Akraba Aşkı ve Ensest İlişkiler

İsimli konu WH 'Evlilik Ve Cinsel Yaşam' kategorisinde, O.l.r.i.c üyesi tarafından 30 Haziran 2009 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Akraba Aşkı ve Ensest İlişkiler. Cinsel ilişkide bulunan çiftlerin aralarında kan bağı bulunması durumu, öteden beri çeşitli toplum*larda tartışma konusu olmuştur. Akraba aşkı adı verilen... Akraba EvlİlİĞİ Ve SonuÇlari Ensest ...

  1. Cinsel ilişkide bulunan çiftlerin aralarında kan bağı bulunması durumu, öteden beri çeşitli toplum*larda tartışma konusu olmuştur. Akraba aşkı adı verilen bu durum hem neslin sağlıklı gelişimi açısından, hem de ahlaki bir sorun olarak çoğu toplumlarda anor*mal karşılanmış ve yasaklanmıştır. İlk tabular, akraba aşkıyla ilgilidir.
    İlkel toplumlarda sınır tanımaz bir cinsel ilişki kombinezonunun varolduğu sanılmaktadır. Topluluktaki bütün kadın*lar erkeklerin, bütün erkekler de kadınla*rındır. Erkekler poligini (çok karılı), kadınlar da poliandri(çok kocalı) uygular*lar. Karılarla kocalar ortak olduğundan çocuklar da ortaktır. Eski Mısır’da Filistin’ de Araplarda, erkeklerin kız kardeşleriyle, analarıyla cinsel ilişki kurduklarını göste*ren belgeler vardır.
    Ana veya babayla çocuğu arasındaki veya kardeşler arasındaki cinsel ilişkinin varlığı, farklı yorumlanmış veya örtülü tutulmuş olsa da, Tevrat’ta da bundan sözedilir. Kabil’in Habil’i öldürdükten sonra Allah’ın gözünden kaçmak için Arabistan topraklarında yaşadığını yazan Tevrat, bu kaçışın nedenini de Kabil’in Habil’in karısını kandırarak ondan bir çocuk sahibi olması olarak belirtir. Ancak burada Tevrat, Habil’in karısının nereden geldiğini açıklamaz oysa açık olan şudur: Kabil ve Habil’in ana babaları ilk insan olan Adem ve Havva’dır. Yine Tevrat’a göre, Habil ve Kabil’in iki de kız kardeşleri vardır. Başka insan olmadığına göre, bu da Habil’le Kabil’in kızkardeşleriyle cinsel ilişki kurduklarını ortaya koymaktadır.
    Yine, Hint efsanesinde tanrı Brahma’ nın öz kızı Savarti ile evlendiği söylenir. Aynı kandan kişilerle cinsel ilişki geleneği Mısırlılar ‘da da vardır. Mısır tanrısı Ammon, annesinin kocasıydı.
    Morgan’ın incelemelerine göre, bu tür ilişkiler bir süre sonra yerini kandaş aile şekline terketmiştir. Kandaş ailede bütün büyükanneler, büyükbabalar karı kocadır*lar. Bunların çocukları ikinci bir karı koca dizisi oluştururlar. Yani evlenme çağına gelen her kuşak kendi içinde evlenirler. Daha sonra, aynı ana babadan olan çocukların birbirleriyle evlenmeleri söz-konusu değildir, kardeşler arası evlilik bu kuşakta yerini yeğenler arası evliliğe terketmiştir.
    Bazı ilkel toplumlarda ise baba-kız cinsel ilişkisi olağan karşılanırken, ana-oğul ilişkisi tabu olarak görülmüştür. Araştırmacılar, bu duruma neden olarak da çocuğun oluşumunda babanın rolünün bilinmemesini göstermektedirler. Çocu*ğun ananın özünden meydana geldiği, babayla çocuk arasında hiçbir bedensel bağ bulunmadığı yargısı mevcuttur. Dola*yısıyla baba-kız ilişkisi olağan karşılan*maktadır.
    Malinezya’nın kuzey batısındaki takı*madalarda yaşayan Trobriand adlı kabile*de ise yeğenlerarası cinsel ilişki belli kısıt*lamalara tabidir. Bu kabilede dayı oğullan hala kızlarıyla evlenebildiği halde, dayı kızları hala oğullarıyla evlenememektedirler.
    Bazı araştırmacılar, ilkel topluluklarda kandaşıyla cinsel ilişki kurmanın yasak*lanmasını Darvvin’in türlerin doğal ayıklanışı kuramıyla açıklarlar. Buna göre kandaşların cinsel ilişkisi türe zarar vermektedir. Buna karşılık bazı görüşler bu kuramın hiçbir zaman kanıtlanmamış olduğunu öne sürmektedirler. Yakın akra*ba evliliklerinin türe zarar verebildiği buluşu, oldukça yeni bir buluştur. Oysa yakın akrabalar ve özellikle kardeşler arasında evlenmenin yasaklanması çok eskiye gider. Bu da, ensest tabusunun kökeninde dinsel ve ahlaki nedenlerin bulunduğunu göstermektedir. En temelde, topluluğun birliğini koruma endişesinin yattığı açıktır.
    [​IMG]
    Kan akrabaları arasında cinsel birleş*menin yasaklanmasının bilimsel nedeni, böyle bir birleşmeden doğan çocuğun ciddi bir kalıtımsal hastalık ya da sakatlık taşıma olasılığının yüksek oluşudur. Bu tür hastalıkların çoğu, hastalıklı gen’i hem anne hem de babadan olan çocuklar*da görülmektedir. Bu tür genlere resesif gen adı verilmekte kan bağıyla bağlı bir ailenin tüm üyelerinde bulunabilmektedir. Çoğu kişide bu genler zararsız bir biçimde bulunmaktadır. Böyle bir kişi, akrabası olmayan bir kişiyle evlendiğinde, bu geni taşımayan kocanın (ya da karı) genleri, öbür eşteki hastalıklı geni “telafi” edebil*mekte ve böylece çocukta herhangi bir sakatlık belirmemektedir. Ama her iki eş de hastalığı gizlice taşıyorsa, doğan çocuk hemen her zaman sakat doğmaktadır.
    Öyleyse ensest yasağının doğal ya da fiziksel nedenlerden değil, toplumsal ve kültürel nedenlerden kaynaklandığı kesin olarak söylenebilir. Eski toplumların bir*çoğunda, Mısır’da, Aztek ve İnka’larda, hatta daha yakın zamanlarda Havai yerlilerinde ve birçok Afrika topluluğunda ensestin halk içinde yasaklanmış olmasına rağmen kral ailesinde ve soylular arasında sürdürüldüğü, hatta bir kural haline getirildiği bilinmektedir. Bu, hiç kuşkusuz, kral ailesine verilen tanrısal anlamla ilgilidir: insanlar için yasak ye zararlı olan şeyler, tanrılar için yararlıdır.
    Bazı toplumlarda, özellikle nüfus ye*tersizliği sorunuyla karşı karşıya olan toplumlarda, ensestin uygulanmasına göz yumulduğu, hatta açıkça teşvik edildiği de bilinmektedir. İslamiyetten çok önceki Araplar’da, yindMusevilik öncesi Filistinli*lerde, ensestin böyle bir nedeni de vardı.
    Ensestin yasaklanmasında, ilkel toplu*lukların birliğinin bozulmasını engellemek kadar, topluluğu büyütmek, sınırlarını genişletmek düşüncesinin de yattığı sanıl*maktadır. Dıştan evlenmelerin yaygınlaş*masında da hiç kuşkusuz aynı düşünce etken olmuştur. İlkel ve gelişmiş toplum*ların cinsel yaşamları arasındaki karşılaştırmalarıyla ünlü Amerikalı etnolog Margaret Mead, kızılderili kabilelerinde enses*tin yasaklanmasının ardındaki temel nede*nin, akrabalık bağların» genişletme ve böylece daha güçlü, daha etkin, doğayı daha iyi tasarruf edebilen bir topluluk yaratmak olduğunu ortaya koymuştur.
    Enseste karşı tutum, özellikle Hıristi*yanlıkla birlikte güç kazanmıştır. Hıristi*yanlık öncesi toplumlarda daha çok baba-kız, ana-oğul ve erkek-kız kardeş birleşme*lerinin yasaklanmasıyla sınırlı olan ensest tabusu, Hıristiyan kilisesi tarafından iyice genişletilmiştir. Kilise tarihi boyunca, ensest kapsamına alınan ilişkiler giderek arttı: Ortaçağ’da yasak evlilikler yedinci kuşaktan akrabalara kadar yaygınlaştırılmıştı. Hatta zamanla yasak aşklara kan akrabalarının yamsıra, “manevi akrabalık” diye ne olduğu tam tammlanamayacak bir ilişki de dahil edildi. İlginçtir ki, enseste ve diğer cinsel aşırılıklara karşı yine en aşırı tepki ve önlemler, bu tür ilişkilerin en açık ve yaygın olarak yürütüldüğü yüzyıllarda gelmiştir. Öte yandan, ensestin en sık görüldüğü dönemler de, Roma’nın çökü*şünde olduğu gibi toplumun çözülme dö*nemleridir.
    İslamiyetin ensestle ilgili olarak getir*diği kısıtlama, Hıristiyanlıktaki kadar geniş değildir. İslamiyette sadece birince ve ikinci derecedeki akrabalar (yani, ana-babalarla çocuklar, kardeşler, büyükbaba ve büyükannelerle torunlar, amca-dayı-hala-teyze ve yeğenler) arasındaki birleş*meler yasaklanmıştır. Kuzenler arası bir*leşme serbesttir. Ancak günümüzde bütün toplumlarda olduğu gibi İslam toplumla*rında da, genetik bozukluklarla ilgili bilimsel bilgilerin yayılması ölçüsünde, yakın akrabalar arası evliliklerden genel bir kaçınma eğilimj gözlemlenmektedir. Bununda birlikte, akrabalığın tanımı top*lumdan topluma değiştiği ölçüde, onay*lanan ve onaylanmayan birleşmelerin türü de değişmektedir. Bazı toplumlar, baba tarafından akrabaların evlenmesini yasak*larken, bazıları da (özellikle ilkel topluluk*larda) ana tarafından akraba evliliklerini yasaklamaktadır.
    Bununla birlikte, yasal ya da ahlaki sınırlamaların, yakın akrabaların birbirle*rine karşı erotik duygular beslemesini tam olarak önleyemediği de görülmektedir. Bütün toplumlarda, kızlarına tecavüz eden babaların, anneleriyle cinsel ilişki kurar oğulların veya sevişen kardeşlerin varlığı, gerek adli makamlara yansıyan olaylardan, gerekse basından izlenebilen bir durumdur. Birçok yazar, Freud, Claude Levi-Strauss v.b., ensest yasağının, insanın doğal ve hayvani durumdan kültürel ve toplumsal bir varlık olmaya geçişinde ilk aşama olduğunu belirtmişlerdir. Ama yine Freud’a göre, bütün insanlarda gizli ya da açık ensest fantezileri bulunmaktadır. Ensest toplumsal olarak aşılırken, ruhsal olarak tam yok edilememiş, sadece bilinç dışına itilmiştir. Çeşitli toplumsal ve ruhsal etkenler günümüzde de bu yasağın zaman zaman çiğnenmesine yol açmakta*dır. Bu etkenler arasında, cinsel doyum olanaklarından yoksunluk, sevgi yokluğu, bütün kültürel değerleri bir yana iten bir zihinsel sakatlık, alkolizm ve uyuşturucu madde alışkanlığından kaynaklanabijen bir ahlaki çözülme başta gelmektedir. Aile içi duygusal ve düşünsel bağların oluşma*sına olanak vermeyen, sert, kaba ve hırçın bir yaşam da enseste neden olabilmekte*dir: kızlarıyla ilişki kuran babaların ya da kız kardeşlerine tecavüz eden erkeklerin hemen hepsinde, böyle bir duygusal ve düşünsel bağın kurulmamış olduğu görül*müştür.
    30 Haziran 2009
    #1
  2. Akraba Aşkı ve Ensest İlişkiler Cevapları

  3. harbiden enteresanmıs bunu bilmiodm ama ilgimi cekti dogrusu tesekkurler
    6 Kasım 2009
    #2
soru sor

Akraba Aşkı ve Ensest İlişkiler

Alakalı Aramalar:

  1. ensestin ilişki yaşayan anlatıyor

    ,
  2. Ensest iliskiler