11-20-2007, 05:22 PM
|
#1 |
| |
Davranışlarımızın Kökeni Davranışlarımızın Kökeni Çağdaş anlayışla davranış bilimleri penceresinden baktığımızda her türlü duygu, düşünce ve harekî (motor) faâliyetin �davranış� olarak isimlendirildiğini görürüz. Yâni severken de, kızarken de, tefekkür ederken de, koşarken de �davranıyoruz�.Pekâlâ, bu davranışlar nereden gelmiştir? Evrimsel açıdan bakıp filogenetik silsileyi takip ederek incelediğimizde, bunların yüz milyonlarca senelik adaptasyonlar sonucunda genomumuza yerleşerek tâ biz insanlara kadar uzanan bir devamlılık içerisinde, doğal ayıklanma-elenme ile ortaya çıktığını görürüz. Herhangi bir türün davranışsal örüntüsü büyük ölçüde doğuştan gelen genetik mirasla belirlenmiştir. Bu mirasa günümüzde �filogenetik psişe� denmektedir. İnsanoğlu doğduğunda, bâzılarının zannettiği gibi bir �tabula rasa� değildir. Mizacımız ve arketipal ihtiyaçlarımız daha anne rahmine düştüğümüzde bellidir: Belli bir büyüme ve gelişme modelini takip edip 9. ayın sonunda doğacak, 1-2 yaş civarı yürümeye ve konuşmaya başlayacak, 11-13 yaş civarı bulûğa erecek, 25-30 yaşlarından itibâren negatif azot bilançosuna ve yaşlanma sürecine girecek, sonunda da 50 ilâ 100 sene civarında öleceğizdir. Bütün bunların ana hatları ve zamanlamaları, bu arada yapmamız uygun olan davranışlar �hardware��de kodlanmıştır. Homo sapiens sapiens hâricindeki bütün hayvanlar bu kaderi alınlarına yazıldığı gibi yaşayıp terk-i diyar eylerler. Peki, bizim farkımız ne? Mes�elenin dinî, metafizik veya mistik argümanlara pek açık ve nihayetsiz boyutuna hiç girmeden, alın lobumuzun, amigdalamızın, beyinciğimizin ve gırtlağımızın muazzam inkişafının �farkında olduğunu farkında olan� bilinen tek tür olmak yegâneliğini ve farklılığını bize verdiğini söyleyebiliriz. Bu mucize, insanoğlunun en üst düzeyde soyut düşünce, tefekkür ve tefelsüf davranışlarını yapabilmesine imkân sağlamıştır. Yâni, �hardware� üzerine inşâ edilecek �software��ler sâyesinde, kendi kendisini aşmaya muktedir, mecbur, hâttâ mahkûm olan tek canlı türü insandır. O sâyededir ki hamtaşını yontup cilâlı taşa çevirerek arasından su sızmayan köprüler, katedraller, câmiler ve gökdelenler yapabilmiştir. Ve gene o sebepledir ki atom ve hidrojen bombaları, nötron çatapatları, �akıllı� füzeler imâl edebilmektedir. Bunlardan hangisini tercih edeceği ise �software��lerce tâyin edilir: Terbiye, görgü, tahsil, sevgi ve dayanışma dolu güven verici bir âile ve toplum ortamı� Âileden akrabalara, ulusaldan evrensele uzanan konsantrik sevgi halkaları� Ayrıca, pekişmeleri ve hayra hizmete devam edebilmeleri için, bu �software��lerin güncelleştirilmesi ve geliştirilmesi, �antivirüs programlarıyla� bulaşıcı illetlerden muhafaza edilmeleri olmazsa olmaz bir zarurettir. �Homo hominis lupus�. Şeytan da, melek de biziz; çünkü onlar varlığımızda mündemiç olarak var. Hâttâ, Hallâc-ı Mansûr�a �enel Hakk� dedirten transandans da bizim ve biziz. En önemli, hâttâ tek vazifemiz önce insan olmak. O zaman, zâten Tanrı da oluruz, ayrı gayrı kalmaz. |
| |