Einstein'in Atatürk'e mektubu

İsimli konu WH 'Türkiye ve Ulu Önder Atatürk' kategorisinde, delikurt7584 üyesi tarafından 5 Nisan 2008 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Einstein'in Atatürk'e mektubu. Cumhuriyet rejiminin henuz on yasinda oldugu gunlerdeki Turkiye ile 83 yasindaki Cumhuriyet Turkiyesi'nin farki : Alman fizikci Albert... İngiltere Büyükelçisinin Atatürk hakkındaki mektubu Albert Einstein ' in ATATÜRK'e mektubu ...

  1. Cumhuriyet rejiminin henuz on yasinda oldugu

    gunlerdeki Turkiye ile 83 yasindaki

    Cumhuriyet Turkiyesi'nin farki :



    Alman fizikci Albert Einstein'in

    Mektubunda belirlenmistir



    Dunyanin gelmis gecmis en buyuk dáhilerinden

    olan Alman fizikci Albert Einstein,

    17 Eylul 1933'te Ankara'ya,

    basbakanliga gonderdigi ve

    "Sadik hizmetkáriniz olmaktan seref duyuyorum"

    sozlerinin yeraldigi mektubunda,

    Hitler'in iktidara gelmesinden sonra

    Almanya'da calismalarina imkán kalmayan

    degisik meslek gruplarindan 40 bilim adami icin,

    Turkiye'den is talebinde bulunuyor.



    Einstein'in ricasi Ataturk tarafindan kabul edilmis

    ve bu bilim adamlarinin tamami Turkiye'ye gelerek

    Universite Reformu'nda gorev almislardi.

    Almanya'da 1932 sonbaharinda yapilan

    genel secimleri, Adolf Hitler'in Nasyonal

    Sosyalist Partisi, yani Naziler kazandi ve Hitler,

    1933'un 30 Ocak gunu basbakanliga getirildi.

    Naziler'in hedeflerinden biri, Yahudiler'in,


    oncelikle de Almanya'daki Yahudiler'in

    koklerinin kazinmasiydi.

    O tarihten birkac sene once baslamis olan

    Yahudi karsiti hareketler Naziler'in iktidari

    elde etmelerinden sonra daha da artti ve

    cok sayida Yahudi, Almanya'yi terketti.

    Ayrilma hazirligi yapan Yahudiler arasinda

    dunyanin onde gelen bilim adamlari da vardi

    ve Albert Einstein da onlardan biriydi.

    Berlin Universitesi'nde hocalik yapan ama


    kisa bir muddet sonra artik ders veremeyecegini

    farkeden Einstein, 1933 ilkbaharinda Almanya'dan

    ayrildi, Fransa'ya gecti ve Paris'teki

    "College de France"da hocalik etmeye basladi.

    Bu sirada, Nazi tehdidi altinda bulunan

    Museviler'in himayesi maksadiyla

    "Yahudi Nufusu Koruma Gruplari Birligi"

    ismini tasiyan ve kisa adi "OSE" olan bir kurum

    olusturulmustu.

    Birligin merkezi Paris'te idi ve

    seref baskanligina da Albert Einstein getirilmisti.

    Albert Einstein, 1933'un 17 Eylul'unde


    Ankara'ya iste bu sifatla,

    yani "OSE'nin seref baskani"

    olarak bir mektup gonderdi.

    Einstein, "Turkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu

    Baskanligi"na, yani Basbakanliga hitaben son derece

    nazik bir dille yazdigi mektubunda Almanya'daki

    bazi kanunlar dolayisiyla cok sayida Alman bilim

    adaminin mesleklerini icra edemez hále geldiklerini

    soyluyordu.

    Bilim adamlarinin calisabilecekleri

    bir ulke aradiklarini da anlatan Einstein,

    40 kisilik bir uzman listesi hazirladiklarini yaziyor,

    bu kisilerin hicbir karsilik beklemediklerini anlatiyor

    ve Turk Hukumeti'nin sozkonusu bilim adamlarini

    kabul etmesi halinde sadece insani bir faaliyette

    bulunmus olmakla kalmayacagini,

    Turkiye'nin bu kabulden buyuk kazanc saglayacagini da

    ifade ediyordu.

    Einstein, simdi Basbakanliga bagli olan


    "Cumhuriyet Arsivi"nde muhafaza edilen

    17 Eylul 1933 tarihli mektubunu yazdigi sirada,

    basbakanlik makaminda İsmet Bey (İnonu) vardi.

    Belgenin uzerinde yeralan ve İsmet İnonu'nun

    elyazisiyla olan nottan anlasildigina gore,

    İnonu, 9 Ekim gunu mektubu "Maarif Vekáleti'ne",

    yani Milli Egitim Bakanligi'na havale etti.

    Milli Egitim Bakani, o tarihte Resid Galip Bey idi.

    Albert Einstein'in mektubunun alt kisminda ve


    yan tarafinda elyazisiyla uc madde halinde

    yazilmis bazi notlar bulunuyor.

    Resit Galip Bey'e ait bu notlarda gecen

    "Teklif, mevzuat-i kanuniyemizle ...degildir",

    "Bunlari bugunku seráite (sartlara) gore

    kabule imkán yoktur" seklindeki ifadelerden,

    teklifin bakanlik tarafindan ilk asamada

    kabul edilmedigi anlasiliyor.

    Ancak, Turkiye'nin bu tarihten hemen sonra


    40'tan fazla Alman bilim adamini davet edip

    universitelerde gorevlendirmesi ve

    Universite Reformu'nun da bu sirada yapilmasi,

    Milli Egitim'in karsi ciktigi teklifin kabulunde

    cok daha yuksek bir makamin,

    yani bizzat Reisicumhur Mustafa Kemal'in

    devreye girmesinin etkili oldugunu dusunduruyor.



    Bu konudaki bir diger kanit da,

    Princeton Universitesi'nde 1949 yilinda Einstein ile

    gorusen İstanbul Teknik Universitesi'nin emekli

    hocalarindan Prof. Dr. Munir Ulgur'un gectigimiz hafta

    Cumhuriyet Gazetesi'nin Bilim Teknoloji Dergisi'ne

    yaptigi aciklama.



    Prof.Munir Ulgur, aciklamasinda Einstein'in

    gorusme sirasinda Ataturk'u kastederek :

    "Dunyanin en buyuk liderine sahipsiniz.

    1933'teki universite reformunuz sirasinda beni de

    ulkenize davet etmisti" dedigini naklediyor.



    Bu ifadeler, Alman bilim adamlarinin Turkiye'ye

    dogrudan dogruya Ataturk'un talimatiyla gelmis

    olduklarini gostermektedir.

    Albert Einstein'in 73 seneden buyana arsivimizde


    durmasina ragmen kimselerin farketmedigi

    bu mektubunu bulma serefi, dostum Mesut İlgim'a ait.

    Uzun seneler devam eden profesyonel yoneticilik

    faaliyetinden sonra emeklilik gunlerini arastirmacilikla

    geciren Mesut Bey,

    simdi Hitler'den kacarak İstanbul'a

    gelen profesorlerden olan maliyeci Fritz Neumark'in

    Turkiye gunlerini anlattigi "Bogazici'ne Siginanlar"

    isimli eserini Almanca'dan Turkce'ye cevirmekle mesgul.

    Mesut İlgim, Einstein'in mektubunu daha once de yayinlanan

    ama az sayida basilan bu hatiralardan hareketle,

    genis bir arastirma yapmaya basladigi sirada bulmus.


    iste, Cumhuriyet rejiminin henuz on yasinda


    oldugu gunlerdeki Turkiye ile 83 yasindaki Cumhuriyet

    Turkiyesi'nin arasindaki fark...



    ilki, Einstein'in dostlari icin is talebinde bulundugu,

    buyuk gelecek vaadeden genc bir devlet;



    Digeri ise gundemini sadece kadinlara mahsus parklarin,

    cuppeli namazlarin yahut kadin eli sikmanin gunah olup

    olmadiginin tartisilir hále getirildigi bir ulke...

    Einstein, Ataturk'un davetini bir Turk bilim adamina aciklamisti


    ALBERT Einstein ile gorusen az sayidaki Turk bilim


    adamlarindan biri, İstanbul Teknik Universitesi'nin

    elektrik-elektronik bolumunun emekli hocalarindan

    olan Prof. Dr. Munir Ulgur idi.

    Profesor Ulgur, Einstein ile 1949 yilinda,

    Birlesik Amerika'daki Princeton Universitesi'nde biraraya

    gelmisti.

    Prof. Munir Ulgur, Cumhuriyet Gazetesi'nin


    Bilim Teknoloji Dergisi'ne gectigimiz gunlerde

    verdigi mulákatta, Einstein'in 1933 yilindaki Universite

    Reformu sirasinda Ataturk tarafindan Turkiye'ye

    davet edildigini soyledigini anlatmisti.



    Einstein, bundan 57 sene onceki gorusme sirasinda

    Ulgur'e "Biliyor musunuz, dunyanin en buyuk liderine

    sahipsiniz" demis ve daveti kabul etmemesinin sebebini de

    "İmkánlar cok fazla oldugu icin burayi tercih ettim"

    sozleriyle aciklamisti.

    Mektup söyle :


    'Ben, sadik hizmetkáriniz


    Prof. Albert Einstein'

    "Ekselánslari,

    'OSE' Dunya Birligi'nin seref baskani olarak,


    Almanya'dan 40 profesorle doktorun bilimsel ve

    tibbi calismalarina Turkiye'de devam etmelerine

    musaade vermeniz icin basvuruda bulunmayi

    ekselanslarindan rica ediyorum. Sozu edilen kisiler,

    Almanya'da halen yururlukte olan yasalar

    nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler.

    Cogu genis tecrube, bilgi ve ilmi liyakat sahibi

    bulunan bu kisiler, yeni bir ulkede yasadiklari

    takdirde son derece faydali olacaklarini ispat edebilirler.

    Ekselanslarindan ulkenizde yerlesmeleri ve calismalarina


    devam etmeleri icin izin vermeniz konusunda basvuruda

    bulundugumuz tecrube sahibi uzman ve seckin

    akademisyen olan bu 40 kisi, birligimize yapilan

    cok sayida basvuru arasindan secilmislerdir.

    Bu ilim adamlari, bir yil muddetle,

    hukumetinizin talimatlari dogrultusunda

    kurumlarinizin herhangi birinde bir yil boyunca

    hicbir karsilik beklemeden calismayi arzu etmektedirler.

    Bu basvuruya destek vermek maksadiyla,


    hukumetinizin talebi kabul etmesi

    halinde sadece yuksek seviyede bir insani faaliyette

    bulunmus olmakla kalmayacagi, bunun ulkenize de

    ayrica kazanc getirecegi umidimi ifade etme

    curetini buluyorum.

    Ekselanslarinin sadik hizmetkari olmaktan seref duyan,

    Prof. Albert Einstein"
    5 Nisan 2008
    #1
  2. Einstein'in Atatürk'e mektubu Cevapları

  3. 1933 yılında Başbakanlığa yazılan bu mektup nasıl oluyor da Atatürk'e yazıldı olarak başlıklandırılıyor? Dönemin başbakanı İsmet İnönü'dür ve mektup başbakanlığa (bakanlar kurulu başkanlığı) yazıldığı için muhattabı İsmet İnönü'dür. Bunu yazının içeriğinden de zaten anlayabiliyoruz. Her ne kadar Paşamız bu işle doğrudan ilgilense de mektup Atatürk'e değil Başbakanlığa yazılmıştır. Düzeltilmesi dileğiyle...
    26 Eylül 2011
    #2
  4. Tamamını okuma fırsatı bulamadım fakat harika
    29 Eylül 2011
    #3
soru sor

Einstein'in Atatürk'e mektubu