Gördüğü en güzel kızları çekip sergi açtı

İsimli konu WH 'Magazin' kategorisinde, NoKTaSıZ üyesi tarafından 30 Mayıs 2008 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Gördüğü en güzel kızları çekip sergi açtı. Okan Bayülgen, sergide ünlü ünsüz pek çok kadının en doğal hallerine yer verdi. Sofa Otel'de “Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin” adlı bir fotoğraf... tenis kortlarının en güzel kızları tenis kortlarının en güzel kızları ...

  1. Okan Bayülgen, sergide ünlü ünsüz pek çok kadının en doğal hallerine yer verdi.


    Sofa Otel'de “Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin” adlı bir fotoğraf sergisi açan Okan Bayülgen, sergide ünlü ünsüz pek çok kadının en doğal hallerine yer verdi. Bayülgen, “Kadınların sıradan, gerçek hallerini çektim. Hiçbir çekimde kuaför, makyaj hizmeti verilmedi. Hepsi sokaktaki halleriyle çekildi. Benim derdim ‘müdahalesiz de güzelsiniz’i yansıtmak” dedi.

    Okan Bayülgen, dün Sofa Otel’de "Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin" adlı bir fotoğraf sergisi açtı. Bayülgen, yeni projesiyle ilgili "Kadınların sıradan, gerçek hallerini çektim. Hiçbir fotoğrafta kuaför, makyaj hizmeti yoktur. Hepsi sokaktaki halleriyle çekilmiştir. Benim derdim, ’müdahalesiz de güzelsiniz’i yansıtmaktı" dedi.

    n "Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin" serginiz dün sanatseverlerle buluştu. Çok hoş ve çok ilginç bir hikayesi var projenin. Çalışmanın nasıl ortaya çıktığını anlatır mısınız?

    - Bu estetik problemi genelde kadınların başına bela olmuş durumda. 30-40 yaşındaki kadın için belki bu çok önemli olmayabilir ama ergenlik dönemindeki kızlar için önemli. Bu kızlar, anneannelerinden, dedelerinden, babalarından, onların daha büyük büyük ailelerinden gelen özellikleri beğenmiyorlar. Beğenmedikleri gibi beslenme alışkanlıklarını değiştiriyorlar. Kendisini güzel gösteren yuvarlak hatlarından memnun olmayıp, meydanın da desteklediği "Güzel buna denir" baskısıyla hepsi sıfır beden olmaya çalışıp, ölümle burun buruna geliyorlar. Böyle bir şey yok. O medyanın yansıttığı, güzel diye gördüğümüz kızların çoğu photoshop’lu ve makyaj harikası oysa... 10 yıla yakın süredir müdahalesiz fotoğraf görmeyi unuttuk. Biraz da ileriye gerçek görüntüler bırakmak istedik. Bu yüzden kadınların gerçek hallerini görüntüledik. Yani bu çalışma ile hem Dove’un hem de benim yaptığım şu: "Sen en doğal halinle çok güzelsin. Sendeki izler yok edilirse, sana ait hiçbir şeyin kalmayacağının farkında mısın?" Sonuçta biz bir kıza aşık olduğumuz zaman onun müdahale edilmiş hallerine aşık olmuyoruz. Sokaktaki haline aşık oluyoruz. Bu fotoğraflarda da kızlarımızın sokak hali, yani gerçek halleri var işte.

    n Neden İstanbul kızlarıyla sınırladınız bu projeyi?

    - Amacım tüm Türkiye’yi dolaşarak, kadınlarımızı, kızlarımızı en doğal halleriyle görüntülemekti. Dove’a ilk olarak bunu önerdim. Ancak onlar henüz buna hazır olmadıklarını, çünkü işin uzun ve zor olduğunu söylediler. O sırada aklıma başka bir fikir geldi. Ve bu fikrimi onlarla paylaştım. Bir sergi açayım, ama içinde hiç fotoğraf olmasın, sadece sokaktan gelenlerin fotoğrafları çekilsin ve asılsın dedim. İkinci projem de buydu. Beğendiler ve projeyi hayata geçirdik.

    n Siz bu sergi için gazeteye ilan verdiniz ve o ilanda sadece "Okan Bayülgen sergisi açıldı" yazıyordu, değil mi?

    - Bir sergi salonu tuttuk, gazeteye de ilan verdik. Tarihsiz ve belirsiz bir ilandı. Yani orada bir sergi var mı, devam mı ediyor, başladı mı, başlamadı mı hiç anlaşılmıyor. Bu sergiyi gezmek amacıyla gelenler büyük bir şaşkınlık yaşadı. Çünkü sergide hiç fotoğraf yoktu. Orası sadece bir stüdyoydu ve her gelen o serginin bir yüzüydü. Öyle de oldu. İnsanları en doğal, en yalın, evden çıkmış halleriyle görüntüledik. Hiçbir müdahale yapmadan üstelik.

    n Sergiyi gezmeye geliyorlar ve ortada sergi yok. Tepki gösteren oldu mu?

    - Oldu. Ankara’dan bir çift geldi. "Fotoğraflar nerede?" dedi. "Fotoğraflar sizsiniz, şimdi sizi çekeceğim ve bu sergide yer alacaksınız" dedim. "Eser yoksa bizi niye çağırıyorsunuz?" deyip kızdılar. Haklılar. Ta Ankara’dan gelmişler. Sergiyi gezmek için İstanbul’un her tarafından gelen kızlar var. Bunların bazıları benimle telefonlaşarak geldi, bazıları da rastlantı sonucu... Çoğu hanım fotoğrafının çekilmesini istemedi. Alışveriş yapıyormuş, sergi ilanını görmüş, gidip sergi gezeyim demiş. Sergi gezeyim derken, serginin yüzü olmak istemediler. Ama bana kızlarını gönderen hanımlar oldu. "Ay Okancığım beni bu halimle çekme, ben böyle bir şey istemiyorum, ama sana kızımı göndereyim de onu çek" dediler. Ben de çektim ve sergiye koydum o genç kızları. Ayrıca bu sergide biraz benim de kandırdığım ülkenin güzel kızları var.

    n Kim bu kızlar?

    - Dizilerde gördüğümüz, tanıdığımız kızlar.

    n Doğru. Şu an sergide yer alan 70 kişinin birçoğu ünlü. Onlar bilinçli olarak geldiler ama, değil mi?

    n Hepsi haberli geldi ama hepsi de makyöz, kuaför, moda editörü bekliyordu. Evden çıktıkları gibi gelmişlerdi çekim yapılan yere. Ve öyle de görüntülendiler.

    n Ünlüleri en doğal, en sade halleriyle çektiğinizi söylüyorsunuz, ama birçoğunda makyaj var"

    - Biz makyaj yok demiyoruz ki. Kız eğer makyajlı geldiyse, makyajlı çektik. Var olanı sildirmedik. Biz sadece çekim sırasında makyaj, kuaför hizmeti vermedik. Yine en doğal halleriyle görüntülendiler. Çünkü hiçbirinde profesyonel bir dokunuş yok. Ben gelenlere şu payı bıraktım: "Sen aynada kendini güzel gördüğün halinle gel."

    n Peki bu ünlü isimleri nasıl seçtiniz?

    - Öncelikle şunu söyleyeyim, bizim davet ettiğimiz bütün ünlü isimler geldi. Ama bu isimleri ben belirlemedim. Bu işi prodüksiyon ekibime bıraktım. Ekibimdeki birkaç kız, isimleri belirledi. Onlar bir kıza gıcık oluyorlarsa, onu çağırmamış olabilir. Bunun benimle hiç ilgisi yok. Ayrıca ben hangi kızın, hangi dizide oynadığını bile bilmiyorum. Öyle ki sokaktan geldi sandıklarım dizi oyuncusu, oyuncu sandıklarım da sokaktan gelmiş çıktı.

    n Madem bu serginin ana konusu Türk kızlarının müdahalesiz güzellikleri, o zaman sokağı daha çok çekmeliydiniz. Ağırlıkta yine ünlüler var.

    - Oyuncular anlatmaya çalıştığım şeyi daha kolay anlıyorlar. Ve poz vermemek de bazen poz vermektir. Ama sokaktan gelen insana poz verme diyorsun, bunu anlamıyor. Çünkü daha poz vermeyi bilmiyor. Fotoğraf çektiğim günler içerisinde her kızla yarım saat, 45 dakika uğraştım. İstemiyorum uğraşmak. Çünkü benim amacım bir fotoğrafı 3 dakika içinde çekip bitirmek. Oyuncuyla bunu yapabiliyorsunuz. Sokaktan gelenleri biraz rastlantılara bıraktım. Bundan da çok memnunum. Çünkü sokaktan gelen kızların sayıları az da olsa ortaya mükemmel sonuç çıktı. O da bu serginin amacına yeter zaten.

    n Ben şunun için söyledim, sokak ağırlıkta olsaydı sektöre de faydanız olurdu. Belki bir yetenek keşfedilmiş olurdu.

    - Siz gerçekten çok akıllısınız. Yapmak istediğim aynen buydu. Örnekse Marilyn Moonroe’nun keşfedilişi böyledir. Bir Amerikalı fotoğrafçı tarafından tesadüfen, sokakta keşfedilmiştir. Türkiye’den canım Berrak Tüzünataç’ın keşfedilişi de aynen böyledir. Bir arkadaşının fotoğraf çekimini izlemeye gitmesiyle ünlü olmuştur. Benim derdim şuydu: Acaba bu örneklerde olduğu gibi bir tane kız çıkar mı? Evet çıktı! Üstelik bir tane değil, beş tane çıktı. Ve ben o sokaktan gelen güzelin, çok natürel bir fotoğrafını çektim. Bu kızlar başka birinin eline geçseydi, makyajıyla, saçıyla, giyim tarzıyla başka bir şey olurdu. Şimdi ben hem keşfetme aşamasındayım, hem sunumum natürel edayla. Yetenekleri konusunda bir şey diyemem, ama çok güzel kızlar çıktı. Ve siz o kızları sergide fark edeceksiniz. Onların önü eminim açık olacak.

    n Bu projeyi tanımlarken "Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin, yalanını söylemek benim de hoşuma gitti" diyorsunuz. Yalan mı söylediniz, yani çektiğiniz kızlar en güzel kızlar değil miydi?

    - Kaypak bir adam değil mi? O an inandırıyorum kendimi, hepsi bu. Benim asıl derdim, sıradan fotoğraflar çekmekti. Modalar gelip geçecek, estetik anlayışı değişecek, ama çektiğim bu kadınlar ölümsüzlük sıradanlaşmadıkça hep böyle kalacaklar. Yani gerçek halleriyle, gerçek güzellikleriyle. Ben bu çalışmada kostümü, süsü, makyajı, her şeyi kaldırdım. Tıpkı daha önceki projelerimde de yaptığım gibi. Dikkat çeken bu zaten. Bu serginin de o açıdan dikkat çekeceğine inanıyorum. O kadar çok müdahaleli fotoğraf görüyoruz ki, doğal olanın içimize işleme gücü daha fazla artık. Tıpkı mahallenin fotoğrafçısının çektiği fotoğraflar gibi...

    n "Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin" serginiz dün sanatseverlerle buluştu. Çok hoş ve çok ilginç bir hikayesi var projenin. Çalışmanın nasıl ortaya çıktığını anlatır mısınız?

    - Bu estetik problemi genelde kadınların başına bela olmuş durumda. 30-40 yaşındaki kadın için belki bu çok önemli olmayabilir ama ergenlik dönemindeki kızlar için önemli. Bu kızlar, anneannelerinden, dedelerinden, babalarından, onların daha büyük büyük ailelerinden gelen özellikleri beğenmiyorlar. Beğenmedikleri gibi beslenme alışkanlıklarını değiştiriyorlar. Kendisini güzel gösteren yuvarlak hatlarından memnun olmayıp, meydanın da desteklediği "Güzel buna denir" baskısıyla hepsi sıfır beden olmaya çalışıp, ölümle burun buruna geliyorlar. Böyle bir şey yok. O medyanın yansıttığı, güzel diye gördüğümüz kızların çoğu photoshop’lu ve makyaj harikası oysa... 10 yıla yakın süredir müdahalesiz fotoğraf görmeyi unuttuk. Biraz da ileriye gerçek görüntüler bırakmak istedik. Bu yüzden kadınların gerçek hallerini görüntüledik. Yani bu çalışma ile hem Dove’un hem de benim yaptığım şu: "Sen en doğal halinle çok güzelsin. Sendeki izler yok edilirse, sana ait hiçbir şeyin kalmayacağının farkında mısın?" Sonuçta biz bir kıza aşık olduğumuz zaman onun müdahale edilmiş hallerine aşık olmuyoruz. Sokaktaki haline aşık oluyoruz. Bu fotoğraflarda da kızlarımızın sokak hali, yani gerçek halleri var işte.

    n Neden İstanbul kızlarıyla sınırladınız bu projeyi?

    - Amacım tüm Türkiye’yi dolaşarak, kadınlarımızı, kızlarımızı en doğal halleriyle görüntülemekti. Dove’a ilk olarak bunu önerdim. Ancak onlar henüz buna hazır olmadıklarını, çünkü işin uzun ve zor olduğunu söylediler. O sırada aklıma başka bir fikir geldi. Ve bu fikrimi onlarla paylaştım. Bir sergi açayım, ama içinde hiç fotoğraf olmasın, sadece sokaktan gelenlerin fotoğrafları çekilsin ve asılsın dedim. İkinci projem de buydu. Beğendiler ve projeyi hayata geçirdik.

    n Siz bu sergi için gazeteye ilan verdiniz ve o ilanda sadece "Okan Bayülgen sergisi açıldı" yazıyordu, değil mi?

    - Bir sergi salonu tuttuk, gazeteye de ilan verdik. Tarihsiz ve belirsiz bir ilandı. Yani orada bir sergi var mı, devam mı ediyor, başladı mı, başlamadı mı hiç anlaşılmıyor. Bu sergiyi gezmek amacıyla gelenler büyük bir şaşkınlık yaşadı. Çünkü sergide hiç fotoğraf yoktu. Orası sadece bir stüdyoydu ve her gelen o serginin bir yüzüydü. Öyle de oldu. İnsanları en doğal, en yalın, evden çıkmış halleriyle görüntüledik. Hiçbir müdahale yapmadan üstelik.

    n Sergiyi gezmeye geliyorlar ve ortada sergi yok. Tepki gösteren oldu mu?

    - Oldu. Ankara’dan bir çift geldi. "Fotoğraflar nerede?" dedi. "Fotoğraflar sizsiniz, şimdi sizi çekeceğim ve bu sergide yer alacaksınız" dedim. "Eser yoksa bizi niye çağırıyorsunuz?" deyip kızdılar. Haklılar. Ta Ankara’dan gelmişler. Sergiyi gezmek için İstanbul’un her tarafından gelen kızlar var. Bunların bazıları benimle telefonlaşarak geldi, bazıları da rastlantı sonucu... Çoğu hanım fotoğrafının çekilmesini istemedi. Alışveriş yapıyormuş, sergi ilanını görmüş, gidip sergi gezeyim demiş. Sergi gezeyim derken, serginin yüzü olmak istemediler. Ama bana kızlarını gönderen hanımlar oldu. "Ay Okancığım beni bu halimle çekme, ben böyle bir şey istemiyorum, ama sana kızımı göndereyim de onu çek" dediler. Ben de çektim ve sergiye koydum o genç kızları. Ayrıca bu sergide biraz benim de kandırdığım ülkenin güzel kızları var.

    n Kim bu kızlar?

    - Dizilerde gördüğümüz, tanıdığımız kızlar.

    n Doğru. Şu an sergide yer alan 70 kişinin birçoğu ünlü. Onlar bilinçli olarak geldiler ama, değil mi?

    n Hepsi haberli geldi ama hepsi de makyöz, kuaför, moda editörü bekliyordu. Evden çıktıkları gibi gelmişlerdi çekim yapılan yere. Ve öyle de görüntülendiler.

    n Ünlüleri en doğal, en sade halleriyle çektiğinizi söylüyorsunuz, ama birçoğunda makyaj var"

    - Biz makyaj yok demiyoruz ki. Kız eğer makyajlı geldiyse, makyajlı çektik. Var olanı sildirmedik. Biz sadece çekim sırasında makyaj, kuaför hizmeti vermedik. Yine en doğal halleriyle görüntülendiler. Çünkü hiçbirinde profesyonel bir dokunuş yok. Ben gelenlere şu payı bıraktım: "Sen aynada kendini güzel gördüğün halinle gel."

    n Peki bu ünlü isimleri nasıl seçtiniz?

    - Öncelikle şunu söyleyeyim, bizim davet ettiğimiz bütün ünlü isimler geldi. Ama bu isimleri ben belirlemedim. Bu işi prodüksiyon ekibime bıraktım. Ekibimdeki birkaç kız, isimleri belirledi. Onlar bir kıza gıcık oluyorlarsa, onu çağırmamış olabilir. Bunun benimle hiç ilgisi yok. Ayrıca ben hangi kızın, hangi dizide oynadığını bile bilmiyorum. Öyle ki sokaktan geldi sandıklarım dizi oyuncusu, oyuncu sandıklarım da sokaktan gelmiş çıktı.

    n Madem bu serginin ana konusu Türk kızlarının müdahalesiz güzellikleri, o zaman sokağı daha çok çekmeliydiniz. Ağırlıkta yine ünlüler var.

    - Oyuncular anlatmaya çalıştığım şeyi daha kolay anlıyorlar. Ve poz vermemek de bazen poz vermektir. Ama sokaktan gelen insana poz verme diyorsun, bunu anlamıyor. Çünkü daha poz vermeyi bilmiyor. Fotoğraf çektiğim günler içerisinde her kızla yarım saat, 45 dakika uğraştım. İstemiyorum uğraşmak. Çünkü benim amacım bir fotoğrafı 3 dakika içinde çekip bitirmek. Oyuncuyla bunu yapabiliyorsunuz. Sokaktan gelenleri biraz rastlantılara bıraktım. Bundan da çok memnunum. Çünkü sokaktan gelen kızların sayıları az da olsa ortaya mükemmel sonuç çıktı. O da bu serginin amacına yeter zaten.

    n Ben şunun için söyledim, sokak ağırlıkta olsaydı sektöre de faydanız olurdu. Belki bir yetenek keşfedilmiş olurdu.

    - Siz gerçekten çok akıllısınız. Yapmak istediğim aynen buydu. Örnekse Marilyn Moonroe’nun keşfedilişi böyledir. Bir Amerikalı fotoğrafçı tarafından tesadüfen, sokakta keşfedilmiştir. Türkiye’den canım Berrak Tüzünataç’ın keşfedilişi de aynen böyledir. Bir arkadaşının fotoğraf çekimini izlemeye gitmesiyle ünlü olmuştur. Benim derdim şuydu: Acaba bu örneklerde olduğu gibi bir tane kız çıkar mı? Evet çıktı! Üstelik bir tane değil, beş tane çıktı. Ve ben o sokaktan gelen güzelin, çok natürel bir fotoğrafını çektim. Bu kızlar başka birinin eline geçseydi, makyajıyla, saçıyla, giyim tarzıyla başka bir şey olurdu. Şimdi ben hem keşfetme aşamasındayım, hem sunumum natürel edayla. Yetenekleri konusunda bir şey diyemem, ama çok güzel kızlar çıktı. Ve siz o kızları sergide fark edeceksiniz. Onların önü eminim açık olacak.

    n Bu projeyi tanımlarken "Çünkü Gördüğüm En Güzel Kız Sensin, yalanını söylemek benim de hoşuma gitti" diyorsunuz. Yalan mı söylediniz, yani çektiğiniz kızlar en güzel kızlar değil miydi?

    - Kaypak bir adam değil mi? O an inandırıyorum kendimi, hepsi bu. Benim asıl derdim, sıradan fotoğraflar çekmekti. Modalar gelip geçecek, estetik anlayışı değişecek, ama çektiğim bu kadınlar ölümsüzlük sıradanlaşmadıkça hep böyle kalacaklar. Yani gerçek halleriyle, gerçek güzellikleriyle. Ben bu çalışmada kostümü, süsü, makyajı, her şeyi kaldırdım. Tıpkı daha önceki projelerimde de yaptığım gibi. Dikkat çeken bu zaten. Bu serginin de o açıdan dikkat çekeceğine inanıyorum. O kadar çok müdahaleli fotoğraf görüyoruz ki, doğal olanın içimize işleme gücü daha fazla artık. Tıpkı mahallenin fotoğrafçısının çektiği fotoğraflar gibi...

    Fotoğrafçılar ülkemizin güzelliğine ihanet ediyor

    n Doğru, mahallenin fotoğrafçısının çektiği fotoğraf, bizim en sade halimizdir ve o fotoğraflar hálá çok kıymetlidir. O müdahalesiz fotoğraflara bakıp "Ne kadar genciz, güzeliz" diyoruz.

    - Mahalle fotoğrafçısının vitrininde büyük olan tek bir fotoğraf vardır. O da mahallenin en güzel kızının fotoğrafıdır. Biz ona aşık oluruz. Ama hep de merak ederiz. Acaba bu kız evlenmiş midir, şimdi ne yapıyordur, hálá güzel midir diye. O kız bir tanedir. Oysa mecmualarda binlerce kız vardır. Fakat o kızlar bize çok uzaktır. Samimi ve doğal değildir. Fotoğrafçının vitrinindeki kız ise bizim kızdır, daha gerçektir. Dediğim gibi biz o kıza aşık oluruz. O yakındır, doğaldır, samimidir ve güzeldir. Benim derdim de bu. Bu kızlar bizim. Gerçek, samimi ve çok güzeller. Bunların hepsi Anadolu topraklarında yaşayan, aynı dili konuştuğumuz kızlar. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Böyle bir güzelliğe, ülkemin toprağının güzelliğine özellikle fotoğrafçılar ihanet ediyor. Nasıl ediyor? Yurtdışından manken, model getirerek ya da bol photoshop kullanarak. İşte ben o vesikalık çeken ağabeyin vitrinindeki kızı yansıtmaya çalıştım.
    30 Mayıs 2008
    #1
  2. Gördüğü en güzel kızları çekip sergi açtı Cevapları

  3. paylaşım için teşekkürler.
    3 Haziran 2008
    #2
soru sor

Gördüğü en güzel kızları çekip sergi açtı