısı 1992 yılında müze müdürü Adnan Mısır başkanlığında ABD’den bu konularla ilgili gönüllü derneklerin finansmanıyla Pensilvanya Üniversitesinden Dr. Patrick Wattenmarker’in iştirakiyle başlatılmıştır.
    Çalışmalar sırasında mimari buluntular, evler, sokaklar ve bu döneme ait eserler bulunmuş olup, müzede muhafaza edilmektedir. Bu yerleşim alanında höyüğün tepesinde su deposu inşa edilmiş vaziyettedir. Bunun dışında çiftçilerden birinden satın alınan ve şu anda temizlenmek üzere Ankara’da bulunan Sümerce’yi Akatça’ya çevrilen bir alfabe mevcuttur.
    International Hearld Tribune’nin 11 Kasım 1993 tarihinde yayınlanan sayısında Kazane’ye büyük yer vermiştir. John Noble Wilford’un makalesinde “Türkiye’de yeni keşfedilen gömülü kent ve ilginç kil tabletler eski kentsel uygarlığın ve yazının bilinen ufuklarını, Güney Mezopotamya’nın Sümer kent–devletlerinin çok ötesine götürmektedir. Arkeologlar bu keşiflerin son yıllarda Mezopotamya araştırmaları alanındaki en heyecan verici keşifler olduğunu söylemekte ve sitlerde yapılacak yeni kazıların, arkeoloji biliminin en önemli sorunlarından birine cevap olacağı konusunda emin görülmektedirler” denilmiştir.
    DÖVME
    Binlerce yıldır süregelen bir gelenek olan dövmenin en yaygın olduğu yer Harran ve Suruç’tur. Dövme, çocuklara uğur getirsin diye yapılan el ve yüz süsleme sanatıdır. Çeşitli şekillerde yapılan dövmelerde sık rastlananlar; doğada bulunan hayvanlar , güncel yaşam nesneleri, savaş aletleri, rakamlardır. Kullanılan boya doğal maddelerden elde edilir ve sivri uçlu iğnelerle deri altına işlenir. Yaş ilerledikçe kaybolmasın diye boya olması gerekenden fazla kullanılır. Kültürlerin dışa açılması ile bu tür sanatlar yavaş yavaş yok oluyorlar. Özellikle erkeklerinin artık dövme yaptırmadıkları görülüyor. Doğal süsleme biçimi tarih oluyor.
    GÖÇERLER
    Göçebe aşiretlerin bir bölümü, Bölgeye dışardan gelenlerdir. Bunlar, yazları Doğu Anadolu Bölgesindeki yaylalarda konaklayarak, kışın GAP Bölgesine inerler. Temel geçim kaynakları hayvancılıktır. Geçmişte yaya ya da binek ve yük hayvanlarıyla göç eden aşiretler artık gidiş-gelişlerinde motorlu taşıt aracı kullanmaktadır. Bölge içinde Karacadağ ve çevresine yerleşmiş olan aşiretlerin bazıları doğal koşullardan ötürü göçebe bir yaşam biçimi sürmektedir. Yazın Karacadağ’ın yükseklerine çıkar, kışın Siverek, Viranşehir, Şanlıurfa ve Diyarbakır ovalarına inerler. Bunların da temel geçim kaynakları hayvancılıktır.
    ŞIRNAK
    Söylentiye göre Nuh’un gemisinin tufandan sonra oturduğu Cudi Dağı’na yakın bir yerde bulunduğundan önceleri “Şehr-i Nuh” adıyla anılmış, bu ad zamanla “Şernah” a dönüşmüştür. Burada hüküm süren Guti İmparatorluğu zamanında çivi zend yazısı icat edilmiştir. Doğu ve kuzeydoğusu dağlar, batı ve güneybatısı ise düzlüklerle çevrili olan Şınak’ta Cudi Dağı’nın özel bir yeri vardır. Rivayete göre Nuh’un gemisinin indiği bu dağ üzerinde 2000 metreyi aşan doruklar bulunur. Bunlardan biri de “Nuh Peygamberin Ziyareti” dir. Adını Nuh Tufanı ile duyuran Şırnak İli’nde Kasrik Boğazındaki Meşeiçi köyünde Asurlulardan kalma at üzerinde bir figürün betimlendiği kaya resmi, Beytüşşebap’ta M.Ö. 7000 yıllarına tarihlenen Neolitik Döneme ait kayalara oyulmuş çeşitli figürler, Kale, Meme Kale ve Kaletivuru Kalesi, Kasrik Boğazında yeralan Selçuklu Dönemi taş işçiliğinin örnekleri olan köprüler Cizre ilçesindeki Meryem Ana Kilisesi görülmeye değer eserlerden bazılarıdır.
    Yüzölçümü 7712 Kilometrekare olan ve ilde , 1997 sayımına göre 316536 kişi yaşamaktadır. Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi, Uludere ilçeleridir.
    Şırnak’ta tarım, hayvancılık ve sınır ticareti ekonominin temelini oluşturur. Buğday, arpa ve mercimek üretimi başta gelir. Sanayi bitkilerinden pamuk ekimi yaygındır. Cizre ve Silopi ilçelerinde yüksek kaliteli nar ve üzüm yetişir. Hayvancılık göçerlerin işidir. En çok kıl keçisi, koyun ve yöreye özgü kahverengi tüylü tiftik keçisi beslenir.
    Şırnak’ta kilim, halı ve heybe dokumacılığı geleneksel uğraşlardır. Koyun ve keçi tüylerinden Şırnak şalları dokunur. Beytüşşebap ilçesinin kilimleri ünlüdür.
    İhracat amacıyla et işleme ve deri sanayilerinde gelişecek ayrıca ihtisaslaşabilecek rezervi 29 milyon ton olan asfaltit madeni değerlendirilecektir.
    GAP BÖLGESİ’NİN SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ
    YÜZÖLÇÜMÜ VE NÜFUSU
    Yüzölçüm: Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerini içine alan GAP Bölgesi toplam ülke yüzölçümünün % 9.7’ sine tekabül eden 75.358 km2 ‘lik bir alana sahiptir.
    Nüfus: 1997 Yılı Nüfus Tespiti kesin sonuçlarına göre; 62 865 574 kişi olan ülke toplam nüfusunun % 9.7’sine tekabül eden GAP Bölgesi nüfusu 6 128 973 kişi olup, bu nüfusun % 64’ü kentlerde % 36’sı kırsal alanlarda yaşamaktadır.
    1990-1997 döneminde nüfus artış hızı Bölge’de % 2.5, ülke genelinde ise % 1.5 olarak gerçekleşmiştir.
    Ülke ve Bölge düzeyinde kentsel ve kırsal alanlardaki nüfus artış hızlarına bakıldığında, Bölge’de kentsel nüfus artış hızının % 4.6 olduğu görülmektedir. Bu değer, ülke genelinde kentsel nüfus artış hızı % 2.9’un oldukça üzerindedir. Kırsal alandaki nüfus artış hızında ise hem Bölge hem de ülke genelinde azalma sözkonusudur. Ancak, nisbi bir azalmayı gösteren bu değer Bölge için % -0.5, ülke için % -0.7’dir. Bu oranlara Türkiye’de kırsal alanlarda meydana gelen nüfus azalış hızının Bölge’ye göre daha yüksek olduğunu işaret etmektedir.
    1990 yılı itibariyle Bölge toplam nüfusu içinde % 56’lık paya sahip olan kent nüfusu 1997 yılında % 64’e çıkarken, kırsal alan nüfusu % 44’ten % 36’ya düşmektedir.
    GAP Bölgesi’nde kentsel nüfustaki bu yüksek artış hızı sadece mevcut ve yetersiz düzeydeki kentsel altyapı hizmetlerinin daha da yetersiz hale gelmesini değil, aynı zamanda gerekli önlemler alınmadığı takdirde giderek artan oranlarda istihdam sorununu da berberinde getirecektir.
    GAP’TA TEMEL BÜYÜKLÜKLER
    Proje tamamlandığında, yılda toplam 52.94 milyar metreküpten fazla su akıtan Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki tesislerle, Türkiye toplam su potansiyelinin % 28.5’i kontrol altına alınacak, Çukurova’nın 4.5 katı olan 1.7 milyon hektarın üzerinde arazinin sulanması ve 7460 megavatın üzerinde kurulu güç kapasitesiyle yılda 27 milyar kilovat saatlik hidroelektrik enerjisi üretilmesi sağlanacaktır. Planlanan toplam sulama alanı, Türkiye’de ekonomik olarak sulanabilir toplam alanın % 20’sine ve toplam yıllık elektrik üretimi, Türkiye’de ekonomik olarak gerçekleştirilebilir elektrik enerjisi potansiyelinin % 22’sine eşdeğerdir. GAP enerji programının tamamıyla uygulanması sonucunda üretilecek enerji 1988 yılında Türkiye’de elde edilen toplam hidroelektrik enerjisine eşit olacaktır.
    Karakaya ve Atatürk barajları, ülkemiz enterkonnekte sistemine giren enerjinin önemli bir bölümünü sağlamaktadır. 1997 yılı Temmuz sonu itibariyle bu iki barajdan elde edilen elektrik enerjisi arzı, 116 milyar kilovat saate ulaşmıştır. Üretim değeri olarak yaklaşık 7.8 milyar dolara eşittir ve Türkiye’nin toplam hidrolik enerji üretiminin de yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Ülkemiz, toplam enerji üretiminde (termik – hidrolik) GAP’ın payı ise % 20’dir. Sözkonusu barajlardan sağlanan toplam enerjinin, 28 milyon ton fueloil veya 23 milyon metreküp doğalgaza eşdeğer olduğu göz önüne alınırsa; ülke ekonomisine katkısının önemi daha iyi anlaşılacaktır.
    Türkiye’nin bölgesel kalkınmaya yönelik en büyük yatırımı olan GAP’ın sulama projeleri tamamlandığında ise, Türkiye’de şimdiye kadar devlet eliyle gerçekleştirilen sulama alanına eşit bir alan daha sulu tarıma açılmış olacaktır. Böylece GAP’ın meydana getireceği yüksek tarım ve sanayi potansiyeli, Bölge’de ekonomik hasılayı 4.5 misli artıracak, nüfusu 9-10 milyona ulaşacak Bölge halkının yaklaşık 3.5 milyonuna iş imkanı yaratacaktır. Ayrıca sulanan alanlardaki artışlara bağlı olarak buğday üretiminde % 104, arpa üretiminde % 69, pamuk üretiminde % 388, domates üretiminde % 556, mercimek üretiminde % 24, sebze üretiminde % 80 oranında artış olacağı tahmin edilmektedir. Halihazırda, tüm GAP Bölgesi’nde DSİ Genel Müdürlüğü’nce inşa edilen sulama şebekeleri vasıtalarıyla 203 080 hektar alan sulanmakta ve Türkiye kütlü pamuk üretiminin yaklaşık % 36’sı (DSİ, KHGM ve halk sulamaları) bu sulanan alanlardan sağlanmaktadır.
    GAP Master Planı’nın baz alındığı 1985 yılı itibariyle, kişi başına Gayrisafi Bölgesel Hasıla (GSBH), Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH ) % 47’si kadardır. GAP Master Planı projeksiyonlarında GAP GSBH’nin yılda % 7.7 oranında artması, sektörler itibariyle bu artışın aşağıdaki oranlarda gerçekleşmesi öngörülmektedir. (1987 yılı sabit üretici fiyatlarıyla)
    • Gayrisafi Bölgesel Hasılanın yılda % 7.7
    • Tarım sektörünün yılda % 4.9
    • Sanayi sektörünün yılda % 10.0
    • İnşaat sektörünün yılda % 6.6
    • Hizmetler sektörünün ise yılda % 9.0
    Bölge ekonomik yapısındaki değişimle, tarım payı itibarıyla % 40’dan % 23’e gerilerken, sanayi % 15’den % 24’e, hizmetler % 44’den % 53’e yükselecektir. Kişi başına gayrisafi bölgesel hasıla ise, 1997 yılı fiyatlarıyla yaklaşık iki kat artarak 235 milyon TL’sına ulaşacaktır.
    GAP Master Planında 2005 yılına kadar olan sürede Bölge Nüfusunun % 3.9, istihdamın da % 4.0 oranında büyüyeceği tahmin edilmiştir.
    GAP GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NİN SOSYO-EKONOMİK YAPISINI NASIL DEĞİŞTİRECEK?
    MASTER PLANA GÖRE GAP’TA EKONOMİK YAPI DEĞİŞİMİ
    GAP Master Planı, 2005 hedef yılı itibariyle, ulaşılacak temel ekonomik büyüklük olarak Gayri Safi Bölgesel Hasıla (GSBH)’yı
    • Tarım
    • Sanayi
    • Hizmetler
    Sektörleri kompozisyonu itibariyle belirlemiş ve başlangıç yılı 1985 yılına göre ekonomik yapıdaki değişimi aşağıda yüzdeler olarak göstermiştir.
    SEKTÖRLER 1985 Yılı 2005 Yılı
    Tarım 40 % 23 %
    Sanayi 16 % 24 %
    Hizmetler 44 % 53 %
    Gayri Safi Bölgesel Hasıla (GSBH) 100 % 100 %
    GSBH Gelişme Endeksi 100 445
    GSBH gelişme endeksinin dönem boyunca yaklaşık 4.5 kat artması öngörülmüştür. Bu süre içinde tarımın, bölgesel ekonomi içindeki payının yüzde 40’tan yüzde 23’e inmesi, ağırlıklı bir şekilde tarımsal sanayinin yüzde16’dan yüzde 24’e çıkması ve hizmetler kesimi payının da yüzde 44’ten yüzde 53’e çıkması öngörülmüştür. GAP ekonomisine bu göstergelerle bakıldığında hedef yıl itibariyle verimli istihdam ve nüfus artışına rağmen fert başına düşen reel gelir artışı ile birlikte ekonomi kendi kendine büyüme sürecine ulaşmış olmaktadır.
    5 Kasım 2007
    #1
  2. GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP) Cevapları

  3. Eline sağlık :-)
    26 Nisan 2010
    #2
soru sor

GüneyDoğu Anadolu Projesi (GAP)