Anlatim bicimleri ile ilgili sorular

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 4 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Anlatim bicimleri ile ilgili sorular. anlatim bicimleri ile ilgili kisa sorular ariyorum- Kıyam ile ilgili sorular boy ile ilgili sorular ...

  1. anlatim bicimleri ile ilgili kisa sorular ariyorum-
    4 Mart 2010
    #1
  2. Anlatim bicimleri ile ilgili sorular Cevapları

  3. Anlatım Biçimleri - Test [​IMG]
    [​IMG]
    1. Öykü, özellikle seçilmiş bir hedefe fırlatılan ok gibidir. Ge­rilimi, hızı bellidir. Bu yüzden, ilk cümleyle yola iyi çıkılmaz-sa öykü hedefini şaşırır. Onu, sonradan hedefe doğrult­mak da olanaksızlasın Oysa roman bir dantel gibidir; ay­rıntı ayrıntı örülerek yazılır ve yazılması daha kolaydır.
    Bu parçanın yazarı, düşüncesini geliştirmek için aşa-ğıdakilerin hangilerine başvurmuştur?
    A) Benzetme - tanımlama
    B) Örneklendirme - karşılaştırma
    C) Tanımlama - tanık gösterme
    D) Örneklendirme - betimleme
    E) Karşılaştırma - benzetme
    2. Magazin dergileri, gündelik hayattan kaçışı sağlar gibi gö­rünse de sonuçta, insanı yeniden dosdoğru gündelik ha­yatın içine atar. Bu özelliğiyle lastikle kaplanmış bir duvar gibidir. Kendisine atılanı, yumuşak inişle, geldiği yere gön­derir; ama bir değişiklik olmuş yanılgısı da yaratır. Gerçek yaşamda herhangi bir serüven yaşamayan insanlara ha­yali serüvenler yaşatır.
    Bu sözleri söyleyen yazarın amacı, aşağıdakilerden hangisi olabilir?
    A) Karşılaştırma yapmak
    B) Kanıları değiştirmek
    C) Olay içinde yaşatmak
    D) izlenim kazandırmak
    E) Düş gücünü arttırmak

    3. Köşe yazarlığı hem çok kolaydır hem de çok zordur. Öyle bir an gelir ki sana ayrılan köşe ya çok büyür, ya da çok küçülür. Yazacağın konuda donanımlı ve birikimli değilsen, köşedeki boşluk büyüdükçe büyür, kocaman bir beyazlığa dönüşür. Eğer o konuda kafan ve yüreğin dopdoluysa, bu boşluk küçüldükçe küçülür; yetmez olur.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
    A) Açıklama B) Karşılaştırma C) Öyküleme D) Betimleme E) Tartışma





    4. Adam, bahçenin kenarındaki tulumbaya yaklaştı, işliğinin yakasını açtı. Kollarını sıvadı. Kasketini duvardaki çiviye astı. Onu gören karısı, kucağındaki yün yumağını atıp elin­de havluyla kocasının yanına geldi ve "Çekeyim tulumba­yı." dedi.

    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisi­dir?
    A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Açıklama E) Kanıtlama
    5. "Dil doğal gelişimine bırakılmalıdır." görüşü, oldukça tehli­kelidir. Tehlikesi, bu görüşün ilk anda çok doğru görünme­sidir. Oysa, yanıltıcıdır bu. Dil bilincinin oluşmadığı dö­nemlerde, gerçekten de "kendiliğinden" diye nitelenebile­cek bir gelişim olmuştur. Ancak, dil sorunu bir kez ortaya atıldıktan sonra "işi oluruna bırakma" söz konusu değildir. Türkiye'de her aydın, kalemi eline aldığı anda dil kavga­sında yerini alır. "Millet" yerine "ulus" ya da "ulus" yerine "millet" diyen birinin, dil konusunda yansız olduğu düşünü­lebilir mi?
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
    A) Açıklama B) Betimleme C) Öyküleme D) Tartışma E) Örnekleme
    6. Kocaman bir kuş, kanatlarıyla gökyüzünü arşınlıyordu. Tüylerinin renklerinde yansıyan akşam güneşinin ayrışımlarıyla renkleniyordu gökyüzü. Sürekli değişen motiflerden dokunmuş bir koca kilimdi kanatları. Her dönüşünde biraz daha alçalıyordu. Ve birden gerdiği kanatlarıyla gökyüzü­nü iz iz yarıp uzaklaştı.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerine başvurulmuştur?
    A) Öyküleme - örneklendirme
    B) Açıklama - betimleme
    C) Betimleme - öyküleme
    D) Öyküleme - karşılaştırma
    E) Benzetme - tartışma
    7. Aşağıdaki cümlelerden hangisi dolaylı anlatıma örnek olabilir?
    A) Asım Bezirci'ye göre Kemal Tahir, romanlarında nitelik­li insan yaratmaya özen gösterir.
    B) Bu sanatçının, bugün olmasa bile, ileride mutlaka an­laşılacağına inanıyorum.
    C) Bilmece çözmek için çok şey bilmek gerekmez; ama sözcük dağarcığının geniş olması gerekir.
    D) Mayıs ayı gelince, gölün çevresi kuzeyden gelen bin­lerce kuşla dolup taşardı.
    E) Çarşıdaki dükkânların camlarına bir şeyler asılmış, her yer renkli renkli kâğıtlarla donatılmıştı.

    8.Genç kadın, martıların çığlıklarına dalmışken denize ateşböceği gibi bir şey uçtu. Bunu bir başkası, bir başkası da­ha izledi. Kadın, dalgın gözlerle, birbirini kovalayan bu ga­rip böceklerin denizde teker teker eriyişlerini seyretti. Son­ra birden az önceki kızgın demir kokusunu hatırlayınca ye­rinden fırladı. Kapıyı açar açmaz yüzüne çarpan sıcak bir dumanın ortasında, kaptanla çımacıyı yere çömelmiş, kan ter içinde bozulan motorla uğraşırken gördü.
    Bu parçada hangi duyu organıyla seçilebilen ayrıntıla­ra yer verilmemiştir?
    A) Dokunma B) Görme C) Koklama D) İşitme E) Tat alma
    9. Ömer Seyfettin'in öykülerindeki olaylar doğadaki olaylar­dan daha seçkin ve özeldir. Kendini göstermek istemediği halde hemen sezilir. İnsana, "Bu, Ömer Seyfettin'in kale­minden çıkmıştır." dedirtir, işte onun sanatı!..
    Bu parçaya göre, Ömer Seyfettin'in ağır basan niteliği aşağıdakilerden hangisidir?




    10. Kimi şiirle sadece bir yolculuğa çıkabilirsiniz, çıkabilirseniz eğer. Oysa, bu ozanın şiiri bir tek
    A) Yaratıcılık B) Etkileyicilik C) Çok yönlülük D) Olağanüstülük E) Özgünlük
    sözcükle bile okuru bin­lerce yolculuğa çıkartabiliyor. Kullandığı sözcükler, bizim sözcüklerimiz, ama o, onları kendi sesiyle söylemiş, kişili­ğinin damgasını vurmuş sözcüklere.
    Parçada sözü edilen ozanın şiirlerindeki en belirgin özellikler, aşağıdakilerin hangisidir?
    A) Doğallık - özgünlük
    B) Yalınlık - doğallık
    C) Yoğunluk - özgünlük
    D) Doğallık - yalınlık
    E) Akıcılık - duruluk
    11. Romanın bir yerinde müşteri kılığındaki genç, tezgâhtara yaklaşıyor. Sevdiği kızı soracak ona; ama yazar buna fır­sat vermiyor. Yazar, kumaşlar hakkında bilgi vermeyi sür­dürüyor. Gereksiz ayrıntılarla boğuyor romanı. Bu da oku­yucunun, yapıtı elinden bırakmasına neden oluyor.

    Bu parçada eleştirmenin, sözünü ettiği romanda bul­duğu eksiklik aşağıdakilerde hangisi olabilir?
    A) Doğallık B) Yalınlık C) Akıcılık D) Açıklık E) Sadelik

    12. Şiirlerim her sözcükte ille de şiir olduklarını bildirmez. Ne bilmecedir, ne de tuzak. Sırları kolay çözülse bile güzellik­leri kalır. Başka şiirleri çağrıştırmaz. Sözcüklerin yerindeli-ği, dizelerin arılık ve kısalığı, bitmeyen bir söyleşi gibi sü­rüp gitmesini sağlar onların.
    Bu parçada şair, şiirleriyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisinden söz etmemiştir?
    A) Açıklığından B) Duruluğundan C) Özgünlüğünden D) Akıcılığından E)Yoğunluğundan






    13. Şiirin çapraşık ve kat kat dokunması, anlamın yok edilme­sine yönelik değildir. Bu, nesnenin çok yönlülüğünü tek ku­maş üzerinde toplayabilmek için yapılmış olabilir. Şair, an­lamı ve imgeleri basamak sözcükler arasına çok iyi serpiş­tirdiği için, şiir bize çok karanlık ya da kapalıymış gibi ge­lebilir.
    Parçada sözü edilen özellik, aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılabilir?


    A) Doğallık B) Etkililik C) Yoğunluk D) Yalınlık E) Akıcılık
    14."Bu yazarın sözlerinde bir eğretilik var. Sanki, hiçbir söz kendisine ait değil. Duygularını, düşüncelerini yapmacık­sız anlatamıyor, bu nedenle de okuyucuyu sarmıyor anlat­tıkları. Yazar, kendi cümleleriyle yazmayı küçümsüyor olsa gerek. Oysa, iyi bir anlatımda aranan en önemli özellikler­den biri de içten geldiği gibi, ortaya ilk çıktığı gibi aktarma değil midir?" diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği yaza­rın anlatımında bulduğu eksiklik nedir?
    A) Etkileyicilik B) Yalınlık C) Yoğunluk D) Açıklık E) Doğallık
    15. Yazarın, bu yapıtında, kahramanının "bir şeyi sağlamlaştı-rıp kurmak için" nasıl çabaladığını, gerekli ayrıntılar aracı­lığıyla çok güzel anlattıktan sonra, bunlar yetmiyormuş gi­bi, anlattıklarına "Tüm bunlar bir şeyi sağlamlaştırıp kur­mak içindi." diye bir cümle eklemesi, ustalığına gölge dü­şürüyor.

    Parçaya göre, eleştirmenin, sözünü ettiği yazarın anla­tımında bulunmasını istediği nitelik nedir?
    A) Tutarlılık B) Yaratıcılık C) Yalınlık D) Akıcılık E) Bütünlük
    16. Şiirsel söylemi kendinden öncekilerden öğrenen genç şair, şiirsel gerçeği de hayattan, kendi hayatından, başkalarının hayatından, nesnel gerçeklerden öğrenir. Bir şairin bunla­rı başkalarının yapıtlarından öğrenmesine pek olanak yok­tur. Kendi telefon direğine, kendi telgraf direğine, kendi ve­ricisine sahip olmak istemiyorsa o başka...
    Parçanın son cümlesinde belirtilmek istenen anlatım özelliği, aşağıdakilerden hangisidir?




    A) Ozlülük B) Özgünlük C) Etkileyicilik D) içtenlik E) Yoğunluk

    17. Aşağıdakilerden hangisinde bir kavram ona bağlı kar­şıtlıklar söylenerek belirginleştirilmiştir?
    A) Tiyatro bir toplumun aynasıdır; bakmasını bilen her­kes, orada kendini seyreder.
    B) Sanat yapıtının iyisi, yaşamadıklarımızı yaşatır; kötüsü ise eğlendirir.
    C) Tiyatro, iç yanması ve gözyaşı; kahkaha ve çiçeklen-me okuludur.
    D) Türk şiir geleneği, yetkinliğini kanıtlamış ustaların ar­mağanıdır.
    E) Yunus, Nâzım ve ötekiler olağanüstü özellikleriyle şiiri-
    mize damgalarını vurmuşlardır.
    18. "Kurtuluş" filmi, savaş konusunun ağırlıkta olduğu bir ya­pımdır. (I) Konusu doğrultusunda savaş sahnelerine özel bir önem verilmiştir. (II) Gerek dekor ayrıntıları gerekse in­san malzemesi açısından hiçbir çabadan kaçınılmamıştır. (III) Gelgelelim bütün bunlar, önemli bir eksikliği giderme­ye yetmemiştir. (IV) Kitlesel savaş sahneleri içinde yer yer bireysel doruk noktaları oluşturulamamıştır. (V) Bir sivil ile bir askerin kısacık bir karşılaşmasında, bir kişinin yüz çiz­gileri ya da iç monologunda savaş anlamlandırılamamıştır.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde, sö­zü edilen filmde görülen eksiklik örneklendirilmiştir?


    A) I. B) II. C) III. D) IV. E)V.

    19. Ressam, bir elinde sehpası, öbür elinde boya kutusu ile rıhtımın sağına soluna bakındı. Dün akşam Haliç üzerinde batmakta olan güneşin arkadan vurarak yelkenlerini sır­malı gibi parlattığı, yassı ve alçak kömür kayıkları, şimdi kuşluk vaktinin göz kamaştırıcı aydınlığı içinde pek kirli su­ratlı, hırpani, asıl durumlarına pek yakın bir görünüm için­deydi.
    Bu parçada, aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangileri kullanılmıştır?
    A) Öyküleme - tartışma
    B) Açıklama - öyküleme
    C) Öyküleme - betimleme
    D) Tartışma - açıklama
    E) Tartışma - betimleme



    20. Ağız kuruluğunu gidermek için yanında taşıdığı limondan bir parça emdi. içi yanıyordu. Dudakları, ağzı kupkuruydu. Günlerdir şöyle doya doya ne yedi, ne içti. Birkaç lokmayı bile güçlükle yutabiliyordu. Sabah, incecik bir dilim ekme­ğe azıcık bal, bütün yediği buydu. Yarım bardak çayı bile içemedi. Her şey tadını yitirmişti sanki.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
    A) Öyküleyici anlatımdan yararlanma
    B) Tatma duyusundan yararlanma
    C) Gözlemlerden yararlanma
    D) Sıfatlardan yararlanma
    E) işitsel öğelerden yararlanma


    21. Anlatımda açıklık, her şeyden önce kafanın açıklığını ge­rektirir. Dil bilinci aynı zamanda bilgi bilincidir. Bu yüzden açıklık, kolay kazanılan bir beceri değildir. Bilim adamı, kit­leyle iletişimini, düşüncenin inceliğini savsaklayarak değil; düşüncenin incelik ve karmaşıklığını en saydam anlatım biçimlerine dökerek sağlayabilir.
    Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden özellikle hangisine başvurulmuştur?
    A) Betimlemeye
    B) Öykülemeye
    C) Tanımlamaya
    D) Açıklamaya
    E) Karşılaştırmaya
    22. Bu sanatçının yapıtlarında, toplumun büyük kesiminin ya­şama koşullan, özlemleri, sevinçleri, acıları usta bir fotoğ­rafçı gözüyle çekilen fotoğraflar gibi eksiksiz yansıtılmıştır. Onun yapıtları, ışık düzeni iyi ayarlanmış, perspektifi ye­rinde bir fotoğraf gibidir.
    Aşağıdakilerden hangisi, parçada, yapıtlarından söz edilen sanatçının anlatım özelliğine örnek gösterilebi­lir?
    A) Bu yazarın hiçbir eserini beğenmediğimi daha önce de söylemiştim.
    B) Yazar, ilk yapıtıyla bende büyük bir hayranlık uyandır­mıştı; ama onun yazarlığı konusunda yanılmışım.
    C) Özdemir Asaf'ın şiirlerinde insanı etkileyen, hayal dün­yasına sürükleyen bir şeyler var.
    D) Cahit Sıtkı, Otuzbeş Yaş şiirinde; "Dante gibi ortasın-dayız ömrün." diyor.
    E) Çeviri yapıtları sevemiyorum; çünkü onlar, anadilimin
    tadını vermiyor bana.


    23. Erzurum'a varır varmaz, sıfırın altında, pırıltılı bir soğuk karşılıyor bizi. Soğuğun dayanılmaz etkisiyle terminalin çevresindeki sokak lambaları parçalanmış gibi. insanların
    iliklerine biriktirdikleri ne kadar sıcak varsa hepsi çekip gitmiş. Erzurum, dişlerini birbirine tak tak vuruyor.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdaki yolların hangisine başvurulmamıştır?
    A) Sıfatlardan yararlanma
    B) Kişileştirme sanatına başvurma
    C) Ad aktarmasına yer verme
    D) Kişisel duyguları belirtme
    E) Örneklendirmelere başvurma

    24. Bir sanatçıyı anlamak kolay değildir. Evet, duygulanırız,coşkuya kapılırız, ağlarız; ama bunlar bizim bir sanat yapıtını, bir sanatçıyı anladığımızı göstermez tam olarak. Sa-
    natçı ne demek istiyordu, biz neyi anladık? Bu soru, çoğunlukla yanıtsız kalır. Shakespeare'in hâlâ yorumlanması, onu tümüyle anlayamadığımızı göstermiyor mu?
    Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Kişisel düşüncelere yer verilmiştir.
    B) Anılardan yararlanılmıştır.
    C) Örneklendirme yoluyla, düşüncenin inandırıcılığı sağ­lanmıştır.
    D) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
    E) Anlatılmak istenen, soru yoluyla pekiştirilmiştir.
    25. Bu büyük bahçede, üzümleri toplanmış asmalar küsmüş gibi duruyor. Sessiz korkulukların geniş kenarlı şapkaları tepelerinde sallanmakta. Sonlarını bekleyen bitkilerin kay­gılı dünyası. Kenarlarda yemyeşil dikenler; toprakta belli belirsiz bir hüzün soluğu...
    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söy­lenemez?
    A) Gözlemlerden yararlanılmıştır.
    B) Kişileştirmeye başvurulmuştur.
    C) Doğaya özgü nitelikler insana aktarılmıştır.
    D) Betimleyici öğeler kullanılmıştır.
    E) Eksiltili cümleler kullanılmıştır.
    26. Ozanların şiir çizgisi, şiirlerinin içeriğinden çok dillerinde belli eder kendini. Başlangıçta bu dilin girip çıkmadığı çukur, oyuk, yol, tepe yok gibidir. Yöresini araştırma, top­rağını bulma çabasının ta kendisidir bu. Giderek, kendi seçimini yapar dil. Ayrıkotlarını temizler, girip çıktığı çık­maz sokakları bırakır, kokladığı, kazdığı su yollarını bir kıyıya iter, sonunda deltasına yerleşir, sınırını çizer, otağını kurar. Bir ozanın şiir çizgisinin değişikliğini belir­leyen işte bu dildir.
    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söy­lenemez?
    A) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
    B) Somutlamalara başvurulmuştur.
    C) Örneklemeye başvurulmuştur.
    D) Kişisel düşüncelere yer verilmiştir.
    E) Birbirini çağrıştıran sözcüklerden yararlanılmıştır.


    27. Sevilen ya da nefret edilen sözcükler değil; insan, yaşam ve dünyadır. Gerçek yazar, dile egemen olmaya çalışırken sözcükleri unutur; doğrudan varlıkla, yaşamla, dünyayla uğraşır. Daha doğrusu dili kullanırken, dürbünle dünyayı seyreden biri gibi dikkatini sözcüklere değil, varlığa çevirir. Böyle yapmazsa, dünya yerine dürbünün kendisini sey­reder.
    Bu parçada, aşağıdaki düşünceyi geliştirme yolların­dan özellikle hangisine başvurulmuştur?
    A) Benzetmeye
    B) Karşılaştırmaya
    C) Örneklendirmeye
    D) Tanımlamaya
    E) Tanık göstermeye
    28. Doğayı nişanlı bir kız güzelliğinde görmek isteyenler, bura­ya ilkbaharda gelmelidir. Kendi sakinliğini size de sunan zümrüt yeşili otları çiğneyerek dolaşırsınız o zaman. Vadi­den akan ırmağın şelalesi serinletir sizi. Güler yüzlü ka­vaklar eğilip sizi selamlarken gökyüzünde bir tek bulut bi­le göremezsiniz. Kuşların orkestrası tam bir uyum içinde­dir.
    Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi yoktur?
    A) Kişileştirmeden yararlanma
    B) Kişisel duyguları belirtme
    C) Benzetmeye yer verme
    D) Görsel, işitsel öğelerden yararlanma
    E) Tanımlamalara yer verme
    29. Bir sürgün yeridir Bodrum; sevgilerin, düşlerin mavi gözcü­sü, mavi derinliklerin çiçeği gibidir. Martı kanatlarının döv­düğü kubbesiyle kendini sürgünlerin ayakları altına seren mavi atlastan halıyı andırır. Mavi mavi soluyup gülen, in­san, doğa ve özgürlüğün tutsağı Koca Balıkçı'ya uzanan son "Merhaba"dır Bodrum.
    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden vararlanılmamıştır?
    A) Benzetmelerden
    B) Betimleyici bir anlatımdan
    C) Görsel öğelerle ilgili ayrıntılardan
    D) Eksiltili cümlelerden
    E) Kişileştirmeden
    30. Ülkemize, resimde Ekspresyonizm'i getiren ilk ressam Şe­ker Ahmet Paşa'dır. Güzel Sanatlar Akademisi açma dü­şüncesini ortaya atan ve bu konuda büyük çaba gösteren Şeker Ahmet Paşa, aynı zamanda kadın ressamların ka­tıldığı ilk sergiyi açan ve düzenlediği bir karma sergide ilk defa çıplak bir kadın tablosuna (nü) yer veren ressamdır.

    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisi­dir?
    A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Alıntılama E) Açıklama

    CEVAP ANAHTARI : 1.E 2.B 3.A 4.B 5.D 6.C 7.B 8.B 9.D 10.E 11.B 12.E 13.C 14.E 15.C 16.B 17.C 18.E 19.C 20.E 21.D 22.D 23.E 24.B 25.C 26.A 27.A 28.E 29.D 30.E



    5 Mart 2010
    #2
soru sor

Anlatim bicimleri ile ilgili sorular