antibiotik çeşitleri - antibiotik isimleri - antibiotiklerin çeşitleri

İsimli konu WH 'Sağlık' kategorisinde, ●ŚOП İKλZ● üyesi tarafından 12 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: antibiotik çeşitleri - antibiotik isimleri - antibiotiklerin çeşitleri. Antibiotik Etkileri ve Çeşitleri [IMG] antibiotik çeşitleri - antibiotik isimleri - antibiotiklerin çeşitleri Antibiyotik, herhangi bir mikroorganizma... Kemik Çeşitleri ve Kemik İsimleri Namaz Çeşitleri - Namaz Çeşitleri Nelerdir?: Namaz Çeşitleri... ...

  1. Antibiotik Etkileri ve Çeşitleri
    [​IMG] antibiotik çeşitleri - antibiotik isimleri - antibiotiklerin çeşitleri


    Antibiyotik, herhangi bir mikroorganizma tarafından, başka bir mikroorganizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü madde. Antibiyotik üretimi, onu üreten mikroorganizma için selektif bir avantaj sağlar. Örnek olarak, Penicillium tarafından üretilen antibiyotikler, doğada rekabet halinde olduğu diğer mikroorganizmaların büyümesini önleyerek Penicillium'a doğal ayıklanma sürecinde bir avantaj sağlar.
    [​IMG]


    Etkileri

    Antibiyotiklerin iki çeşidir vardır; biyosidal, mikroorganizmaları öldüren antibiyotikler ve biyostatik, mikroorganizmaların büyümesini ve çoğalmasını (üremesini) önleyen antibiyotikler. Her ne kadar "sadece" mikroorganizmaların (çoğunlukla bakteriler, ve bazı fungi) ürettiklerine "antibiyotik" tanımı verilebilse de, bugün "antibiyotik" terimi patojenlere zarar veren her türlü kimyasal için kullanılmaya başlanmıştır. Bu yüzden, mikroorganizmalar, hayvanlar ve bitkiler tarafından doğal olarak üretilen bu tür kimyasallara "antibiyotik" demekteyiz. Aynı zamanda, doğal olarak üretilen birçok antibiyotik madde suni yollardan daha etkili olmaları için modifiye edilmektedir. Örnek vermek gerekirse, doğal olarak üretilen penisilinler bugün kimyasal olarak modifiye edilerek daha etkili olmaları sağlanıyor. Bir başka örnekte, kloramfenikol isimli antibiyotiktir. Eskiden tamamiyle doğal yollardan elde edilen bu antibiyotik bugün tamamiyle sentetiktir.

    Etki Mekanizmaları

    Antibiyotikler etkili oldukları mikropların metabolik işlemlerine müdahale ederek çalışırlar. Antibiyotikler müdahale ettikleri metabolik işlemlere göre spesifiktir. Bu metabolik işlemlere örnek olarak; protein sentezi, hücre çeperi sentezi, nükleik asit sentezi veya hücre zarı fonksiyonlarını verebiliriz.

    Penisilin, vankomisin ve sefalosporin gibi antibiyotikler bugün en çok kullanılan antibiyotiklerdendir. Bu antibiyotiklerin hepsi bakterilerin hücre çeperlerini zayıflatırlar. Bakterilerin hücre çeperleri uzun peptidoglikan zincirlerinden oluşur. Antibiyotikler bu molekülleri bir arada tutan peptit bağlantılarının sentezini önlerler. Böylece hücre çeperleri zayıflar ve bakteri patlar (lizis). Peptidoglikandan oluşan hücre çeperleri sadece bakterilerde bulunur, hayvan hücre çeperi bulunmazken bitki hücrelerinde selülozdan oluşan hücre çeperleri bulunur. Böylece, antibiyotikler sadece bakterilere zarar verirler.

    Streptomisin, eritromisin, tetrasiklin ve kloramfenikol gibi antibiyotikler ise ya protein sentezini önlerler ya da anormal proteinlerin sentezlenmesine yol açarlar. Antibiyotikler bunları bakterilerin ribozomlarına bağlanarak yaparlar. Bakteri ribozomları ökaryotik ribozomlardan (insan ribozomları gibi) daha küçük oldukları için, bu tür antibiyotikler sadece bakterileri etkiler. Böylece bakterilerin saldırdığı canlıya zarar vermezler.



    Kloramfenikol yapısı

    Rifampisin ve antrasiklin gibi antibiyotikler ise nükleik asit sentezine müdahale ederler. Antrasiklinler bunu DNA replikasyonunu önleyerek yaparken, rifampisin transkripsiyonu önler.

    Bazı antibiyotikler ise patojenleri hücre zarlarına müdahale ederek yok ederler. Hücre zarına yapılan müdahaleler, hücre zarının yapısını değiştirerek onun birçok özelliğini de kaybetmesine yol açar. Bu hücre sitoplazmasının hücre dışına akması gibi hücrenin yıkımıyla sonuçlanacak olaylara yol açabilir.




    Seçicilik - Selektivite


    Bugün, bakteriyel hastalıklarla savaşmakta kullanılan antibiyotikler selektif yani seçicidirler. Buna karşın doğada seçici olmayan birçok antibiyotik de bulunur. Seçici antibiyotikler, işleyişleri (mekanizmaları) dolayısıyla sadece bakteri (mikrop) hücrelerine zarar veren antibiyotiklerdir. Yukarıda verilen antibiyotik tiplerinin hepsi seçicidir. Seçici olmayan antibiyotikler ise mikroba zarar verirken, mesela, insanın vücud hücrelerine de zarar verebilirler. Aynı zamanda antibiyotiklerin yan etkileri de olabilir, bir hastalığı iyileştirirken başka sorunlara yol açabilirler.


    Direnç

    Bilinçsiz ve aşırı antibiyotik kullanımı bakterilerin kullanılan antibiyotiğe karşı direnç kazanmasına neden olabilir. Eğer mikroplar bir antibiyotiğe karşı direnç kazanırlarsa, artık o antibiyotiğin o mikroba karşı etkisi olmaz. Bu nedenle her bakteriye uygun olan antibiyotik kullanılmalıdır. Hastalığa neden olan etkenin bulunması ve bu etkene etkili olacak antibiyotiği bulmak için bir Kültür-Antibiyogram Testi denen laboratuvar testi yapılır. Sadece etkin olduğu mikroplara karşı kullanılmalıdırlar. Grip, nezle gibi virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı etkili değillerdir. Ateş düşürücü ya da ağrı kesici etkileri yoktur. Antibiyotikler mutlaka doktor tavsiyesiyle ve reçetesine uygun olarak kullanılmalıdırlar. Bilmeden kullanılan antibiyotikler hastalığı iyileştirmezler, vücuda zarar da verebilirler.



    Metisiline dirençli Staphylococcus aureus bakterileri.


    Beta-laktam antibiyotikler




    Sefalosporin


    Sefalosporin(ler), beta-laktam (β-laktam) antibiyotiklerinin bir sınıfıdır.

    Tarihçe

    Cephalosporium acremonium tarafından üretilen sefalosporin ilk kez 1948 yılında Sardinya'da İtalyan bilimadamı Giuseppe Brotzu tarafından izole edilmiştir. Sefalosporinler ilk kez 1960`larda satışa sunuldu.

    Mekanizma

    Sefalosporinler penisiline çok benzer bir çalışma mekanizmasına sahiptirler. Penisilinler gibi sefalosporinler de peptidoglikan sentezine müdahale ederler. Bakteristatik etkileri vardır.

    Farklı Jenerasyonlar

    Erken keşfedilmiş antibiyotiklerden olan sefalosporinlerin, gelişen teknoloji ile beraber yeni jenerasyonları (nesilleri) ortaya çıkmıştır. Her jenerasyon etki ettiği bakteri çeşidi ve sayısı vb. özellikler yönünden diğerlerinden farklıdır. Bugün toplam 4 farklı sefalosporin jenerasyonu vardır.





    1) Amoksisilin

    Tanımı

    Amoksisilin, ampisilinin analogudur. Gram pozitif ve gram negatif mikroorganizmalara karşı etkili bir penisilin olup, bakterisid etkiye sahip geniş spektrumlu bir antibiyotiktir. İlaçlarda amoksisilin trihidrat olarak kullanılır. Ticari adlarından bazıları GlaxoSmithKline firması tarafından üretilen Amoxil, Türkiye'de Mustafa Nevzat tarafından üretilen Amoksina ve Bilim İlaç tarafından üretilen Largopen'dir.

    Farmakolojik Özellikleri

    * Geniş spektrumlu yarı–sentetik bir penisilindir.
    * Bakterilerin hücre duvarı sentezini inhibe ederek bakterisid etki gösterir.
    * Mide asidine dayanıklıdır. Aç veya tok karnına alınması absorpsiyonu etkilemez.
    * İki saatte en yüksek kan düzeylerine ulaşır ve 8 saat etkili yoğunlukta kalır.
    * Kan proteinlerine düşük oranda bağlanarak vücut doku ve sıvılarına etkili yoğunluklarda dağılır.
    * İdrarda yüksek konsantrasyonlarda bulunur ve aktif olarak itrah edilir.
    * Kanıtlanmış bir toksisitesi yoktur.

    Spektrumu

    Gram-pozitif bakteriler:

    * Staphylococcus aureus (beta laktamaz üretmeyen)
    * ß–hemolitik streptokok
    * Streptococcus faecalis
    * Streptococcus pneumoniae
    * Clostridium türleri
    * Corynebacterium diphtheriae

    Gram-negatif bakteriler:

    * Haemophilus influenzae
    * Escherichia coli
    * Salmonella
    * Shigella
    * Proteus mirabilis
    * Neisseria meningitidis

    Endikasyonları

    Duyarlı mikroorganizmaların neden olduğu,

    * Kulak-burun-boğaz enfeksiyonları
    * Alt solunum yolu enfeksiyonları
    * Genitoüriner sistem enfeksiyonları
    * Gastrointestinal sistem enfeksiyonları
    * Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları
    * Bakteriyel menenjit
    * Bakteriyel endokardit
    * Diğer infeksiyonlarda entrikedir.

    Kontrendikasyonları

    Penisilinlere aşırı duyarlı olduğu bilinenlerde kontrendikedir.

    Uyarı ve Önlemler

    Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi ve zaman zaman ölümcül olabilen aşırı duyarlılık reaksiyonları görüldüğü bildirilmiştir. Bu reaksiyonların penisilin aşırı duyarlılığı olan ve/veya çoklu alerjenlere duyarlılığı olan bireylerde görülme olasılığı yüksektir. Amoksisilin ile tedaviye başlamadan önce penisilinlere, sefalosporinlere ya da diğer alerjenlere karşı daha önce aşırı duyarlılık reaksiyonları gözlenip gözlenmediği dikkatlice araştırılmalıdır. Alerjik bir reaksiyonun oluşması durumunda amoksisilin uygulaması durdurulmalı ve uygun tedavi başlatılmalıdır. Ciddi anafilaktik reaksiyonlarda epinefrin ile derhal acil tedaviye başlanılması gerekir. Gerektiğinde oksijen ve intravenöz steroidler uygulanmalı; entübasyon dahil hava girişleri sağlanmalıdır. Antibakteriyel ajanlar ile tedavi kolondaki normal florayı değiştirir ve Clostridia üremesine yol açabilir. Psödomembranöz kolit tanısı konulduktan sonra terapötik önlemler alınmalıdır. Herhangi bir potent ilaçla olabileceği gibi, uzun süreli tedavilerde renal, hepatik ve hematopoetik fonksiyonlar periyodik olarak izlenmelidir. Tedavi sırasında mikotik ya da bakteriyel patojenlerle süperenfeksiyon oluşabileceği unutulmamalıdır. Hamilelerde kullanım emniyeti kanıtlanmamıştır.

    Yan Etkileri

    Tüm antibiyotiklerde olduğu gibi bulantı, kusma, diyare, deri döküntüleri, kaşıntı, ürtiker görülebilir. Ancak ilacı yarıda bıraktıracak kadar ciddi yan etkiler çok enderdir.

    İlaç Etkileşmeleri

    Beta-laktam antibiyotiklerin (penisilin ve sefalosporinler) aminoglikozidlerle birlikte kullanımı her ikisinin de etkisini azaltabilir. Birlikte kullanımları gerekiyorsa, en az bir saat arayla verilmelidir. Amoksisilinin oral kontraseptifler ve östrojen içeren ilaçlarla birlikte kullanımı bu ilaçların etkilerini azaltabilir. Probenesid, amoksisilinin renal sekresyonunu yavaşlatır ve her ikisinin de yarılanma süresini uzatır. Kan seviyelerinin uzun süre korunmasının istendiği enfeksiyonların tedavisinde amoksisilin ve probenesid birlikte kullanılabilir. Amoksisilinin allopurinol ile birlikte kullanımı, özellikle hiperürisemik hastalarda deri döküntülerini belirgin olarak artırır. Ancak bunun hiperüriseminin varlığından dolayı ya da allopurinol nedeniyle oluştuğu belirlenememiştir.



    2) Penisilin


    Penisilin, 1929 yılında Londra'da Sir Alexander Fleming tarafından Penicillium Notatum adlı küfte keşfedilen antibiyotik. Bu madde, ilk olarak 1911 yılında bir İskandinavyalı tarafından tanımlanmış olmakla beraber o yıllarda iyileştirici gücü bilinmemekteydi. 1945 yılında Fleming'le birlikte Nobel Ödülünü kazanan Oxford'lu Florey ve Chain, penisilinin kitle halinde elde edilebilmesini temin etmişlerdir.

    Penisilin Grupları

    A- Tabii Penisilinler

    Penisilin G ve Penisilin V

    B- Sentetik Penisilinler

    I. Amino Penisilinler: Ampisilin, Amoksisilin, Bakampisilin, Siklasilin, Episilin, Hetasilin, Divampisilin.

    II. Carboksi P: Karbenisilin, Tikarsilin.
    III. Penisilinaz dayanıklı penisilinler: Metisilin, Nofsilin, Oksasilin, Dokssilin, Dikloksasilin, Flukloksasilin.

    Penisilinaz dayanıklı penisilinler esas olarak Penisilin G'ye dirençli olan stafilokok türü mikroorganizmaların yaptığı enfeksiyonların tedavisinde kullanılır.

    Penisilinlerin çok hastalıklarda ve dozlarına dikkat edilmeden kullanılması çeşitli mikroorganizmalarda bu ilaca karşı direnç meydana getirmiştir. Aynı hastalık eskisine oranla çok daha yüksek doz penisilin verilerek tedavi edilebilmektedir.

    Antibiyotikler için iki kenarı keskin kılıç tabiri kullanılır. Bu özellikleri aynı zamanda oldukça çeşitli olan yan etkilerinden ileri gelmektedir.

    Penisilinlerin Yan Etkileri

    Allerjik reaksiyonlar hariç tutulacak olursa, yine de penisilinler antibiyotik ilaçların en az zararlı olanlarıdır. Yan etkilerinin çoğu allerjik reaksiyonlara bağlıdır. Allerjik reaksiyon meydana getirme özelliği bütün penisilin türevlerinde mevcuttur. Allerjik reaksiyon kullanılan dozun yüksekliği ve kişinin aşırı duyarlılığına bağlıdır.

    Akut sistemik anafilaksi (anafilaktik şok), penisilinlerin on binde beş oranında görülen en ciddi yan etkisidir. %10 vakada ölümle bitecek olan şiddetli bir reaksiyon husule gelir. Penisilin tedavisine başlamadan önce hastaya daha önce penisilin verilip verilmediği öğrenilmeli, çocuksa yakınlarına sorulmalıdır.

    Penisilinin ilk olarak uygulanacağı şahıslara penisilin deri testi yapmakta fayda vardır. Bir mililitresinde 10.000 ünite olacak şekilde sulandırılmış olan kristalize penisilinden bir dizyem (0,1 ml) ön kola deri içine zerk edilir. Diğer kola da bir dizyem serum fizyolojik kontrol maksadıyla verilir. Yarım saat sonra herhangi bir cilt reaksiyonu görülmezse ilaç uygulanır. Bu test de tam güvenilecek bir ölçü değildir. Bazı allerjik bünyeli şahıslar test dozu penisilinle bile ölüme gidebilmektedirler. Bu testi yapmak hukuki açıdan gereklidir.

    Penisilinlerin kullanıldığı başlıca hastalıklar

    Anjin ,bakteriyel zatürreler, akciğer absesi, mesane ve böbrek iltihaplarının bir kısmı, prostat iltihabı, iltihaplı cilt yanıkları, farenjit, göziçi iltihabı, kemik iltihapları, orta kulak iltihapları, meme iltihabı, beyin absesi, menenjit, kan zehirlenmeleri (sepsisler).

    Son yıllarda Beta Laktamaz enzim üreten bakterilerin penisilinlere karşı oluşturduğu direnci kırmak için yapılan çalışmalar başarıya ulaşmıştır. Halen bu problem Ampisilin ile bunun yarısı oranında Sulbaktam maddesi kombine edilerek ve Amoksisilin ile bunun dörtte biri oranında klavulanik asit tozu olan potasyum klavulanat kombine edilerek çözülmüştür.

    Penicillium Notatum Küfü enfeksiyonlu fareleri de iyileştirebilir özelliğe sahiptir.



    3) Sultamisilin

    Sultamisilin, ampisilin ve beta-laktamaz inhibitörü sulbaktamın'ın metilen grubu aracılığı ile bağlandığı bir çifte esterdir.

    Moleküler ağırlığı 594.7'dir. Bu kombinasyondaki bakterisit eleman olan ampisilin, benzil penisilin gibi, çoğalma döneminde bulunan duyarlı mikroorganizmalara karşı etkili olur. Ampisilin birçok gram-pozitif ve gram-negatif, aerobik ve anaerobik mikroorganizmaya karşı geniş spektrumlu bakterisit aktivite gösterir. Ampisilin beta-laktamaz enzimi ile parçalandığından dolayı bunu üreten mikroorganizmalara karşı aktivite gösteremez.

    Etkin olduğu bakteriler

    Gram-pozitif bakteriler : Staphyloccus aureus, Staphyloccus epidermis, Staphyloccus saprophyticus, Streptococcus pneumoniae, Streptococcus pyogenes, Streptococcus viridans

    Gram negatif bakteriler : Haemophillus influenzae, Escherichia coli, Proteus mirabilis, Providencia stuartii, Providencia rettgeri, Morganella morganii

    Anaeroblar : Clostridiu spp. Peptoccus spp., Bacteroides spp.

    Farmakolojik özellikleri

    Sultamisilin, oral yoldan alındıktan sonra sindirim kanalında emilimi sırasında [[[hidrolize|hidroliz]]] olur ve 1:1 molar oranında sulbaktam ve ampisilin parçalarına ayrışır. Gıdalardan sonra alınması sultamisin sistematik biyoyaralanımını etkilemez.


    Glikopeptit antibiyotikler



    Vankomisin

    Vankomisin, Amycolatopsis orientalis isimli bakteri türünün fermantasyonu sonucu oluşan bir antibiyotiktir. Gram-pozitif bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların tedavisinde kullanılmaktadır.

    İlk başlarda çok saflaştırılamayan ilaç, verilen hastalarda sıklıkla yabancı madde reaksiyonlarına yol açmaktaydı. Ancak Gram-pozitif bakterilere karşı çok başarılı olmasından oturu FDA tarafından genel kullanımına izin verilmiştir. Zamanında 'Missisipi çamuru' olarak da anılmaktaydı.


    Mekanizma

    Gram-pozitif bakterilerde düzgün hücre çeperi sentezini inhibe eder. Bu çalışma mekanizması ve bazı diğer faktörler nedeniyle Gram-negatif bakterilere karşı etkisizdir.


    Kullanım

    Vankomisin nefrotoksik ve ototok******. Bu nedenle renal fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda kullanılmamalı, kullanılması gerekiyorsa da dozaj ayarlanmalıdır.


    Makrolid antibiyotikler


    1) Diritromisin

    Mekanizma

    Diritromisin protein sentezine müdahale eder. Bakteri ribozomunun 50S alt ünitesine bağlanarak protein sentezini inhibe eder (engeller).

    Diritromisin oral yolla (ağız yoluyla) alındıktan sonra hızla absorbe edilir (emilir), non-enzimatik yolla hidroliz olarak mikrobiyolojik aktif olan eritromisilamin'e dönüşür. Eritromisilamin proteinlere %15-30 oranında bağlanır ve vücutta çok geniş bir alana yayılır. Yayılımı sırasında çeşitli dokularda kandaki yoğunluğunun (konsantrasyonunun) çok üstünde bulunur.

    Diritromisin (eritromisilamin) karaciğerde metabolize edilir. Alınan dozun büyük çoğunluğu fekal (dışkı) yolla, çok az bir kısmı ise idrarla elimine edilmektedir. Diritromisinin eliminasyon yarı ömrü 30-44 saattir. Postantibiyotik etkiye sahiptir.


    Kullanımı

    Diritromisin alt ve üst solunum yolları ile deri ve yumuşak doku enfeksiyonlarının tedavilerinde kullanılır.

    Diritromisin birçok gram-pozitif aerob, gram-negatif aerob ile Mycoplasma pneumoniae ve Chlamydia pneumoniae gibi atipik bakterilere karşı etkilidir.

    Diritromisin makrolid antibiyotiklere karşı duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır. Ayrıca bebeklerde ve 12 yaşın altındaki çocuklarda da kullanılmamalıdır. Gebelerde sadece ciddi durumlarda kullanılmalıdır.

    Diritromisin vücuttan öncelikle karaciğer yoluyla uzaklaştırıldığından, şiddetli karaciğer yetmezliği olan hastalarda dozajın azaltılması veya doz aralığının uzatılması gerekebilir.


    Yan Etkileri

    Genelde rastlanan yan etkiler: karın ağrısı, ishal, bulantı, kusma, dispepsi, gaz şikayetleri ve iştahsızlıktır. Bunların dışında deri döküntüleri, baş ağrısı, baş dönmesi ve uykusuzluk gibi yan etkilere de yol açabilir.



    2) Eritromisin


    Eritromisin, bir makrolit antibiyotiği. Antimikrobik spekturumu pensiline benzediği için, çoğunlukla penisilin alerjisi olan bireylerde kullanılır. Özellikle frengi, belsoğukluğu ve klamidyalar gibi hastalıklar için kullanılır. Eritromisin Saccaropolyspora erythraea tarafından üretilir.

    Protein sentezine müdahale ederek etki eder. Bunu, bakteri ribozomlarının 50S alt-ünitelerine bağlanarak yapar. Genellikle bakteriyostatik etkiye sahiptirler (sadece beta-hemolitik streptokok ve streptokok pnömonia'ya karşı bakterisid etkisi vardır). Anaerob bakterilere karşı etkisizdir. Vücuda alınan eritromisin karaciğerde metabolize edilir.



    3) Roksitromisin


    Roksitromisin, bir yarı-sentetik (semi-sentetik) makrolid antibiyotiği. Mide asidine dayanıklıdır. Roksitromisin, eritromisin'den türetilmiştir.


    Tarihçe

    Roksitromisin 1987 yılında alman ilaç şirketi Hoechst Uclaf tarafından üretilmiştir.


    Mekanizma

    Roksitromisin protein sentezine müdahale eder. Bakteri ribozomunun 50S alt ünitesine bağlanarak protein sentezini inhibe eder (engeller). Roksitromisinin anti-mikrobik spekturumu eritromisininkine benzer. Roksitromisin özellikle gram-negatif bakterilere karşı (spesifik olarak Legionella pneumophila'ya) etkilidir. Postantibiyotik etkiye sahiptir.

    Yemekten önce alındığında, hızlıca absorbe edilir (emilir), çoğu dokuya ve fagositlere (yutargöze) difüze olur (dağılır). Fagositlerdeki yüksek yoğunluğuyla, fagositoz sırasında yüksek oranlarda ortaya çıkar, enfeksiyon bölgesine kolayca taşınır.


    Kullanımı

    Deri ve yumuşak doku enfeksiyonlarının, KBB enfeksiyonlarının ve solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. Ayrıca non-gonokoksik genital enfeksiyonların da tedavisinde kullanılır.

    Ağır karaciğer yetmezliği olan hastalarda dozaj ayarlanmasıyla kullanılabilir. Yemeklerden önce alınmalıdır. Makrolidlere aşırı duyarlı hastalarda kullanılmamalıdır.


    Yan Etkileri

    Genelde rastlanan yan etkiler gastrointestinaldir. Bunlar; ishal, bulantı, karın ağrısı ve kusmadır. Ayrıca, nadir olarak başağrıları, karaciğer bozuklukları da görülmektedir.



    4) Telitromisin

    Telitromisin, klinik düzeyde kullanılmaya başlanan ilk ketolid ailesi antibiyotiğidir. Ketek ismiyle satışa sunulan telitromisin semisentetik, eritromisin A türevi bir antibiyotiktir. Solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılır.


    Tarihçe

    Hoechst Marion Roussel (şimdi Aventis) isimli Fransız ilaç şirketi tarafından denemeleri yapılmış, Avrupa Komisyonundan onay aldıktan sonra Avrupa'da Ekim 2001'de satışa sunulmuş, ABD'de ise Nisan 2004'de FDA onayını alabilmiştir.


    Mekanizma

    Telitromisin protein sentezine müdahale ederek bakteri gelişimini önler. Bakteriyel protein sentezini bakteri ribozomunun 50S alt birimine bağlanarak inhibe eder (engeller). Diğer (eski) makrolitlerden farklı olarak telitromisin 50S alt biriminin iki 23S ribozomal RNA bölümüne bağlanır. Ayrıca telitromisin olgunlaşmamış 50S ve 30S ribozomal alt birimlerin birleşmesini inhibe eder.

    Telitromisin oral uygulamayı takiben hızla emilir. Fagositlerde (yutargöze) büyük bir yoğunluğa ulaşarak enfeksiyonun bulunduğu bölgeye hızla ulaşır ve fagositoz (gözeyutarlığı) sırasında büyük oranlarda serbest bırakılır. Dokulardaki telitromisin yoğunluğu plazmadakinden çok daha yüksektir. Büyük oranda karaciğer tarafından metabolize edilir, küçük bir oranda idrar yoluyla elimine edilir. Telitromisinin ortalama yarılanma ömrü yaklaşık olarak 10 saattir.


    Kullanım ve Yan etkiler

    Hafif ve orta şiddette toplumda edinilmiş pnömoni, kronik bronşitin akut alevlenmesi, akut sinüzit, tonsillit/farenjit tedavilerinde kullanılır.

    Telitromisin, 12 yaş ve altında, gebelik ve laktasyon sırasında kullanılmamalıdır. Hafif ve orta şiddette böbrek yetmezliği olan hastalarda normal dozajlarda kullanılabilir, ağır böbrek yetmezliği olan hastalarda ise dozaj ayarlaması yapılarak kullanılabilir.

    En sık görülen yan etkileri gastrointestinal sisteme dairdir; diyare (ishal), bulantı, kusma ve gastrointestinal ağrı (karın ağrısı). Bunların dışında sıklıkla bildirilen diğer yan etkilerde sermselik ve baş ağrılarıdır. Nadir olarak (%1'den az) bulanık görme ve odaklanma zorluğuna neden olabileceği bilinmektedir.

    Oksazolidinon antibiyotikler

    Linezolid

    Linezolid, oksazolidinonlar grubunda klinik onay almış ilk antibakteriyel ajandır. Linezolid protein sentezini başlangıç aşamasında bloke ederek bakteriyostatik etki gösterir.

    Linezolidin oral ve i.v. yolla kullanılabilen preparatları mevcuttur. Karaciğer ve böbrek yetersizliğinde doz ayarlanması gerekmez. Linezolid hemodiyalizle uzaklaştırılabildiğinden diyaliz sonrası uygulanmalıdır. Linezolid proteinlere düşük oranda bağlanır, kemiğe, alveoler hücrelere, pankreatik sekresyonlara tedavi edici düzeyde geçerken, BOS'a sadece menenjit durumunda yeterli düzeyde geçebilmektedir


    Etki spektrumu ve klinik kullanımı

    Linezolid birçok gram pozitif bakteriye etkili olmasının yanında esas olarak klinik öneme sahip MRSA, MSSA, vankomisine dirençli enterokok (VRE), Streptococcus pneumoniae ve diğer streptokok türlerine etkindir.

    VRE'ye bağlı bakteriyemi, endokardit, intraabdominal enfeksiyonlar, osteomyelit ve menenjit tedavisinde önerilmektedir. Ayrıca glikopeptidleri tolere edemeyen hastaların MRSA enfeksiyonlarında da tercih edilir. MRSA'ya bağlı deri ve yumuşak doku enfeksiyonları ve ventilatör ilişkili pnömonilerinde kullanılabilir.


    Yan etkileri

    Linezolid bulantı, kusma ve ishal yakınmalarına sebep olabilir. Bunun yanında baş ağrısı, hipertansiyon, uyku bozuklukları, baş dönmesi gibi yan etkileri de mevcuttur. En önemli yan etkileri trombositopeni, aplazi ve pansitopeni gibi hematolojik yan etkileridir.

    Polipeptit antibiyotikler

    1) Gramisidin


    Gramisidin, altı antibiyotikten oluşan bir antibiyotik karışımıdır. Toprakta bulunan Bacillus brevis bakterisinden elde edilirler. Bunlar Gramisidin A, B ve C kategorilerine ayrılırlar ve toplu olarak Gramisidin D olarak adlandırılırlar. Gramisidin D'ler doğrusal pentadekapeptitlerdir, yani 15 amino asitten oluşan polipeptitlerdir. Buna karşın Gramisidin S, siklik (halkalı) bir peptit zinciridir. Özellikle Gram-pozitif bakterilere karşı çok etkilidir, ama bakterilerin ölümüne yol açtığı konsantrasyonun altında hemolize yol açtığı için dahili olarak kullanılmaz. Başlıca yüzeyel antibiyotik olarak kullanılır, Neosporin'da bulunan üç ana bileşeninden biridir. 1939'da Amerikalı mikrobiyolog René Dubos tirotrisin i izole etmiş, daha sonra onun %20 oranında gramisidin ve %80 oranında tirosidin'den oluştuğunu göstermiştir. Bunlar ticari olarak imal edilen ilk antibiyotikler olmuştur.



    2) Viomisin


    tedavisinde kullanılan bir antibiyotik türüdür. Streptomyces puniceus isimli bir bakteri tarafından üretilir. RNA'ya bağlanır, prokaryotik protein sentezini inhibe eder (engeller). Birçok sayıda dirençli tüberküloz suşuna karşı etkilidir. Streptomisin ile beraber kullanılmamalıdır.



    Rifamisin antibiyotikleri

    Rifampisin



    Rifampisin veya rifampin bakterisidal etkisi olan rifamisin grubundan bir antibiyotik ilaçtır. Genellikle mikobakteri enfeksiyonlarının (tüberküloz, lepra vb.) tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca metisilin dirençli Staphylococcus aureus tedavisinde fusidik asit ile beraber kullanılır. Aventis şirketi tarafından Rifadin®,Rifater® ve Rimactane® isimleri altında satılmaktadır.


    Mekanizma

    Rifampisin bakteri hücrelerindeki RNA polimerazı inhibe ederek (engelleyerek) mRNA'in transkripsiyonunu önler.


    Hepatotoksisite

    Rifampisinin yan etkileri genel olarak neden olduğu hepatotoksisite (karaciğer zedelenmesi) yüzünden oluşur. Rifampisin hepatotoksisiteye neden olduğu için karaciğer yetmezliği olanlarda kullanılmamalıdır.



    Sulfonamit antibiyotikleri

    Prontosil


    'ların başında Gerhard Domagk tarafından keşfedilen antibiyotiktir. Yaygın olarak kullanılan ilk kemoterapötik ajan, ilk oral antibiyotik olan prontosil'in kaşifi Gerhard Domagk 1939 yılında Nobel Tıp Ödülü almıştır. Prontosil'in kimyasal formülü C12H13N5O2S - HCl'dir


    Tetrasiklin antibiyotikleri

    1) Demeklosiklin


    Demeklosiklin, tetrasiklin sınıfından bir antibiyotiktir. Bazı bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır. Streptomyces aureofaciens tarafından üretilir. Formülü: C21H21ClN2O8'dir.

    Akne ve bronşit tedavisinde kullanılır. Yıllardır süren fazla kullanımı yüzünden bugün dirençli bakteriler ortaya çıkmıştır. 30S ve 50S RNA'ya bağlanarak bakterinin protein sentezini (translasyon) engeller, böylece bakterinin gelişimini önlemiş olur. Bu nedenle etkisi biyostatiktir. Demeklosiklin anti-ADH etkisi gösterir, bu nedenle diabetes insipidus`a neden olabilir. Bu etkisi onun Uygunsuz ADH Salınımı Sendromunda (SIADH) kullanılabilmesine yol açar. Yan etki olarak güneş ışığından kaynaklanan deride döküntü vb. vakalar ile karşılaşılmıştır. Diğer tetrasiklinler gibi çocuklarda ve gebelerde kullanımı tavsiye edilmez.



    2) Doksisiklin

    Doksisiklin, bir tür tetrasiklin antibiyotiğidir. Doktorlar tarafından genellikle akne ve enfeksiyon tedavileri için tavsiye edilir. Bunların dışında birçok bakteriyel enfeksiyonun tedavisinde kullanılır, idrar yolu enfeksiyonları ve belsoğukluğu gibi. Profilaktik, yani hastalığı önleyici, olarak Bacillus anthracis (şarbon) tedavisinde kullanılır. Bunun dışında Yersinia pestis ve sıtmaya karşı da etkilidir.

    Hamileler ve çocuklarda kullanılması önerilmez. Vücuda alındıktan sonra karaciğerde metabolizma edilir. Işığa duyarlı (fotosensitif) alerjik reaksiyonlara yol açıp, UV ışınlarına uzun süre maruz kaldığında deride döküntü oluşmasına neden olabilir.

    Çok kullanılan ticari ismi de Vibramycin®'dir. Bunun dışında Doryx® ve Atridox® isimleri de mevcuttur.



    3) Minosiklin

    Minosiklin hidroklorür, veya Minosiklin, tetrasiklin sınıfından bir antibiyotiktir. Genellikle akne tedavisinde kullanılır. Minosiklin en uzun etkili tetrasiklin türüdür. Vücutta, karaciğerde metabolizma edilir.

    Şu sıralar Minosiklin'in Huntington Hastalığı'nın ilerlemesini önleyici etkileri üzerine araştırmalar yapılmaktadır.



    4) Oksitetrasiklin

    Streptomyces rimosus tarafından üretilen Oksitetrasiklin bulunan ikinci tür tetrasiklin sınıfı antibiyotiğidir. Geniş spektrumlu olduğu için birçok farklı enfeksiyonun tedavisinde kullanılır. Formülü 1953 yılında Robert Woodward tarafından keşfedildi. Woodward'ın bu keşfi daha sonraları Oksitetrasiklin'in bir türevi olan ve bugün belki de en yaygın kullanılan tetrasiklin antibiyotiği olan Doksisiklin'in sentezi için çok önemli bir adımdır.

    Solunum yolu, sinüs, orta kulak, deri, idrar yolları iltihaplarından belsoğukluğuna kadar birçok enfeksiyonun tedavisinde Oksitetrasiklin kullanılabilir. Ayrıca Şarbon, Bruselloz, Tularemi, Kolera ve Yersinia pestis tedavilerinde kullanılabilir. Ağır akne tedavisinde de sıkça kullanılır.



    5) Tetrasiklin

    Tanım ve Tarihçe

    Tetrasiklin, Streptomyces Rimosus isimli bakteri tarafından üretilen bir antibiyotiktir. Bir çok bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılır. Tetrasiklinler bugün bir grup antibiyotiğe verilen genel isimdir, tetrasiklin de bu antibiyotiklerden birisidir.

    1950'li yıllarda, Pfizer şirketinde Lloyd Conover tarafından keşfedilmiştir. Formülü, C22H24N2O92H2O, 1952 yılında Woodward tarafından keşfedildi. 1955 yılında ise patenti alınmıştır.

    Kimyevî olarak, sarı renkli bir Sodyum tuzudur. Alkol, aseton ve propilen glikolde çözünür. pH seviyesi 2-5 arasında değişir. 185°C sıcaklıkta bozunur. Gram (+) bakteriler, gram (-) bakteriler, Riketsialar, Clamidialar, mikroplazmalar ve amipler gibi büyük bir mikrobik saha içinde etkilidir. Çok geniş bir spekturumaları olsa da en az selektif antibiyotiklerdendir.

    Vücutta, karaciğer tarafından kan dolaşımından alınır, konsantre edilip safra yoluyla bağırsağa gönderilir. Buradan tekrar emilip kana geçer ve daha sonra böbrekler tarafından vücuttan atılırlar.

    Tetrasiklin dışında, 5 tane daha farklı etki şiddetlerine sahip tetrasiklin antibiyotikleri grubundan antibiyotik mevcuttur. Bu tetrasiklin çeşitlerini sıralarsak:

    1. Tetrasiklin
    2. Doksisiklin
    3. Minosiklin
    4. Demeklosiklin
    5. Metasiklin
    6. Oksitetrasiklin


    Etki mekanizması

    Tetrasiklin hücre büyümesini protein sentezini (translasyon) engelleyerek önler. Bakteri ribozomlarının, 30S alt-ünitelerine bağlanır ve amino-asil tRNA'nın ribozoma bağlanmasını önler. Bakteriyostatik (bakteri üremesini ve gelişmesini önleyici) etkisi vardır.


    Kullanımı, Yan-etkileri

    Doktorların tavsiyesi genelde aç karnına alınmasıdır. Zira tetrasiklin süt, süt ürünleri, kalsiyum, magnezyum,alüminyum hidroksitle birlikte alındığında emilimi bozulur.

    Ayrıca, tetrasiklinler kullanma süresi dolduktan sonra kullanılmaları halinde zehirlenmeye yol açabilirler. Tetrasiklinler zamanla toksik olma özelliğine sahip nadir antibiyotiklerdendir, bu yüzden kullanım süresi dolduktan sonra kullanılırsa, özellikle böbreklere zarar verebilirler. Böbrek hastalarında, hamile kadınlarda ve küçük yaştaki çocuklarda (8 yaş altı) kullanılmamalıdırlar. Tetrasiklin kullanımı neticesinde bazı yan etkiler ortaya çıkabilir, özellikle uzun süreleri kullanımlarda sindirim sistemi, cilt, kemik, karaciğer gibi yapılarda çeşitli negatif yan etkiler görülebilir.
    [​IMG]
    12 Aralık 2009
    #1
  2. antibiotik çeşitleri - antibiotik isimleri - antibiotiklerin çeşitleri Cevapları

soru sor

antibiotik çeşitleri - antibiotik isimleri - antibiotiklerin çeşitleri

Alakalı Aramalar:

  1. çocuk antibiyotikleri

    ,
  2. üst solunum yolu enfeksiyonu antibiyotik isimleri

    ,
  3. en iyi antibiyotik isimleri

    ,
  4. en etkili antibiyotik isimleri,
  5. üst solunum yolu antibiyotik isimleri,
  6. bebeklerde kullanılan antibiyotik isimleri,
  7. ust solunum yollari icin antibiyotik isimleri,
  8. boğaz enfeksiyonu antibiyotik isimleri,
  9. boğaz enfeksiyonu için antibiyotik isimleri,
  10. bebekler icin antibiyotik isimleri