WH Haber Bülteni kategorisinde ve Dünya forumunda bulunan Dünyadan Çeşitli İlginç Haberler, Arşiv konusunu görüntülemektesiniz.Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency) ve Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ilk kez devasa büyüklükteki Messier 101 adı ...
| |||||||
| Sitemap | Liseler | HaritaG | Kayıt ol | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
![]() Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency) ve Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ilk kez devasa büyüklükteki Messier 101 adı verilen Pinwheel türü galaksiyi yakından görüntülemeyi başardı. (1 Mart 2006 Çarşamba) Hubble Uzay Teleskopu tarafından görüntülenen Messier 101, bilinen en büyük sarmal galaksi. Samanyolu galaksimizden 170 bin ışık yılı (1 ışık yılı 9.5 trilyon kilometre) uzaklıkta olan galaksi, dev bir disk şeklinde görünüyor. Galaksi, yıldız, toz ve gazlardan oluşuyor. Ursa Major (Büyük Ayı) takım yıldızı grubunda yer alan galaksi, dünyadan 25 milyon ışık yılı uzaklıkta. | |
| | #2 |
| Dünya'yı bekleyen megafelaketler arasında, büyük bir gökcisminin gezegenimize çarpması da yer alıyor. Böyle bir durumda dünya dev toz bulutuyla kaplanacak, Güneş aylarca ortadan kaybolacak, küresel yangınlar ve yoğun asit yağmurları meydana gelecek, bitkisel örtü harap olacak, yaşamın sürmesini sağlayan besin maddelerinde büyük kıtlık yaşanacak. Sadece dayanıklı canlılar ayakta kalabilecek. NASA'dan asteroit takipçisi Dr. Donald Yeomans, "Dünya'yı ciddi biçimde etkileyebilmesi için, çarpacak cismin 1.5 kilometre çapında olması lazım. Buna da ancak milyon yılda bir rastlanıyor" diyor. Atmosferde yanıyor Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, asteroitler ve kuyruklu yıldızlardan kopan parçaların birbirleriyle, gezegenlerle sık sık çarpışarak birbirlerini parçaladıklarını ve çeşitli zararlar verdiklerini belirtiyor. Bunun günümüzde de sürmekte olduğunu anlatan Özel, şunları söylüyor: "Geçmişte daha yoğun ve şiddetli çarpışmalar dönemleri yaşandığının izleri gezegen ve ay yüzeylerinden kolayca anlaşılmakta. Dünyamızın kendisi de, Güneş'in bir gezegeni olarak oluştuğu dönemin başlarında (yaklaşık 4 milyar yıl kadar önce), Mars boyutlarında bir gökcismiyle çarpıştı. Bunun sonucu kopan parçaların ana kısmının uydumuz Ay'ı oluşturduğu hesaplanıyor. Dünya atmosferine çok küçük boyutlarda her gün yaklaşık 4 milyar meteorit giriyor. Birçoğu atmosferde yanıyor." Tufan ve dinozorlar "Nuh Tufanı" efsanesine de dev bir meteorun yol açtığı öne sürülüyor. Bilim adamlarına göre, Basra Körfezi'ne MÖ 4 bin yılları civarında düşmüş olabilecek büyük bir meteorun denize çarpması sonucu tufanın olması muhtemel. Global ölçekte değişime neden olan son büyük meteor çarpması, 65 milyon yıl önce oluşmuş ve bu felakette atmosfere kalkan yoğun gaz ve toz bulutu güneşin ısıtıcı etkilerinin aylarca, belki de birkaç yıl tümüyle kesilmesine ve iklimde kısa dönemli büyük çapta değişikliklere yol açmış. Bu büyük trajediyle başta dinozorlar olmak üzere, karalarda ve denizlerde canlıların önemli bir bölümü yok olmuş. Bu olayın izi olarak, Meksika Körfezi'nde 300 km çaplı Chicxulub krateri gösteriliyor. Daha yakın dönemde, 50 bin yıl önce, Kuzey Amerika'nın ortalarındaki Barringer krateri ve 30 Haziran 1908 gibi çok yakın bir tarihte de, Sibirya'da, meteor düşmesi nedeniyle, tahminen 2 bin kilometrekarelik bir alanın yanmasına neden olan Tunguska olayı yer alıyor. 'Nükleer kış' gelebilir Dünyamızın hâlâ bu türden bir tehdit altında olduğunun kesinlik kazanması, son yıllarda Holywood'un da gündemine girdi. Bu tarz çekilmiş filmlerin popüler olanları, Derin Darbe (Deep Impact) ve Kıyamet Günü (Armageddon). Gerçekten, çarpmadan kıl payıyla kurtulduğumuz bazı olaylar olmuş ve daha da olacak. Ancak, bu şansımız ne kadar devam edecek? Olasılık hesaplarının yanıltıcı rahatlığı bir anda sona erebilir ve büyük felaketle kısa sürede karşılaşabiliriz. Dünya'yla çarpışma rotasında olduğu hesaplanan bir göktaşı gözlendiğinde alınabilecek önlemler konusunda da bazı çalışmalar yapılıyor. Geçtiğimiz aylarda, bir NASA uzay aracı, Tempel-1 adlı eski kometin yanına kadar gidip üzerine bir 'mermi' fırlatma ('Derin Darbe') deneyini başarıyla gerçekleştirdi. Düşünülen, dünyanın nükleer silah stokunun bir bölümünün, aynen adı geçen filmlerdeki senaryoya benzer şekilde, dünyayı tehdit yörüngesinde olan gökcismiyle çarpışmasının sağlanması ve mümkün olursa yörüngesinin bu veya benzeri yollarla değiştirilmesidir. Dünyamıza çarpabilecek büyük boy bir meteoritin, "nükleer kış" olarak bilinen, global düzeyde bir iklim değişimini tetikleyip tetiklemeyeceği konusunda da hesaplar yapılmakta. Hesaplar 10 bin megaton TNT'nin patlamasına eşit güçte bir patlamayla benzeri olayların tetikleneceği yolunda. Böyle bir olayda dünya nüfusunun yüzde 25'i yok olabilir. Medeniyetin yeniden kurulması yüzyıllar alabilir. 1000 yılda gelen tehlike TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nden Dr. Tuncay Özışık ve İstanbul Üniversitesi'nden Dr. Mevlana Başal, ortalama 1000 yılda bir futbol sahası büyüklüğünde bir göktaşının dünyaya çarparak büyük felaketlere yol açtığını belirterek şunları söylüyorlar: "Dünya'ya yaklaşabilecek kuyrukluyıldızlar, gezegenlerin çekim etkisiyle yörüngelerini değiştirerek tehlikeli hale gelebilir. 1994'te Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızının parçalanarak saniyede 60 km hızla Jüpiter'e çarpması bunun en güzel örneği. 1 km'den büyük çaplı bir uzay kayasının gezegenimize çarpması, doğuracağı devasa gelgit dalgaları, büyük yangınlar ve şok etkileriyle insanlık için bir felaket dönemine sebep olabilir, hatta tüm dünya hayatını tehdit edebilir. 9 Temmuz 2002'de MIT (Massachusetts Institute of Technology) astronomları, sonradan adına 2002NT7 denilen 2 km büyüklüğünde tuhaf yörüngeli bir uzay kayası buldu. Bu cisim, Güneş etrafında birçok göktaşından farklı olarak, çok daha eğimli bir yörünge takip ediyor, dolayısıyla zamanının büyük kısmını gezegenler düzleminin üst ve alt uzağında geçiriyordu. Hesaplamalar, 2002NT7'nin 1 Şubat 2019 tarihinde Dünya'ya çarpma ihtimalinin olduğunu gösteriyor: Çarpışma ihtimali 250 binde 1... NASA, bu ihtimalin hem çok küçük hem de çok belirsiz olduğunu açıkladı." Buzullardaki virüs kâbusu Son yıllarda dikkatler, AIDS'in yanı sıra SARS ve kuş gribinin üzerinde yoğunlaştı. Bilim adamları, iklimdeki ısınmanın ve bozulan ekolojik dengenin de etkisiyle, yeni bir virüsün ortaya çıkmasının ve çağımızın ulaşım olanaklarıyla küresel alanda yayılmasının çok kolay olabileceğini belirtiyorlar. Diğer önemli bir endişe de, var olan bir virüsün, örneğin kuş gribinin, şekil değiştirerek insandan insana geçer hale gelmesi ve çaresi bulunana kadar büyük can kaybına yol açması. İnsanlığın artık unuttuğu ve direncini kaybettiği, ama dünyadaki çeşitli laboratuvarlarda bilimsel amaçla örnekleri saklanan, hatta araştırma çalışmaları için laboratuvarlar arasında seyahat eden eski, ölümcül bir virüsün, kazayla veya terör amacıyla dünyaya yayılması da söz konusu. Isınmayla yayılacaklar Son araştırmalar, kutuplardaki buzulların eski çağlardan kalma virüs partikülleri içerdikleri ve iklimdeki ısınma nedeniyle erirken bunları yeryüzüne yayabilecekleri endişesini de ortaya koyuyor. BBC, geçen yıl bu olasılıkları işlediği bir dokümanterde, Londra'yı insanların maskelerle dolaştığı, askeri karantina altına alınmış bir kent olarak ele almıştı. Bu senaryonun dünyanın herhangi bir köşesinde gerçek haline gelmesi, bilim adamlarının en büyük korkusu. Bir senaryoya göre, Tayland'da ortaya çıkan kuş gribi büyük bir hızla dünyaya yayılacak ve H5N1 kuş gribi virüsü yaklaşık 360 milyon kişinin ölümüne yol açacak. Hipernova tehlikesi Uzaydan gelecek bir başka megafelaket de "hipernova"... Bilim adamları, "Uzayda binlerce ışık yılı önce patlamış bir yıldızın yaydığı gamma ışınları, hiç beklemediğimiz bir anda gelip dünyayı vurabilir" diyor. Kansas Üniversitesi'nden Dr. Adrian Melott'a göre, bu ışınların sadece 10 saniye süreyle dünyaya değmeleri, ozon tabakasının yarısının birkaç hafta içinde yok olması için yeterli. Bunun anlamı da, yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalacak olan dünyadaki tüm canlıların yok olması. 2012-2015 Uranüs/ Pluto krizi Astrolojik olarak 2012-2015 yılları çok önemli, kritik bir geçiş içinde olacağımız görünüyor. İki kolektif gezegen, Uranüs ve Pluto dramatik dönüşümleri, yenilenmeyi, reformları, ölümü ve yeniden doğuşu simgeler. Bu iki gezegenin 1965-1966 yılları arasında Başak burcunda yan yana gelmeleriyle 20. yüzyılda yaşadığımız sosyal değişikliklerin, modern çalışma koşullarının, endüstri ve tarımın, sağlık ve ekolojik sorunların dünyada hızlı dönüşüm geçirdiği zamanlar olmuştu. Yan yana gelen iki gezegen aslında yeni bir döngünün de başlangıcını oluşturmuşlardı. Dünyaya özen gösterin İnsanoğlunun önünde çözmesi gereken ve muhtemelen önemli travmalar da yaratacak gelişmeler, 2012 yılına doğru kapımızı iyice çalar hale gelecek. Dünyada ekolojik dengelerin oynanmasıyla şiddetlenen hava koşullarındaki dengesizlik, ozon tabakasındaki deliğin büyümesi ve güçlü depremler, bize üzerinde yaşadığımız dünyaya çok daha özen göstermemiz gerektiğini açık biçimde göstermekte. 2012-2015 arasında Uranüs ve Pluto, Koç ve Oğlak burçları arasında kare açı içinde olacak. Koç yeni dünya liderlerini, var olma ve hayatta kalma mücadelesini, savaşları; Oğlak ise dünya düzenini, kurumsal yapıları, devletleri ve kurulu düzenleri açıklar. 2008'de Oğlak burcuna geçecek olan Pluto, zaten global ekonominin dünyada devlet düzenlerini, büyük devletleri (başta ABD, AB ülkeleri ve Çin) yeni bir yapılanmaya götüreceğini açıklamakta. Büyük bir kırılmanın, politik değişikliklerin ve dönüşümlerin eşiğindeyiz. Dünya olaylarını tahmin ederken insanların tek başlarına bilinçli olsalar da topluluk halinde ne kadar güdüsel ve bilinçsiz hareket edebildiklerini gördüğümüzde, böyle bir dönemde liderlere ve geniş tartışma topluluklarına, sivil inisiyatiflere ne kadar ihtiyacımızın olduğu bir kez daha ortaya çıkacak. Duyarlılık artıyor Dünya böylesine tehlikelerle ve tehditlerle karşı karşıya bulunurken, duyarlılık ve bilinçlenme de hızla oluşuyor. Dünyadaki başta çevre olmak üzere sivil toplum örgütleri sayısı giderek artıyor. Dünyada ve ülkemizdeki bazı sivil toplum kuruluşlarının isimleri ve web adresleri şöyle: Co-op America, Earth Day Network, Earthsave, Household Ecoteam Program, The Institute of Deep Ecology, Roma Club, UN Atlas of the Oceans... Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] Linkler sadece üyelere.... Üye ol] | |
| | #3 |
| kıyamet yaklaşıyo desene :sad: | |
| | #4 |
![]() Önce Grönland, şimdi de Antarktika. Küresel ısınma buzulları yok ediyor. ABD`de yapılan bir araştırma, Güney Kutbu`ndaki buzulların erimesinin son yıllarda hızlandığını ortaya koydu. ABD`nin Colorado eyaletindeki Boulder Üniversitesi`nden bilim adamları, NASA`nın iki uydusunu kullanarak yeni bir araştırma yaptı. Araştırmada kullanılan teknik yeni ve şaşmaz ölçülerle bilgi veriyor. Dünyadan birkaç yüz metre yüksekte biribirini izleyerek turlayan iki uydu, dünyanın küresel çekim alanı ve kütle dağılımı konusunda araştırmalar yapıyor ve aylık olarak dünyaya veriler gönderiyor. Eğer öndeki uydu büyük bir kütle yapısının üzerinden geçerse bu onun hızlanmasına neden oluyor ve arkadaki uyduyla aradaki mesafe açılıyor. İki uydu arasında sürekli ölçülen mesafe aşağıdaki objelerin kütlesini gösteriyor. Yılda 152 metreküp Güney Kutbu`ndaki buzulların erimesi hızla artıyor, içbuzul yılda ortalama 152 kilometreküp eriyor. Bilim adamları, olayı somutlaştırabilmek için 10 milyon nüfuslu Los Angeles`ta yılda bir kilometreküp su tüketilmesini örnek veriyor. Yani, Antarktika buzullarının bir yılda kaybettiği buz miktarı, ABD`nin en büyük ikinci şehri Los Angeles`ta bir yılda tüketilen su miktarının yaklaşık 3.5 milyon katı. Hükümetin araştırmasına cevap Üniversitenin Çevre Bilimi Araştırma Enstitüsü`nden Isabella Velicogna, ilk kez bir araştırmada Güney Kutbu`ndaki içbuzulun tamamının önemli miktarda buzul kaybına uğradığının ortaya çıktığını söylüyor. Üniversitenin, erimenin son yıllarda hızlandığını belirten açıklaması, Kyoto Protokol`ünü onaylamayan ABD`nin erimeyle ilgili hazırlattığı son raporlarla da çelişiyor. ABD hükümetinin uzman bilim adamlarından oluşturduğu komite, 2001`deki raporunda Güney Kutbu`ndaki buz kütlesinin 21`inci yüzyılda genişleyeceğini kaydetmişti. Dünyanın buz deposu Antarktika Colorado Boulder ekibinin, iki uyduyu kullanarak yürüttüğü araştırma 2009 yılında sona erecek ve ortaya koydukları verilerin daha kesin olmasını sağlayacak. Antarktika`nın yılda kaybettiği 152 metreküp buz, deniz seviyelerine ortalama 0.4 milimetre yükseliş olarak yansıyacak. Buna karşılık deniz suyu seviyesi, buharlaşmadan dolayı yılda 1.8 milimetre alçalıyor. Avusturalya kıtasının iki katı alana sahip olan Antarktika, dünyadaki buzulların da yüzde 90`ını barındırıyor. Transarktik Sıradağları tarafından ikiye bölünen kıta, Doğu Levhası ve Batı Levhası olarak ikiye ayrılıyor. (CnnTürk) | |
| | #5 |
![]() Bilim adamları, herhangi bir şey henüz gerçekleşmeden önce onu nasıl hatırlayacağımızın tahmin edilebilir olduğunu düşünüyor. İngiltere`deki Londra Üniversitesi`nden bilim adamlarının analizleri, beynin henüz bir bilgiyi depolamadan önce hazırlık yaptığını ortaya koydu. En iyi performansı gösterebilmek için beynin, hem bilgiyi aldığımız anda hem de bilgiyi almadan birkaç saniye önce tüm kaynaklarını seferber etmiş olması gerekiyor. Daha önce beynin olay olmadan önce değil, olduktan sonra hazır olması gerektiği düşünülüyordu. İleri aşama aktiviteleri Araştırma ekibinin başkanı Dr. Leun Otten, "daha bir kelimeyi görmeden önce insanın onu hatırlayıp hatırlayamayacağını tahmin edebiliyor olmamız kulağa gaipten haber alma gibi gelebilir" diyor. "Duyduklarınızı ya da gördüklerinizi hafızaya kaydederken beyin aktivitelerinin değiştiğini biliyoruz. Fakat hafızanın ileri aşamada nasıl çalıştığını gösteren beyin aktiviteleri bulduk." Testi bilmeden girdiler Dr. Otten ve ekibi, hafıza testine girdiklerini bilmeyen bir grup gönüllüyü iki farklı teste tabi tuttu. Gönüllülerden, sadece bilgisayar ekrarında birbiri ardına görünen kelimelere konsantre olmaları istendi. Her kelimeden önce, ya kelimenin canlı veya cansız bir şeyi temsil ettiğini belirten ya da kelimenin ilk ve son harflerinin alfabetik sıralamada olup olmadığını belirten bir sembol gösterildi. Bir süre sonra ekip, gönüllülere bunun bir hafıza testi olduğunu söyledi ve ekrana yansıttıkları yeni kelimeleri daha önce görüp görmediklerini sordu. Bu işlemler sırasında beyin aktiviteleri elektroensefalogramla (EEG) tarandı. Görmek ve anlamak Katılımcılar, canlı-cansız ayrımı yapılan kelimeleri alfabetik ayrım yapılanlara göre çok daha iyi hatırlıyordu. Bu da, kelimeleri harfler olarak görmek yerine anlamlandırmaya çalışmanın hafızayı daha iyi hazırladığını ortaya koydu. Araştırmacılar, `bilinçli düşünme`nin gerçekleştiği önbeyin bölgesindeki bu hazırlık faaliyetlerini kelimenin oluşması ve sembol arasında görebildi. Buradaki güçlü aktiviteyi hassas bir geri bildirim izledi. Güç ve zaman sorunu Benzer başka bir testte, gönüllülere, bir sonraki kelimenin sesli söyleneceğini ya da ekrandan yansıtılacağını belirten semboller gösterildi. Bu testte hafıza, hazırlıklarının çoğunu ekrana yansıtılan kelimelerden yana yaptı. Dr. Otten, "beynin, bir şeye bakmaktan bir şeyi dinlemeye yönlendirilmesi güç ve zaman gerektiriyor. Bu yüzden beyin hazırlıklarını hemen tamamlayamıyor" diyor. Ezberlemeye değil anlamaya çalışın Araştırma eskiden beri öğrencilere verilen bir tavsiyenin de altını çiziyor: Bir şeyi ezberlemek yerine onu iyice anlayarak öğrenmeye çalışın. Dr. Otten de şu tavsiyede bulunuyor: "Anlamaya çalışmak ezberden çok daha iyi bir hazırlığı içeriyor. Bu yüzden tekrarlayarak ezberlemek yerine, her zaman yazılanı anlamaya konsantre olun." "Daha iyi bir hafıza için çalışmak faydalı bir işlem olabilir" diye ekliyor Otten: "Fakat daha iyi bir hatırlama için beynin hazırlık aşamasını geliştirmek konusunda ne yapılabileceğini henüz bilmiyoruz." (CnnTürk) Haber Hakkındaki Son Yor | |
| | #6 |
| Bilgilendirmenize teşekkürler.... Bir zamanlar Allah yok deyenlere aklın varlığını isbat et sana inanayım denirdi.... ![]() Şimdi ikisinin varlığı kabul edildiğine göre, aklın haraketini görmek istiyor insan tabiii ... Arayacak ve bulacak aklın performansını....... ) | |
| | #7 |
| cok ilginç birkonu paylaşım için teşekkürler :clapping: :clapping: | |
| | #8 |
| pylasım için cok tesekürler... | |
| | #9 |
![]() Romatizmalı bir kobay faresinin fiyatı 200 dolar. Kör fare 250, epilepsi (sara) hastası fareler ise 1000 dolar. Siparişle genetiği değiştirilmiş kobay faresinin fiyatı hastalığına göre 100 bin dolara kadar çıkabiliyor. Tıp deneyleri, ilaç endüstrisi ve diğer bilimsel çalışmalarda kobay farelerden yararlanılıyor. Çünkü farenin genetik yapısı insana şaşırtıcı derecede benziyor; farelerin ilaçlara tepkileri de insanınkilerle benzerlik gösteriyor. Doğru bir genetik manipulasyonla fareler, insan hastalıklarını taşıyacak şekilde değiştirilebiliyor. Bu sayede bilim insanları, farelerin üzerinde bir insan vücudu gibi deney yapabiliyor. Fareler şimdiye dek şeker, Alzheimer, şişmanlık, kanser ve diğer hastalıkları insanlar yerine taşıdılar; üzerlerinde yüzlerce ilaç denendi. Dünyada 25 milyon kobay faresinin deneylerde kullanıldığı tahmin ediliyor. KOBAY FARESİ ‘SEKTÖRÜ’ Dünyada kullanılan kobay farelerini araştırma kurumlarına tedarik eden sadece birkaç kobay faresi laboratuvarları bulunuyor. Bunlardan Jackson Laboratory, örneğin, yılda 2 milyon fare satıyor. Charles River Laboratories’in kobay faresinden elde ettiği yıllık gelir 500 milyon doları aşıyor. Kobay faresi yetiştirmek sanıldığı kadar da kolay bir iş değil. Karmaşık ilaç araştırmaları için artık çok daha karmaşık hastalık yapısında farelere ihtiyaç var. Ayrıca bu farelerin müşterilere ulaştırılması da başlıbaşına bir sorumluluk. GEN HARİTASI FARELERE TALEBİ ARTIRDI Bilim insanları, bundan 100 yıl önce fareler üzerinde çalışmaya başladığında, genetik benzerlik o zaman için bir öncelik taşımıyordu. Daha çok, farenin küçüklüğü, saklanmasının kolay oluşu, evcilliği ve hızlı üremesi onu bilim insanlarının gözdesi yapmıştı. Bugünse genetik benzerlikleri onlara talebi yeniden antırdı. 2001’de insanın genetik haritasının çıkarılmasından sonra, fareyle insan arasındaki şaşırtıcı benzerliğin farkedilmesi, fareyi yeniden ideal kobay haline getirdi. ÇİFTLEŞTİRMENİN YERİNE GENETİK MANİPULASYON Eskiden araştırmacılar fareleri sürekli birbirleriyle çiftleştirerek sonraki jenerasyonlarda genetik yapılarının özdeş hale gelmesini sağlamaya çalışırdı. Bu sayede, ulaşılan son jenerasyon genetik olarak diğerlerine öylesine benzerdi ki, bir Japon bilim insanının yaptığı deneyle Kanadalı bir bilimi insanının yaptığı deney arasında uyum sağlanmış oluyordu. Çünkü farelerin genetik yapıları standartize edilmiş ve genetik farklara dayalı çeşitlenmeler önlenmiş oluyordu. 20’inci yüzyılın genelinde, farelerin genetiği çiftleştirme yoluyla standartize edilmesine karşılık, şimdi biyoteknoloji laboratuvarları genetik mutasyonu dışardan tetikleyerek istedikleri genetik yapıyı oluşturabiliyorlar. GENETİK MODİFİKASYONDA SINIR YOK Örneğin, Deltagen firması özellikle bir geni eksik olan fareler üretiyor; Alman Artemis Pharmaceuticals şirketi fare genlerinin arasına insan geni ekliyor. İsviçreli PolyGene Transgenetics, fare genetiğini müşteri isteklerine göre ayarlayabiliyor. Xenogen şirketi proteinlerin kendi kendine ışık yaymasını sağlayarak, üzerinde çalışılan genleri yanıp sönerek aydınlanan fareler üretiyor. GENETİK MODİFİKASYONA GÖRE FİYAT Müşterinin istediği genetik manipulasyona göre, üretilen esas farenin maliyeti onbinlerce doları bulabiliyor. Seri üretime geçtikçe sonraki siparişler ucuzlayabiliyor. Örneğin, bir ilaç şirketi bir ilacın denenmesinde kullanılacak fareler için 10 milyon dolar harcayabiliyor. Hastalıkların tedavisinde bilim insanları, hedef olarak hastalığın biyolojik gelişiminde rol oynayan kilit molekülleri tespit ederek, bunun bloke edilmesine odaklanıyor. Bu hedef moleküllerin, bilim insanları tarafından bulunabilmesi için, her bir fare ‘fabrikada’ tek bir geni eksik olarak üretiliyor. Kabaca açıklamak gerekirse, örneğin, ne yersin yesin şişmanlamayan bir farede hangi gen eksikse, o eksik gen aşırı şişmanlığa neden olarak düşünülebiliyor. Bir genin eksik bırakılması, o genin insan fizyolojisindeki işlevinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. Farelerde bu amaçla eksik bırakılabilecek binlerce gen bulunuyor. (NTVMSNBC) | |
| | #10 |
![]() Bilim adamları, gaz devi Jüpiter`in yüzeyinde ikinci bir kızıl beneğin büyümekte olduğunu tespit etti. ABD Havacılık ve Uzay Dairesi`nden (NASA) gökbilimcileri, Güneş Sistemi`nin en büyük gezegeni Jüpiter`in yüzeyindeki benek Büyük Kızıl`a bir kardeş buldu. Yeni oluştuğu gözlenen ikinci beneğe Küçük Kızıl adını verildi. Her iki kızıl beneğin de Jüpiter`in bulut katmanında müthiş fırtınalara neden olduğunu belirten bilim adamları, beneklere bu rengi hangi karakteristik özelliklerin verdiğini bilmiyor. Beyazdı kızıl oldu NASA uzmanları, Küçük Kızıl`ın, Büyük Kızıl`ın yarısı büyüklükte olduğunu ve her ikisinin de aynı renkte olduğunu belirtti. Bilim adamları, Küçük Kızıl`ı 2000`de ilk olarak üç küçük beyaz nokta olarak tespit etti. Daha sonra birleşen ve büyüyen benek, kasım 2005`ten aralık 2005`e kadar kahverengiye, son haftalarda da kırmızıya dönüştü. Dünyanın iki katı büyüklükte En az 300 yaşında olduğu tahmin edilen Büyük Kızıl, dünyanın iki katı genişlikte ve 23 bin kilometre çapında. Atmosferi hidrojen ve helyumdan oluşan, donmuş su ve amonyak fırtınalarının hüküm sürdüğü tahmin edilen Jüpiter`in kütlesi dünyanınkinin 318 katı büyüklükte. Kendi çevresindeki turunu 9 saat ve 55 dakikada tamamlayan Güneş Sistemi`nin beşinci gezegeninin bir yılı ise 11.86 dünya yılı sürüyor. (CnnTürk) | |
| | #11 |
![]() Mısır`ın batısındaki Sahra Çölü`nde, milyonlarca yıl önce meteor çarpması sonucu oluşan devasa bir krater bulundu. Uydu görüntülerini inceleyen uzamanlar tarafından bulunan krater, 31 kilometre çapıyla, Sahra Çölü`nde bulunan en geniş krater oldu. Uzmanlar kraterin bugüne kadar bulunamamasını büyük boyutlarına bağlıyor. Boston Üniversitesi ekibinin bulduğu krater, bölgede daha önce bulunan en büyük meteor çarpmasının iki katı etkiyle ortaya çıkmış ve Arizona`daki kraterin 25 katı büyüklüğünde. Çevresi yok oldu Araştırmacılar, kraterin yaklaşık olarak 1.2 kilometre büyüklüğünde bir meteor tarafından oluşturulduğunu ve yüzlerce kilometre çevredeki her şeyi yok etmiş olabileceğini söylüyor. Örnek vermek gerekirse, 65 milyon yıl önce dinozorların yeryüzünden silinmesiyle sonuçlanan çarpışmayla ortaya çıkan Meksika`daki Chicxulub kraterinin genişliği 160 ile 240 kilometre arasında değişiyor. İsmi `Kebira` Araştırmayı yapan uzmanlardan Faruk El Baz kratere, yer aldığı bölgenin adından da esinlenerek Arapçada büyük anlamına gelen Kebira ismini verdi. Kebira`nın her kraterde olduğu gibi iki büyük halkası var, ancak yıllar boyunca su ve rüzgarın etkisiyle silindiği halkaların için eğitimli olmayan bir göz tarafından görülmesi neredeyse imkansız. Çöl kadehi oluşturdu Meteorun dünyaya ne zaman çarptığı ve kraterin ne zaman oluştuğu henüz bilinmiyor, ancak El Baz, "doğudan batıya doğru akan iki antik nehrin kalıntılarını barındıryor" diyor. Kebira`yı yaratan çarpma, güneybatı Mısır`daki Büyük Kum Denizi`nin devasa kumulları arasında bulunan ve sarı-yeşil silikat parçalarından oluşan büyük bir alan ortaya çıkarmış. (CnnTürk) | |
| | #12 |
| gerçekten mantık çerçevesi içerisinde olan bir şey bencede böyle bir arastırmayı bizede duyuran arkadasıma teşekkür ederim ![]() | |
| | #13 |
| sağol bu bilgilendirme için mantık çerçevesini kapsayan bir konu :alala[1]: | |
| | #14 |
| evet öle.. :yes: | |
| | #15 |
| bu gercekten cok ilginc... :clapping: | |
| | #16 |
| enteresanmış :appl: | |
| | #17 |
| sevgili fareler insanlık sagolsun bide anlamadıgım niye hasta bi fareye para verip alıyolarki asıl sorulması gereken yahu fare bee kardeşim parayla alınırmı manyakmısınız | |
| | #18 |
| Hollanda'dan göçmenlere erotik sınav İki erkeği öpüşürken, sahilde bir kadını üstsüz güneşlenirken görürseniz ne yaparsınız? Prenses Maxima aslen nereli? Bu baharat hangi eski Hollanda kolonisinden geldi? Bunlar, Hollanda'nın dünyada bir ilk olan göçmenlik sınavından 'ahiret soruları'. Hollanda'da çarşamba günü başlayacak uygulama, bu ülkeye yerleşmek isteyenlerin 'liberalizm sınırlarını' ve Hollanda tarihiyle ilgili bilgilerini ölçecek. Göçmen adaylarına 'parkta öpüşen eşcinsel erkek çift' ile 'üstsüz denize giren bir kadının' görüntülerini de içeren bir DVD gösterilecek ve aralarında Müslümanların da olduğu başvuru sahiplerinin buna tepkisi ve tahammül sınırları ölçülmeye çalışılacak. 'Demir Rita'nın fikri Sorular arasında Hollanda Prensesi Maxima'nın kökeninin neresi olduğu, bir kafede yan masada oturan iki erkeğin öpüşmeye başlaması durumunda nasıl davranılması gerektiği gibi sorular da yer alıyor. Uygulamanın arkasında ise 'Demir Rita' olarak da bilinen, Hollanda Göç Bakanı Rita Verdonk var. Rita Verdonk, zorunlu entegrasyon dersleri, göçmenlerin evlilik yaşının yükseltilmesi ve göçmenler önemsiz suçlar bile işleseler oturma izinlerinin iptal edilmesi gibi uygulamalara da imza atmıştı. Hollanda'daki yaşayan Türklerden 34 yaşındaki Türk asıllı avukat Famile Aslan, uygulamaya şaşırmış: "30 yıldır bu ülkede yaşıyorum ve bir parkta iki erkeği öpüşürken görmedim. Neden insanları böyle bir durumla yüz yüze getiriyorlar?" 'Hollandalı da bilemez' İstanbul'da görev yapan Hollandalı gazeteci Dirk Nieuwber ise test usulü sınavda 'çıkacak', özel bir baharat türünün hangi eski Hollanda sömürgesinden getirildiği tarzı sorulara çoğu Hollandalının bile cevap veremeyeceği görüşünde. Hollanda'daki Müslümanlar tarafından 'göçü kısıtlamaya yönelik, provokatif bir test' olarak nitelendirilen uygulamada, başvuru sahipleri 138 Hollanda Büyükelçiliği'nde sınava girebilecek. 15 dakikalık sürede soruları cevaplayacak olan göçmen adayları, ilk aşamayı geçerlerse beş yıl içinde iki kez 'vatandaşlık' testine girecek; bunlarda da başarılı olurlarsa Hollanda vatandaşlığına geçebilecekler. Bu zor sınavın maliyeti ise Hollanda dili öğrenmek için gidilecek kurs, hazırlık test paketi ve DVD'si ile sınav parasıyla 1495 pound'u (yaklaşık 3 bin 300 YTL) buluyor. | |
| | #19 |
| kiyamet kacinilmazdirrr.... | |
| | #20 |
| :alala[1]: :s | |
| Seçenekler | |
| |
WH Haber Bülteni kategorisinde ve Dünya forumunda bulunan Dünyadan Çeşitli İlginç Haberler, Arşiv konusunu görüntülemektesiniz.Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency) ve Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ilk kez devasa büyüklükteki Messier 101 adı ...
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| arkadaşlar türkiyeden,dünyadan hatta çocuklardan en ilginç görüntüler | Hassancan | Komik Resimler | 5 | 09-05-2008 08:32 AM |
| Dünyadan komik haberler | unreal_c | Genel Sohbet | 16 | 07-02-2007 02:08 PM |
| SEBNEM FERAH-VAZGECTİM DÜNYADAN | bleeding_me | Şarkı Sözleri | 1 | 03-12-2006 01:55 AM |
| Dünyadan Çeşitli İlginç Haberler | RuNaWaY | WH Haber Bülteni | 0 | 01-01-1970 02:00 AM |