19 Mayıs Atatürkü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Önemi

İsimli konu WH 'Milli Bayramlar' kategorisinde, ozan güneri üyesi tarafından 19 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: 19 Mayıs Atatürkü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Önemi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Önemi Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919′ dur. 19 Mayıs 1919... 19 mayıs atatürk ü anma ve gençlik spor bayramı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ...

  1. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Önemi


    Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919′ dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu’da yeni Türk Devleti’nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk‘ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs‘ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır. 19 Mayıs ‘ın milli bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Milli Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile milli bayram kabul edildi.
    Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918′ de İstanbul’ a geldi. İstanbul’ da yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu.
    Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini aktardı. Güçlü bir hükümetin kurulması için çaba gösterdi. Basın yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye, halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı.
    Böylece Milli Mücadeleden yana az sayıda, fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı. Milli Mücadele Anadolu’ dan başlatılacaktı. Bunun için öncelikle birer görevle Anadolu’ ya geçilecek, mecbur kalınmadıkça görev terkedilmeyecek, görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul’ a dönülmeyecek, çalışmalar gayri resmi bir tarzda sürdürülecekti
    Samsun’ dan başlayan süreçte, onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı görülecektir. Başlangıçta kendisiyle birlikte Milli Mücadeleye atılan arkadaşları arasında, zorunlu olmadıkları halde İstanbul’ dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları, bununla kalmayıp İstanbul’ a dönenleri, söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk’ ta ağır bir biçimde eleştirmektedir. Yüce Önder’ i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan, azmi, iradesi, kararlılığı, milletine sevgisi ve güveni, zafere olan mutlak inancıydı.
    Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra, heyecanla Harbiye Nezareti’ nden çıkarken, “kafes açılmış,önünde geniş bir alem, kanatlarını çırparak uçmağa” (1 hazırlanıyordu. Oldukça sıkıntılı, zahmetli bir yolculuktan sonra, Samsun’da milletiyle kucaklaştı.
    Samsun, mülki taksimatta doğrudan Dahiliye Nezareti’ ne bağlı Canik Sancağı’ nın merkez ilçesiydi. Karadeniz kıyısındaki bu şirin kasaba, Birinci Dünya Savaşı‘nın yükünü taşıyan yerlerden biriydi. Genel savaş sırasında özellikle Rus istilasına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş, kasabanın rengi, havası birden bire değişmiş, yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı.
    Bunlar bir yana, Samsun aynı zamanda Pontusçu faaliyetlerin yoğun olduğu bir yerdi. Karadeniz’de dolaşmakta olan İtilaf donanmasından, Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor, asayişi ihlal ediyor, köylere baskınlar düzenliyor, evleri, binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri öldürüyorlardı. 9 Mart 1919′ da Samsun’ a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği, Pontus çetelerini büsbütün şımarttı.
    Mütarekenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor, ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefs-i mûdafaa için Türkler de harekete geçince,bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler,seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919′ da Osmanlı Hükümeti’ ne bir nota vererek Orta Karadeniz’ de Türklerin hıristiyanları katlettiklerini bildirdiler, bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde bulundular. Esasında olay bunun tam aksineydi.
    İngilizler gerçekleri tahrif ederek, Pontusçuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları sıvadı. Derinlemesine bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı.
    Çünkü O, ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış, girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’ un dolayısıyla bütün Anadolu’ nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu. O büyük insan, sebatla, inançla, doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu.
    Mustafa Kemal Paşa‘ ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti.
    Atatürk, söz konusu yetkilerini değerlendirirken, bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti’nin bilerek, anlayarak bunları kendisine vermediğini belirtmektedir. Aynı günlerde ve daha sonra Anadolu’ ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler gönderildi. Bunlar da önemli yetkilerle donatıldılar.
    Nasihat Heyetleri, Tahkik Heyetleri, Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu’ da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bekleniyordu. Basın, bu beklentilere tercüman oluyor, heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor, gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor, hadiseyle birinci derecede alakadar oluyordu.
    Halbuki Mustafa Kemal Paşa‘ nın Anadolu’ ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi sayılmalıdır. Bu halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil, yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakatla kullanmak, mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa’ nın başarı sırlarından biri de budur.
    19 Mayıs,sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da sağladı.Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı andan itibaren zihnini meşgul eden problem millet iradesinin devlet hayatımıza yansıtılmasını sağlamaktı.
    Hatta denilebilir ki bunu kurtuluşun önüne koymuş millî mücadelenin vazgeçilemez ilk şartı saymıştı.19 Mayıs’ı izleyen günlerde yapmış olduğu yazışmalardaki terminolojiye bakılacak olursa,bu açıkça görülür.
    İzmir söz konusu olduğunda “ordu ve millet bu işgalî tanımayacaktır” derken bunu kastediyordu.Samsun’dan Kâzım Karabekir Paşa’ya çektiği telgrafta “millet ve memlekete medyûn olduğumuz en son vazife-i vicdaniye”den amacı da buydu.
    Kurtuluş mücadelesi ancak milletle birlikte kazanılabilirdi. Milletle kazanılan mücadeleyi,yine milletle taçlandırmak lâzımdı. Yayın hayatına başlamalarına öncülük ettiği ilk iki gazeteden biri İrade-i Millîye,diğeri Hakimiyet-i Millîye adını taşıyordu.Bu değerler ve kavramlardır ki onu Türk Milletinin kalbinde “milletin kurtarıcısı”, “devletin kurucusu” payesine yükseltmiştir.
    19 Mayıs 2010
    #1
  2. 19 Mayıs Atatürkü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Önemi Cevapları

  3. Çok duygulanıyorum gerçekten çok önemli bir gün
    21 Mayıs 2010
    #2
  4. bütün gençlerin bugünün önemini iyi kavramsı lazım
    21 Mayıs 2010
    #3
soru sor

19 Mayıs Atatürkü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Önemi