10. Sinif tÜrk edebİyati kİtapindakİ tÜm sorularin cevaplari etkİnlİklerİn cevaplari

İsimli konu WH 'Edebiyat - Türkçe' kategorisinde, UaMusti üyesi tarafından 7 Kasım 2008 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: 10. Sinif tÜrk edebİyati kİtapindakİ tÜm sorularin cevaplari etkİnlİklerİn cevaplari. + REP PLS :D Lise 10. Sınıf Edebiyat Dersi Tüm Kitabın Cevaplari SAYFA 10 ödevi: 1- B 2- D 3- edebi eserler tarihi olayları yansıtır ve bilgi... ÖĞRENCİLERİN SINAV SORULARINA CEVAPLARI Öss 2oo8 Sorulari & Cevaplari ...

  1. + REP PLS :D

    Lise 10. Sınıf Edebiyat Dersi Tüm Kitabın Cevaplari

    SAYFA 10 ödevi:
    1- B
    2- D
    3- edebi eserler tarihi olayları yansıtır ve bilgi verir
    4- D, D, Y
    5- uygarlık tarihini, atom bombasının atılmasını
    6- edebi eselerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler: edebiyat tarihi
    Toplumların yaşadıkları olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde inceler: tarih
    Toplumların yaşamlarını her bakımdan inceler: uygarlık tarihi
    Fikir duygu ve hayallerin söz veya yazı ile edebi şekilde ifade edilme sanatıdır: edebiyat

    SAYFA 11 ödevi:
    1-a) tarihi daha iyi öğrenebilmek için dönemlere ayrılmıştır. Tüm dünyayı etkilediği için bu olaylar kullanılmıştır.
    b) evet

    SAYFA 12 ödevi:
    1-a) göç destanı
    Kişiler: Uygur sultanı
    Zaman: Uygurlar dönemi
    Mekan: turfan, selenge, tola ırmakları ve çin
    Mitolojik unsurlar kullanılmıştır ve olağanüstüdür.
    Zihniyet: gelenek görenekleri, savaşları, akrabalıkları, yaşayışları görülüyor.

    Kıssa-i Yusuf ödevi:
    Yapı: beyitlerle yazılmıştır. Mesnevidir. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Hz.Yusufun hayatı anlatılmıştır
    Dil ve anlatım: islamiyetin etkisiyle ortaya çıkan Osmanlı Türkçesi
    Zihniyet: İslam kültürünün edebiyata yansıması

    Araba sevdası ödevi:
    Yapı: bihruz beyin hayatı. Batılılaşmanın etkisi. Bihruz beyin evinde geçmiş bir metin
    Dil ve anlatım: batı kültüründen etkilenerek yazılmış. Düz yazı
    Zihniyet: Tanzimat dönemiyle batılılaşmanın etkisi

    b) destan: İslamiyet öncesi dönem
    mesnevi: İslami dönem
    roman: batı etkisinde gelişen türk edebiyatı dönemi

    SAYFA 13 ödevi:
    2- a) gazel:
    Beyitlerle yazılmıştır. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Dili ağırdır. Yabancı kelimeler çoktur. Divan edebiyatı ürünüdür.

    Koşma:
    Dörtlüklerle yazılmıştır. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Dili sadedir. Aşık tarzı halk edebiyatı ürünüdür.

    b) halk edebiyatı halka divan edebiyatı ise okumuşlara hitap eder.

    SAYFA 14 ödevi cevapları:
    1- E
    2- D
    3- D
    4- mesnevi: beyit
    Roman: batı uygarlığı
    Destan mitolojik öğeler
    5-D, D, Y

    SAYFA 15 ödevi cevapları:
    1- E
    2- E
    3- E
    4- D, D, D
    5- tercümanı ahval, batı etkisinde gelişen türk edebiyatı, şiir ve inşa
    6- D
    7- C
    8- İslamiyet öncesi türk edebiyatı: Şamanizm, yuğ, göktanrı, bozkurt
    İslami dönem türk edebiyatı: tasavvuf, kaside, minyatür, aruz
    Batı etkisinde gelişen türk edebiyatı: roman, opera, gazete, batılılaşma
    9- D
    10- A
    11- D
    12- yaşadığı dönemin etkisinde kaldığı için
    13- C

    SAYFA 17 ödevi cevapları:
    1- geçim kaynakları hayvancılık. Yaşam biçimleri göçebelik
    2- a) insanlar olayları hep bir bahane bularak ondan olduğuna inanıyorlar ve olayları böyle kapatıyorlar
    b) uzayda yaşam olup olmadığını merak ediyorlar.

    SAYFA 18 ödevi cevapları:
    1- a) parçalarda belli oluyor
    b) olağanüstü nitelikleri ortaya koyuyor
    c) çözüm bulamadıkları konulara olağanüstülük katmışlardır.

    SAYFA 19 ödevi cevapları:
    2- destanları milletler dilden dile yaşatıyorlar. Her millet bir destan dönemi yaşamıştır

    SAYFA 20 ödevi cevapları:
    1- E
    2- D, D, D, Y
    3- C
    4- mitolojik



    SAYFA 21 ödevi cevapları:
    Hazırlık sorusu: nesilden nesile ağızdan ağza aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Bir de kaşarlı mahmutun divan-ı lügatit türk adlı kitabında yazmaktadır.

    SAYFA 23 ödevi cevapları:
    1- ergenekondan çıkmak için yol aramaları ve çıkmaları
    Börtö çenenin bütün boylara haber göndererek ergenekondan çıktıklarını haber vermeleri
    Tatarlarla tekrar savaşıp kazanmaları
    2- a) vergi alınmış, devlet yapısı güçlüymüş.
    Zihniyet: bağımsızlık için uğraşmaları
    Hayvancılıkla uğraşıyorlarmış. Çadırları ve sürüleri varmış.
    b) Türkler kağanlar tarafından yönetiliyormuş. Göçebelikten yerleşik hayata geçmişler. Savaşçı bir millet.
    3- nevruz bayramı

    SAYFA 24 ödevi cevapları:
    1- A
    2- D
    3- Y, D, D
    4- sözlü edebiyat ürünleri söylendikleri dönemin özelliklerini taşır. Geçmiş dönemlerin yaşam biçimleriyle ilgili bilgi verir. Bundan dolayı türk kültürü için önemlidir.
    5- sözlü edebiyat ürünü: destan
    Türk destanlarındaki ortak motif: demir
    Ergenekondan çıkış günü: nevruz
    6- mitolojik, mit

    Etkinlik ödevi cevapları:
    Kam: büyücü, doktor
    Baksı: büyücü, doktor
    Ozan: halk şairi
    Şaman: din adamı



    .SAYFA 25 ödevi cevapları:
    1- sevindikleri zaman insanlar dışa dönük olurlar. Mutluluklarını belli ederler. Yüzleri güler. Ölümler karşısında üzülürler ve içlerine kapanırlar.
    2- ağıt ve mersiye de ölüm karşısında duyulan duygudan bahsedilmiştir. Gazel ve güzelleme de aşktan bahsedilmiştir.

    SAYFA 27 ödevi cevapları:
    1- a) ölüm, acı, yas, son
    b) bunu yapması kolay yaparsınız
    c) inanmadıklarını göstermek için
    2- a)
    1. dörtlük: -dı mu, -di mü: redif , -l: yarım uyak
    2. dörtlük: -tur, -tür: redif
    3. dörtlük: -ok: redif
    4. dörtlük: -rup, -rıp: redif
    5. dörtlük: -yu, -yü: redif
    6. dörtlük: -dı, -di: redif
    7. dörtlük: -dı, -di: redif
    8. dörtlük: -dı, - di: redif
    9. dörtlük: -çıdı: redif, -n: yarım uyak

    b) ölçü: 7li hece ölçüsü, kalıp: 4+3
    c) anlamı kuvvetlendirir
    ç) tema: alp er tunganın ölümü, konu: ölüm
    3- deyimler:
    - bent, benzi sarardı
    - öç almak
    - feryat etmek
    - yarayı deşmek
    - niyet etmek
    4- a)
    Kişileştirme ödevi cevapları:
    - dağların başı (bile) kertilir
    - felek iyice zayıfladı
    Benzetme:
    - erkekler kurtlar gibi hep birlikte uluyor
    - (yüzlerine) safran sürülmüş (sanırsınız)
    Abartma:
    - yakalarını yırtıyor ve çığlık atıyorlar
    - (bu etler vücuttan sarkıyor ve) yerlere değip sürükleniyor

    b) şiire zenginlik katıyor ve akılda daha kalıcı olmasını sağlamaktadır.

    SAYFA 28 ödevi cevapları:
    1- 1. koşuk: bahar
    2. koşuk: zafer(savaş)
    3. koşuk: ayrılık(vefasız sevgili)

    2- a)
    1. koşuk: -şıp, -şip: redif
    2. koşuk: -uldı: redif
    3. koşuk: -dım, -dim: redif

    b) ölçü: 7li hece ölçüsü, kalıp: 4+3
    3- deyimler:
    - yüz yüze gelmek
    - hayretler içinde kalmak
    - yerden bitmek
    - kurulmak
    - ekin biçmek

    SAYFA 29 ödevi cevapları:
    4- kişileştirme:
    - mor ile yeşil yüz yüze geliyor
    - ve birbirlerine sarılıyorlar

    Benzetme:
    - düşman) askeri ekin (biçilir) gibi biçildi
    - (gözlerim) yağmur gibi kan(lı yaşlar) saçıyor (şimdi)
    Abartma:
    - insan(bu renk cümbüşünü görünce) hayretler içinde kalıyor
    - yuvarlak otağ(ım) kuruldu

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    Sagu ile koşuk arasındaki benzerlikler:
    İkisi de sözlü edebiyat ürünüdür. İkisi de 7li hece ölçüsüyle yazılmıştır. İkisinde de deyimler ve edebi sanatlar vardır. Her ikisi de dörtlüktür. İkisinin de kalıbı 4+3 tür. Uyak şemaları aynıdır.(düz uyak)
    Farklılıklar:
    Sagunun nazım şekli: sagu
    Tema: acı
    Koşukun nazım şekli: koşuk
    Tema: sevinç, savaş, aşk

    SAYFA 30:
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    1- D
    2- ağıt
    Doğa, aşk, yiğitlik
    3- eski devlet büyüklerinin ölümü üzerine söylenen ağıt: sagu
    Coşku ve heyecanın dile getirildiği manzume: koşuk
    Eski Türklerde şair, din adamı: şaman
    4- Y, D, Y, D


    SAYFA 37 ödevi cevapları:
    1- oğuz kağanın doğuşu. Oğuzun gençliği. Oğuzun göğün kızı ile evlenmesi. Oğuzun yerin
    Kızı ile evlenmesi. Oğuz hanın Türklerin büyük kağanı olması. Oğuz hanın batıda idil boyu akınları. Oğuz hanın Kıpçak akını. Karluk türk boylarının türeyişi. Kalaç türk boylarının türeyişi. Cürçed akını ve kanglı türk boylarının türeyişi. Oğuz hanın güney akınları. Oğuz hanın altı oğluna hanlık vermesi. Oğuz hanın büyük bir şölen vermesi.

    TİP ÇÖZÜMLEME TABLOSU:
    Tip nasıl bir insandır?
    - olağanüstü özelliklerle doğmuş ve büyümüş. Halkı için hiçbirşeyden korkmayan kişidir.
    Tip durağan mıdır, dinamik midir?
    - dinamik
    Destanın hangi kısmı sizin tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu?
    - doğuşu ve gençliği. Yaptığı savaşlar. Türk boylarının üzerine gitmesi
    Sosyal ortam ve çevre bu tipi nasıl etkilemiştir?
    - olağanüstü özellikler sergilediği için halkın ondan beklentisi fazladır
    Bu tipin sizin toplum yapınızdan farkı var mı?
    - var
    Bu tipin diğer tipler üzerinde etkisi var mı?
    - var
    Tip kendi kişiliğinin farkında mı?
    - farkında
    Sizce gerçek hayatta bu destandaki tip gibi davranan biri olabilir mi?
    - olamaz

    SAYFA 38 ödevi cevapları:
    3- a) kağanların kağanı, yerin göğün kağanı, türk boylarının dize getirilişi
    b) oğuz kağanın hayatı
    4- hayır. Birilerinin benden bu kadar çok şey beklemesi beni rahatsız eder
    5- zaman: belirli bir zaman dilimi yoktur
    Mekan: idil boyu, Kıpçak boyu, orta asya
    Mekanın anlatımı: sadece yer isimleri verilmiş
    Kişiler: oğuz kağan, 6 oğlu, 2 eşi
    Kişilerin olay örgüsündeki işlevi: oğuz kağan akınlar yapmakta ve halkın beklentilerini yerine getirmektedir
    6- a) birçok var
    b) dilden dile, nesilden nesile aktarılarak bu hale gelmiştir
    2. etkinlik: İslamiyet öncesi türk edebiyatı dönemi
    8- ilahi bakış açısıyla bahaeddin ögel

    SAYFA 40 ödevi cevapları:
    1- nesnel bir anlatım sergilemiştir. Gören birisi olarak anlatmıştır.
    2- olaylar günlük dilden alıntılar yapılarak lirik bir dil kullanılmıştır. Manzum bir şekilde yazılmıştır.
    3- bunlarla beraber dile coşku gelmiştir
    4- destan dili abartılıdır. Doğal dil sade bir yapıya sahiptir.
    5- destan dili karışık, abartılı, liriktir. Gerçekçi değildir. Roman düzdür. Olağanüstülük yoktur. Gerçeğe yakındır.
    6- amaç toplumu eğitmektir. Destanlarda idealize edilen tipler sayesinde toplum düzeninin yükseltmektedir
    7- varolan döneme ait dönemin özelliklerini içerir. Nesilden nesile aktarılırken olağanüstülük artmıştır
    8- o dönemin kahramanlıklarının nasıl geçtiğini anlatır


    SAYFA 41:
    Doğal destan ile yapma destan arasındaki benzerlikler:
    Her ikisinde de olağanüstü öğeler vardır. Anlatımları liriktir. Topluma yer veren olaylar vardır. Temaları benzerdir. Toplumu eğitmek için yazılır. Manzumdur.
    Farklılıklar:
    Doğal destan: anonimdir. Belli bir oluşum süreci vardır. Mitolojik öğeler oldukça fazladır. Zamanı belli değildir.
    Yapma destan: yazarı bellidir. Belli bir oluşum süreci yoktur. Mitolojik öğeler fazla değildir. Zamanı bellidir.

    1-
    Tema nedir: kahramanlık, savaş, aşk, halkı ve toplumu derinden etkileyen olaylar ve bu olaylardaki etkili kişiler
    Dil ve anlatım: manzume şeklinde yazılır
    Mekan: bazen yer isimleri verilirken betimleme yapılır. Bazen de sadece yer isimleri verilir
    Zaman: belirsiz bir zaman anlayışı vardır
    Olay örgüsü: olağanüstü öğelerle zenginleştirilerek geniş bir olay örgüsü sağlanmıştır
    2- bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde dile getirilmiştir. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Nazım birimi dörtlüktür. Döneme göre dil sadedir. Anonimdir. Dizelerde genel olarak yarım uyak hakimdir. Daha çok aşk, doğa ve ölüm konularını işler.

    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME konusu:
    1- C
    2- D
    3- E
    5- D, Y, Y
    6- ilyada
    Toplumsal

    SAYFA 43 ödevi cevapları:
    1-
    Yazının icadından önce insanlık tarihi:
    Yazının icadından önceki dönemde bilgiler gelecek kuşaklara aktarılmadan önce yok olmaktadır. Bu nedenle de ilerleme çok yavaş olmuştur. İnsanlar gündelik bilgilerle yetinmek zorunda kalmışrı.

    Yazının icadından sonra insanlık tarihi:
    Sümerlilerin yazıyı icat edişiyle birlikte bilgiler gelecek kuşaklara aktarılmış ve insanlık tarihi bu dönemden sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır
    2- kısacası insanlar daha cahil olurdu.

    SAYFA 44 ödevi cevapları:
    1- yaptıkları savaşlar anlatılıyor.çinliler anlatılıyor. Ve bu abideyi diktirdiğini söylüyor.
    2- sesleniş, öğütler, milletime uyarılar
    3- azimli, olayları doğru değerlendiren, milleti için her türlü fedakarlığı yapmış olan biri
    4- b) türk milletine, türk gelenek ve göreneklerine sahip çıkarsan yaşarsın
    5- düzgün cümleler kurulmuştur. Cümleler kısa ve anlaşılırdır. Yabancı kelimelere yer isimleri dışında rastlanmamıştır.

    SAYFA 45 ödevi cevapları:
    6- a) hükümdarın tanrı tarafından seçilen kutlu birisi olduğuna inanılmıştır. Savaşlar yapıldığını anlaşmalar yapıldığını anlatmaktadır. Göktürklerin tarihi hakkında da bilgi edinebiliriz
    b) günlük yaşamda kullanılan unsurların alfabeye yansıdığını görüyoruz.

    SAYFA 46 ödevi cevapları:
    Sözlü edebiyat: koşuk, sav, sagu, destan
    Yazılı edebiyat: göktür yazıtları, Uygur kitabeleri

    SAYFA 47 ödevi cevapları:
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:
    1- B
    2- D
    3- Y, D, Y, Y, Y
    4- 8. yüzyıl
    Göktürk
    Yollug
    .5- Orhun bölgesinde adına taş diktirilen kağan: bilge kağan
    Orhun yazıtlarının bulunduğu ülke: Moğolistan
    Orhun yazıtlarında kullanılan türk alfabesi: Köktürk alfabesi

    SAYFA 49 ödevi cevapları:
    BULMACA:
    1- Moğolistan
    2- mit
    3- oğuz kağan destanı
    4- klasik
    5- Osman bey
    6- ilyada
    7- yuğ
    8- tercümanı ahval
    9- koşuk
    10- sagu
    11- nutuk
    12- manaz
    13- kurgan
    14- alp er tunga
    15- nevruz
    16- ozan
    17- tigin
    18- Tanzimat fermanı
    19- tonyukuk

    SAYFA 50 ödevi cevapları:
    1- A
    2- E
    3- A
    4- A
    5- sagu
    Ağıt
    Mersiye
    Yapay ve doğal
    6- Y, Y, D, Y, D
    7- B
    8- din değişiklikleri, medeniyet değişiklikleri
    9- C
    10- D
    11- A
    12- C
    13- E
    14- D

    Sayfa .53
    Kültürel değerler ve değişimin nedenleri tablosu

    Göktürklerde Kültürel Değerler:
    1-Göktanrı inancı
    2-Bu inancın etkisinin görüldüğü Göktürk Kitabeleri
    3-Göktürk alfabesi
    Uygurlarda Kültürel Değerler:
    1-Budizm inancı
    2-Bu inancın yansıdığı metinler
    3-Uygur alfabesi
    Değişim Nedenleri:
    1-Din değişikliği
    2-Yerleşik hayata geçilmesi
    3-Hayat anlayışının değişmesi
    Karahanlılarda Kültürel Değerler:
    1-İslamiyet
    2-İslamiyetin yansıdığı eserler
    3-Karahanlı Türkçesi
    4-Arap alfabesi
    Değişim Nedenleri:
    1-İslamiyetin kabulü
    2-Din değişimiyle birlikte zihniyetinde değişmesi


    Sayfa .53 2.Soru
    Türkçenin Edebi bir olarak kullanılması ve değişmeyen öğeler Türkçe'nin kullanılmasıdır.Milliyetçilil ön plandadır..

    S.53 Fotoğrafın yorumu
    -konar göçerdirler.
    -hayvancılık olduğu anlaşılıyor.
    -atlar evcilleştirilmiştir.
    -hanlıklarla yönetildiği anlaşılıyor

    Sayfa .55 Ölçme ve Değerlendirme
    1)E
    2)B
    3)Arap,Türkçe.
    İlk.
    Türkçedir.
    4)D
    5)Köktürk devleti=göktanrı inancı
    Uygur devleti=Budizm,mani dini
    Karahanlı devleti=İslamiyet

    Mesnevi nazım şeklinin özellikleri:
    1-mesneviler öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir.(savaş,aşk,tarihi olaylar ve tasavvuf)
    2-mesneviler divan edebiyatında bir bakıma günümüzdeki roman ve hikayenin yerini tutuyordu.
    3-beyit sayısı sınırsızdır.
    4-her beyit kendi arasında kafiyelidir.(aa,bb,cc...)
    5-aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.
    6-beş mesnevinin bir araya gelmesiyle hamse oluşur.
    -mesnevi nazım şekli türk edebiyatında ilk defa ne zaman kullanılmıştır?
    11.yüzyılda yusuf has hacip tarafında kutadgu bilig'de kullanılmıştır.

    ---------------------------------------------------------

    11. Yüzyıl: İslami Dönem Türk Edebiyatı'na ait ilk eser 11.Yüzyıl'a ait olan 'Kutadgu Bilig'dir. Yusuf Has Hacip tarafından yazılmış öğretici bir eserdir. Siyaset-nâme niteliğindedir ve 6500 beyitten oluşur. Bu döneme ait diğer bir önemli eser de 'Divânû Lügâtit Türk'tür. Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe'yi öğretmek amacıyla yazılmış bir lügâttır. Bu döneme ait önemli bir eser de Edip Ahmet Yükneki'nin öğretici nitelikteki dini kitabı 'Atabetül Hakayık'tır.

    12. Yüzyıl: Bu yüzyılın en önemli ismi Hoca Ahmed Yesevi'dir, Türk tasavvuf tarihinin ilk önemli şairidir. Hikmetleriyle büyük ün kazanmıştır. Bu yüzyılın diğer önemli ismi ise Kitab-ı Meryem, Kitab-ı Bakırgen ve Kitab-ı Âhirzaman adlı eserlerin sahibi, aynı zamanda Hoca Ahmed Yesevi'nin öğrencisi olan Hakim Süleyman Ata'dır.

    Sayfa 56 Hazırlık Çalışması
    Bir topluluğu millet haline getiren değerler o milletin dili, dini ve ırkıdır. Bu üç faktörden ırk birliği önemlidir; ama tek başına millet olgusunu açıklamaktan uzaktır. Aynı ırka mensup olduğu halde değişik milletler oluşturmuş ve dolayısıyla değişik devletler kurmuş insan toplulukları vardır. Dil insanların birbirine bağlayan en önemli faktörlerden birisidir. Ancak, aynı dili konuştuğu halde farklı devletler kurmuş insan toplulukları mevcuttur. Diğer yandan din de insanların bir millet oluşturmasında çok önemli bir faktördür. Farklı dinden olan, farklı mezhepten olan insanlar genellikle farklı milletler oluşturmuşlar, farklı devletler kurmuşlardır. Buna karşılık, aynı dinden olanların mutlaka aynı millet oluşturacakları söylenemez. Zira, aynı dine ve hatta aynı mezhebe mensup olmakla birlikte farklı devlet kuran birçok millet vardır. Görüldüğü gibi bu faktörlerin güçleri hakkında önceden bir şey söylenemez. Bu faktörlerden her biri, değişik yer ve zamanlarda diğerine nazaran daha belirleyici olmuştur

    Atatürk'ün türk dili hakkındaki düşüncelerini içeren metin..

    ''Türk milletinin dili Türkçe'dir.Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay alabilecek dildir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir.Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an'anelerinin, muhafaza olduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.
    Türk demek dil demektir.Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir.Türk milletindenim diyen insanlar herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına camiyasına mesubiyetini iddia ederse buna inanmak doğru olmaz''

    Sayfa 60 ve 61

    sayfa 60
    1-Niçin susuyorsun?
    2-Kim birini çagırırsa söze önce o başlar ve insan her zaman diline hakim olmalı,ne konuştuğunu
    bilmelidir.
    3-Bilgisiz her zaman susmalı,bilgili ise diline hakim olmalıdır bilgilinin sözünde her zaman hikmet vardır..
    4-İnsan kendisine birşey sorulunca konuşmalıdır..
    5-Dilin faydaları nelerdir???
    6-Bilginin iki alameti dil ve boğazdır ruhun nasibi sözdür,kulaktan girer..
    7-Sözün esası nedir ve kaç kısımdır?
    8_Sözün yeri sırdır söz on kısımdır fakat biri söylenmelidir.
    9-Sözün faydası ve zararı ne kadardır?
    10-Yerinde kullanılan söz faydalıdır yersiz söz ise zararlıdır.
    11-Söz ne zaman çok ne zaman az addedilir.(addetmek:saymak)
    12-Söz güzel ne düşünülerek ancak sorulduğunda kısa söylenmelidir çok dinleyip az konuşmalıdır .Söz akılla söylenmeli bilgi ile süslenmelidir.
    13-Sözün doğrusu kimden dinlenmeli,söz kime söylenmelidir?
    14-Söz bilgiliden büyüklerden dinlenmeli,bilmeyenlere ve küçüklere söylenmelidir.
    15-Dili söyletmeli mi susturulmalı mı?
    16-Dil doğruyu söyeleyecekse söylenmeli söylenmeyecekse susmalıdır

    2.a
    Adalet: Kün Togdı
    Saadet: Ay Toldı
    Zeka: Ögdülmiş
    Hukuk: Kün Togdı
    Mutluluk: Ay Toldı
    Hayatın Sonu: Odgurmış

    2.b.
    Akıl bir meşaledir... - Ögdülmiş
    Huzur bendedir... - Ay Toldı
    Ben işleri doğruluk... - Kün Togdı
    ilgili insan fani... - Odgurmuş

    2.c.
    Yazar soyut kavramları (adalet, saadet, akıl, hayatın sonu) somutlaştırarak vermiştir. Somutlaştırmayı bu kavramları temsil eden "Kün Togdı, Ay Toldı, Ogdülmiş, Odgurmış" isimli kahramanlarla sağlamıştır.

    3. Kutadgu Bilig, insanlara dünya ve ahiret hayatlarında yol göstermek için yazılmıştır.

    4. Dil ve Söyleyiş Özellikleri: Kutadgu Bilig'de Karahanlı Türkçesi kullanılmıştır. Verilen metin parçası ve sözcüklerde yabancı kökenli sözcükler de bulunmaktadır. Edebi bir dil kullanılarak yazılan Kutadgu Bilig yeni bir nazım şeklinin (mesnevi) söyleyiş özelliklerini de yansıtmaktadır.
    Kültür Özellikleri: Kutadgu Bilig, İslami dönemin yansımalarının bulunduğu ilk örnektir. Mesnevi nazım şekliyle, beyitlerle yazılması ve İslami unsurların yer alması ve döneminin ahlak anlayışını ortaya koyması bakımından eser önemli bir kaynak durumundadır.

    5.a.
    -Her insan diline hakim olmalıdır.
    -İnsan, kendisine bir şey sorulunca konuşmalıdır.
    -Söz, ruhun nasibidir.
    -İnsan, konuşmaktan çok dinlemeyi öğrenmelidir.
    -Söz, yerinde kullanılırsa faydalıdır.
    -Söz, güzel, düşünülerek, kısaca söylenmelidir.
    -Söz, bilgiliden ve büyüklerden dinlenmeli; küçüklere söylenmelidir.
    -Dil, her zaman doğruyu söylemelidir.

    5.b.
    Kutadgu Bilig'de savunulan ve öğüt niteliğinde verilen düşünceler, bugün hala geçerliliğini korumaktadır.

    6.
    -Aruz ölçüsünü kullanmıştır.
    -Eserini sembolik olarak yazmıştır.
    -İslami dönemin ilk edebi ürününü yazmıştır.
    -Türk edebiyatındaki ilk mesneviyi yazmıştır.
    -Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazmıştır.
    -Eserini öğretici (didaktik) tarzda yazmıştır.

    sayfa 61 4. etkinlik
    Dil ve Söyleyiş Özellikleri: Kutadgu Bilig'de Karahanlı Türkçesi kullanılmıştır. Verilen metin parçası ve sözcüklerde yabancı kökenli sözcükler de bulunmaktadır. Edebi bir dil kullanılarak yazılan Kutadgu Bilig yeni bir nazım şeklinin (mesnevi) söyleyiş özelliklerini de yansıtmaktadır.
    S.62 Etklinlik
    A.MESNEVİ
    B.ARUZ ÖLÇÜSÜNÜN KISA KALIBI KULLANIŞI
    UYAK ŞEMASININ AA BB CC OLMASI

    S.64


    1.ahlak ve öğüt vermek için ve bilginin onemını belırtmek ıcınn
    2.adip ahmet bilginin hayatta en onemlı şey olduğu hakkında öğütler vermiş bilgilinin her işinin iyi olduğunu belirtir
    3.a) saadet yolu bilgi ile bulunur,kemik için ilik ne ise insan için bilig odur,br bilgili bin bilgisize bedeldir,bilgiyi Çin de bile olsa arayınız......
    b)gecerlilğini korur bili herzamn onemlıdır ınsanlıktarıhı bılgı ıle gelışır.
    4.a)bilgisizlikten ne kadar halk kendı elıyle put yapıp rabbım budur dedi
    b)bin bilsende bir bilene danış,bilmemek ayıp değıl orenmemek ayıp....
    5.hem dortluk hem beyıtten yazılmışislami kulturun etkısıyle beyıtler kullanılmış
    6.islami donem 2. eser yazmış,eserin dil bilim acısından onemlı , eser dıdaktık yonde ele alınmış, hem dortluk hem beyıt kullanılmış

    SAYFA 66 Etkinlik CEVAPLARI
    1.Her dörtlüğünde hgikmet olduğu için şiirlerine hikmet adı vermiştir.Hikmet tasavvufi bir terimdir.
    2.Dörtlüklerin son dizesinde de belirttiği gibi, Hz. Peygamber 63 yaşında toprağa girdi. Bende bu yaştan sonra toprağın altında yaşamalıyım diyerek, kendisine toprak altında bir hücre yaptıran Ahmed Yesevi'nin o günlerde meydana gelen bir olay, şöhretinin bütün Türkistan havalisine yayılmasına vesile olmuştu.
    3. **Hikmet tarzı şiir geleneğinin ilk şairidir.
    **Dini tasavvufla uğraşan şairimizdir.
    **Yesevi tarikatının kurucusudur.
    4.Ahmet Yesevi tasavvufla uğraşan şairlerimizdendir.Tüm yaşamını insanları islamiyet konusunda bilinçlendirmeye adamıştır.Metnin yazılış amacıda insanları islamiyet hakkında bilgi vermektir.
    5.Halk edebiyatı geleneğinin devamı ,Tasavvuf Tekke Edebiyatı'nın başlangıcıdır.

    ETKİNLİK
    'Hakaniye Lehçesi'' ödevi cevapları

    Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.
    Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir

    SAYFA 68 Sorular
    1) türkçenin arapça kadar seçkin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.
    2)divanü lügati't türk ile birlikte sözlük yazma geleneği başlamıştır. divanü lügati't türk türkçesidir.
    3) islamiyet: islami dönem ilk eserlerinden en önemlisini kaleme almıştır.
    arapça: eserini arapça olarak kaleme almıştır.bu durum onun arapçayı iyi bildiğinin göstergesidir.
    türk kültürü:yaşadığı dönemin kültürünü yansıtmış ve günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.
    gezgin:türk türkmen yağma çiğil kırgız gibi türk boylarını dolaşmıştır.
    dil bilimi:dil bilimi açısından o dönemin yaşayan sözcüklerin kelime kökleri eserine alınmıştır.
    islamiyet öncesi sözlü ürünler:sagu koşuk sav gibi sözlü edebiyat ürünlerini dinleyerek yazıya geçirmiştir.
    etimoloji:türkçenin ilk etimoloğudur.
    türkçe:türkçenin ilk sözlüğünü yazmıştır eserinde 7500 sözcük yer alır.

    SAYFA 69 ve 70

    4a.Atatürke göre türk milleti demek türk dili demektir.türk dili kutsal bir hazinedir.çünkü bir toplumu millet yapan herşey dil sayesinde olur.bu sebeple türk dili türk milletinin kalbidir.
    b.Kaşgarlı mahmut türk diline en büyük katkıyı yapanların başında gelmektedir.çünkü o dönemin maddi ve manevi kültür unsurlarını türkçenin bünyesince,türkçenin en eşsiz hazinelerinden biridir.
    Kaşgarlı Mahmut ve Atatürk'ün Türk dili ile ilgili ortak görüşleri:
    -Türk milleti demek Türk dili demektir.
    -Türk milletinin her şeyi dilinde yaşamaktadır.(sevinci, üzüntüsü, öfkesi ...)
    -Türk dili, dünyadaki en zengin dillerden biridir.
    -Türk dili, yabancı dillerin saldırısından korunmalıdır.
    -Türk dili zengin ve köklü bir dildir.


    Türk dilinin 20 ülkede ve birçok özerk bölgede milyonlarca kişi tarafından kullanılması Türklerin hangi özelliğini gösterir?
    Türkçe'nin büyük dillerden biri olduğunu gösterir. (Türkçe dünyanın 5. büyük dilidir.)

    Kutadgu Bilig,Divan-ı Hikmet,Divaü Lügati't-Türk ve Atebetü'l Hakayık metinlerinden hareketle o dönemde benimsenen ve kültürel farklılaşmaya neden olan yeni değerler nelerdir?
    Kültürel farklılaşmaya sebep olan İslam dininin kabulüdür. Adı geçen eserlerde İslami terimler ve isimler kullanılmaya başlanmıştır.

    Türkçenin günümüzdeki durumu?
    Türkçe günümüzde yabancı dillerin (özellikle İngilizce) etkisi altındadır. Nasıl ki bir dönem Farsça ve Arapça, Tanzimattan sonra Fransızca etkisine girdiyse şimdi de İngilizcenin etkisinde.

    Atatürk'ün Türk dili için gösterdiği hedeflerin bugün neresindeyiz?
    Atatürk saf Türkçeden yanaydı. Üstteki yorumdanda anlayacağınız üzere bugün saf Türkçeden söz etmek mümkün

    Sayfa 70 deki 7. etkinlik
    Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.

    Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir.

    sAYFA 71 ölçme ve değerlendirme
    1)d 2)c 3)d 4)y,d,d,y,d,d,d,d,5)hakaniye,kutadgu bilig,topgaç buğra,ahmet yesevi. 6)d 7)divanı hikmet,ata betül hakayik,divanı lügatit türk,kutadgu bilig.

    +rep pls
    7 Kasım 2008
    #1
  2. 10. Sinif tÜrk edebİyati kİtapindakİ tÜm sorularin cevaplari etkİnlİklerİn cevaplari Cevapları

  3. 2 Aralık 2008
    #2
  4. Thank You Bbebeğim......:D
    17 Aralık 2008
    #3
  5. cok ty beylers :D:) -_-
    21 Aralık 2008
    #4
  6. arkadaşlar buradan kitabın tüma cevaplarını bulabilirsiniz...........iyi eğlenceler...... [​IMG]
    21 Aralık 2008
    #5
  7. Kardeş 70 sonra yok mu biz bunları geçtik(ginede saol)
    30 Aralık 2008
    #6
  8. 9 sınıfda olsa süper olur :):):):D
    5 Ocak 2009
    #7
  9. Teşekkürler güzel paylaşim
    6 Ocak 2009
    #8
  10. ee devamı yok mu?*:unsure:
    8 Ocak 2009
    #9
  11. evet yaw dewamı da olsa süper olacak ..
    19 Ocak 2009
    #10
  12. biz oraları geçtik yaa tüh önceden haberim olcaktı ki :D yinede saolasın...
    11 Şubat 2009
    #11
  13. :bravo:
    16 Şubat 2009
    #12


  14. Lise 10. Sınıf Edebiyat Dersi Tüm Kitabın Cevaplari

    SAYFA 10 ödevi:
    1- B
    2- D
    3- edebi eserler tarihi olayları yansıtır ve bilgi verir
    4- D, D, Y
    5- uygarlık tarihini, atom bombasının atılmasını
    6- edebi eselerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler: edebiyat tarihi
    Toplumların yaşadıkları olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde inceler: tarih
    Toplumların yaşamlarını her bakımdan inceler: uygarlık tarihi
    Fikir duygu ve hayallerin söz veya yazı ile edebi şekilde ifade edilme sanatıdır: edebiyat

    SAYFA 11 ödevi:
    1-a) tarihi daha iyi öğrenebilmek için dönemlere ayrılmıştır. Tüm dünyayı etkilediği için bu olaylar kullanılmıştır.
    b) evet

    SAYFA 12 ödevi:
    1-a) göç destanı
    Kişiler: Uygur sultanı
    Zaman: Uygurlar dönemi
    Mekan: turfan, selenge, tola ırmakları ve çin
    Mitolojik unsurlar kullanılmıştır ve olağanüstüdür.
    Zihniyet: gelenek görenekleri, savaşları, akrabalıkları, yaşayışları görülüyor.

    Kıssa-i Yusuf ödevi:
    Yapı: beyitlerle yazılmıştır. Mesnevidir. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Hz.Yusufun hayatı anlatılmıştır
    Dil ve anlatım: islamiyetin etkisiyle ortaya çıkan Osmanlı Türkçesi
    Zihniyet: İslam kültürünün edebiyata yansıması

    Araba sevdası ödevi:
    Yapı: bihruz beyin hayatı. Batılılaşmanın etkisi. Bihruz beyin evinde geçmiş bir metin
    Dil ve anlatım: batı kültüründen etkilenerek yazılmış. Düz yazı
    Zihniyet: Tanzimat dönemiyle batılılaşmanın etkisi

    b) destan: İslamiyet öncesi dönem
    mesnevi: İslami dönem
    roman: batı etkisinde gelişen türk edebiyatı dönemi

    SAYFA 13 ödevi:
    2- a) gazel:
    Beyitlerle yazılmıştır. Aruz ölçüsü kullanılmıştır. Dili ağırdır. Yabancı kelimeler çoktur. Divan edebiyatı ürünüdür.

    Koşma:
    Dörtlüklerle yazılmıştır. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Dili sadedir. Aşık tarzı halk edebiyatı ürünüdür.

    b) halk edebiyatı halka divan edebiyatı ise okumuşlara hitap eder.

    SAYFA 14 ödevi cevapları:
    1- E
    2- D
    3- D
    4- mesnevi: beyit
    Roman: batı uygarlığı
    Destan mitolojik öğeler
    5-D, D, Y

    SAYFA 15 ödevi cevapları:
    1- E
    2- E
    3- E
    4- D, D, D
    5- tercümanı ahval, batı etkisinde gelişen türk edebiyatı, şiir ve inşa
    6- D
    7- C
    8- İslamiyet öncesi türk edebiyatı: Şamanizm, yuğ, göktanrı, bozkurt
    İslami dönem türk edebiyatı: tasavvuf, kaside, minyatür, aruz
    Batı etkisinde gelişen türk edebiyatı: roman, opera, gazete, batılılaşma
    9- D
    10- A
    11- D
    12- yaşadığı dönemin etkisinde kaldığı için
    13- C

    SAYFA 17 ödevi cevapları:
    1- geçim kaynakları hayvancılık. Yaşam biçimleri göçebelik
    2- a) insanlar olayları hep bir bahane bularak ondan olduğuna inanıyorlar ve olayları böyle kapatıyorlar
    b) uzayda yaşam olup olmadığını merak ediyorlar.

    SAYFA 18 ödevi cevapları:
    1- a) parçalarda belli oluyor
    b) olağanüstü nitelikleri ortaya koyuyor
    c) çözüm bulamadıkları konulara olağanüstülük katmışlardır.

    SAYFA 19 ödevi cevapları:
    2- destanları milletler dilden dile yaşatıyorlar. Her millet bir destan dönemi yaşamıştır

    SAYFA 20 ödevi cevapları:
    1- E
    2- D, D, D, Y
    3- C
    4- mitolojik



    SAYFA 21 ödevi cevapları:
    Hazırlık sorusu: nesilden nesile ağızdan ağza aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Bir de kaşarlı mahmutun divan-ı lügatit türk adlı kitabında yazmaktadır.

    SAYFA 23 ödevi cevapları:
    1- ergenekondan çıkmak için yol aramaları ve çıkmaları
    Börtö çenenin bütün boylara haber göndererek ergenekondan çıktıklarını haber vermeleri
    Tatarlarla tekrar savaşıp kazanmaları
    2- a) vergi alınmış, devlet yapısı güçlüymüş.
    Zihniyet: bağımsızlık için uğraşmaları
    Hayvancılıkla uğraşıyorlarmış. Çadırları ve sürüleri varmış.
    b) Türkler kağanlar tarafından yönetiliyormuş. Göçebelikten yerleşik hayata geçmişler. Savaşçı bir millet.
    3- nevruz bayramı

    SAYFA 24 ödevi cevapları:
    1- A
    2- D
    3- Y, D, D
    4- sözlü edebiyat ürünleri söylendikleri dönemin özelliklerini taşır. Geçmiş dönemlerin yaşam biçimleriyle ilgili bilgi verir. Bundan dolayı türk kültürü için önemlidir.
    5- sözlü edebiyat ürünü: destan
    Türk destanlarındaki ortak motif: demir
    Ergenekondan çıkış günü: nevruz
    6- mitolojik, mit

    Etkinlik ödevi cevapları:
    Kam: büyücü, doktor
    Baksı: büyücü, doktor
    Ozan: halk şairi
    Şaman: din adamı



    .SAYFA 25 ödevi cevapları:
    1- sevindikleri zaman insanlar dışa dönük olurlar. Mutluluklarını belli ederler. Yüzleri güler. Ölümler karşısında üzülürler ve içlerine kapanırlar.
    2- ağıt ve mersiye de ölüm karşısında duyulan duygudan bahsedilmiştir. Gazel ve güzelleme de aşktan bahsedilmiştir.

    SAYFA 27 ödevi cevapları:
    1- a) ölüm, acı, yas, son
    b) bunu yapması kolay yaparsınız
    c) inanmadıklarını göstermek için
    2- a)
    1. dörtlük: -dı mu, -di mü: redif , -l: yarım uyak
    2. dörtlük: -tur, -tür: redif
    3. dörtlük: -ok: redif
    4. dörtlük: -rup, -rıp: redif
    5. dörtlük: -yu, -yü: redif
    6. dörtlük: -dı, -di: redif
    7. dörtlük: -dı, -di: redif
    8. dörtlük: -dı, - di: redif
    9. dörtlük: -çıdı: redif, -n: yarım uyak

    b) ölçü: 7li hece ölçüsü, kalıp: 4+3
    c) anlamı kuvvetlendirir
    ç) tema: alp er tunganın ölümü, konu: ölüm
    3- deyimler:
    - bent, benzi sarardı
    - öç almak
    - feryat etmek
    - yarayı deşmek
    - niyet etmek
    4- a)
    Kişileştirme ödevi cevapları:
    - dağların başı (bile) kertilir
    - felek iyice zayıfladı
    Benzetme:
    - erkekler kurtlar gibi hep birlikte uluyor
    - (yüzlerine) safran sürülmüş (sanırsınız)
    Abartma:
    - yakalarını yırtıyor ve çığlık atıyorlar
    - (bu etler vücuttan sarkıyor ve) yerlere değip sürükleniyor

    b) şiire zenginlik katıyor ve akılda daha kalıcı olmasını sağlamaktadır.

    SAYFA 28 ödevi cevapları:
    1- 1. koşuk: bahar
    2. koşuk: zafer(savaş)
    3. koşuk: ayrılık(vefasız sevgili)

    2- a)
    1. koşuk: -şıp, -şip: redif
    2. koşuk: -uldı: redif
    3. koşuk: -dım, -dim: redif

    b) ölçü: 7li hece ölçüsü, kalıp: 4+3
    3- deyimler:
    - yüz yüze gelmek
    - hayretler içinde kalmak
    - yerden bitmek
    - kurulmak
    - ekin biçmek

    SAYFA 29 ödevi cevapları:
    4- kişileştirme:
    - mor ile yeşil yüz yüze geliyor
    - ve birbirlerine sarılıyorlar

    Benzetme:
    - düşman) askeri ekin (biçilir) gibi biçildi
    - (gözlerim) yağmur gibi kan(lı yaşlar) saçıyor (şimdi)
    Abartma:
    - insan(bu renk cümbüşünü görünce) hayretler içinde kalıyor
    - yuvarlak otağ(ım) kuruldu

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    Sagu ile koşuk arasındaki benzerlikler:
    İkisi de sözlü edebiyat ürünüdür. İkisi de 7li hece ölçüsüyle yazılmıştır. İkisinde de deyimler ve edebi sanatlar vardır. Her ikisi de dörtlüktür. İkisinin de kalıbı 4+3 tür. Uyak şemaları aynıdır.(düz uyak)
    Farklılıklar:
    Sagunun nazım şekli: sagu
    Tema: acı
    Koşukun nazım şekli: koşuk
    Tema: sevinç, savaş, aşk

    SAYFA 30:
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    1- D
    2- ağıt
    Doğa, aşk, yiğitlik
    3- eski devlet büyüklerinin ölümü üzerine söylenen ağıt: sagu
    Coşku ve heyecanın dile getirildiği manzume: koşuk
    Eski Türklerde şair, din adamı: şaman
    4- Y, D, Y, D


    SAYFA 37 ödevi cevapları:
    1- oğuz kağanın doğuşu. Oğuzun gençliği. Oğuzun göğün kızı ile evlenmesi. Oğuzun yerin
    Kızı ile evlenmesi. Oğuz hanın Türklerin büyük kağanı olması. Oğuz hanın batıda idil boyu akınları. Oğuz hanın Kıpçak akını. Karluk türk boylarının türeyişi. Kalaç türk boylarının türeyişi. Cürçed akını ve kanglı türk boylarının türeyişi. Oğuz hanın güney akınları. Oğuz hanın altı oğluna hanlık vermesi. Oğuz hanın büyük bir şölen vermesi.

    TİP ÇÖZÜMLEME TABLOSU:
    Tip nasıl bir insandır?
    - olağanüstü özelliklerle doğmuş ve büyümüş. Halkı için hiçbirşeyden korkmayan kişidir.
    Tip durağan mıdır, dinamik midir?
    - dinamik
    Destanın hangi kısmı sizin tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu?
    - doğuşu ve gençliği. Yaptığı savaşlar. Türk boylarının üzerine gitmesi
    Sosyal ortam ve çevre bu tipi nasıl etkilemiştir?
    - olağanüstü özellikler sergilediği için halkın ondan beklentisi fazladır
    Bu tipin sizin toplum yapınızdan farkı var mı?
    - var
    Bu tipin diğer tipler üzerinde etkisi var mı?
    - var
    Tip kendi kişiliğinin farkında mı?
    - farkında
    Sizce gerçek hayatta bu destandaki tip gibi davranan biri olabilir mi?
    - olamaz

    SAYFA 38 ödevi cevapları:
    3- a) kağanların kağanı, yerin göğün kağanı, türk boylarının dize getirilişi
    b) oğuz kağanın hayatı
    4- hayır. Birilerinin benden bu kadar çok şey beklemesi beni rahatsız eder
    5- zaman: belirli bir zaman dilimi yoktur
    Mekan: idil boyu, Kıpçak boyu, orta asya
    Mekanın anlatımı: sadece yer isimleri verilmiş
    Kişiler: oğuz kağan, 6 oğlu, 2 eşi
    Kişilerin olay örgüsündeki işlevi: oğuz kağan akınlar yapmakta ve halkın beklentilerini yerine getirmektedir
    6- a) birçok var
    b) dilden dile, nesilden nesile aktarılarak bu hale gelmiştir
    2. etkinlik: İslamiyet öncesi türk edebiyatı dönemi
    8- ilahi bakış açısıyla bahaeddin ögel

    SAYFA 40 ödevi cevapları:
    1- nesnel bir anlatım sergilemiştir. Gören birisi olarak anlatmıştır.
    2- olaylar günlük dilden alıntılar yapılarak lirik bir dil kullanılmıştır. Manzum bir şekilde yazılmıştır.
    3- bunlarla beraber dile coşku gelmiştir
    4- destan dili abartılıdır. Doğal dil sade bir yapıya sahiptir.
    5- destan dili karışık, abartılı, liriktir. Gerçekçi değildir. Roman düzdür. Olağanüstülük yoktur. Gerçeğe yakındır.
    6- amaç toplumu eğitmektir. Destanlarda idealize edilen tipler sayesinde toplum düzeninin yükseltmektedir
    7- varolan döneme ait dönemin özelliklerini içerir. Nesilden nesile aktarılırken olağanüstülük artmıştır
    8- o dönemin kahramanlıklarının nasıl geçtiğini anlatır


    SAYFA 41:
    Doğal destan ile yapma destan arasındaki benzerlikler:
    Her ikisinde de olağanüstü öğeler vardır. Anlatımları liriktir. Topluma yer veren olaylar vardır. Temaları benzerdir. Toplumu eğitmek için yazılır. Manzumdur.
    Farklılıklar:
    Doğal destan: anonimdir. Belli bir oluşum süreci vardır. Mitolojik öğeler oldukça fazladır. Zamanı belli değildir.
    Yapma destan: yazarı bellidir. Belli bir oluşum süreci yoktur. Mitolojik öğeler fazla değildir. Zamanı bellidir.

    1-
    Tema nedir: kahramanlık, savaş, aşk, halkı ve toplumu derinden etkileyen olaylar ve bu olaylardaki etkili kişiler
    Dil ve anlatım: manzume şeklinde yazılır
    Mekan: bazen yer isimleri verilirken betimleme yapılır. Bazen de sadece yer isimleri verilir
    Zaman: belirsiz bir zaman anlayışı vardır
    Olay örgüsü: olağanüstü öğelerle zenginleştirilerek geniş bir olay örgüsü sağlanmıştır
    2- bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde dile getirilmiştir. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Nazım birimi dörtlüktür. Döneme göre dil sadedir. Anonimdir. Dizelerde genel olarak yarım uyak hakimdir. Daha çok aşk, doğa ve ölüm konularını işler.

    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME konusu:
    1- C
    2- D
    3- E
    5- D, Y, Y
    6- ilyada
    Toplumsal

    SAYFA 43 ödevi cevapları:
    1-
    Yazının icadından önce insanlık tarihi:
    Yazının icadından önceki dönemde bilgiler gelecek kuşaklara aktarılmadan önce yok olmaktadır. Bu nedenle de ilerleme çok yavaş olmuştur. İnsanlar gündelik bilgilerle yetinmek zorunda kalmışrı.

    Yazının icadından sonra insanlık tarihi:
    Sümerlilerin yazıyı icat edişiyle birlikte bilgiler gelecek kuşaklara aktarılmış ve insanlık tarihi bu dönemden sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır
    2- kısacası insanlar daha cahil olurdu.

    SAYFA 44 ödevi cevapları:
    1- yaptıkları savaşlar anlatılıyor.çinliler anlatılıyor. Ve bu abideyi diktirdiğini söylüyor.
    2- sesleniş, öğütler, milletime uyarılar
    3- azimli, olayları doğru değerlendiren, milleti için her türlü fedakarlığı yapmış olan biri
    4- b) türk milletine, türk gelenek ve göreneklerine sahip çıkarsan yaşarsın
    5- düzgün cümleler kurulmuştur. Cümleler kısa ve anlaşılırdır. Yabancı kelimelere yer isimleri dışında rastlanmamıştır.

    SAYFA 45 ödevi cevapları:
    6- a) hükümdarın tanrı tarafından seçilen kutlu birisi olduğuna inanılmıştır. Savaşlar yapıldığını anlaşmalar yapıldığını anlatmaktadır. Göktürklerin tarihi hakkında da bilgi edinebiliriz
    b) günlük yaşamda kullanılan unsurların alfabeye yansıdığını görüyoruz.

    SAYFA 46 ödevi cevapları:
    Sözlü edebiyat: koşuk, sav, sagu, destan
    Yazılı edebiyat: göktür yazıtları, Uygur kitabeleri

    SAYFA 47 ödevi cevapları:
    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:
    1- B
    2- D
    3- Y, D, Y, Y, Y
    4- 8. yüzyıl
    Göktürk
    Yollug
    .5- Orhun bölgesinde adına taş diktirilen kağan: bilge kağan
    Orhun yazıtlarının bulunduğu ülke: Moğolistan
    Orhun yazıtlarında kullanılan türk alfabesi: Köktürk alfabesi

    SAYFA 49 ödevi cevapları:
    BULMACA:
    1- Moğolistan
    2- mit
    3- oğuz kağan destanı
    4- klasik
    5- Osman bey
    6- ilyada
    7- yuğ
    8- tercümanı ahval
    9- koşuk
    10- sagu
    11- nutuk
    12- manaz
    13- kurgan
    14- alp er tunga
    15- nevruz
    16- ozan
    17- tigin
    18- Tanzimat fermanı
    19- tonyukuk

    SAYFA 50 ödevi cevapları:
    1- A
    2- E
    3- A
    4- A
    5- sagu
    Ağıt
    Mersiye
    Yapay ve doğal
    6- Y, Y, D, Y, D
    7- B
    8- din değişiklikleri, medeniyet değişiklikleri
    9- C
    10- D
    11- A
    12- C
    13- E
    14- D

    Sayfa .53
    Kültürel değerler ve değişimin nedenleri tablosu

    Göktürklerde Kültürel Değerler:
    1-Göktanrı inancı
    2-Bu inancın etkisinin görüldüğü Göktürk Kitabeleri
    3-Göktürk alfabesi
    Uygurlarda Kültürel Değerler:
    1-Budizm inancı
    2-Bu inancın yansıdığı metinler
    3-Uygur alfabesi
    Değişim Nedenleri:
    1-Din değişikliği
    2-Yerleşik hayata geçilmesi
    3-Hayat anlayışının değişmesi
    Karahanlılarda Kültürel Değerler:
    1-İslamiyet
    2-İslamiyetin yansıdığı eserler
    3-Karahanlı Türkçesi
    4-Arap alfabesi
    Değişim Nedenleri:
    1-İslamiyetin kabulü
    2-Din değişimiyle birlikte zihniyetinde değişmesi


    Sayfa .53 2.Soru
    Türkçenin Edebi bir olarak kullanılması ve değişmeyen öğeler Türkçe'nin kullanılmasıdır.Milliyetçilil ön plandadır..

    S.53 Fotoğrafın yorumu
    -konar göçerdirler.
    -hayvancılık olduğu anlaşılıyor.
    -atlar evcilleştirilmiştir.
    -hanlıklarla yönetildiği anlaşılıyor

    Sayfa .55 Ölçme ve Değerlendirme
    1)E
    2)B
    3)Arap,Türkçe.
    İlk.
    Türkçedir.
    4)D
    5)Köktürk devleti=göktanrı inancı
    Uygur devleti=Budizm,mani dini
    Karahanlı devleti=İslamiyet

    Mesnevi nazım şeklinin özellikleri:
    1-mesneviler öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir.(savaş,aşk,tarihi olaylar ve tasavvuf)
    2-mesneviler divan edebiyatında bir bakıma günümüzdeki roman ve hikayenin yerini tutuyordu.
    3-beyit sayısı sınırsızdır.
    4-her beyit kendi arasında kafiyelidir.(aa,bb,cc...)
    5-aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.
    6-beş mesnevinin bir araya gelmesiyle hamse oluşur.
    -mesnevi nazım şekli türk edebiyatında ilk defa ne zaman kullanılmıştır?
    11.yüzyılda yusuf has hacip tarafında kutadgu bilig'de kullanılmıştır.

    ---------------------------------------------------------

    11. Yüzyıl: İslami Dönem Türk Edebiyatı'na ait ilk eser 11.Yüzyıl'a ait olan 'Kutadgu Bilig'dir. Yusuf Has Hacip tarafından yazılmış öğretici bir eserdir. Siyaset-nâme niteliğindedir ve 6500 beyitten oluşur. Bu döneme ait diğer bir önemli eser de 'Divânû Lügâtit Türk'tür. Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe'yi öğretmek amacıyla yazılmış bir lügâttır. Bu döneme ait önemli bir eser de Edip Ahmet Yükneki'nin öğretici nitelikteki dini kitabı 'Atabetül Hakayık'tır.

    12. Yüzyıl: Bu yüzyılın en önemli ismi Hoca Ahmed Yesevi'dir, Türk tasavvuf tarihinin ilk önemli şairidir. Hikmetleriyle büyük ün kazanmıştır. Bu yüzyılın diğer önemli ismi ise Kitab-ı Meryem, Kitab-ı Bakırgen ve Kitab-ı Âhirzaman adlı eserlerin sahibi, aynı zamanda Hoca Ahmed Yesevi'nin öğrencisi olan Hakim Süleyman Ata'dır.

    Sayfa 56 Hazırlık Çalışması
    Bir topluluğu millet haline getiren değerler o milletin dili, dini ve ırkıdır. Bu üç faktörden ırk birliği önemlidir; ama tek başına millet olgusunu açıklamaktan uzaktır. Aynı ırka mensup olduğu halde değişik milletler oluşturmuş ve dolayısıyla değişik devletler kurmuş insan toplulukları vardır. Dil insanların birbirine bağlayan en önemli faktörlerden birisidir. Ancak, aynı dili konuştuğu halde farklı devletler kurmuş insan toplulukları mevcuttur. Diğer yandan din de insanların bir millet oluşturmasında çok önemli bir faktördür. Farklı dinden olan, farklı mezhepten olan insanlar genellikle farklı milletler oluşturmuşlar, farklı devletler kurmuşlardır. Buna karşılık, aynı dinden olanların mutlaka aynı millet oluşturacakları söylenemez. Zira, aynı dine ve hatta aynı mezhebe mensup olmakla birlikte farklı devlet kuran birçok millet vardır. Görüldüğü gibi bu faktörlerin güçleri hakkında önceden bir şey söylenemez. Bu faktörlerden her biri, değişik yer ve zamanlarda diğerine nazaran daha belirleyici olmuştur

    Atatürk'ün türk dili hakkındaki düşüncelerini içeren metin..

    ''Türk milletinin dili Türkçe'dir.Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay alabilecek dildir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir.Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an'anelerinin, muhafaza olduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.
    Türk demek dil demektir.Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir.Türk milletindenim diyen insanlar herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına camiyasına mesubiyetini iddia ederse buna inanmak doğru olmaz''

    Sayfa 60 ve 61

    sayfa 60
    1-Niçin susuyorsun?
    2-Kim birini çagırırsa söze önce o başlar ve insan her zaman diline hakim olmalı,ne konuştuğunu
    bilmelidir.
    3-Bilgisiz her zaman susmalı,bilgili ise diline hakim olmalıdır bilgilinin sözünde her zaman hikmet vardır..
    4-İnsan kendisine birşey sorulunca konuşmalıdır..
    5-Dilin faydaları nelerdir???
    6-Bilginin iki alameti dil ve boğazdır ruhun nasibi sözdür,kulaktan girer..
    7-Sözün esası nedir ve kaç kısımdır?
    8_Sözün yeri sırdır söz on kısımdır fakat biri söylenmelidir.
    9-Sözün faydası ve zararı ne kadardır?
    10-Yerinde kullanılan söz faydalıdır yersiz söz ise zararlıdır.
    11-Söz ne zaman çok ne zaman az addedilir.(addetmek:saymak)
    12-Söz güzel ne düşünülerek ancak sorulduğunda kısa söylenmelidir çok dinleyip az konuşmalıdır .Söz akılla söylenmeli bilgi ile süslenmelidir.
    13-Sözün doğrusu kimden dinlenmeli,söz kime söylenmelidir?
    14-Söz bilgiliden büyüklerden dinlenmeli,bilmeyenlere ve küçüklere söylenmelidir.
    15-Dili söyletmeli mi susturulmalı mı?
    16-Dil doğruyu söyeleyecekse söylenmeli söylenmeyecekse susmalıdır

    2.a
    Adalet: Kün Togdı
    Saadet: Ay Toldı
    Zeka: Ögdülmiş
    Hukuk: Kün Togdı
    Mutluluk: Ay Toldı
    Hayatın Sonu: Odgurmış

    2.b.
    Akıl bir meşaledir... - Ögdülmiş
    Huzur bendedir... - Ay Toldı
    Ben işleri doğruluk... - Kün Togdı
    ilgili insan fani... - Odgurmuş

    2.c.
    Yazar soyut kavramları (adalet, saadet, akıl, hayatın sonu) somutlaştırarak vermiştir. Somutlaştırmayı bu kavramları temsil eden "Kün Togdı, Ay Toldı, Ogdülmiş, Odgurmış" isimli kahramanlarla sağlamıştır.

    3. Kutadgu Bilig, insanlara dünya ve ahiret hayatlarında yol göstermek için yazılmıştır.

    4. Dil ve Söyleyiş Özellikleri: Kutadgu Bilig'de Karahanlı Türkçesi kullanılmıştır. Verilen metin parçası ve sözcüklerde yabancı kökenli sözcükler de bulunmaktadır. Edebi bir dil kullanılarak yazılan Kutadgu Bilig yeni bir nazım şeklinin (mesnevi) söyleyiş özelliklerini de yansıtmaktadır.
    Kültür Özellikleri: Kutadgu Bilig, İslami dönemin yansımalarının bulunduğu ilk örnektir. Mesnevi nazım şekliyle, beyitlerle yazılması ve İslami unsurların yer alması ve döneminin ahlak anlayışını ortaya koyması bakımından eser önemli bir kaynak durumundadır.

    5.a.
    -Her insan diline hakim olmalıdır.
    -İnsan, kendisine bir şey sorulunca konuşmalıdır.
    -Söz, ruhun nasibidir.
    -İnsan, konuşmaktan çok dinlemeyi öğrenmelidir.
    -Söz, yerinde kullanılırsa faydalıdır.
    -Söz, güzel, düşünülerek, kısaca söylenmelidir.
    -Söz, bilgiliden ve büyüklerden dinlenmeli; küçüklere söylenmelidir.
    -Dil, her zaman doğruyu söylemelidir.

    5.b.
    Kutadgu Bilig'de savunulan ve öğüt niteliğinde verilen düşünceler, bugün hala geçerliliğini korumaktadır.

    6.
    -Aruz ölçüsünü kullanmıştır.
    -Eserini sembolik olarak yazmıştır.
    -İslami dönemin ilk edebi ürününü yazmıştır.
    -Türk edebiyatındaki ilk mesneviyi yazmıştır.
    -Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazmıştır.
    -Eserini öğretici (didaktik) tarzda yazmıştır.

    sayfa 61 4. etkinlik
    Dil ve Söyleyiş Özellikleri: Kutadgu Bilig'de Karahanlı Türkçesi kullanılmıştır. Verilen metin parçası ve sözcüklerde yabancı kökenli sözcükler de bulunmaktadır. Edebi bir dil kullanılarak yazılan Kutadgu Bilig yeni bir nazım şeklinin (mesnevi) söyleyiş özelliklerini de yansıtmaktadır.
    S.62 Etklinlik
    A.MESNEVİ
    B.ARUZ ÖLÇÜSÜNÜN KISA KALIBI KULLANIŞI
    UYAK ŞEMASININ AA BB CC OLMASI

    S.64


    1.ahlak ve öğüt vermek için ve bilginin onemını belırtmek ıcınn
    2.adip ahmet bilginin hayatta en onemlı şey olduğu hakkında öğütler vermiş bilgilinin her işinin iyi olduğunu belirtir
    3.a) saadet yolu bilgi ile bulunur,kemik için ilik ne ise insan için bilig odur,br bilgili bin bilgisize bedeldir,bilgiyi Çin de bile olsa arayınız......
    b)gecerlilğini korur bili herzamn onemlıdır ınsanlıktarıhı bılgı ıle gelışır.
    4.a)bilgisizlikten ne kadar halk kendı elıyle put yapıp rabbım budur dedi
    b)bin bilsende bir bilene danış,bilmemek ayıp değıl orenmemek ayıp....
    5.hem dortluk hem beyıtten yazılmışislami kulturun etkısıyle beyıtler kullanılmış
    6.islami donem 2. eser yazmış,eserin dil bilim acısından onemlı , eser dıdaktık yonde ele alınmış, hem dortluk hem beyıt kullanılmış

    SAYFA 66 Etkinlik CEVAPLARI
    1.Her dörtlüğünde hgikmet olduğu için şiirlerine hikmet adı vermiştir.Hikmet tasavvufi bir terimdir.
    2.Dörtlüklerin son dizesinde de belirttiği gibi, Hz. Peygamber 63 yaşında toprağa girdi. Bende bu yaştan sonra toprağın altında yaşamalıyım diyerek, kendisine toprak altında bir hücre yaptıran Ahmed Yesevi'nin o günlerde meydana gelen bir olay, şöhretinin bütün Türkistan havalisine yayılmasına vesile olmuştu.
    3. **Hikmet tarzı şiir geleneğinin ilk şairidir.
    **Dini tasavvufla uğraşan şairimizdir.
    **Yesevi tarikatının kurucusudur.
    4.Ahmet Yesevi tasavvufla uğraşan şairlerimizdendir.Tüm yaşamını insanları islamiyet konusunda bilinçlendirmeye adamıştır.Metnin yazılış amacıda insanları islamiyet hakkında bilgi vermektir.
    5.Halk edebiyatı geleneğinin devamı ,Tasavvuf Tekke Edebiyatı'nın başlangıcıdır.

    ETKİNLİK
    'Hakaniye Lehçesi'' ödevi cevapları

    Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.
    Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir

    SAYFA 68 Sorular
    1) türkçenin arapça kadar seçkin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.
    2)divanü lügati't türk ile birlikte sözlük yazma geleneği başlamıştır. divanü lügati't türk türkçesidir.
    3) islamiyet: islami dönem ilk eserlerinden en önemlisini kaleme almıştır.
    arapça: eserini arapça olarak kaleme almıştır.bu durum onun arapçayı iyi bildiğinin göstergesidir.
    türk kültürü:yaşadığı dönemin kültürünü yansıtmış ve günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.
    gezgin:türk türkmen yağma çiğil kırgız gibi türk boylarını dolaşmıştır.
    dil bilimi:dil bilimi açısından o dönemin yaşayan sözcüklerin kelime kökleri eserine alınmıştır.
    islamiyet öncesi sözlü ürünler:sagu koşuk sav gibi sözlü edebiyat ürünlerini dinleyerek yazıya geçirmiştir.
    etimoloji:türkçenin ilk etimoloğudur.
    türkçe:türkçenin ilk sözlüğünü yazmıştır eserinde 7500 sözcük yer alır.

    SAYFA 69 ve 70

    4a.Atatürke göre türk milleti demek türk dili demektir.türk dili kutsal bir hazinedir.çünkü bir toplumu millet yapan herşey dil sayesinde olur.bu sebeple türk dili türk milletinin kalbidir.
    b.Kaşgarlı mahmut türk diline en büyük katkıyı yapanların başında gelmektedir.çünkü o dönemin maddi ve manevi kültür unsurlarını türkçenin bünyesince,türkçenin en eşsiz hazinelerinden biridir.
    Kaşgarlı Mahmut ve Atatürk'ün Türk dili ile ilgili ortak görüşleri:
    -Türk milleti demek Türk dili demektir.
    -Türk milletinin her şeyi dilinde yaşamaktadır.(sevinci, üzüntüsü, öfkesi ...)
    -Türk dili, dünyadaki en zengin dillerden biridir.
    -Türk dili, yabancı dillerin saldırısından korunmalıdır.
    -Türk dili zengin ve köklü bir dildir.


    Türk dilinin 20 ülkede ve birçok özerk bölgede milyonlarca kişi tarafından kullanılması Türklerin hangi özelliğini gösterir?
    Türkçe'nin büyük dillerden biri olduğunu gösterir. (Türkçe dünyanın 5. büyük dilidir.)

    Kutadgu Bilig,Divan-ı Hikmet,Divaü Lügati't-Türk ve Atebetü'l Hakayık metinlerinden hareketle o dönemde benimsenen ve kültürel farklılaşmaya neden olan yeni değerler nelerdir?
    Kültürel farklılaşmaya sebep olan İslam dininin kabulüdür. Adı geçen eserlerde İslami terimler ve isimler kullanılmaya başlanmıştır.

    Türkçenin günümüzdeki durumu?
    Türkçe günümüzde yabancı dillerin (özellikle İngilizce) etkisi altındadır. Nasıl ki bir dönem Farsça ve Arapça, Tanzimattan sonra Fransızca etkisine girdiyse şimdi de İngilizcenin etkisinde.

    Atatürk'ün Türk dili için gösterdiği hedeflerin bugün neresindeyiz?
    Atatürk saf Türkçeden yanaydı. Üstteki yorumdanda anlayacağınız üzere bugün saf Türkçeden söz etmek mümkün

    Sayfa 70 deki 7. etkinlik
    Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.

    Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir.

    sAYFA 71 ölçme ve değerlendirme
    1)d 2)c 3)d 4)y,d,d,y,d,d,d,d,5)hakaniye,k utadgu bilig,topgaç buğra,ahmet yesevi. 6)d 7)divanı hikmet,ata betül hakayik,divanı lügatit türk,kutadgu bilig.


    16 Şubat 2009
    #13
  15. hepsi di,osunuz verdiğiniz cevaba bak yaa
    bu site ii bi site nie böle yaptınız üyeler bir hukuçı
    1 Mart 2009
    #14
  16. offfffffffffffff yaa tum kıtap dıyosunuz sayfa kaca kadar ..... Bırı sayfa 140 dan ıtıbaren versın yaaaaaaaa........
    9 Mart 2009
    #15
  17. yaa kardeşim adam insan gibi veriyorsanız verin aynısını kopyalayıp yapıştırmışsın.....[kizgin]
    10 Mart 2009
    #16
  18. evet yha sayfa 140 dayız lütfen yokmu devamı
    23 Mart 2009
    #17
  19. SAYFA 84 1.ETKİNLİK

    OTURMUŞ GÜNBATIMINI İZLİYORUM.GÜNEŞTEN ARDA KALAN SICAKLIĞINDA DENİZ KENARININ...DENİZ ÖYLE DOST ÖYLE CANA YAKIN Kİ HER DALGA SANKİ KENDİNE ÇEKİYOR YALNIZLIKLAR DİYARINDAKİ BENİ...HER DALGA KUŞLARIN GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPIŞI GİBİ ÖZGÜR,GÖKKUŞAĞI GİBİ CAPCANLI.OLAMADIM DENİZ KADAR OLAMADIM.İÇİNDE O KADAR ÇOK ŞEY BARINDIRIYOR Kİ.BEN KENDİ İÇİMDE BİR BEN BARINDIRAMADIM


    sy:86

    1.a)Seyyit Battal'ın savaşmak için yola çıkması b)Baskın yapılması. c)Seyyit Battal'ın kaleye girmek için sarnıca düşmesi. ç) Bir kadının suya gelmesi.Seyyit'i evine götürmesi. d)Seyyit'in Simbat'ın sarayına gelmesi,herkes dağılınca Simbat'a saldırması. e)Malatya'dan üç yüz gazinin gelip kaleyi alması. f)Malatya'ya geri dönülmesi.
    2.ETKİNLİK

    a. battalname ile ilgili olan 8yy.da olusturuluyor fakat 15.yy da yazIya geciyor temasI battal gazinin kahamanlIgI ..... birde battalname metninden sunlar anlasIlIyor gaza ve cihat anlayIsI tarIm ve hayvancIlIkla ugrasIdIgI ve battal gazinin bir tImarlI sipahi olabilicegi

    b.Silah yerine kılıç kullanıldığı,kaleler olduğu,cihat ve gaza anlayışı
    2.Tarkan ve Cüneyt Arkın filmleri


    -sayfa 87...

    1.TİPTİR:kuvvetli güçlü,dini uğruna savaşan bir komutan
    HEM TİP HEM KARAKTERDİR:müslüman olmayan çevresindeki insanlara zülmeden kötü bir
    kişidir.
    TİPTİR:iyi niyetli yardım sever
    2.DİNAMİK
    DİNAMİK
    DURAĞAN
    3.TÜMÜ
    TÜMÜ
    SONU
    4.OLUMLU ETKİLEMİŞTİR:çevresindekiler onu yüceltmişler.
    OLUMSUZ ETKİLEMİŞTİR:müslüman olmaması ve çevresindekilere kötü davranması
    yenilmesine yol açtı
    KADIN ETKİLENMEMİŞTİR:Onun kişiliğini şekillendiren oğlunun kaybetmesinden duyduğu
    üzüntüdür.,
    5.3ü için geçerli GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDA DA BU TÜR İNSANLAR VAR
    6.var.Kahraman yapan simbatın beceriksizliği
    Böyle bir insan yapan battal gazinin beceriksizliği
    yok
    7.evet
    evet
    etkisiz
    8.özenme vardır.ama birebir yktur
    evet az
    evet


    syf 88


    5.Mekanın ve zamanın anlatıldığı cümleler
    Mekan:Seyit yürüdü ///kaleyi/// dolaştı.Mekan kale oluyor.
    Simbat ///saraya/// geldi.
    Seyit dahi sarnıça düştü.
    Zaman:Yatsı vaktiydi erteye değin........
    Alem düşmanlardan boşalınca..........
    Mekanın ve zamanın anlatımı
    Mekan:Mekanlar sadece adları söylemektedir.Tasviri yapılmamaktadır.
    Zaman:Kesin bir zaman ifade edilmemektedir.
    6.a.Metinde olaylar ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcı tarafından anlatılmaktadır.
    b.Kişiden kişiye değiştiği için cvbı sana bırakıyorum.
    7.Tasvirler:Sevindiğinden///ağlaya ağlaya///evine geldi.
    Seyit///karanlıkça///bir yerde kaldı.
    Tasvirlerin işlevleri:Tasvirlerin amacı anlatılanların okuyucunun zihninde canlanmasıdır.Bunlar verilemezse anlatımda akıcılık olmaz.
    8.Günümüz türkçesine benzeyen bazı sözcükler vardır.Ancak bunlar ses değişikliklerine uğramışlardır.Mesela üç yirden kolanın berkitti diyor üç yerden sıkılaştırdı olacak.


    DELİ DUMRUL ANNE-BABA EŞİ

    SAYFA 93
    1.a.
    12-2-4-10-5-7-13-3-9-11-1-6- 8
    b.
    Deli Dumrul'un yaptıklarından ders almasıdır pişmanlık
    3.etkinlik
    a.Adil bir yapı yok islamiyet inancının yoğun bir şekilde olmasına rağmen farklı dinler görülüyor.
    b.oba, çay,dua etmeleri,at
    c.tema evrenseldir.
    4.soru

    Mekanın ve zamanın anlatıldığı cümleler. Mekan:Köprü,Rum,Şam,ev
    Zaman:Yüzkırk yıl,bugün,demin,şimdi,dokuz ay,on ay,
    Mekanın ve zamanın anlatımı. MEkan:Mekanların sadece isimleri söylenmkte,tasvirleri yapılmamakta.
    Zaman:arkadaşlar siz yukardaki zamanlara bi bakın bence kesin zaman ifade ediliyor.

    6.a dede korkut , ilahi bakış açısıyla yazılmıştır
    b. metin gayet güzel ben olsam birde sonuna şunu eklerdim deli dumrul artık Allah ' a bağlı inançlı bir insan oldu derdim.

    7.a
    kara dağlar
    soğuk soğuk sularım
    tavla tavla koç atlarım
    penceresi altın otağım
    katar katar develerim
    beyaz koyunum

    b. tasvirler çıkartıldığında cümleler çok basit oluyor

    syf 94



    karakter nasıl bir insandır= deli dumrul= kendine güvene yiğit güçlü ve de zorba birisidir
    anne-baba= dünyaya bağlanmış evladı için canını vermeyen birisidir
    eş= kocasını canını verecek kadar çok seven fedakar bir eştie
    karakter durağanmıdır dinamikmidir=
    deli dumrul=dinamiktir
    anne -baba=dinamiktir
    eş=dinamiktir
    hikayenin hangi kısmı sizin karakter hakkında böyle düşünmenize neden oldu=
    deli dumrul=hareketlilik konusunda olaylara yön vermesi
    anne -baba=deli dumrul ile girmiş oldukları diyalog
    eş= '' '' '' '' '' ''
    sosyal ortam ve çevre bu karakteri nasıl ekilemiştir=
    deli dumrul=olumlu yönde
    anne-baba=olumlu yönde
    eş=olumlu yönde
    bu karakterin sizin toplumsal yapınızdan farkı varmı=
    deli dumrul=fiziki güç yönünden var
    anne-baba=yok
    eş=var
    bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi var mı
    deli dumrul =var
    anne -baba=var
    eş=var
    karakter kendi kişiliğinin farkında mı?=
    deli dumrul=düşünmüyor
    anne-baba=düşünmüyor
    eş=düşünmüyor
    sizce gerçek hayatta bu hikayedeki karakter gibi davranan biri olabilir mi?=
    deli dumrul=olabilir ama azrail e kafa tutması yönünden baktığımızda olamaz
    anne-baba=olabilir
    eş=olabilir

    sayfa 95

    C.(95)ALLAH A KARŞI ÇIKILMAZ DERDİM.....

    Ç.KÖPRÜDEN GEÇENLERDEN PARA ALDIĞINI ,GEÇMEYENLERİDE DÖVEREK PARASINI ALDIĞINI DUYDUĞUMDA CEZALANDIRIRDIM...

    6.A:METİN İLAHİ BAKIŞ AÇISI İLE YAZILMIŞTIR.......

    VALLA GAYET GÜZEL BİR METİN SONUCU ....BEN SONUNA BİRDE ŞÖYLE EKELRDİM; DELİ DUMRUL ARTIK ALLAH A BAĞLI(İNANÇLI) BİR İNSAN OLDU DERDİM....



    TASVİRLER;KARA DAĞLAR
    SOĞUK SOĞUK SULARIM
    TAVLA TAVLA KOÇ ATLARIM
    PENCERESİ ALTIN OTAĞIM
    KATAR KATAR DEVELERİM
    BEYAZ KOYUNUMM.....

    B.TASVİRLER ÇIKARTILDIĞINDA CÜMLELER ÇOK BASİT OLUYOR....




    sayfa 102
    1)a.
    *Melik Danişmend'in Haraşna'da uyurken bir rüya görmesi,
    *Melik Danişmend'in otağına bir elçinin gelip ona Kara Tigin tarafından gönderilen mektubu sunması,
    *Mektup okunduktan sonra Abdurrahman Tokati'nin otağa gelmesi,
    *Melik Danişmand'in yirmi bin erle Tokat'a doğru yola çıkması,
    *Tokat önlerinde konaklayan düşmanla savaşılması,
    *Melik Danişmend'in düşman beylerini dine davet etmes, o gece bir rüya görmesi,
    *Melik Danişmend'in okuduğu dua ile Gümenek Irmağı'nın suyunu kesmesi,o gece bir rüya görmesi,
    *Melik Danişmend'in askerleriyle Cincife ovasında konaklayarak savaş hazırlığı yapmaları,
    *Melik Danişmend'in savaşı kazanması.

    b.Tema:Melik Danişmend'in kahramanlıkları.

    4.Etkinlik
    1)a.Danişmendname'deki kahramanlık teması ile dönemin sosyal özellikleri örtüşmektedir.
    b.
    1)Ağaçların aşılanması,
    2)Savaşta at,silah ve zırhların kullanılması,
    3)Kalelerde yaşanılması,
    4)Elçilerin mektup getirmesi,
    5)Seferlerde alem,sancak taşınması;davulların çalınması,
    6)Savaş için otağ kurulması,
    7)Sevinçli haberlerde müjde davullarının çalınması,
    8)Savaşta esir ve ganimet alınması,
    9)Esirlerin bağlanması,
    10)İpek kumaş kullanılması,
    11)At sürüsü beslenmesi,
    12)Fethedilen yerlerin imar edilmesi(mescit,medrese...),
    13)Haber almak için casusların kullanılması,
    14)Düşmanı hazırlıksız yakalamak için gece baskınlarının yapılması.

    2)Kahramanlık temasının tüm dünyada en çok işlenen kavram olduğu göz önünde bulundurulursa ,işlenen temanın evrensel olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

    3)
    *Kısa cümleler kullanılmıştır.
    *Özgün metinde kullanılan bazı seslerle günümüz Türkçesindeki sesler arasında farklılaşma olduğu görülmektedir.

    4)Metnin yapısını oluşturan ögeler:Olay örgüsü,kişiler,mekan,zaman.
    Metnin yapısını oluşturan ögeler arasındaki ilişki:Olay örgüsü,kişiler,mekan ve zaman temayı ifade etmede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.


    sayfa 115

    1.üstteki paralel çizgiler; akıl,utanma-haya,ilim,iman
    alttaki paralel çizgiler;öfke,aç gözlülük,haset,şüphe
    Ana düşünce;İman rahmani,şüphe şeytanidir.
    2.Dönemin tasavvuf ve hayat anlayışını ilahi aşkı ve bu aşkın verdiği coşkuyu,islam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazmıştır.
    3.Makalatın Özellikleri:
    Eserde sade,anlaşılır bir dil ve kısa cümleler kullanılmıştır.Bazı sözcüklerin günümüze gelinceye kadar bazı ses değişikliklerine uğradıkları görülmektedir.

    sayfa 116

    4.13. ve 14. yüzyıl öğretici metinleri==>>*manzum metinler(şiir)
    *mensur metinler(düz yazı)
    5.Tasavvuf Geleneğine bağlı kalınarak oluşturulmuştur.

    sayfa 117

    6.olay örgüsü;Nasrettin Hoca günün birinde ölür.
    Birilerinin cenazesini kaldıracağını düşünür.
    Kimsenin oralı olmadığını görür.
    Yardımcı kavram ve düşüncelero paralel çizgilere yazılcak olan kelimeler..)
    *vefasızlık,yalnızlık,ilgisizlik
    Ana düşünce;İnsan her işini kendisi yapmalı başkalarına güvenmemelidir.

    sayfa 119

    a.KONULARI BAKIMINDAN ÖĞRETİCİ METİNLER
    *Tıp metinleri * dini metinler * İslam menkıbeleri * öğüt ve bilgi verici metinler
    b.Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.Cümleler kısa ve açıktır.Bu dönem öğretici metinleri din tasavvuf tıp ve tabiat konularında yazılmıştır.Bu yüzyılda yazılan öğretici metinler aydınlatıcı ve yol gösterici metinlerdir.

    ÖLÇME DEĞERLENDİRME
    1.a
    2.T A S A V V U F
    3.e
    4.Makalat adlı eseri...Hacı Bektaş Veli...yazmıştır.
    14.yy öğretici metinleri anlatım biçimleri bakımından...manzum..ve...mensur...olmak üzere iki gruba ayrılır.
    5.D,Y,D,D,Y,D,Y

    arkadaşlar 120deki 5, soru
    d d d d y d y
    121 , sayfayı zaten sınıfta yazcaksınız şiiri
    123;birim değeri;beyit
    birim sayısı;5
    birimlerde anlatılanlar,
    1.şair sevgilinin yüzünü açmasını ve yürümesini bahçedeki varlıkların bunu görmesini istemiştir
    2.bu beyitte ise,şair aşk aşka sevgilinin aşkından düştüğünü ve amansız bir dert olduğunu anlatmıştır
    3.sevgilinin aşkınkından perişan olduğunu anlatmıştır
    4.duyduğu aşktan dolayı kaburga kemiklerinin bile sayılabileceğini ve bu ahliyle musikara benzediğini
    5.güzellere acımasız şefkatli değilller demenin yanlış olduğunu vurgulamktadır
    TEMA;aşktır

    ç.beyitlerin yerlerini değiştirdiğimizde anlamda bi değişiklik meyadana gelmez çünkü beyitler kendi arasında uyumludur.
    d.yaşanması mümkün değildir çünkü hayali unsurlar vardır.
    egazel nazım şeklinin özelliklerini yazcaksınız bunu bulabilirsiniz
    f ikisininde nazım şekli gazel nazım birimi beyit temaları aşk ölçü aruzdur
    124.2.soru:ses benzerlikleri var ahengi sağlayan unsurlar var
    125.4.soru;gül ve nesrin sevgilinin yanagı
    servi ve sanavber;sevgilinin yürüyüşü
    gülnar; rengi ve şekli dolasıyla aşığın vücudunaki yaralar

    sayfa 121

    1. etkinlik

    NABİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Bende dayanacak güç,sende vefadan zerre yok.
    İki yoktan ne çıkar,bir kere düşünelim.
    MUHİBBİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Halk içinde devlet gibi itibar gören bir şey yok.
    (Fakat)dünyadaki devlet bile bir nefes sağlıktan daha değersizdir.
    AŞIK PAŞA'NIN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Şu gönülde dağ olan hem gönül bağını kesip hem de bağ olan aşk değil mi(dir?)
    FUZULİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Herkes,bayram için yılda bir kez kurban kesmektedir.
    Ben her zaman her saat senin kurbanınım.
    ULVİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Ey sevgili,halimi arz etmek için seni yalnız bulamıyorum.
    Seni yalnız bulduğumda ise kendimi asla bulamıyorum.
    NEFİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Aşık benim,rezilliğimle şehirde şöhretlendim(tanıdım).
    Mecnun'un hikayesini yazanlar hep çöle,sahraya yazmışlar.


    sayfa 123

    BİRİM DEĞERİ:beyit
    BİRİM SAYISI:beş
    ŞİİRİN TEMASI:aşk
    BİRİMLERDE ANLATILANLAR;
    1.şair sevgilisinin yüzünü açıp salınarak yürümesini,bağdaki çiçek ve ağaçların da bunu görmesini istemektedir.
    2.şair,bu aşk hastalığına sevgilinin aşkından düştüğünü,bunun da nasıl amansız bir hastalık olduğunu herkesin görmesini istemektedir.
    3.şair sevgilisinin aşkından perişan olduğunu,vücudunda yaralar açıldığını söylemektedir.
    4.şair,aşk derdinden dolayı kemikleri sayılacak kadar zayıfladığını ,bu hali ve inlemeleriyle tıpkı Musikar'a benzediği söylemektedir.
    5.şair güzellere yumuşak huylu değiller,demenin yanlış olduğunu,gördüklerinde hemen yumuşak huylu olduklarını söylemektedir.

    Ç. gazeldeki beyitlerin yerleri değiştirilerek okunduğunda gazelin anlamında herhangi bir değişiklik olmamaktadır.Çünkü gazelin birimleri olan her beyit kendi içinde bir bütündür.Bu nedenle anlam aynı birim içinde başlar,aynı birim içinde biter.Dolayısıyla bir beyitteki anlam diğer beyitlere bağlı olmadığı için beyitlerinin yerlerinin değiştirilmesi gazelin anlamında herhangi bir değişikliğe sebep olmamaktadır.

    D.Şiirde anlatılanların gerçek hayatta yaşanılması mümkün değildir.gazeldeki sevgili ve aşık tipleri,şairin hayal gücünün ve bağlı bulunduğu Divan şiiri geleneğinin tipleridir.

    E.Gazel nazım şeklinin özellikleri;
    *Divan şiirinin nazım şekillerindendir.
    *5-15 beyit arasında yazılır.
    *İlk beytine matla,son beyitine makta,en güzel beyitine beytü'l-gazel,şairin adının veya mahlasının geçtiği beyte mahlas beyti denir.
    *İlk beyit kendi arasında kafiyelidir.
    *Genellikle aşk,kadın ve içki konuları işlenmiştir.
    F.Her iki şiirde gazel nazım şekli,beyit nazım birimiyle ele alınmıştır.Kafiye şeması Baki'nin gazelinde olduğu gibi aa/ba/ca... şeklindedir.Her iki gazelinde teması aşktır.Anlatılanlarda gerçek hayatta yaşanması mümkün değildir.Hoca Denhani'nin gazeli 7 birim iken ,Baki'nin gazeli 5 birimdir.


    2. ETKİNLİK
    Aşk temasıyla bulduğunuz şiirleri sınıfta okuyunuz.((arkadaşlar buna Özdemir ASAF'ın --LAVİNİA-- şiiri örnek verilir.))

    2.Gazelde aşk teması işlenmiş ve bir aşığın durumu gözler önüne serilmişti.Burada ise aşığın durumu yine gazelin bütünündeki durumuna eşdeğerdir.Verilen sözcükler okunduğunda yine halini anlatan ve sitem eden aşığın durumu ortaya çıkmaktadır.
    3. İMGELER
    GÜL VE NESRİN:rengi dolayısıyla sevgilinin yanağı
    SERVİ VE SANAVBER:uzunluk ve salınış sebebiyle sevgilinin boyu ve yürüyüşü.
    GÜLNAR:rengi ve şekli dolayısıyla aşığın vücudundaki yaralar.

    4.SÖZCÜK: Gülnar
    GERÇEK ANLAMI: nar çiçeği
    ŞİİRDEKİ ANLAMI:yara
    GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Gülnar bu mevsime yakışıyor.
    MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Bu dertten gülnarlar açtı her yanımda.
    SÖZCÜK:muhabbet(gülşeni)
    GERÇEK ANLAMI: gül bahçesi
    ŞİİRDEKİ ANLAMI:vücut
    GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Gül bahçesi rengarenkti
    MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Yanımdayken kendimi gül bahçesinde hissediyorum.
    SÖZCÜK:Musikar
    GERÇEK ANLAMI:efsanevi kuş
    ŞİİRDEKİ ANLAMI:vücut
    GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Musikar efsanevi bir kuştur.
    MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Öyle güzel sesi vardı ki Musikar'ı andırdı.


    6. Açıl bağun gül ü nesrini ol ruhsarı görsünler
    Salın serv ü sanavber şive-ı reftarı görsünler.
    yukarıdaki dizelerde istiare(eğretileme)sanatı vardır.

    Kapunda hasıl itdi bu devasuz derdi hep gönlüm
    Ne derde mübtela oldu dil-i bimarı görsünler.
    yukarıdaki dizelerde teşhis(kişileştirme)sanatı vardır.

    Açıldı dağlar sinemde çak itdüm giribanum
    Muhabbete gülşeninde açılan gülnarı görsünler.
    yukarıdaki dizelerde teşbih(benzetme)sanatı vardır.Vücut sevgilinin gül bahçesine yaralar ise nar çiçeğine benzetilmiş.

    Ten-i zarumda pehlum üstühanı sayılur bir bir
    Beni seyr itmeyen ahbab Musikar'ı görsünler
    yukarıdaki dizelerde teşbih sanatı vardır.Aşık kendini ve inlemelerini Musikar'a ve onun gagasından çıkan seslere benzetmiştir.

    Ey Baki
    bu ifade de nida(seslenme)sanatı vardır.

    Yalvarı görsünler
    yukarıdaki ifadede iham sanatı vardır. yalvar sözcüğü hem yalvar- hem de bir çeşit para anlamında kullanılmıştır.Her iki anlamda beyte uygun olduğu için iham sanatı vardır.

    7.*gazel nazım şeklinin kullanılması
    *beyit nazım biriminin kullanılması
    *aruz ölçüsünün kullanılması
    *sanatlı bir şöyleyiş olması
    *arapça ve farsça sözcüklerin kullanılması

    8.örnek yazı:
    Bakinin gazeli yapı bakımından divan şiir geleneği yansıtmaktadır.Anlatımdaki sanatlı ve manzumlara dayalı ifadelerin yanı sıra ahenk bakımından da çok güçlü olan gazelde aşk teması işlenmiştir.şair aşk temasını aşık ve verfasız sevgili etrafında işlemiştir.temanın işlenmesinde manzumların yanı sıra şairin hayal gücünün de etkisi vardır.
    9.Baki;
    *şiirlerinde tasavvufi unsurları kullanmıştır.
    *şiirleri nazım tekniği yönünden kusursuzdur.
    *şiirlerinde çok güçlü sanatlı bir söyleyiş vardır.
    *divan şiirinin en güçlü şairidir

    Sayfa129
    SU KASİDESİ


    1) Ey göz, gönlümdeki ateşlere, gözyaşından su saçma, böylesine tutuşan ateşlere su çare kılmaz.

    Bu beyitte Fuzulî gönlünde aşk ve ıztırabı ateşlere, gözyaşını ise, suya benzetmiştir. Su ile ateş birbirine zıttır. Su ateşi söndürür. Fakat gönül atşi maddî değil, manevîdir. Bundan dolayı gözyaşları insanın içindeki ateşi söndürmez. Bu beyit bize Fuzulî'nin muztarip, duygulu bir insan olduğunu gösteriyor. Bu beyitte tekrarlanan (s, g, d, k) konsonantları (ünsüzleri) ile (o, ö, u) vokalleri (ünlüleri) bir ahenk vücuda getirmektedir.

    2) Dönen günbedin rengi mi mavidir, yoksa gözümden akan su mu onu çepçevre çevirmiştir, bilmiyorum.

    Bu beyitte geçen "âb-gûn" kelimesi hem suya benzer, hem mavi renk mânâsına gelir. Fuzulî gözyaşlarının gök kubbeyi çepçevre kuşattığını söylemekle mübalağa sanatı yapıyor, gökyüzünün renginin mavi mi, yoksa gözyaşlarından dolayı mı böyle göründüğünü bilmediğini söylemekle "tecahül-i arifane" de bulunuyor. Gökyüzü, için "günbed-i devvar" (döner kubbe) tamlamasını kullanmakla da şair, gökyüzü ile göz arasında bir münasebet kuruyor. Bu beyitte tekrarlanan (n ve g) konsonlarıyla ince ve kalın yuvarlak vokaller hususî, bir âhenk vücuda getiriyor.

    3) Kılıcının zevkinden gönlüm parça parça olsa, şaşılmaz, zira su zamanla duvarda yarıklar bırakır.

    Fuzulî'nin bu beyitte "zevk-i tîg-kılıcının zevki" tamlamasını kullanması psikolojik bakımdan dikkati çekicidir. Fuzulî sevgilisinin verdiği acıdan şikâyet etmez, tam tersine zevk duyar. Burada söz konusu olan kılıç sevgilinin keskin bakışıdır. Şair, senin kılıca benzeyen bakışlarının yerdiği acı' bana zevk" verir fikrini "zevk-i tîg" tamlaması ile özetlemiştir. Divan şairleri bu nevi kısa, özet veya yoğun sözlerden hoşlanırlar. Onları okuyucunun çözümlemesi lâzımdır. Şair, kılıcın gönlünü çak çak (parça parça) etmesi ile suların duvarda yarıklar hâsıl etmesi arasında bir bağlantı kuruyor. Divan şairleri çok defa kılıç deyince suyu hatırlarlar. Bunun sebebi kılıcın imal edilirken su ile çelikleştirilmesidir. Bir klişe olarak kullanılan "âb-ı tîg" (kılıç suyu, kılıcın parlaklık ve keskinliği) tamlaması da onlarda su hayalini uyandırır.

    4.Yaralı gönül senin (peykân)ından korka korka bahseder. Yaralı olan suyu ihtiyatla içer.

    Bu beyitte geçen "peykân" sözü okun ucundaki demir mânâsına gelir. Bu da sevgilinin kirpiklerine tekabül eder. Sevgilinin oka benzeyen kirpikleri âşığı yaralar, yaralılar da suyu ihtiyatla içerler.

    5.Bahçıvan boşuna zahmet çekmesin, gül bahçesini suya versin, bin gül bahçesine su verse, senin yüzün gibi bir gül açılmasına imkân yoktur.

    Bu beyitte sevilen varlığın yüzü ile gül arasındaki benzeyiş dolayısıyla ikisi arasında bir mukayese yapılmıştır. Fuzulî su redifi vasıtasiyle hayali genişletiyor. Araya bahçıvanı da katıyor. Sevgili, güzellik ve başka vasıfları bakımından gülden üstündür. Şair, su vermek ile de oynuyor. Birinci mısrada "suya vermek" sözü mecazî olarak yok etmek mânâsına kullanılmıştır.

    6. Yazı yazan (hattat) kalem gibi gözlerine kara su inse de, senin yüzünün hattına benzer bir hat yazamaz.

    Bu beyitte "gubar,' muharrir, hat, hâme ve kara" kelimeleri arasında tenasüb sanatı vardır. Bu kelimeler birbirleriyle ilgilidir. Hat, yazı sanatıdır. Gubar, hat sanatında bir yazı çeşididir. Şair, kalem, kara ve muharrir kelimelerini hat sanatı ile münasebeti bakımından zikrediyor. Divan şairleri sevgilinin yüzündeki ince tüyleri hatta (yazıya) benzetirler. Sevgilinin yüzünün hatları, hattatın yazdığı yazılardan çok daha güzeldir. Hattat, gözlerine kalem gibi kara su ininceye dek, yani kör oluncaya kadar yazı yazsa, senin yüzünün hattına benzer bir yazı yazamaz. Şair "okşamak" kelimesini hem benzetmek, hem yüz dolayısıyle sevmek mânâsında kullanmıştır. Kalem (hame) gibi gözüne kara su inmek sözü, mecazî olarak kör olmak mânâsına gelir.

    7.Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa bunda şaşılacak ne var? Gül yetiştirmek isterken, dikene verilen su boşa gitmez.

    Fuzulî bu beytinde gözyaşını tatlı bir alayla yumuşatıyor. Beyit, birbiriyle ilgili şu benzetmelere dayanıyor: Yanak-gül, kirpikler-diken, gözyaşı-su. Bu beyitte eskilerin "leff ü' neşir" (sarma ve açma) dedikleri bir sanat vardır. Bu sanat, aralarında münasebet bulunan iki veya üç şey zikrederek karşılıklarını (benzerlerini) söylemek suretiyle yapılır.

    8.Gam günü hasta gönülden kılıcını (kirpiklerini, bakışını) esirgemek gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    Fuzulî, burada da ok (kılıç) -su-yaralanma mazmununa dayanıyor. Karanlık gece ile sevgilinin kara gözleri arasında da münasebet vardır.

    9.Gönül, ondan ayrı olduğun zaman, onun peykinin (oka benzeyen kirpiklerini) isteyerek, hasretini teskin etmeğe çalış. Susuzum, git bu çöl de benim için su ara.

    Kılıca olduğu gibi peykâna (ok ucuna) da su verilir. Şairin "git bu çölde benim için su ara" demesi demirin kuruluk bakımından çöle benzemesinden, demirde ve çölde gizli olarak su bulunmasından dolayıdır. Şairin asıl özlediği sevgilisinin bakışlarıdır.

    10. Ben dudağına karşı büyük bir arzu duyuyorum. Kuru sofular ise, kevser istiyorlar; böylece sarhoşa şarap,' ayık insana da su hoş gelir.

    Bu beyitte dudak kırmızılığı dolayısıyle içkiye benzetilmiştir, ve sarhoşa (aşığa) uygun görülmüştür. Kevser Cennet'te bir havuzun adıdır. Dîvan şairleri aşk ile kendinden geçenlerle kuru sofuları karşılaştırmaktan ve aralarındaki tezadı belirtmekten hoşlanırlar. Aynı beyitte birbirine paralel olan dudak-şarap, âşık-sarhoş, kevser-su, zahid-ayık insan benzetmeleriyle Fuzulî bir leff ü neşir sanatı yapmıştır.

    11. Su, durmadan senin mahallendeki bahçeye doğru akıyor. Galiba o, hoş yürüyüşlü sevgiliye âşık.

    Fuzulî'nin küçük bir tablo teşkil, eden bu beyti de birtakım gizli benzetmelere dayanır. "Serv-i hoş-reftar"dan maksat uzun boylu, güzel yürüyüşlü, sevgilisidir. Sevgilinin bahçesine doğru akan su âşıktır. Dîvan şairleri sevgilinin boyu için "revan" (akıcı) sıfatını da kullanırlar. Servi kelimesi, şairde su çağrışımı uyandırmıştır.

    12. Toprak (set) olarak sevgilinin köyüne giden suyun yolunu kessem gerek. Zîra o benim rakibimdir. O köye gitmesine engel olmalıyım.

    Şair burada yine servi dolayısıyle rakibini suya benzetiyor. Toprak olmak kelimesi mecazî olarak, ölmek mânâsına gelir. Fuzulî, bu kelimeyi hem, hakikî, hem mecazî mânâda kullanıyor.

    13. Ey dostlar, eğer onun elini öpme arzusu ile ölürsem, toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.
    Fuzulî ince bir hayale dayanan bu beytinde (s) aliterasyonu ile (u) asonansının doğurduğu âhenkten de istifade ediyor.

    14. Servi, kumrunun yalvarmalarına karşı dikbaşlılık ediyor. Su gitsin de onun eteğine sarılıp ayağına düşsün yalvarsın.

    Servi ile kumru çok defa bir arada bulundukları için birbirlerine âşık sayılırlar. Servi, güzel boylu sevgiliye, kumru yalvaran âşığa benzer. Şair, servinin uzun oluşu ile dikbaşlılık arasında bir münasebet bulunuyor. Servi ağaçlarının dibinden akan su da bir arabulucuya benzetiliyor. Şair bu beyitte servi, kumru ve suya insana has vasıflar vermek suretiyle "teşhis" ediyor ve âdeta tabiatı masallaştırıyor.

    "Servi", vahdeti (Tanrı) "su", peygamberi, "kumru" kulu temsil eder. Beyitte arka planda böyle bir mânâ da vardır.

    15. Gül dalı bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor. Su, gül dalının damarına girerek bülbülü kurtarmalıdır.

    Renk kelimesi, renkten başka şekil, suret ve hile mânâlarına da gelir. Şairin burada onu kullanması gül ve bülbülün kanı dolayısıyledir. Gül, kendisine kırmızı renk sağlamak maksadıyle bülbülün kanına girmek istiyor. Divan şiirinde gül ile bülbül arasında bir aşk münasebeti olduğundan bahsedilir. Şair bu beytinde de gül, bülbül ve suya insanî vasıflar izafe ediyor.

    16. Su temiz tabiatını âleme aydınlık (berrak) kılmış ve Hazret-i Muhammed'in, yoluna girmiştir.

    Şair bu beytinde su ile Hazret-i Muhammed'e uyan, onun yolunda giden mümin arasında bir münasebet buluyor. Temizlik dolayısıyle İslâmiyet suya büyük önem verir. Su maddî ve manevî temizliğin sembolüdür. Suyun vasıflarından biri berrak oluşudur. İyi mümin de öyledir. Onun gönlü de su gibi aydınlık, herkese açıktır.

    17. Seyyid-i nev'-i beşer (insan ney'inin efendisi, Hazret-i Muhammet) seçkinlik incisinin denizidir. Onun mucizeleri kötülerin ateşi üzerine su serper.

    Burada su redifi dolayısıyle Peygamber bir seçkin inciler denizine benzetilmiştir. Onun din denizi seçkin inciler yetiştirir. O, kötülük ateşlerini söndüren bir sudur. Su ile ateş arasında tezat vardır. Burada ateş kötülüğün, su iyiliğin sembolü olarak kullanılmıştır,. Bu beyitte seyyid, ıstıfa, sepmek), (beşer, ateş-i eşrar) kelimelerinde aliterasyon vardır.Hz. Muhammed doğduğu zaman ateşperestlerin ateşleri sönmüştür. Beyitte bu mucizeye de telmih vardır.
    18. Peygamberlik gül bahçesinin canlılığını tazelemek için mermer taşı mucizinden (yaratıcılığından) su akıtmış.

    Peygamberlik gül bahçesine su verince gül tazeleniyor. Gül Peygamberimize izafe edilen bir çiçektir. Peygamberlik müessesesi onunla taze kalmış, Son peygamber olan Peygamberimizin mucizelerinden biri kara taştan su akıtmak. Bu mucize peygamberliğinin kabulü ve yeni bir gül açılması, peygamberlik bahçesinin parlaklığının tazelenmesidir.

    19. Onun mucizi âlemde öyle nihayetsiz bir hidayet denizidir ki, binlerce kâfir tapınağına (Mecusî tapınağına) o denizden hidayet ermiştir.

    Peygamber doğduğu zaman vukua gelen harikulade hadiselerden biri de sönmeyen ateşlerin sönmesi (Mecusî ateşlerinin sönmüş olması)dir. Bu hadiseye telmih eden Fuzulî'ye göre peygamberimizin mucizesi öyle sonsuz bir deniz imiş ki, binlerce kâfir ateşgedesindeki ateşi söndürmeğe yetmiştir.

    "Yetmiş" kelimesi hem "erişmiş" hem de "kifayet etmiş" mânâlarına gelir. Burada kifayet etmiş mânâsında tevriye!i kullanılmıştır.Ayrıca su-ateş arasında tezat vardır.

    20. Şiddet günü Ensar'a parmağından akıttığı suyu kim işitse, hayretle parmağını ısırır.

    Tebuk seferinde (şiddet günü) susuz kaldıkları zaman Peygamberimizin parmakları arasından oluk oluk su akmış. Bunu duyan hayretinden parmağını ısırır. Bu hadise de kullara hayret veren bir mucizedir.

    21. Dostu, yılan zehri içse, ebedî hayat suyuna döner, düşmanı su içse mutlaka yılan zehri olur.

    Peygamberin dostlarından maksat, hayatında iken, ona uyan sahabelerle, onun yolundan giden Müslümanlardır. Aynı imana sahip oluş, onlara da manevî bir güç verir ve onlar bu manevî güç ile, kötülükleri iyiliğe döndürebilirler. Buna karşılık, düşmanları için iyi şeyler böyle kötü bir mahiyet alır. Şair bu fikri, yılan zehrinin ebedî hayat suyuna veya tersine ebedî hayat suyunun zehre dönüşmesi sembolü olarak ifade ediyor. Burada tezat sanatı vardır.

    22. Abdest almak için yanağının gülüne su serpince, her damla sudan bin rahmet denizi dalgalanmıştır.

    Şair borada "gül-i ruhsar" tamlaması ile Peygamber'in yanağını güle benzetmiştir. Abdest alınırken yüz yıkanır. Peygamber'in yüzüne değen su, onun manevî gücü ile çoğalıyor, bir damladan bin rahmet denizi doğuyor. Damla ile deniz arasında tezat vardır. Bu tezat ve benzetme tasavvufta birlik (vahdet) ile çokluk (kesret) u belirtmek için kullanılır. Çok, birden doğar. Başlangıçta ilk Müslüman olan Hazret-i Muhammed tek idi. Daha sonra, Müslümanların sayısı yüzlerce milyonu aştı. Tanrı'nın insanlara acıması mânâsına gelen rahmet, Türkçe'de mecazî olarak yağmur mânâsına da gelir. Yağmur milyonlarca damladan oluşur.

    23. Su senin ayağının toprağına erişeyim diye durmadan, ömürler boyu başını taştan taşa vurarak âvâre gezer durur.

    Her yıl, yüz binlerce Müslüman, dünyanın dört bir yanından Hacc'a giderler. Peygamber'in mezarını ziyaret ederler. Şair, sulara da böyle kutsal bir duygu yüklüyor. Suların başını taştan taşa vurması, hem hakiki, hem mecazî mânâda kullanılmıştır. Hayat ile su arasında münasebet olduğu için şair ömür kelimesini kullanmıştır. Muttasıl kelimesi Arapça "vasl" (ulaşan, kavuşan) kökünden gelir. Bu beyitte teşhis sanatı vardır.

    24. Su ister ki, senin dergâhının toprağına zerre zerre nur salsın. Parça parça olsa bile su o dergâhtan dönmez.

    Toprak, su ve ışık zerre zerre, parça parça olurlar. Su ışığı yansıtır. Şair, su ve ışığın bu özelliklerine manevî bir mânâ da veriyor. Burada su ve ışığın zerre zerre veya pare pare olması sevginin gücünü ifade eder.

    25. Senin na'tını zaman zaman tekrarlamayı hata ehli derman bilir. Tıpkı sarhoşun ayılması için yüzüne su serpmesi gibi.

    Hata kelimesi yanlış ve günah mânâsına gelir. "Ehl-i hata"dan maksat, yanlış yola sapanlar, günahkârlardır. Onlar günahlarından kurtulmak için, sarhoşun ayılmak maksadıyle yüzüne su serpmesi gibi senin na'tını tekrarlarlar. Na't, bir şeyi medhederek anlama mânâsına gelir. Hazret-i Mu-hammed'i övmek için yazılan şiirlere de na't denilir. Belli zamanlarda okunan Kur'an cüzlerine ve dualara "vird" denilir.

    26. Ey Tanrı'nın sevgilisi, ey insanların en iyisi, sana dudakları yananların su dilemeleri gibi müştakım.

    27. Şen o keramet denizisin ki, Miraç gecesi feyzinin şebnemi duran ve gezen yıldızlara su götürmüştür.

    Burada Hazret-i Muhammed'in Mirac'ına telmih vardır. Şebnem kelimesinin şeb'i (gece) ile Şeb-i Mîrac'ın "şeb"i aynı mânâya gelir. Şairin iki kelime atasında münasebet kurmasının sebebi budur. Feyiz: suyun taşması, bereket demektir. Şebnem ile bahar arasında tezat vardır. Peygamber'in manevî gücü o kadar kuvvetlidir ki, yeryüzünden götürdüğü şebnemi bütün yıldızlara yetecek su sağlar. Burada sudan maksat, Hazret-i Muhammed'in Miraç gecesi bütün kâinata varlığı ile vermiş olduğu feyizdir.

    28. Mezarını yenileyen mimara su gerekirse, güneşin çeşmesinden her dem feyzin saf suyu iner.

    Burada güneş, dünyaya feyz ve bereket verdiği için çeşmeye, güneşten akan ışık zülâle (saf su) benzetilmiştir.

    29. Cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmış, senin ihsan bulutunun o ateşe su serpeceğini umuyorum.

    Mânâ bakımından bütün kelimeleri birbiriyle ilgili olan bu beyitte tenasüb veya müraat-i nazîr sanatı vardır.

    30. Na'tının uğuru ile Fuzulî'nin sözleri nisan yağmurundan vücuda gelen büyük inci tanelerine benzemiştir.

    Bir efsaneye, göre istiridyeler nisan ayında denizin yüzüne çıkar, yağmur yağarken kabuğunu açar, bir iki damla alır, yeniden denizin dibine inerlermiş. Bunlar zamanla inci haline gelirmiş. Fuzulî yukarıdaki beytinde bu efsaneye telmihte bulunuyor, kendi sözlerini inciye benzetiyor.

    31. 32. Mahşer günü gaflet uykusundan uyandığımda ve hasret gözyaşlarından uykusuz gözlerim su döktüğünde (ağladığımda) umduğum odur ki, mahrum olmayayım, vaslının çeşmesi senin yüzüne teşne olan bana su versin.

    Divan şairleri umumiyetle fikirlerini bir beyitte sona erdirirler. Fuzuli burada 31. beyitle 32. beyiti birbirine bağlıyor. İki beyitte de mahşer günü bahis konusudur. O gün insanlar Tanrı'ya -hayatlarında yaptıkları iyi ve kötü işlerin hesabını verecekleri için büyük bir telaş ve heyecan içinde olacaklardır. O gün Hazret-i Muhammed kendisini sevenlere şefaat edecektir.

    SAYFA 129
    1.a.birim değeri:beyit
    birim sayısı:32
    b.şiirin teması:Hz.peygambere övgü
    c.nesib:1-15, methiye:17-29, girizgah:16, fahriye:30, dua:31-32
    ç.her beyit kendi içerisinde bir bütündür.beyitlerde başlayan anlam yine diğer beyitlere sarkmadanaynı beyitin içinde bitmektedir.kasidenin bölümlerindeki her beyit o bölümü ifade etmek amacıyla bir araya getirilmiştir.beyitler bir araya getirilirken her beyitin o bölümde anlatılacakları tek başlarına anlatmaları beyitlerin anlam bakımından birbirinden bağımsız olmalarını sağlamaktadır.beyitlerdeki kafiye ve redif olarak kullanılan su sözcüğü beyitler arasındaki ses ilişkisini göstermektedir.
    d. "Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar
    Kuze eylen topragum sunun anunla yara su" beyiti şairin kişisel duyarlılığını ve hayal gücünü en iyi ifade eden beyittir.şair bu beiytte onun elini öpmek arzusuyla ölürsem toğrağımdan bir testi yaparak onunla yare su verin,böylece mezar toğrağım onun eline değecek ve elini öpmüş olacaktır ifadesini kullanmaktadır.bu hayal gücü ve duyarlılık şairin şiir kudretinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.
    e. beyit sayısı 31-99 arasındadır.
    din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır.
    kaside 5 bölümden oluşur. (nesib,girizgah,methiye,fahriye,dua)
    2.a. "Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar
    Kuze eylen topragum sunun anunla yara su"
    yukarıdaki beiytte "s" seslerinin tekrar edilmesi ahengi sağlamıştır.
    b.yukarıdan aşağı doğru akan suyun görüntüsü ile kasidedeki su sözcüğü arasında ses bakımından bir ilişki vardır.resimdeki şelaleden çıkan su sesi,kasidenin redifi olan su sözcüklerinin okunmasıyla çıkan sesle eşdeğerdir.



    Sayfa130
    SAYFA 130:
    ç-her beyitin sonunda su sözcüğünün tekrarlanması ses ve ahenk ahenk yönünden anlamı güçlendirir.
    d-13. beyit
    e-nazım birimi beyittir.
    -en az 33 beyit, en çok 99 beyitten oluşur.
    -giriş bölümü nesib, asıl konuya giriş bölümü fahriye, devrin büyüğünü övdüğü bölüm medhiye, son bölümüne ise dua denir.
    -ilk bölümüne matla, son bölümüne makta denir.
    -uyaklanışı aa, ba, ca, da.... şeklindedir.
    -ele aldıkları konuya göre isimlendirilir.bunlar:tevhit,münacat,naat,medhiye, fahriye,hicviyye,mersiye

    5.ETKİNLİK
    3-şairin mecaz, imge kullanmasının amacı hayal gücünün üstünlüğünü göstermesi, ahengi sağlamak, anlatılanları etkili kılmaktır.söz sanatlarını kullanmasının amacı az sözle çok şey anlatmaktır.
    4-miraç, ahmedi muhtar, fuzuli, habiballah, hayrel-beşer
    5-aruz ölçüsünün kullanılması, kaside nazım şeklinin kullanılması, mazmun ve söz sanatları kullanılması, ağır ve süslü bir dil, mahlasların kullanılması, beyitlerle yazılması
    .


    sayfa 131

    6. HİSSETTİKLERİM
    samimiyet
    sevgi
    özlem
    arzu
    heyecan

    7.FUZULİ
    divan şiirinin en güçlü şairlerindendir.
    şiir tekniği çok güçlüdür.
    şiirlerinde tasavvufi konuları ele almıştır.
    şiirlerinde azeri türkçesinin özellikleri görülür

    Sayfa 133

    BİRİMLERDE ANLATILARLAR
    Şiirin teması: Aşk
    1.Şair, aşıkların ayrılık acısına sabredemeyeceğini anlatıyor.
    Birim Değeri: Dörtlük - Birim Sayısı: Bir
    2.İlahi aşk
    3.Dilek (dua)
    4.Aşk

    ç)1.Rubai: Ayrılık - Aşk
    2.Rubai: Aşk Ateşi - İlahi Aşk
    3.Rubai: Duam - Dilek
    4.Rubai: Sevgili - Aşk

    d)Gerçek hayatla ilişkilendirilebilir. Aşk ve aşkın halleri ile dua insan hayatında yer bulabilen durumlardır.

    e)Rubai nazım şeklinin özellikleri:
    -Nazım birimi dörtlüktür.
    -Tek dörtlükten oluşur.
    -aaxa şeklinde kafiyelenir.
    -Özel bir vezinle yazılırlar.
    -Yoğun bir fikir örgüsü vardır, bu da ahengin sağlanmasını zorlaştırır.
    -Tasavvuf, felsefe, dünya görüşü gibi pek çok konuda yazılırlar.
    -Asıl söylenmek istenen 3. ya da 4. dizede söylenir.

    2)1.Rubai
    söyler imiş: redif
    -an: tam kafiye

    2.Rubai
    ûr: tam kafiye

    3.Rubai
    -dan sakla: redif
    â: yarım kafiye

    4.Rubai
    dime ana: redif
    -z: yarım kafiye

    3)"vâdi" ve "sanem" sözcükleridir.
    Vadi: Ihlara Vadisi'ne düzenlenen geziye katıldık.
    Şiir vadisinde o da kalem oynatmıştı.

    sanem: Puta tapınma ilkel kabilelerde de görülmektedir.
    Put kadar güzel bir insanmış, dedi.

    4)1. Rubai: dil (gönül), bir insan gibi düşünülmüştür. Kişileştirme sanatı vardır.

    2.Rubai
    dil-i bi-karar: teşhis
    fevvare-i nur: teşbih
    ateş-i aşk: teşbih

    3.Rubai
    Ya Rab: nida (seslenme)
    reh-i vadi-i rubai: teşbih
    ta'n-ı har-ı nadan-ı dü-pa: teşbih

    4.Rubai
    sanema: nida
    sanem: istiare

    5)Nazım şekli, nazım birimi, mazmun ve sanatlar divan şiiri geleneğine aittir.


    Sayfa135
    BİRİMLERDE ANLATILANLAR
    Şair, sevgilisine seslenerek neşelenmek için Sadabad'a davet etmektedir.
    Şair, Sadabad'da eğlenmek amacıyla neler yapacaklarını anlatmaktadır.
    Şair, Sadabad'da eğlenmekten, Kasr-ı Cihan'ı seyretmekten bahsetmektedir.
    Şair, sevgilisini yine Sadabad'a davet ederek eğlenmeyi teklif etmektedir.

    Birim Değeri: Bent - Birim Sayısı: Dört - Şiirin Teması: Kadın (sevgili)

    c)Farklılaşma olmaz. "Kadın" teması etrafında oluşturan birimlerdeki anlam aynı birimde başlayıp aynı birimde bitmektedir. Bu durum anlam bakımından bir farklılaşma olmasını engeller.

    2)Şarkı, Lale Devri'nin ünlü şairi Nedim'e aittir. Lale Devri, lale bahçeleriyle, imar faaliyetleriyle ve eğlenceleriyle ünlü bir dönemdir.

    3)Şiirin ahenginin bozulmasına sebep olur.

    b)Şiirin ahengini sağlamak, söylemek istenenin vurgusunu artırmak amacıyla tekrar edilmiştir. Ayrıca nazım şeklinin bir özelliği olarak tekrar edilen dizelere "nakarat" denir.

    Sayfa-136

    ç-başlangıçtan günümüze kadar kırmızı her zaman eğlenceyi temsil etmiştir. onun için kırmızıdır.

    4-şairin somut yönünün güçlü olması

    5-İMGELER:
    -serv
    ifade ettiği anlam: ağaç
    kullanış şekli: sevgilinin boyu, yürüyüşü, endamı
    -ab-ı hayat
    ifade ettiği anlam: ölümsüzlük suyu
    kullanış şekli: ölümsüzlük suyu
    -mutrib
    ifade ettiği anlam: çalgıcı
    kullanış şekli: çalgıcı

    6-gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abad'a:
    serv-i revanım:benzetme(teşbih)
    görelim ab-ı hayat akdığın ejderhadan
    ab-ı hayat ve ejderhadan benzateme(teşbih)
    gayrı yaranı bu günlük edip ey şuh feda
    ey şuh: nida(seslenme)

    7-Sa'd-abad, Nedim, Kasr-ı Cinan, Tesnim Suyu

    8-mazmun kullanımı, aruz ölçüsünün kullanımı, arapça-farsça kelime kullanımı, bentlerle yazılması, mahlas kullanımı, ağır ve süslü bir dil kullanılması, söz sanatlarının kullanılması

    9-bunu yapmadık.

    10-şiirlerini zaevkli ve ahenkli bir şiir diliyle yazmıştır.
    -malileşme akımının en önemli temsilcilerindendir.
    -lale devrinin büyük şairlerindendir.
    -divan edebiyatına şarkı türünü ilk kazandıran şairdir.

    sayfa 138 da
    birmde anlatılanlar
    1 sevginiğn saçını yüzüne dökülmüş görünce gönlün aşık olduğunu
    2 sevgilinin bbbu sevgiyle hiç değer vermedği adını bbile anmadığı anlatılmaktadır
    3 aşığın umutsuzzluğu anlatılmaktadır
    4aşık sevgilisinin ğeşinden koşan diğer aşıklardan yakınmaktadır
    5aşık sevgilli için kendini feda ettiğini anlatmakta
    6 aşık umutsuzluğu durumunu anlatıp u sevgiye engel olamadığından bahsetmektedir.
    7 aşık sevgili ile geçireceği bir anı her şeyden üstün tutmaktadır.
    8 aşık bbbbbu hale düşmek istemediğini fakat gönlüne söz geçiremediğinden ahsetmektedir.
    9 şair aşk kitaının ancak kendi adıyla okunabileceğinden bbbahsetmektedir

    şiirin teması aşl birim değeri bent birim sayısı 9
    28 Mart 2009
    #18
  20. SAYFA 84 1.ETKİNLİK

    OTURMUŞ GÜNBATIMINI İZLİYORUM.GÜNEŞTEN ARDA KALAN SICAKLIĞINDA DENİZ KENARININ...DENİZ ÖYLE DOST ÖYLE CANA YAKIN Kİ HER DALGA SANKİ KENDİNE ÇEKİYOR YALNIZLIKLAR DİYARINDAKİ BENİ...HER DALGA KUŞLARIN GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPIŞI GİBİ ÖZGÜR,GÖKKUŞAĞI GİBİ CAPCANLI.OLAMADIM DENİZ KADAR OLAMADIM.İÇİNDE O KADAR ÇOK ŞEY BARINDIRIYOR Kİ.BEN KENDİ İÇİMDE BİR BEN BARINDIRAMADIM


    sy:86

    1.a)Seyyit Battal'ın savaşmak için yola çıkması b)Baskın yapılması. c)Seyyit Battal'ın kaleye girmek için sarnıca düşmesi. ç) Bir kadının suya gelmesi.Seyyit'i evine götürmesi. d)Seyyit'in Simbat'ın sarayına gelmesi,herkes dağılınca Simbat'a saldırması. e)Malatya'dan üç yüz gazinin gelip kaleyi alması. f)Malatya'ya geri dönülmesi.
    2.ETKİNLİK

    a. battalname ile ilgili olan 8yy.da olusturuluyor fakat 15.yy da yazIya geciyor temasI battal gazinin kahamanlIgI ..... birde battalname metninden sunlar anlasIlIyor gaza ve cihat anlayIsI tarIm ve hayvancIlIkla ugrasIdIgI ve battal gazinin bir tImarlI sipahi olabilicegi

    b.Silah yerine kılıç kullanıldığı,kaleler olduğu,cihat ve gaza anlayışı
    2.Tarkan ve Cüneyt Arkın filmleri


    -sayfa 87...

    1.TİPTİR:kuvvetli güçlü,dini uğruna savaşan bir komutan
    HEM TİP HEM KARAKTERDİR:müslüman olmayan çevresindeki insanlara zülmeden kötü bir
    kişidir.
    TİPTİR:iyi niyetli yardım sever
    2.DİNAMİK
    DİNAMİK
    DURAĞAN
    3.TÜMÜ
    TÜMÜ
    SONU
    4.OLUMLU ETKİLEMİŞTİR:çevresindekiler onu yüceltmişler.
    OLUMSUZ ETKİLEMİŞTİR:müslüman olmaması ve çevresindekilere kötü davranması
    yenilmesine yol açtı
    KADIN ETKİLENMEMİŞTİR:Onun kişiliğini şekillendiren oğlunun kaybetmesinden duyduğu
    üzüntüdür.,
    5.3ü için geçerli GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDA DA BU TÜR İNSANLAR VAR
    6.var.Kahraman yapan simbatın beceriksizliği
    Böyle bir insan yapan battal gazinin beceriksizliği
    yok
    7.evet
    evet
    etkisiz
    8.özenme vardır.ama birebir yktur
    evet az
    evet


    syf 88


    5.Mekanın ve zamanın anlatıldığı cümleler
    Mekan:Seyit yürüdü ///kaleyi/// dolaştı.Mekan kale oluyor.
    Simbat ///saraya/// geldi.
    Seyit dahi sarnıça düştü.
    Zaman:Yatsı vaktiydi erteye değin........
    Alem düşmanlardan boşalınca..........
    Mekanın ve zamanın anlatımı
    Mekan:Mekanlar sadece adları söylemektedir.Tasviri yapılmamaktadır.
    Zaman:Kesin bir zaman ifade edilmemektedir.
    6.a.Metinde olaylar ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcı tarafından anlatılmaktadır.
    b.Kişiden kişiye değiştiği için cvbı sana bırakıyorum.
    7.Tasvirler:Sevindiğinden///ağlaya ağlaya///evine geldi.
    Seyit///karanlıkça///bir yerde kaldı.
    Tasvirlerin işlevleri:Tasvirlerin amacı anlatılanların okuyucunun zihninde canlanmasıdır.Bunlar verilemezse anlatımda akıcılık olmaz.
    8.Günümüz türkçesine benzeyen bazı sözcükler vardır.Ancak bunlar ses değişikliklerine uğramışlardır.Mesela üç yirden kolanın berkitti diyor üç yerden sıkılaştırdı olacak.


    DELİ DUMRUL ANNE-BABA EŞİ

    SAYFA 93
    1.a.
    12-2-4-10-5-7-13-3-9-11-1-6- 8
    b.
    Deli Dumrul'un yaptıklarından ders almasıdır pişmanlık
    3.etkinlik
    a.Adil bir yapı yok islamiyet inancının yoğun bir şekilde olmasına rağmen farklı dinler görülüyor.
    b.oba, çay,dua etmeleri,at
    c.tema evrenseldir.
    4.soru

    Mekanın ve zamanın anlatıldığı cümleler. Mekan:Köprü,Rum,Şam,ev
    Zaman:Yüzkırk yıl,bugün,demin,şimdi,dokuz ay,on ay,
    Mekanın ve zamanın anlatımı. MEkan:Mekanların sadece isimleri söylenmkte,tasvirleri yapılmamakta.
    Zaman:arkadaşlar siz yukardaki zamanlara bi bakın bence kesin zaman ifade ediliyor.

    6.a dede korkut , ilahi bakış açısıyla yazılmıştır
    b. metin gayet güzel ben olsam birde sonuna şunu eklerdim deli dumrul artık Allah ' a bağlı inançlı bir insan oldu derdim.

    7.a
    kara dağlar
    soğuk soğuk sularım
    tavla tavla koç atlarım
    penceresi altın otağım
    katar katar develerim
    beyaz koyunum

    b. tasvirler çıkartıldığında cümleler çok basit oluyor

    syf 94



    karakter nasıl bir insandır= deli dumrul= kendine güvene yiğit güçlü ve de zorba birisidir
    anne-baba= dünyaya bağlanmış evladı için canını vermeyen birisidir
    eş= kocasını canını verecek kadar çok seven fedakar bir eştie
    karakter durağanmıdır dinamikmidir=
    deli dumrul=dinamiktir
    anne -baba=dinamiktir
    eş=dinamiktir
    hikayenin hangi kısmı sizin karakter hakkında böyle düşünmenize neden oldu=
    deli dumrul=hareketlilik konusunda olaylara yön vermesi
    anne -baba=deli dumrul ile girmiş oldukları diyalog
    eş= '' '' '' '' '' ''
    sosyal ortam ve çevre bu karakteri nasıl ekilemiştir=
    deli dumrul=olumlu yönde
    anne-baba=olumlu yönde
    eş=olumlu yönde
    bu karakterin sizin toplumsal yapınızdan farkı varmı=
    deli dumrul=fiziki güç yönünden var
    anne-baba=yok
    eş=var
    bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi var mı
    deli dumrul =var
    anne -baba=var
    eş=var
    karakter kendi kişiliğinin farkında mı?=
    deli dumrul=düşünmüyor
    anne-baba=düşünmüyor
    eş=düşünmüyor
    sizce gerçek hayatta bu hikayedeki karakter gibi davranan biri olabilir mi?=
    deli dumrul=olabilir ama azrail e kafa tutması yönünden baktığımızda olamaz
    anne-baba=olabilir
    eş=olabilir

    sayfa 95

    C.(95)ALLAH A KARŞI ÇIKILMAZ DERDİM.....

    Ç.KÖPRÜDEN GEÇENLERDEN PARA ALDIĞINI ,GEÇMEYENLERİDE DÖVEREK PARASINI ALDIĞINI DUYDUĞUMDA CEZALANDIRIRDIM...

    6.A:METİN İLAHİ BAKIŞ AÇISI İLE YAZILMIŞTIR.......

    VALLA GAYET GÜZEL BİR METİN SONUCU ....BEN SONUNA BİRDE ŞÖYLE EKELRDİM; DELİ DUMRUL ARTIK ALLAH A BAĞLI(İNANÇLI) BİR İNSAN OLDU DERDİM....



    TASVİRLER;KARA DAĞLAR
    SOĞUK SOĞUK SULARIM
    TAVLA TAVLA KOÇ ATLARIM
    PENCERESİ ALTIN OTAĞIM
    KATAR KATAR DEVELERİM
    BEYAZ KOYUNUMM.....

    B.TASVİRLER ÇIKARTILDIĞINDA CÜMLELER ÇOK BASİT OLUYOR....




    sayfa 102
    1)a.
    *Melik Danişmend'in Haraşna'da uyurken bir rüya görmesi,
    *Melik Danişmend'in otağına bir elçinin gelip ona Kara Tigin tarafından gönderilen mektubu sunması,
    *Mektup okunduktan sonra Abdurrahman Tokati'nin otağa gelmesi,
    *Melik Danişmand'in yirmi bin erle Tokat'a doğru yola çıkması,
    *Tokat önlerinde konaklayan düşmanla savaşılması,
    *Melik Danişmend'in düşman beylerini dine davet etmes, o gece bir rüya görmesi,
    *Melik Danişmend'in okuduğu dua ile Gümenek Irmağı'nın suyunu kesmesi,o gece bir rüya görmesi,
    *Melik Danişmend'in askerleriyle Cincife ovasında konaklayarak savaş hazırlığı yapmaları,
    *Melik Danişmend'in savaşı kazanması.

    b.Tema:Melik Danişmend'in kahramanlıkları.

    4.Etkinlik
    1)a.Danişmendname'deki kahramanlık teması ile dönemin sosyal özellikleri örtüşmektedir.
    b.
    1)Ağaçların aşılanması,
    2)Savaşta at,silah ve zırhların kullanılması,
    3)Kalelerde yaşanılması,
    4)Elçilerin mektup getirmesi,
    5)Seferlerde alem,sancak taşınması;davulların çalınması,
    6)Savaş için otağ kurulması,
    7)Sevinçli haberlerde müjde davullarının çalınması,
    8)Savaşta esir ve ganimet alınması,
    9)Esirlerin bağlanması,
    10)İpek kumaş kullanılması,
    11)At sürüsü beslenmesi,
    12)Fethedilen yerlerin imar edilmesi(mescit,medrese...),
    13)Haber almak için casusların kullanılması,
    14)Düşmanı hazırlıksız yakalamak için gece baskınlarının yapılması.

    2)Kahramanlık temasının tüm dünyada en çok işlenen kavram olduğu göz önünde bulundurulursa ,işlenen temanın evrensel olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

    3)
    *Kısa cümleler kullanılmıştır.
    *Özgün metinde kullanılan bazı seslerle günümüz Türkçesindeki sesler arasında farklılaşma olduğu görülmektedir.

    4)Metnin yapısını oluşturan ögeler:Olay örgüsü,kişiler,mekan,zaman.
    Metnin yapısını oluşturan ögeler arasındaki ilişki:Olay örgüsü,kişiler,mekan ve zaman temayı ifade etmede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.


    sayfa 115

    1.üstteki paralel çizgiler; akıl,utanma-haya,ilim,iman
    alttaki paralel çizgiler;öfke,aç gözlülük,haset,şüphe
    Ana düşünce;İman rahmani,şüphe şeytanidir.
    2.Dönemin tasavvuf ve hayat anlayışını ilahi aşkı ve bu aşkın verdiği coşkuyu,islam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazmıştır.
    3.Makalatın Özellikleri:
    Eserde sade,anlaşılır bir dil ve kısa cümleler kullanılmıştır.Bazı sözcüklerin günümüze gelinceye kadar bazı ses değişikliklerine uğradıkları görülmektedir.

    sayfa 116

    4.13. ve 14. yüzyıl öğretici metinleri==>>*manzum metinler(şiir)
    *mensur metinler(düz yazı)
    5.Tasavvuf Geleneğine bağlı kalınarak oluşturulmuştur.

    sayfa 117

    6.olay örgüsü;Nasrettin Hoca günün birinde ölür.
    Birilerinin cenazesini kaldıracağını düşünür.
    Kimsenin oralı olmadığını görür.
    Yardımcı kavram ve düşüncelero paralel çizgilere yazılcak olan kelimeler..)
    *vefasızlık,yalnızlık,ilgisizlik
    Ana düşünce;İnsan her işini kendisi yapmalı başkalarına güvenmemelidir.

    sayfa 119

    a.KONULARI BAKIMINDAN ÖĞRETİCİ METİNLER
    *Tıp metinleri * dini metinler * İslam menkıbeleri * öğüt ve bilgi verici metinler
    b.Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.Cümleler kısa ve açıktır.Bu dönem öğretici metinleri din tasavvuf tıp ve tabiat konularında yazılmıştır.Bu yüzyılda yazılan öğretici metinler aydınlatıcı ve yol gösterici metinlerdir.

    ÖLÇME DEĞERLENDİRME
    1.a
    2.T A S A V V U F
    3.e
    4.Makalat adlı eseri...Hacı Bektaş Veli...yazmıştır.
    14.yy öğretici metinleri anlatım biçimleri bakımından...manzum..ve...mensur...olmak üzere iki gruba ayrılır.
    5.D,Y,D,D,Y,D,Y

    arkadaşlar 120deki 5, soru
    d d d d y d y
    121 , sayfayı zaten sınıfta yazcaksınız şiiri
    123;birim değeri;beyit
    birim sayısı;5
    birimlerde anlatılanlar,
    1.şair sevgilinin yüzünü açmasını ve yürümesini bahçedeki varlıkların bunu görmesini istemiştir
    2.bu beyitte ise,şair aşk aşka sevgilinin aşkından düştüğünü ve amansız bir dert olduğunu anlatmıştır
    3.sevgilinin aşkınkından perişan olduğunu anlatmıştır
    4.duyduğu aşktan dolayı kaburga kemiklerinin bile sayılabileceğini ve bu ahliyle musikara benzediğini
    5.güzellere acımasız şefkatli değilller demenin yanlış olduğunu vurgulamktadır
    TEMA;aşktır

    ç.beyitlerin yerlerini değiştirdiğimizde anlamda bi değişiklik meyadana gelmez çünkü beyitler kendi arasında uyumludur.
    d.yaşanması mümkün değildir çünkü hayali unsurlar vardır.
    egazel nazım şeklinin özelliklerini yazcaksınız bunu bulabilirsiniz
    f ikisininde nazım şekli gazel nazım birimi beyit temaları aşk ölçü aruzdur
    124.2.soru:ses benzerlikleri var ahengi sağlayan unsurlar var
    125.4.soru;gül ve nesrin sevgilinin yanagı
    servi ve sanavber;sevgilinin yürüyüşü
    gülnar; rengi ve şekli dolasıyla aşığın vücudunaki yaralar

    sayfa 121

    1. etkinlik

    NABİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Bende dayanacak güç,sende vefadan zerre yok.
    İki yoktan ne çıkar,bir kere düşünelim.
    MUHİBBİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Halk içinde devlet gibi itibar gören bir şey yok.
    (Fakat)dünyadaki devlet bile bir nefes sağlıktan daha değersizdir.
    AŞIK PAŞA'NIN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Şu gönülde dağ olan hem gönül bağını kesip hem de bağ olan aşk değil mi(dir?)
    FUZULİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Herkes,bayram için yılda bir kez kurban kesmektedir.
    Ben her zaman her saat senin kurbanınım.
    ULVİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Ey sevgili,halimi arz etmek için seni yalnız bulamıyorum.
    Seni yalnız bulduğumda ise kendimi asla bulamıyorum.
    NEFİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI
    Aşık benim,rezilliğimle şehirde şöhretlendim(tanıdım).
    Mecnun'un hikayesini yazanlar hep çöle,sahraya yazmışlar.


    sayfa 123

    BİRİM DEĞERİ:beyit
    BİRİM SAYISI:beş
    ŞİİRİN TEMASI:aşk
    BİRİMLERDE ANLATILANLAR;
    1.şair sevgilisinin yüzünü açıp salınarak yürümesini,bağdaki çiçek ve ağaçların da bunu görmesini istemektedir.
    2.şair,bu aşk hastalığına sevgilinin aşkından düştüğünü,bunun da nasıl amansız bir hastalık olduğunu herkesin görmesini istemektedir.
    3.şair sevgilisinin aşkından perişan olduğunu,vücudunda yaralar açıldığını söylemektedir.
    4.şair,aşk derdinden dolayı kemikleri sayılacak kadar zayıfladığını ,bu hali ve inlemeleriyle tıpkı Musikar'a benzediği söylemektedir.
    5.şair güzellere yumuşak huylu değiller,demenin yanlış olduğunu,gördüklerinde hemen yumuşak huylu olduklarını söylemektedir.

    Ç. gazeldeki beyitlerin yerleri değiştirilerek okunduğunda gazelin anlamında herhangi bir değişiklik olmamaktadır.Çünkü gazelin birimleri olan her beyit kendi içinde bir bütündür.Bu nedenle anlam aynı birim içinde başlar,aynı birim içinde biter.Dolayısıyla bir beyitteki anlam diğer beyitlere bağlı olmadığı için beyitlerinin yerlerinin değiştirilmesi gazelin anlamında herhangi bir değişikliğe sebep olmamaktadır.

    D.Şiirde anlatılanların gerçek hayatta yaşanılması mümkün değildir.gazeldeki sevgili ve aşık tipleri,şairin hayal gücünün ve bağlı bulunduğu Divan şiiri geleneğinin tipleridir.

    E.Gazel nazım şeklinin özellikleri;
    *Divan şiirinin nazım şekillerindendir.
    *5-15 beyit arasında yazılır.
    *İlk beytine matla,son beyitine makta,en güzel beyitine beytü'l-gazel,şairin adının veya mahlasının geçtiği beyte mahlas beyti denir.
    *İlk beyit kendi arasında kafiyelidir.
    *Genellikle aşk,kadın ve içki konuları işlenmiştir.
    F.Her iki şiirde gazel nazım şekli,beyit nazım birimiyle ele alınmıştır.Kafiye şeması Baki'nin gazelinde olduğu gibi aa/ba/ca... şeklindedir.Her iki gazelinde teması aşktır.Anlatılanlarda gerçek hayatta yaşanması mümkün değildir.Hoca Denhani'nin gazeli 7 birim iken ,Baki'nin gazeli 5 birimdir.


    2. ETKİNLİK
    Aşk temasıyla bulduğunuz şiirleri sınıfta okuyunuz.((arkadaşlar buna Özdemir ASAF'ın --LAVİNİA-- şiiri örnek verilir.))

    2.Gazelde aşk teması işlenmiş ve bir aşığın durumu gözler önüne serilmişti.Burada ise aşığın durumu yine gazelin bütünündeki durumuna eşdeğerdir.Verilen sözcükler okunduğunda yine halini anlatan ve sitem eden aşığın durumu ortaya çıkmaktadır.
    3. İMGELER
    GÜL VE NESRİN:rengi dolayısıyla sevgilinin yanağı
    SERVİ VE SANAVBER:uzunluk ve salınış sebebiyle sevgilinin boyu ve yürüyüşü.
    GÜLNAR:rengi ve şekli dolayısıyla aşığın vücudundaki yaralar.

    4.SÖZCÜK: Gülnar
    GERÇEK ANLAMI: nar çiçeği
    ŞİİRDEKİ ANLAMI:yara
    GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Gülnar bu mevsime yakışıyor.
    MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Bu dertten gülnarlar açtı her yanımda.
    SÖZCÜK:muhabbet(gülşeni)
    GERÇEK ANLAMI: gül bahçesi
    ŞİİRDEKİ ANLAMI:vücut
    GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Gül bahçesi rengarenkti
    MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Yanımdayken kendimi gül bahçesinde hissediyorum.
    SÖZCÜK:Musikar
    GERÇEK ANLAMI:efsanevi kuş
    ŞİİRDEKİ ANLAMI:vücut
    GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Musikar efsanevi bir kuştur.
    MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Öyle güzel sesi vardı ki Musikar'ı andırdı.


    6. Açıl bağun gül ü nesrini ol ruhsarı görsünler
    Salın serv ü sanavber şive-ı reftarı görsünler.
    yukarıdaki dizelerde istiare(eğretileme)sanatı vardır.

    Kapunda hasıl itdi bu devasuz derdi hep gönlüm
    Ne derde mübtela oldu dil-i bimarı görsünler.
    yukarıdaki dizelerde teşhis(kişileştirme)sanatı vardır.

    Açıldı dağlar sinemde çak itdüm giribanum
    Muhabbete gülşeninde açılan gülnarı görsünler.
    yukarıdaki dizelerde teşbih(benzetme)sanatı vardır.Vücut sevgilinin gül bahçesine yaralar ise nar çiçeğine benzetilmiş.

    Ten-i zarumda pehlum üstühanı sayılur bir bir
    Beni seyr itmeyen ahbab Musikar'ı görsünler
    yukarıdaki dizelerde teşbih sanatı vardır.Aşık kendini ve inlemelerini Musikar'a ve onun gagasından çıkan seslere benzetmiştir.

    Ey Baki
    bu ifade de nida(seslenme)sanatı vardır.

    Yalvarı görsünler
    yukarıdaki ifadede iham sanatı vardır. yalvar sözcüğü hem yalvar- hem de bir çeşit para anlamında kullanılmıştır.Her iki anlamda beyte uygun olduğu için iham sanatı vardır.

    7.*gazel nazım şeklinin kullanılması
    *beyit nazım biriminin kullanılması
    *aruz ölçüsünün kullanılması
    *sanatlı bir şöyleyiş olması
    *arapça ve farsça sözcüklerin kullanılması

    8.örnek yazı:
    Bakinin gazeli yapı bakımından divan şiir geleneği yansıtmaktadır.Anlatımdaki sanatlı ve manzumlara dayalı ifadelerin yanı sıra ahenk bakımından da çok güçlü olan gazelde aşk teması işlenmiştir.şair aşk temasını aşık ve verfasız sevgili etrafında işlemiştir.temanın işlenmesinde manzumların yanı sıra şairin hayal gücünün de etkisi vardır.
    9.Baki;
    *şiirlerinde tasavvufi unsurları kullanmıştır.
    *şiirleri nazım tekniği yönünden kusursuzdur.
    *şiirlerinde çok güçlü sanatlı bir söyleyiş vardır.
    *divan şiirinin en güçlü şairidir

    Sayfa129
    SU KASİDESİ


    1) Ey göz, gönlümdeki ateşlere, gözyaşından su saçma, böylesine tutuşan ateşlere su çare kılmaz.

    Bu beyitte Fuzulî gönlünde aşk ve ıztırabı ateşlere, gözyaşını ise, suya benzetmiştir. Su ile ateş birbirine zıttır. Su ateşi söndürür. Fakat gönül atşi maddî değil, manevîdir. Bundan dolayı gözyaşları insanın içindeki ateşi söndürmez. Bu beyit bize Fuzulî'nin muztarip, duygulu bir insan olduğunu gösteriyor. Bu beyitte tekrarlanan (s, g, d, k) konsonantları (ünsüzleri) ile (o, ö, u) vokalleri (ünlüleri) bir ahenk vücuda getirmektedir.

    2) Dönen günbedin rengi mi mavidir, yoksa gözümden akan su mu onu çepçevre çevirmiştir, bilmiyorum.

    Bu beyitte geçen "âb-gûn" kelimesi hem suya benzer, hem mavi renk mânâsına gelir. Fuzulî gözyaşlarının gök kubbeyi çepçevre kuşattığını söylemekle mübalağa sanatı yapıyor, gökyüzünün renginin mavi mi, yoksa gözyaşlarından dolayı mı böyle göründüğünü bilmediğini söylemekle "tecahül-i arifane" de bulunuyor. Gökyüzü, için "günbed-i devvar" (döner kubbe) tamlamasını kullanmakla da şair, gökyüzü ile göz arasında bir münasebet kuruyor. Bu beyitte tekrarlanan (n ve g) konsonlarıyla ince ve kalın yuvarlak vokaller hususî, bir âhenk vücuda getiriyor.

    3) Kılıcının zevkinden gönlüm parça parça olsa, şaşılmaz, zira su zamanla duvarda yarıklar bırakır.

    Fuzulî'nin bu beyitte "zevk-i tîg-kılıcının zevki" tamlamasını kullanması psikolojik bakımdan dikkati çekicidir. Fuzulî sevgilisinin verdiği acıdan şikâyet etmez, tam tersine zevk duyar. Burada söz konusu olan kılıç sevgilinin keskin bakışıdır. Şair, senin kılıca benzeyen bakışlarının yerdiği acı' bana zevk" verir fikrini "zevk-i tîg" tamlaması ile özetlemiştir. Divan şairleri bu nevi kısa, özet veya yoğun sözlerden hoşlanırlar. Onları okuyucunun çözümlemesi lâzımdır. Şair, kılıcın gönlünü çak çak (parça parça) etmesi ile suların duvarda yarıklar hâsıl etmesi arasında bir bağlantı kuruyor. Divan şairleri çok defa kılıç deyince suyu hatırlarlar. Bunun sebebi kılıcın imal edilirken su ile çelikleştirilmesidir. Bir klişe olarak kullanılan "âb-ı tîg" (kılıç suyu, kılıcın parlaklık ve keskinliği) tamlaması da onlarda su hayalini uyandırır.

    4.Yaralı gönül senin (peykân)ından korka korka bahseder. Yaralı olan suyu ihtiyatla içer.

    Bu beyitte geçen "peykân" sözü okun ucundaki demir mânâsına gelir. Bu da sevgilinin kirpiklerine tekabül eder. Sevgilinin oka benzeyen kirpikleri âşığı yaralar, yaralılar da suyu ihtiyatla içerler.

    5.Bahçıvan boşuna zahmet çekmesin, gül bahçesini suya versin, bin gül bahçesine su verse, senin yüzün gibi bir gül açılmasına imkân yoktur.

    Bu beyitte sevilen varlığın yüzü ile gül arasındaki benzeyiş dolayısıyla ikisi arasında bir mukayese yapılmıştır. Fuzulî su redifi vasıtasiyle hayali genişletiyor. Araya bahçıvanı da katıyor. Sevgili, güzellik ve başka vasıfları bakımından gülden üstündür. Şair, su vermek ile de oynuyor. Birinci mısrada "suya vermek" sözü mecazî olarak yok etmek mânâsına kullanılmıştır.

    6. Yazı yazan (hattat) kalem gibi gözlerine kara su inse de, senin yüzünün hattına benzer bir hat yazamaz.

    Bu beyitte "gubar,' muharrir, hat, hâme ve kara" kelimeleri arasında tenasüb sanatı vardır. Bu kelimeler birbirleriyle ilgilidir. Hat, yazı sanatıdır. Gubar, hat sanatında bir yazı çeşididir. Şair, kalem, kara ve muharrir kelimelerini hat sanatı ile münasebeti bakımından zikrediyor. Divan şairleri sevgilinin yüzündeki ince tüyleri hatta (yazıya) benzetirler. Sevgilinin yüzünün hatları, hattatın yazdığı yazılardan çok daha güzeldir. Hattat, gözlerine kalem gibi kara su ininceye dek, yani kör oluncaya kadar yazı yazsa, senin yüzünün hattına benzer bir yazı yazamaz. Şair "okşamak" kelimesini hem benzetmek, hem yüz dolayısıyle sevmek mânâsında kullanmıştır. Kalem (hame) gibi gözüne kara su inmek sözü, mecazî olarak kör olmak mânâsına gelir.

    7.Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa bunda şaşılacak ne var? Gül yetiştirmek isterken, dikene verilen su boşa gitmez.

    Fuzulî bu beytinde gözyaşını tatlı bir alayla yumuşatıyor. Beyit, birbiriyle ilgili şu benzetmelere dayanıyor: Yanak-gül, kirpikler-diken, gözyaşı-su. Bu beyitte eskilerin "leff ü' neşir" (sarma ve açma) dedikleri bir sanat vardır. Bu sanat, aralarında münasebet bulunan iki veya üç şey zikrederek karşılıklarını (benzerlerini) söylemek suretiyle yapılır.

    8.Gam günü hasta gönülden kılıcını (kirpiklerini, bakışını) esirgemek gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    Fuzulî, burada da ok (kılıç) -su-yaralanma mazmununa dayanıyor. Karanlık gece ile sevgilinin kara gözleri arasında da münasebet vardır.

    9.Gönül, ondan ayrı olduğun zaman, onun peykinin (oka benzeyen kirpiklerini) isteyerek, hasretini teskin etmeğe çalış. Susuzum, git bu çöl de benim için su ara.

    Kılıca olduğu gibi peykâna (ok ucuna) da su verilir. Şairin "git bu çölde benim için su ara" demesi demirin kuruluk bakımından çöle benzemesinden, demirde ve çölde gizli olarak su bulunmasından dolayıdır. Şairin asıl özlediği sevgilisinin bakışlarıdır.

    10. Ben dudağına karşı büyük bir arzu duyuyorum. Kuru sofular ise, kevser istiyorlar; böylece sarhoşa şarap,' ayık insana da su hoş gelir.

    Bu beyitte dudak kırmızılığı dolayısıyle içkiye benzetilmiştir, ve sarhoşa (aşığa) uygun görülmüştür. Kevser Cennet'te bir havuzun adıdır. Dîvan şairleri aşk ile kendinden geçenlerle kuru sofuları karşılaştırmaktan ve aralarındaki tezadı belirtmekten hoşlanırlar. Aynı beyitte birbirine paralel olan dudak-şarap, âşık-sarhoş, kevser-su, zahid-ayık insan benzetmeleriyle Fuzulî bir leff ü neşir sanatı yapmıştır.

    11. Su, durmadan senin mahallendeki bahçeye doğru akıyor. Galiba o, hoş yürüyüşlü sevgiliye âşık.

    Fuzulî'nin küçük bir tablo teşkil, eden bu beyti de birtakım gizli benzetmelere dayanır. "Serv-i hoş-reftar"dan maksat uzun boylu, güzel yürüyüşlü, sevgilisidir. Sevgilinin bahçesine doğru akan su âşıktır. Dîvan şairleri sevgilinin boyu için "revan" (akıcı) sıfatını da kullanırlar. Servi kelimesi, şairde su çağrışımı uyandırmıştır.

    12. Toprak (set) olarak sevgilinin köyüne giden suyun yolunu kessem gerek. Zîra o benim rakibimdir. O köye gitmesine engel olmalıyım.

    Şair burada yine servi dolayısıyle rakibini suya benzetiyor. Toprak olmak kelimesi mecazî olarak, ölmek mânâsına gelir. Fuzulî, bu kelimeyi hem, hakikî, hem mecazî mânâda kullanıyor.

    13. Ey dostlar, eğer onun elini öpme arzusu ile ölürsem, toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.
    Fuzulî ince bir hayale dayanan bu beytinde (s) aliterasyonu ile (u) asonansının doğurduğu âhenkten de istifade ediyor.

    14. Servi, kumrunun yalvarmalarına karşı dikbaşlılık ediyor. Su gitsin de onun eteğine sarılıp ayağına düşsün yalvarsın.

    Servi ile kumru çok defa bir arada bulundukları için birbirlerine âşık sayılırlar. Servi, güzel boylu sevgiliye, kumru yalvaran âşığa benzer. Şair, servinin uzun oluşu ile dikbaşlılık arasında bir münasebet bulunuyor. Servi ağaçlarının dibinden akan su da bir arabulucuya benzetiliyor. Şair bu beyitte servi, kumru ve suya insana has vasıflar vermek suretiyle "teşhis" ediyor ve âdeta tabiatı masallaştırıyor.

    "Servi", vahdeti (Tanrı) "su", peygamberi, "kumru" kulu temsil eder. Beyitte arka planda böyle bir mânâ da vardır.

    15. Gül dalı bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor. Su, gül dalının damarına girerek bülbülü kurtarmalıdır.

    Renk kelimesi, renkten başka şekil, suret ve hile mânâlarına da gelir. Şairin burada onu kullanması gül ve bülbülün kanı dolayısıyledir. Gül, kendisine kırmızı renk sağlamak maksadıyle bülbülün kanına girmek istiyor. Divan şiirinde gül ile bülbül arasında bir aşk münasebeti olduğundan bahsedilir. Şair bu beytinde de gül, bülbül ve suya insanî vasıflar izafe ediyor.

    16. Su temiz tabiatını âleme aydınlık (berrak) kılmış ve Hazret-i Muhammed'in, yoluna girmiştir.

    Şair bu beytinde su ile Hazret-i Muhammed'e uyan, onun yolunda giden mümin arasında bir münasebet buluyor. Temizlik dolayısıyle İslâmiyet suya büyük önem verir. Su maddî ve manevî temizliğin sembolüdür. Suyun vasıflarından biri berrak oluşudur. İyi mümin de öyledir. Onun gönlü de su gibi aydınlık, herkese açıktır.

    17. Seyyid-i nev'-i beşer (insan ney'inin efendisi, Hazret-i Muhammet) seçkinlik incisinin denizidir. Onun mucizeleri kötülerin ateşi üzerine su serper.

    Burada su redifi dolayısıyle Peygamber bir seçkin inciler denizine benzetilmiştir. Onun din denizi seçkin inciler yetiştirir. O, kötülük ateşlerini söndüren bir sudur. Su ile ateş arasında tezat vardır. Burada ateş kötülüğün, su iyiliğin sembolü olarak kullanılmıştır,. Bu beyitte seyyid, ıstıfa, sepmek), (beşer, ateş-i eşrar) kelimelerinde aliterasyon vardır.Hz. Muhammed doğduğu zaman ateşperestlerin ateşleri sönmüştür. Beyitte bu mucizeye de telmih vardır.
    18. Peygamberlik gül bahçesinin canlılığını tazelemek için mermer taşı mucizinden (yaratıcılığından) su akıtmış.

    Peygamberlik gül bahçesine su verince gül tazeleniyor. Gül Peygamberimize izafe edilen bir çiçektir. Peygamberlik müessesesi onunla taze kalmış, Son peygamber olan Peygamberimizin mucizelerinden biri kara taştan su akıtmak. Bu mucize peygamberliğinin kabulü ve yeni bir gül açılması, peygamberlik bahçesinin parlaklığının tazelenmesidir.

    19. Onun mucizi âlemde öyle nihayetsiz bir hidayet denizidir ki, binlerce kâfir tapınağına (Mecusî tapınağına) o denizden hidayet ermiştir.

    Peygamber doğduğu zaman vukua gelen harikulade hadiselerden biri de sönmeyen ateşlerin sönmesi (Mecusî ateşlerinin sönmüş olması)dir. Bu hadiseye telmih eden Fuzulî'ye göre peygamberimizin mucizesi öyle sonsuz bir deniz imiş ki, binlerce kâfir ateşgedesindeki ateşi söndürmeğe yetmiştir.

    "Yetmiş" kelimesi hem "erişmiş" hem de "kifayet etmiş" mânâlarına gelir. Burada kifayet etmiş mânâsında tevriye!i kullanılmıştır.Ayrıca su-ateş arasında tezat vardır.

    20. Şiddet günü Ensar'a parmağından akıttığı suyu kim işitse, hayretle parmağını ısırır.

    Tebuk seferinde (şiddet günü) susuz kaldıkları zaman Peygamberimizin parmakları arasından oluk oluk su akmış. Bunu duyan hayretinden parmağını ısırır. Bu hadise de kullara hayret veren bir mucizedir.

    21. Dostu, yılan zehri içse, ebedî hayat suyuna döner, düşmanı su içse mutlaka yılan zehri olur.

    Peygamberin dostlarından maksat, hayatında iken, ona uyan sahabelerle, onun yolundan giden Müslümanlardır. Aynı imana sahip oluş, onlara da manevî bir güç verir ve onlar bu manevî güç ile, kötülükleri iyiliğe döndürebilirler. Buna karşılık, düşmanları için iyi şeyler böyle kötü bir mahiyet alır. Şair bu fikri, yılan zehrinin ebedî hayat suyuna veya tersine ebedî hayat suyunun zehre dönüşmesi sembolü olarak ifade ediyor. Burada tezat sanatı vardır.

    22. Abdest almak için yanağının gülüne su serpince, her damla sudan bin rahmet denizi dalgalanmıştır.

    Şair borada "gül-i ruhsar" tamlaması ile Peygamber'in yanağını güle benzetmiştir. Abdest alınırken yüz yıkanır. Peygamber'in yüzüne değen su, onun manevî gücü ile çoğalıyor, bir damladan bin rahmet denizi doğuyor. Damla ile deniz arasında tezat vardır. Bu tezat ve benzetme tasavvufta birlik (vahdet) ile çokluk (kesret) u belirtmek için kullanılır. Çok, birden doğar. Başlangıçta ilk Müslüman olan Hazret-i Muhammed tek idi. Daha sonra, Müslümanların sayısı yüzlerce milyonu aştı. Tanrı'nın insanlara acıması mânâsına gelen rahmet, Türkçe'de mecazî olarak yağmur mânâsına da gelir. Yağmur milyonlarca damladan oluşur.

    23. Su senin ayağının toprağına erişeyim diye durmadan, ömürler boyu başını taştan taşa vurarak âvâre gezer durur.

    Her yıl, yüz binlerce Müslüman, dünyanın dört bir yanından Hacc'a giderler. Peygamber'in mezarını ziyaret ederler. Şair, sulara da böyle kutsal bir duygu yüklüyor. Suların başını taştan taşa vurması, hem hakiki, hem mecazî mânâda kullanılmıştır. Hayat ile su arasında münasebet olduğu için şair ömür kelimesini kullanmıştır. Muttasıl kelimesi Arapça "vasl" (ulaşan, kavuşan) kökünden gelir. Bu beyitte teşhis sanatı vardır.

    24. Su ister ki, senin dergâhının toprağına zerre zerre nur salsın. Parça parça olsa bile su o dergâhtan dönmez.

    Toprak, su ve ışık zerre zerre, parça parça olurlar. Su ışığı yansıtır. Şair, su ve ışığın bu özelliklerine manevî bir mânâ da veriyor. Burada su ve ışığın zerre zerre veya pare pare olması sevginin gücünü ifade eder.

    25. Senin na'tını zaman zaman tekrarlamayı hata ehli derman bilir. Tıpkı sarhoşun ayılması için yüzüne su serpmesi gibi.

    Hata kelimesi yanlış ve günah mânâsına gelir. "Ehl-i hata"dan maksat, yanlış yola sapanlar, günahkârlardır. Onlar günahlarından kurtulmak için, sarhoşun ayılmak maksadıyle yüzüne su serpmesi gibi senin na'tını tekrarlarlar. Na't, bir şeyi medhederek anlama mânâsına gelir. Hazret-i Mu-hammed'i övmek için yazılan şiirlere de na't denilir. Belli zamanlarda okunan Kur'an cüzlerine ve dualara "vird" denilir.

    26. Ey Tanrı'nın sevgilisi, ey insanların en iyisi, sana dudakları yananların su dilemeleri gibi müştakım.

    27. Şen o keramet denizisin ki, Miraç gecesi feyzinin şebnemi duran ve gezen yıldızlara su götürmüştür.

    Burada Hazret-i Muhammed'in Mirac'ına telmih vardır. Şebnem kelimesinin şeb'i (gece) ile Şeb-i Mîrac'ın "şeb"i aynı mânâya gelir. Şairin iki kelime atasında münasebet kurmasının sebebi budur. Feyiz: suyun taşması, bereket demektir. Şebnem ile bahar arasında tezat vardır. Peygamber'in manevî gücü o kadar kuvvetlidir ki, yeryüzünden götürdüğü şebnemi bütün yıldızlara yetecek su sağlar. Burada sudan maksat, Hazret-i Muhammed'in Miraç gecesi bütün kâinata varlığı ile vermiş olduğu feyizdir.

    28. Mezarını yenileyen mimara su gerekirse, güneşin çeşmesinden her dem feyzin saf suyu iner.

    Burada güneş, dünyaya feyz ve bereket verdiği için çeşmeye, güneşten akan ışık zülâle (saf su) benzetilmiştir.

    29. Cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmış, senin ihsan bulutunun o ateşe su serpeceğini umuyorum.

    Mânâ bakımından bütün kelimeleri birbiriyle ilgili olan bu beyitte tenasüb veya müraat-i nazîr sanatı vardır.

    30. Na'tının uğuru ile Fuzulî'nin sözleri nisan yağmurundan vücuda gelen büyük inci tanelerine benzemiştir.

    Bir efsaneye, göre istiridyeler nisan ayında denizin yüzüne çıkar, yağmur yağarken kabuğunu açar, bir iki damla alır, yeniden denizin dibine inerlermiş. Bunlar zamanla inci haline gelirmiş. Fuzulî yukarıdaki beytinde bu efsaneye telmihte bulunuyor, kendi sözlerini inciye benzetiyor.

    31. 32. Mahşer günü gaflet uykusundan uyandığımda ve hasret gözyaşlarından uykusuz gözlerim su döktüğünde (ağladığımda) umduğum odur ki, mahrum olmayayım, vaslının çeşmesi senin yüzüne teşne olan bana su versin.

    Divan şairleri umumiyetle fikirlerini bir beyitte sona erdirirler. Fuzuli burada 31. beyitle 32. beyiti birbirine bağlıyor. İki beyitte de mahşer günü bahis konusudur. O gün insanlar Tanrı'ya -hayatlarında yaptıkları iyi ve kötü işlerin hesabını verecekleri için büyük bir telaş ve heyecan içinde olacaklardır. O gün Hazret-i Muhammed kendisini sevenlere şefaat edecektir.

    SAYFA 129
    1.a.birim değeri:beyit
    birim sayısı:32
    b.şiirin teması:Hz.peygambere övgü
    c.nesib:1-15, methiye:17-29, girizgah:16, fahriye:30, dua:31-32
    ç.her beyit kendi içerisinde bir bütündür.beyitlerde başlayan anlam yine diğer beyitlere sarkmadanaynı beyitin içinde bitmektedir.kasidenin bölümlerindeki her beyit o bölümü ifade etmek amacıyla bir araya getirilmiştir.beyitler bir araya getirilirken her beyitin o bölümde anlatılacakları tek başlarına anlatmaları beyitlerin anlam bakımından birbirinden bağımsız olmalarını sağlamaktadır.beyitlerdeki kafiye ve redif olarak kullanılan su sözcüğü beyitler arasındaki ses ilişkisini göstermektedir.
    d. "Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar
    Kuze eylen topragum sunun anunla yara su" beyiti şairin kişisel duyarlılığını ve hayal gücünü en iyi ifade eden beyittir.şair bu beiytte onun elini öpmek arzusuyla ölürsem toğrağımdan bir testi yaparak onunla yare su verin,böylece mezar toğrağım onun eline değecek ve elini öpmüş olacaktır ifadesini kullanmaktadır.bu hayal gücü ve duyarlılık şairin şiir kudretinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.
    e. beyit sayısı 31-99 arasındadır.
    din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır.
    kaside 5 bölümden oluşur. (nesib,girizgah,methiye,fahriye,dua)
    2.a. "Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar
    Kuze eylen topragum sunun anunla yara su"
    yukarıdaki beiytte "s" seslerinin tekrar edilmesi ahengi sağlamıştır.
    b.yukarıdan aşağı doğru akan suyun görüntüsü ile kasidedeki su sözcüğü arasında ses bakımından bir ilişki vardır.resimdeki şelaleden çıkan su sesi,kasidenin redifi olan su sözcüklerinin okunmasıyla çıkan sesle eşdeğerdir.



    Sayfa130
    SAYFA 130:
    ç-her beyitin sonunda su sözcüğünün tekrarlanması ses ve ahenk ahenk yönünden anlamı güçlendirir.
    d-13. beyit
    e-nazım birimi beyittir.
    -en az 33 beyit, en çok 99 beyitten oluşur.
    -giriş bölümü nesib, asıl konuya giriş bölümü fahriye, devrin büyüğünü övdüğü bölüm medhiye, son bölümüne ise dua denir.
    -ilk bölümüne matla, son bölümüne makta denir.
    -uyaklanışı aa, ba, ca, da.... şeklindedir.
    -ele aldıkları konuya göre isimlendirilir.bunlar:tevhit,münacat,naat,medhiye, fahriye,hicviyye,mersiye

    5.ETKİNLİK
    3-şairin mecaz, imge kullanmasının amacı hayal gücünün üstünlüğünü göstermesi, ahengi sağlamak, anlatılanları etkili kılmaktır.söz sanatlarını kullanmasının amacı az sözle çok şey anlatmaktır.
    4-miraç, ahmedi muhtar, fuzuli, habiballah, hayrel-beşer
    5-aruz ölçüsünün kullanılması, kaside nazım şeklinin kullanılması, mazmun ve söz sanatları kullanılması, ağır ve süslü bir dil, mahlasların kullanılması, beyitlerle yazılması
    .


    sayfa 131

    6. HİSSETTİKLERİM
    samimiyet
    sevgi
    özlem
    arzu
    heyecan

    7.FUZULİ
    divan şiirinin en güçlü şairlerindendir.
    şiir tekniği çok güçlüdür.
    şiirlerinde tasavvufi konuları ele almıştır.
    şiirlerinde azeri türkçesinin özellikleri görülür

    Sayfa 133

    BİRİMLERDE ANLATILARLAR
    Şiirin teması: Aşk
    1.Şair, aşıkların ayrılık acısına sabredemeyeceğini anlatıyor.
    Birim Değeri: Dörtlük - Birim Sayısı: Bir
    2.İlahi aşk
    3.Dilek (dua)
    4.Aşk

    ç)1.Rubai: Ayrılık - Aşk
    2.Rubai: Aşk Ateşi - İlahi Aşk
    3.Rubai: Duam - Dilek
    4.Rubai: Sevgili - Aşk

    d)Gerçek hayatla ilişkilendirilebilir. Aşk ve aşkın halleri ile dua insan hayatında yer bulabilen durumlardır.

    e)Rubai nazım şeklinin özellikleri:
    -Nazım birimi dörtlüktür.
    -Tek dörtlükten oluşur.
    -aaxa şeklinde kafiyelenir.
    -Özel bir vezinle yazılırlar.
    -Yoğun bir fikir örgüsü vardır, bu da ahengin sağlanmasını zorlaştırır.
    -Tasavvuf, felsefe, dünya görüşü gibi pek çok konuda yazılırlar.
    -Asıl söylenmek istenen 3. ya da 4. dizede söylenir.

    2)1.Rubai
    söyler imiş: redif
    -an: tam kafiye

    2.Rubai
    ûr: tam kafiye

    3.Rubai
    -dan sakla: redif
    â: yarım kafiye

    4.Rubai
    dime ana: redif
    -z: yarım kafiye

    3)"vâdi" ve "sanem" sözcükleridir.
    Vadi: Ihlara Vadisi'ne düzenlenen geziye katıldık.
    Şiir vadisinde o da kalem oynatmıştı.

    sanem: Puta tapınma ilkel kabilelerde de görülmektedir.
    Put kadar güzel bir insanmış, dedi.

    4)1. Rubai: dil (gönül), bir insan gibi düşünülmüştür. Kişileştirme sanatı vardır.

    2.Rubai
    dil-i bi-karar: teşhis
    fevvare-i nur: teşbih
    ateş-i aşk: teşbih

    3.Rubai
    Ya Rab: nida (seslenme)
    reh-i vadi-i rubai: teşbih
    ta'n-ı har-ı nadan-ı dü-pa: teşbih

    4.Rubai
    sanema: nida
    sanem: istiare

    5)Nazım şekli, nazım birimi, mazmun ve sanatlar divan şiiri geleneğine aittir.


    Sayfa135
    BİRİMLERDE ANLATILANLAR
    Şair, sevgilisine seslenerek neşelenmek için Sadabad'a davet etmektedir.
    Şair, Sadabad'da eğlenmek amacıyla neler yapacaklarını anlatmaktadır.
    Şair, Sadabad'da eğlenmekten, Kasr-ı Cihan'ı seyretmekten bahsetmektedir.
    Şair, sevgilisini yine Sadabad'a davet ederek eğlenmeyi teklif etmektedir.

    Birim Değeri: Bent - Birim Sayısı: Dört - Şiirin Teması: Kadın (sevgili)

    c)Farklılaşma olmaz. "Kadın" teması etrafında oluşturan birimlerdeki anlam aynı birimde başlayıp aynı birimde bitmektedir. Bu durum anlam bakımından bir farklılaşma olmasını engeller.

    2)Şarkı, Lale Devri'nin ünlü şairi Nedim'e aittir. Lale Devri, lale bahçeleriyle, imar faaliyetleriyle ve eğlenceleriyle ünlü bir dönemdir.

    3)Şiirin ahenginin bozulmasına sebep olur.

    b)Şiirin ahengini sağlamak, söylemek istenenin vurgusunu artırmak amacıyla tekrar edilmiştir. Ayrıca nazım şeklinin bir özelliği olarak tekrar edilen dizelere "nakarat" denir.

    Sayfa-136

    ç-başlangıçtan günümüze kadar kırmızı her zaman eğlenceyi temsil etmiştir. onun için kırmızıdır.

    4-şairin somut yönünün güçlü olması

    5-İMGELER:
    -serv
    ifade ettiği anlam: ağaç
    kullanış şekli: sevgilinin boyu, yürüyüşü, endamı
    -ab-ı hayat
    ifade ettiği anlam: ölümsüzlük suyu
    kullanış şekli: ölümsüzlük suyu
    -mutrib
    ifade ettiği anlam: çalgıcı
    kullanış şekli: çalgıcı

    6-gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abad'a:
    serv-i revanım:benzetme(teşbih)
    görelim ab-ı hayat akdığın ejderhadan
    ab-ı hayat ve ejderhadan benzateme(teşbih)
    gayrı yaranı bu günlük edip ey şuh feda
    ey şuh: nida(seslenme)

    7-Sa'd-abad, Nedim, Kasr-ı Cinan, Tesnim Suyu

    8-mazmun kullanımı, aruz ölçüsünün kullanımı, arapça-farsça kelime kullanımı, bentlerle yazılması, mahlas kullanımı, ağır ve süslü bir dil kullanılması, söz sanatlarının kullanılması

    9-bunu yapmadık.

    10-şiirlerini zaevkli ve ahenkli bir şiir diliyle yazmıştır.
    -malileşme akımının en önemli temsilcilerindendir.
    -lale devrinin büyük şairlerindendir.
    -divan edebiyatına şarkı türünü ilk kazandıran şairdir.

    sayfa 138 da
    birmde anlatılanlar
    1 sevginiğn saçını yüzüne dökülmüş görünce gönlün aşık olduğunu
    2 sevgilinin bbbu sevgiyle hiç değer vermedği adını bbile anmadığı anlatılmaktadır
    3 aşığın umutsuzzluğu anlatılmaktadır
    4aşık sevgilisinin ğeşinden koşan diğer aşıklardan yakınmaktadır
    5aşık sevgilli için kendini feda ettiğini anlatmakta
    6 aşık umutsuzluğu durumunu anlatıp u sevgiye engel olamadığından bahsetmektedir.
    7 aşık sevgili ile geçireceği bir anı her şeyden üstün tutmaktadır.
    8 aşık bbbbbu hale düşmek istemediğini fakat gönlüne söz geçiremediğinden ahsetmektedir.
    9 şair aşk kitaının ancak kendi adıyla okunabileceğinden bbbahsetmektedir

    şiirin teması aşl birim değeri bent birim sayısı 9
    28 Mart 2009
    #19
  21. banada sonrası lzm ama öncesini de bu siteden yaptık sonuçda bunada şükür:) teşekkürler;)
    6 Nisan 2009
    #20
soru sor

10. Sinif tÜrk edebİyati kİtapindakİ tÜm sorularin cevaplari etkİnlİklerİn cevaplari

Alakalı Aramalar:

  1. tarih bir bütün olduğu halde niçin dönemlere ayrılmıştır

    ,
  2. aruz hangi döneme aittir

    ,
  3. türk edebiyatı dönemlere ayrılabilir mi

    ,
  4. yazinin icadindan once insanlik tarihi,
  5. tarih bir butun oldgu halde neden donemlere ayrilmistir,
  6. tarih bir butun oldugu halde nicin donemlere ayrilir?,
  7. tarih niçin dönemlere ayrılmıştır,
  8. tarih bir bütün olduğu halde neden dönemlere ayrılmıştır,
  9. tarih bir butun oldugu halde neden donemlere ayrilmistirw