Ergenlikte Adet Bozuklukları

İsimli konu WH 'Kadın Sağlığı' kategorisinde, Alemdar üyesi tarafından 7 Temmuz 2009 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Ergenlikte Adet Bozuklukları. Ergenlikte sık rastlanan âdet bozuklukları genellikle geçicidir ve birkaç yıl içinde kaybolur, ilaç tedavisi ve sıkı tıbbi gözetim ancak ender durumlarda... Adet Bozuklukları Adet Öncesi Sinir Bozuklukları ...

  1. Ergenlikte sık rastlanan âdet bozuklukları genellikle geçicidir ve birkaç yıl içinde kaybolur, ilaç tedavisi ve sıkı tıbbi gözetim ancak ender durumlarda gerekir. Bazı bozukluklarda ruhsal tedavi yararlı olabilir.
    Âdet görmeyle başlayan olgunlaşma sü*recinde bazı rahatsızlıklar ortaya çıkabi*lir. Bu arada adet kanamaları da düzen*siz olabilir. Ama uzun dönemde bu dü*zensizliklerin çoğu ortadan kalkar.
    [​IMG]
    Görülme sıklığı: Âdet çevriminin düzensizliği, 18 yaşından küçüklerdeki jinekolojik sorunların yüzde 40′ını oluş*turur.
    Titizlikle tutulan bir “âdet takvimi”, genellikle tanı koymaya çok yardımcı olur. Karmaşık olgularda ise “bazal vü*cut sıcaklığı eğrisi”nin kaydedilmesi ya*rarlıdır. Böylece âdet çevriminde yu*murtlamanın olup olmadığı ve yumurt*lama varsa öncesindeki mi, yoksa son*rasındaki mi evrenin kısaldığı ya da uzadığı görülebilir.
    Kanamanın miktarı ve çevrimin düzenindeki bozukluklar: Çok uzun ya da çok kısa süren kanamalar daha çok yumurtlama olmayan çevrimlerde görülür. Bu tür bozukluklar iç salgı sis*teminin henüz olgunlaşmadığını göste*rir ve herhangi bir tedavi uygulanmadan kendiliğinden kaybolur. İlk âdet geç görülmüşse ve çevrim tümüyle düzensizse (iki âdet arasındaki süre çok değişkense, zamansız ve tedaviyle gideri*lemeyen kanamalar varsa, aylarca âdet görülmüyorsa vb) hipotalamusun işle*vinde bir yetersizlik olduğu düşünülme*lidir.
    Ergenlik döneminde adet düzen*sizlikleri de genellikle yumurtlama ol*mayan çevrimlerde görülür. Çevrim 25 günden kısaysa polimenore olarak ad*landırılır; bu durumda çoğu kez kanamanın süresi uzar. Çevrim 31 günden uzunsa oligomenore adını alır; kanama gene çoğunlukla uzun sürer ve uzun sü*ren damlama biçiminde bir kanamaya dönüşebilir.
    Âdet çevrimi düzensizlikleri, genç kızlarda âdet bozukluklarının 1/4′ünü oluşturur. Olguların yarısında herhangi bir tedavi gerekmeden normal düzene dönülür.

    • Düzendışı kanama (metroraji):
    Düzensiz, âdet çevriminden bağımsız, uzun ve şiddetli kanamalara genç kızla*rın yüzde 2-5′inde rastlanır. Ergenlik dönemindeki âdet rahatsızlıklarının bü*yük bir bölümü bu gruba girer. Rahat*sızlık genellikle ilk âdet kanamasından birkaç ay sonra ortaya çıkar. Yıllar geç*tikçe genellikle kendiliğinden ortadan kalkar ve çevrim normale döner.
    Gençlerde işlev düzensizliğine bağ*lı metrorajinin nedeni henüz tam olarak belirlenememiştir. Ama iç salgı siste*mini denetleyen mekanizmalardaki bir bozukluktan kaynaklandığı kesindir.
    Metroraji tedavi edilmezse aşırı kan kaybına ve ağır bir kansızlığa yol aça*bilir. Şiddetli kanama görülen durum*larda zaman geçirmeden bir jinekologa başvurulmalıdır.
    İki âdet arasındaki sürenin kısalma*sı ve kanama süresinin uzaması genç kızlarda metrorajinin en sık rastlanan belirtileridir. Âdet takviminin incelen*mesiyle tam koyulabilir ve tedavi yönte*mi belirlenebilir. Tanı sırasında organik kökenli âdet bozuklukları da dikkate alınmalı ve olasılıklar dışlanmalıdır:
    - Gebelik sorunları;
    - iltihaplar ve yabancı cisimler;
    - kötü huylu tümörler;
    - idrar kesesi ya da idrar yolları gibi başka organlara bağlı kanamalar;
    - kan hastalıkları (pıhtılaşma bozuk*lukları).
    Gençlerde görülen işlev bozukluğu*na bağlı metroraj ilerde hemen hiçbir za*man hormon tedavisi gerekmez. Çoğu olguda yumurtlama olmadığından tam koyulduktan sonra, bazal vücut sıcaklı*ğının ölçülmesi de gerekmeyebilir.
    İşlev bozukluğuna bağlı metrorajide öncelikle şiddetli kanama engellenmeli ve yumurtlamanın gerçekleşmesi sağ*lanmalıdır.
    Genellikle bozukluk bir dizi basit önlemle düzelir; ender rastlanan çok ağır olgularda ise daha kökten bir tedavi gerekir.
    Uygulanacak tedavi, bozukluğun de*recesine göre belirlenir:
    - İki âdet arasındaki süre biraz kısalmış, kanamanın süresi biraz uzamış ya da miktarı zaman zaman artmışsa, ama bu durum kansızlığa yol açmıyorsa hastaya sorunun geçici olduğunu ve genellikle kendiliğinden düzeldiğini anlatmak ye*ter. Herhangi bir tedavi uygulamadan önce üç ay beklenebilir; bu sırada kan*sızlığı gidermek için demir içeren ilaç*lar ile protein ve vitamin ağırlıklı besin*ler önerilmelidir.
    - Kanamalar sıklaşmış ve kanama süresi çok uzamışsa, böylece hemoglobin de*ğerleri normalin altına inmişse hormon tedavisi gereklidir. Tedavi yaklaşık on gün boyunca hormon verilerek, kana*mayı durdurmaya yöneliktir ve sorunun yinelememesi için birkaç ay sürdürül*mesi gerekir. ,
    Tedavide yumurtlamayı önleyen bir ilaç kullanılacaksa, tıpkı doğum kontrol hapları gibi bu ilaca da âdet kanaması*nın beşinci gününde başlamak gerekir. Ama hasta ergenlik çağındaki bir genç kızsa çok dikkatli olunmalıdır; çünkü yumurtalık ve hipofiz etkinliklerinin dengede olmasının gerektiği bu gelişme çağında tedavi yumurtlamayı yapay ola*rak engelleyerek zararlı olabilir.
    Hormon tedavisi işe yaramazsa tanı yeniden gözden geçirilmelidir; kanama*lar bir kan hastalığının ilk belirtisi de olabilir.
    - Kanamalar çok sıklaşmış, miktarı aşı*rıya varmış ve süresi çok uzamışsa, böylece kandaki hemoglobin değeri çok düşmüşse, hastanın hastanede tedavi edilmesi gerekir.
    • İkincil amenore: Amenore âdet yok*luğu anlamına gelir. Âdet görmeye baş*ladıktan sonra 6 ay ya da daha uzun sü*re âdet görülmemesi ise ikincil amenore olarak bilinir. Amenore bir hastalığa bağlı olabileceği gibi fizyolojik de ola*bilir.

    -Fizyolojik amenore:
    Âdet görmeye başladıktan sonra ilk yıl içinde uzun za*man kanama görülmediğinde endişe et*meden ve herhangi bir tedavi uygula*madan beklenebilir.
    Genellikle ilk 6-12 ay içinde çevrim kendiliğinden normale döner.
    Bununla birlikte ikincil amenore gö*rülen gençlerde gebelik olasılığı da araştırılmalıdır.
    - Patolojik amenore: ikincil amenoreyle birlikte aşağıdaki belirtilerden biri de görülürse kesin tam için daha ayrıntılı incelemeler gerekir:
    1. Erkekleşme: Yumurtalık tümörlerini, Stein-Leventhal sendromunu ya da böbreküstü bezinin kabuk bölümündeki tü*mörleri akla getirir.
    2. Galaktore (memeden süt gelmesi): Öncelikle gebelik olasılığı üzerinde du*rulmalıdır. Gebelik yoksa, hipofizde bir tümör olup olmadığını anlamak için ka*fatasında hipofizin yerleştiği Türk eyeri adlı bölgenin röntgen filminin çekilme*si ve süt salgısını denetleyen prolaktin hormon düzeyinin belirlenmesi gerekir.
    Ayrıca hastanın doğum kontrol ha*pı, fenotiyazin ya da ruhsal durumu et*kileyen başka bir ilaç kullanıp kullan*madığı araştırılmalıdır.
    Sınav korkusu, duygusal bunalım gibi ruhsal ya da sinirsel kökenli amenorede öncelikle psikoterapi uygulanır; birçok hasta psikoterapinin yardımıyla yeniden âdet görmeye başlar.
    Dismenore (sancılı âdet görme)
    - Adet öncesi gerilim: Âdet öncesi sendromunda belirtiler yumurtlamadan hemen sonra başlar ve âdet kanamasına değin şiddetlenir. Başlıca belirtiler mig*ren tipi baş ağrısı, sinirlilik, kilo artışı, vücutta su tutulması ve göğüslerde ağrı*dır.
    Olguların büyük bir bölümünde dismenorenin düzelmesi için psikolojik yardım ve belirtilere yönelik tedavi ye*terlidir.
    - Sancılı âdet: Ergenlik çağında düzenli âdet gören bir genç kızda genellikle bi*rincil tipte dismenoreye rastlanır. Başka bir deyişle organik bir neden yoktur. Sancılar ilk âdetten yaklaşık 2-3 yıl sonra, çift evreli âdet çevrimi başladık*tan sonra ortaya çıkar. Dismenore ender olarak ilk âdetle birlikte başlar.
    Birincil dismenorenin nedeni henüz tam aydınlatılamamıştır. Bu olgularda âdet çevrimi hep çift evreli olduğundan iç salgı sistemiyle ilgili bir bozukluk akla gelmez. Dismenorenin yumurtla*manın göstergesi olduğu söylenebilir. Ayrıca dölyatağı kaslarındaki küçük damarların kasılmaları da sancıya ne*den olabilir. Henüz olgunlaşmamış ve az gelişmiş dölyatağının konumundaki anormallikler de rahatsızlıklara ve san*cılı kasılmalara yol açabilir.
    Dismenore genç kızların yüzde 25′inde herhangi bir tedavi gerektir-mezse de, bazılarında sorun haline ge*lebilir. Önlem olarak, âdetin işlevi ve fizyolojisi üzerine bir açıklamayla genç kızın ilk âdete hazırlanması önerilir. Genç kız cinsel olgunlaşma boyunca yaşamını etkileyecek ve genellikle ağrı*sız olan fizyolojik bir olayla karşı karşı*ya olduğunu bilmelidir. Bazı olgularda ağrı kendiliğinden hafiflerse de, ergen*lik dönemindeki dismenorede destekle*yici tedavi göz ardı edilmemelidir. Ra*hatsızlık tedavi edilemezmiş gibi değer*lendirilirse çözümsüz bir hal alır. En basit olgularda rahatlatıcı psikoterapi yeterlidir. Daha ağır durumlarda ise ço*ğu zaman ağrı kesici ve spazm çözücü*ler verilir.
    Bu tedaviye yanıt alınamayan, çok ağır olgularda hormon tedavisine baş*vurulabilir.
    İkincil dismenorede temelde yatan hastalık tedavi edilmelidir. Tedavi yön*temine jinekolog karar verir. Anestezi altında dölyatağı boynunun genişletil*mesi ya da sempatik gangliyonun kesil*mesi gibi cerrahi girişimler genç kızlar*da hemen hiç uygulanmaz.
    Bazal vücut sıcaklığının ölçülmesi
    Sabah uyanır uyanmaz sıradan bir derece koltukaltt dışında herhangi bir girintiye (örneğin makat, ağız) yerleştirilerek vücut sıcaklığı ölçü*lür. Alınan sonuç her gün bir grafiğe kaydedilir. Vücut sıcaklığının kesinlikle hareket etmeden, konuşmadan ya da kahvaltı etmeden, yani hiçbir etkinlikte bulunmadan önce Ölçülmesi gerekir.
    7 Temmuz 2009
    #1
  2. Ergenlikte Adet Bozuklukları Cevapları

soru sor

Ergenlikte Adet Bozuklukları