Bir bebeğin günlüğü ( İBRET)

İsimli konu WH 'Genel Sohbet' kategorisinde, ProOf üyesi tarafından 21 Eylül 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Bir bebeğin günlüğü ( İBRET). 5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor. Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama... Bİr BebeĞİn GÜnlÜĞÜ yeni doğmuş bebeğin günlüğü ...

  1. 5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
    Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.

    19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

    23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim, Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya, Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!

    27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?
    2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.

    12 Kasım: Ah evet, Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.

    20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım,

    25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..

    10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var, Anneme benziyorum galiba,

    13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız,. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..

    24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim,senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı, Hiç duymadığım bir şey bu, Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka, Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?

    28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne, Anne, Anneciğim, Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap, Anne, Kolumu çekiyorlar anne, Canım yanıyor anne... Anne, Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne, Anne kalbimi parçalıyorlar, Anneciğim, Anne, Anne, Ann, An.............

    Kürtaj işleminiz tamamlanmıştır hanımefendi...... Geçmiş Olsun!

    SÖZÜN BİTTİĞİ AN

    alıntı
    :uzgun2::uzgun2::uzgun2:
    21 Eylül 2007
    #1
  2. Bir bebeğin günlüğü ( İBRET) Cevapları

  3. böyle güzel bir yazıya cvp yokmu al kardeşim çok güzel sağol
    21 Eylül 2007
    #2
  4. saol güzel paylaşım
    benim doğduum gün ölmüş bebecik:(
    21 Eylül 2007
    #3
  5. Cok güzeldi ama ne yazıkki sonu iğrenç
    Kur'an-ı Kerimde bir ayeti kerimede geciyor
    Kız cocuklarına hangi suctan dolayı öldürüldünüz diye soruldugunda,,,,...
    Anne karnında hangi suçtan dolayı öldürüldü bu cocuk,Anne ve Babası bunun cevabını ve hesabını nasıl vericek,cocuga hayat verilmiş,şekil verilmiş,cinsiyeti belirlenmiş ,bu zamandan itibaren yapılan kürtaj cinayet sınıfına giriyor resmen insan öldürmek demektir, YAZIK
    21 Eylül 2007
    #4
  6. evt çok günah sırf kızlar değil erkekler içinde geçerli
    21 Eylül 2007
    #5
  7. evet bencede bu bir cinayet ....
    21 Eylül 2007
    #6
  8. ya ne kadar bilinçsizce davranılıyorr büyüklerin hatalarını asla ÇOCUKLAR ödememeli :(
    21 Eylül 2007
    #7
  9. Yukarıda yazdıgım ayeti kerimede anlatılmak istenen olay
    Kız cocuklarını utanç olarak görüyorlardı,Cahiliyye döneminde insanlar kız cocuklarını diri diri topraga gömüyorlar ve cocugugötürürkende dayıya gidiyoruz diyorlardı,o zaman topraga diridiri gömülmenin adı dayı'ydı :(
    Elbette cinayetin her cesidi kötüdür büyük günahtır...
    21 Eylül 2007
    #8
  10. çok güzel bi yazı.okumuştum daha önce.böyle olaylar her gün her saat oluyordur.ama ders alan hala yok sanırım.
    tşkkr paylaşım için....
    21 Eylül 2007
    #9
  11. güzel paylaşımın için saol
    22 Eylül 2007
    #10
  12. öncelikle klişeyi devam ettirip "çok güzel bir paylaşım" diyemeyeceğim ve dememekten de kendi adıma mutluluk duyuyorum.
    güzel bir paylaşım değil zira insanların beyinlerinin her yerde böyle ustalıkla, gerek acındırarak gerek üzerek yıkanmasına son derece karşıyım.
    kürtaj.. kimine göre bebeği öldürmektir. kimine göre ise bebeği kurtarmak.
    biliyorum, "inandığınız" kutsal kitabı yorumlamaktan aciz olanlarınız vardır. onlara açıklayacağım, merak etmeyin..
    bir bebeği dünyaya getirmenin nasıl bir sorumluluk olduğunu bilmeyeniniz yoktur herhalde. o bebeğin rızkını kimse vermez, ailesinden başka.. çalışıp kazandıklarınızla o bebeğe bir gelecek sunarsınız. onu mutlu etmek tek derdiniz ve sorumluluğunuzdur. bunlar haricindeki herşeyi tavşanlar da yapıyor. ve emin olun yanında hamile karısıyla "ben yaptım ben yaptım haha" der gibi kasılan bünyelerin 5 katı hızla, emin olun.
    eğer ki o aile bilinçli ve çocuğa bakamayacağını düşünüyorsa, o çocuğa sadece gelecek sunmak değil, sevgi de sunması gerektiğini biliyorsa, bunu yapabileceğinden şüphesi varsa, kürtaj en doğal hakkıdır onun. ne tanrı ne başkası onu yargılayamaz zira tanrınız da bunu istemeyecek kadar acımasız değildir herhalde..
    ha madem karşısınız kürtaja, arkadaşım, kapıya 6-7 tane çocuk dizeceğine şapkanı önüne al ve düşün. bakamam diyorsan, korun. başka çözümü yok bu işin. ben ikisini de yapmam diyorsan; bu pc bu teknoloji neyine senin...
    24 Haziran 2008
    #11
  13. off tüylerim diken diken oldu yhaa:(:(:öhh:
    24 Haziran 2008
    #12
  14. Önceki yazımla yetinemedim ve bir başka mesajla anlatmak istediğimi daha da açayım dedim.
    Down sendromu denen bir hastalık vardır. 46 olması gereken kromozomların 47 tane olmasından öte gelir. Kafası azıcık da olsa çalışan ebeveynler amniyosentez (ceninin içinde yüzdüğü sıvının alınıp test edilmesi) yaptırarak iyileşmenin imkansız olduğu bu hastalığı öğrenirler.
    Düşünün ki (sanmıyorum aklınıza geleceğini ama doktor zorlamıştır belki) amniyosentez yaptırdınız ve bebek 47 kromozomlu. Ne yapardınız? Yaşarken kendinin farkında ama büyük zorluklar çekecek, belki sorsanız ölmeyi bile isteyecek bir bebeği dünyaya getirerek ona işkence mi edecektiniz? Ya da spastik veya zeka geriliğine sahip ise? Madem ki doğururken ona sormuyorsunuz, ona verebileceğiniz en yaşanılır hayatı vermek zorundasınız. Korkunç bir hayat sürecek ve kısacık ömrü onarılmaz acılarla geçecek bir bebeği dünyaya getiren kişi ne insan olabilir ne dindar. Sizin dininizde insanlara merhamet yok muydu? Hayat boyu işkence hangi dinde vardır? Bunu bir düşünün..

    Ayrıca yazıda gözüme çarpan birşey de bir "el"den bahsedilmiş olması. Bu kadar bilimsel bir yazı olduğunu bilmiyordum bunun. Madem geçmiş, ben de açıklayayım:
    El olarak geçen ve yüzü gözü şekillendiren şeye biz Embriyonik İndüksiyon (Embriyonik Uyarılma) diyoruz. Yani gastrula safhasında embriyo tabakasının karşılıklı etkileşimidir. Bundan sonra Farklılaşma ve Organogenezler başlar. Böylece organlar oluşur. Ayrıca acı duyduğunu iddia eden (edilen) bu hücre topluluğunun henüz beyni oluşmamış olduğundan iddialar asılsızdır, diğer bütün iddiaları gibi...
    26 Haziran 2008
    #13
  15. İÇİM nasıl yandıııı :(:(:(
    26 Haziran 2008
    #14

  16. güzelde sen 15 d.k lık zevk yaparken çocuğa gelecek adına birşeyler veremeyeceğini bilmiyormuydun ?"zira tanrınız da bunu istemeyecek kadar acımasız değildir herhalde.." demişsin.. tanrımız o kadar acır ki yarattıklarına kendisi hakkında klavye başında oturup ileri geri bilmeden bişeyler yazanlara bile halen nefes verir.."ha madem karşısınız kürtaja, arkadaşım, kapıya 6-7 tane çocuk dizeceğine şapkanı önüne al ve düşün." demişsin..kürtaj yapana kadar neden korunmayı denemedin ?" çocuğa sadece gelecek sunmak değil, sevgi de sunması gerektiğini biliyorsa, " demişsin.. sevgiden bahs eden bir akıl nasıl olurda 15 d.k lık zevk uğruna meydana getirdiği bir bedeni ölüme sürükleyebilir ?
    26 Haziran 2008
    #15

  17. birincisi.. arkadaşa düşüncelerinden dolayı negatif oy veren herkesi kınıyorum.. 2.si anlayamadığım bir şey var, sizin dininiz diyosun anladığım kadarıyla müslüman değilsin. inancını benimsemem önemlli değil saygı duyuyorum. yanlız, nasıl oluyorda bu makaleyi tıbbi olarak açıklıyorsun ve mantık kullandığını söylüyorsunda, aynı mantığın sana herşeyin bir yaratıcısı olduğu gerçeğine götürmüyor.. ve bu yaratıcının kuralları koyma yetkisine sahip olduğunu kavratamıyor ? yani sen cep telefonunu kırarsan kimse sana neden telefonu kırıyorsun deme hakkına sahip değildir. neden * çünkü o senin.. aynı şekilde evren ve içerisindeki herşey Tanrınındır.. kurallar koymuştur.. sana bu kuralları tanımama ve bunlara uymama hakkıda vermiştir... ama herşeyin olduğu gibi onunda bir müddeti var.. ağır bedelleri var.. gecenin zifiri karanlığında küçücük kapkara karıncayı gözeten seni yada beni sahipsiz başı boş bırakmaz.. çünkü insan başı boş bırakılamayacak kadar değerlidir. saygılar.
    26 Haziran 2008
    #16
  18. "Kürtajın riskleri gebelik büyüdükçe artar. Özellikle büyük gebeliklerde kürtaj esnasında çok kanama olabilir. ​



    Kanama durdurulamaz ise tehlike arz edebilir. Onun için kürtaj ilk aylarda yapılmalıdır. Kürtajın yasal sınırı 10 hafta, yani 2,5 aydır. Bundan sonra kürtaj olmak illegaldir. O halde kürtaj için gecikmemeli, 2,5 ayı aşmamaya gayret etmelidir. Kürtaj imkanına ulaşmamış binlerce bayanın gayri sıhhi metotlarla gebeliğini kendi kendine sonlandırmasında meydana gelen ağır hastalıkla hayatını kaybettiği acı bir gerçektir. O halde kürtaj meşru yollarla yapılmalıdır. Yasalara göre 18 yaşından büyük ve evli olan kadınlar, hem kendi, hem de eşlerinin rızası ile kürtaj olabilir. Resmen evli görülmeyen kadınlarda eş rızası aranmaz. 18 yaşından küçükler ise ancak veli veya vasilerinin onayı ile kürtaj olabilirler."

    Dinimizde ise, özürsüz çocuk aldırmak haramdır, yasaktır. Hele fakirlikten korkarak, rahmindeki çocuğu öldürmek, haksız yere cana kıymak, yani cinayet olduğu gibi, evlat hakkını da tanımamaktır, büyük günahtır. Ananın veya süt emen diğer çocuğun ölümüne sebep olan bir özür varsa, uzuvları teşekkül etmeden çocuk aldırmak caiz olur. Kütüb-i sittedeki, (İnsan, anne karnında nutfe [sperma] olarak 40, aleka [embriyo] olarak 40, et parçası olarak da 40 gün kalır. Bundan sonra ruh verilir) mealindeki hadis-i şerifini de esas alan âlimler, bir özürden dolayı, 1 aydan 4 aya kadar kürtaja izin vermişlerdir. (Redd-ül Muhtar)

    Başka sebep olmasa da, İslam terbiyesi ile yetiştirememek korkusu özür olur. Yani İslam terbiyesi verememek niyetiyle dört aydan önce çocuk aldırmak caiz olur. (S. Ebediyye)

    Sual: Hanımım saf, çocuk da saf olur düşüncesiyle 5 aylık çocuğu aldırmak günah mı?
    CEVAP
    Beş aylık çocuk saf veya sakat olacağı sanılsa da aldırılmaz. Aldırılması haram olur. 4 aydan küçük olursa, İslam terbiyesi verememek niyetiyle çocuk aldırmak caizdir. 4 aydan sonra niyet ne olursa olsun aldırmak haramdır, büyük günahtır.

    Sual: Ananın ölümüne sebepse, 5 aylık çocuğu kürtaj caiz mi?
    CEVAP
    Caiz olmaz. Annenin ölümü kesin değil ama, kesin olsa bile, ötekini öldürmek caiz olmaz. İkisi de canlıdır. Canlının biri diğerine tercih edilmez. Yani çocuğu kurtarmak için anne öldürülemez, anneyi kurtarmak için çocuk öldürülemez.

    Sual: (Sağlık, estetik, ekonomik ve sosyolojik gibi bir sebeple dört ayı da geçse kürtaj caizdir) diyen oluyor. Caiz midir?
    CEVAP
    Hayır, saymadığı başka bir sebep kalmamış. Yani her sebeple çocuk aldırılır diyor. Halbuki uzuvları teşekkül ettikten sonra, yani dört ayı geçtikten sonra çocuk aldırmanın caiz olmadığı bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır.

    Sual: Fakir bir aileyiz, eşim bir çocuğa hamiledir. Fakir olduğumuz için bakamayacağız, bu yüzden aldırmamız günah mıdır?
    CEVAP
    Çocuğun da, sizin de rızkınızı veren Allahü teâlâdır. Fakirlikten dolayı, iyi bakamamak, besleyememek korkusu, çocuk düşürmek için özür olmaz. Çocuk aldırmak demek, çocuğu öldürmek demektir.

    Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin.) [Enam 151]
    (Allahü teâlânın rızk vermediği, yer yüzünde bir mahluk yoktur.) [Hud 6]

    Ancak din bilgisi verememek, İslam terbiyesi ile yetiştirememek korkusu özür olur. Uzuvları teşekkül etmeden [120 günden önce] düşürmek caiz olur.

    Demek ki, fakirlikten dolayı bakamamak değil, İslam terbiyesi ile yetiştirememek niyetiyle çocuğu aldırmak caiz oluyor.

    Sual: Kadın, kocasından izinsiz, çocuk aldırabilir mi?
    CEVAP
    Aldıramaz.

    çocuğuma bakamam diyen insan, bu canlara kıymanın hesabını da ağır şekilde verecektir....buyrun

    http://prolifetraining.com/WMV/Abortion-Pictures-high.htm
    26 Haziran 2008
    #17
  19. Sağol emre çok güzel bi yazıydı :(:(
    26 Haziran 2008
    #18
  20. paylaşım için tşkrlr...
    26 Haziran 2008
    #19

  21. bu kadar şeyi açıkladığına göre küretajı savunacağına AP yntemlerini kulanmarını savunabilirsin.. ayrıca bizim dinimiz senn dinin degil mi ????
    26 Haziran 2008
    #20
soru sor

Bir bebeğin günlüğü ( İBRET)