Âhiret hayatı ne demektir?

İsimli konu WH 'İslam ve Din Kültürü' kategorisinde, Y@z Y@ğмυяυ üyesi tarafından 12 Kasım 2010 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Âhiret hayatı ne demektir?. Âhiret hayatı ne demektir? Cevap: Âhiret hayatı, kainatta mevcut düzenin bozularak yok olması sonucunda, yeni bir takım âlemlerin var olması ve ölenlerin... Ne; ne demektir? âhiret ...


  1. Âhiret hayatı ne demektir?

    Cevap: Âhiret hayatı, kainatta mevcut düzenin bozularak yok olması sonucunda, yeni bir takım âlemlerin var olması ve ölenlerin tekrar hayat bularak mahşerde toplanmaları ile başlayan sonsuz bir hayat demektir. Âhiret, ölümden sonra başlayan ve mahşerdeki dirilişten sonra ebedîyen devam edecek olan bir hayattır. Âhiret gününe; âhiretteki ebedi hayatın kıyâmetin kopuşundan sonra başlaması nedeniyle "Kıyâmet Günü", yapılan iyilik ve kötülüklerin karşılığı tam olarak orada alınacağı için "Din günü, Ceza günü", geçici olan dünya hayatının karşıtı olduğu için de "gerçek hayat, ebedi âlem, bâki âlem" gibi isimler verilmiştir.

    Âhiret günü; Kur'ân'da, mü'minler Allah'a kavuşacakları için "Kavuşma Günü" (Mü'min, 40/15), insanlar ve bütün mahlûkât o günde bir araya toplanacağı için "Toplanma Günü" (Teğabün, 64/9), dünya hayatlarında Allah'a imân edip O'nun emir ve yasaklarına kulak asmayanların aldandıkları ortaya çıkacağı için "Aldanma Günü" (Teğabün, 64/9), dirilişten sonra herkes kabrinden çıkacağı için "Çıkış Günü" (Kâf, 50/34) ve kâfirler amellerinin boşa gittiğini görünce yeniden Dünya'ya dönmek isteyecekleri için "Hasret Günü" (Meryem, 19/40) gibi isimlerlede zikredilmektedir.

    Âhiret inancının önemi nedir?

    Cevap: İslam'da âhiret gününe inanmak, imânın bir rüknü, inancın bir parçasıdır. Âhirete imân etmeyeni gerçek mü'min olamaz. Kur'ân'da mü'minin özellikleri sayılırken "(Onlar) namaz kılan, zekat veren ve Âhirete de kesinlikle inanan (mü'minlerdir)" (Bakara, 2/4) buyrulur. Âhirete inanmanın insan için önemi büyüktür. Bu sebeple Kur'ân'da Âhiret hayatı çokça zikredilmekte, bazan delil ve hüccetlerle, bazan de misaller verilmek ve tasvirler yapılmazk sûretiyle, âhiret, insan zihnine iyice yerleştirilmeye çalışılmaktadır. "Ben neyim? Nereden, niçin geldim? Ne olacağım?" gibi sorulara âhirete imân sayesinde cevap bulunabilmektedir. Nereden gelip nereye gideceğini bilen insan, gelecek hakkındaki endişelerinden kurtulur, gayesini belirler. Dünya hayatı anlama kazanır. "Sizi boş yere yarattığımız ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" (Muminun, 23/115), "Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, siz ölü idiniz sizi O diriltti. Sonra öldürecek, sonra tekrar (haşir için) diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz." (Bakara, 2/8 ), "Kim Allah'ı, meleklerini, Kitaplarını, Peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, mutlaka haktan çok uzak, derin bir sapıklığa sapmıştır." (Nisa, 4/136), "Âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir." (A'raf, 7/147)

    Âhirete inanmayani bu inanca sahip olmayan huzursuz olur; dünyasını Cennet yapar ama mutlu olamaz, hem dünyasını hem âhiretini berbat eder. Dünya ve âhiret birbirine bağlıdır. Dünya, âhiretin tarlası yani âhiret için olduğu gibi âhiret de bu dünyanın nizam ve düzeni içindir. Âhirette imân, dünya ve dünya üzerindeki muamelelerin ıslahı ile âhiretin kazanılmasını içine alan bir esastır. Denebilir ki, İslâm dini bu dünya için gelmiştir. Bu dünyada mutlu olmayan âhiretini de berbat etmiş demektir.

    Âhirette kâinatın yaratıcısı önünde hesap verme duygusu, toplumda; fenalıkları, fitne ve fesadı, zulüm, cinayet ve hasızlıkları önleyen âmildir. Âhirete imanı olanın ölüm korkusu yoktur. Çünkü o, insanın bu dünyaya geçici zevkler peşinde koşarak ebedî hayat hazırlığını unutmak için değil, ebedî saadeti kazanmak için geldiğini bilmektedir.

    Bu dünyada, uyuduğumuzda gördüğümüz rüyâlar, bir çeşit bizi âhiret hayatına götürür. Kur'ân'ı Kerîm birçok âyetlerinde, görülen rüyâları anlatmakta, sahih hadis kitaplarında, görülen rüyâlar, bazen bizzat Hz. Peygamber tarafından da yorumlanmaktadır. Hatta âlemleri çınlatan Ezân-ı Muhammedî, rüya ile olmuştur. Bir-iki saniyede gördüğümüz rüyâyı, akşam yattığımzdan beri gördüğümüzü sanırız, "İyi ki rüyâ imiş!" deriz. Ve gördüğümüz rüyâyı birkaç saat sonra unuturuz. Ayrıntılarını çok az hatırlayabiliriz. İşte ölümde dünya rüyâsından bir nevi uyanıştır. Rüyâyı hatırlayamadığımız gibi, ölünce de dünyamızı hatırlayamayız. Kirâmen Kâtibin melekleri bize dünya hayatını hatırlatmaya çalışır.

    Cehennemlikler, ebedî olarak Ateş'in lezzeti içindedirler. Esasen ızdıraplarla ve yoksullukla hırpalandığı halde, rüyasında mutluluk içinde ve zengin olduğunu gören bir insanın durumu bununla kıyaslanabilir. Sert yatak, hastalık, ağrılar, fakirlik ve yaralar içinde uyuyan bir kimseyi değerlendirirsen "O azâptadır" dersin.

    Cehenneme girenlerin durumu da böyledir. Çünkü zaman kavramı, dünya hayatına âit bir mahlûktur. Zaman, mü'min için ayrı, kâfir için ayrıdır. (Bkz. Hac, 22/47) Mü'min için bir gün bin yıl gibi uzarken, kâfir için elli bin yıl gibi uzayacaktır. (Bkz. Secde 32/5)

    Âhirete inanan kimse, iyi amellerle ebedi saadete kavuşacağını bildiren ibadetlerinden haz duyar. Âhiret inancı gençlere şu teklifini vererek aklını başına getirir: "Cehennem var, sarhoşluğu bırak." Âhirete inanan yaşlı Müslümanlara; Merak etmeyiniz, sizin ebedî gençliğiniz var; gelecek ve sizi bekliyor, iyilikleriniz muhafaza edilmiş, mükâfatlarını göreceksiniz. Kaybettiğiniz evlâd ve akrabalarınızle sevinçlerle görüşeceksiniz, diye teselli verir.

    12 Kasım 2010
    #1
  2. Âhiret hayatı ne demektir? Cevapları

soru sor

Âhiret hayatı ne demektir?

Alakalı Aramalar:

  1. ahiret hayatı nedir