Ce: Hayatın içinden… Adam acımasızca vuruyordu onun beline “…zına… mının karısı öküz gibi uyuyorsun kalksana hala yatıyor bakkk kalkk kalk dedim sana” diye bağıran kocası Kemalin yüzüne baktı Cemre’nin gözleri hala uykuyla uyanıklık arasında gidip geliyordu çünkü inanmak istemiyordu şu an yaşadığına.
Oysa az önce kocası onu severek uyutmamış mıydı? Hani tatile gideceklerdi baş başa.
Bu neydi peki şimdi böyle?
Anlamakta zorluk çektiği bir anda Kemal onun üstündekileri yırtar gibi çıkardı.
Cemre doğrulmaya çalıştı ama kocası onu tekrar yatağa çekti “gel buraya nereye gidiyorsun?” Çılgın gibiydi.
Hiçbir tepki veremiyordu bile çünkü dışarıda çocukları ağlıyordu. Sevgili yavruları Canan ve küçük Sema’sı oysa Cemre hiç itiraz bile edemiyor sesini çıkaramıyordu bile. Robot gibi kurulmuştu sanki itaat etmeye programlanmış bir robottu o.
Bir müddet sonra Kemal arkasına yaslandı “uyacağım …tir git. Ama akşam doğru dürüst para ile gel herkes benimle dalga geçti bu kadar para için ne yoruyorsun kendini diye.”
Cemre yavaşça “ama aldığım para bu kadar ne yapabilirim ki?” Dedi korkuyla.
Kemalin tokadı gecikmeden gelmişti öyle şiddetli bir tokat atmıştı ki Cemre’nin ağzından burnundan kan gelmişti.
Çocuklar babalarının bağırtısını duyunca daha çok ağlamaya başlamışlardı.
Kemal avazı çıktığı kadar bağırarak “sustur şu ****lerini yoksa geberteceğim hepinizi ayağa kaldırmayın beniii…”
Cemre çabucak sırtına bir elbise geçirdi tam dışarıya çıkarken “Kemal heyyy dur bakalım sana bir şey daha söyleyeceğim.”
“O ananlara gitme hayalini sil at kafandan köye gidip orda camış gibi yayılacaksın değil mi?”
Cemre “ne yatması annemlere yardım etmem lazım yoksa ürünü toplayamazlar paraları da yok adam tutmak için ne yapsın zavallılar her ikisi de yaşlı.”
“Sonra üzümler olgunlaştı yalnız da yapamazlar ki” diye sızlandı burnundan akan kanları elindeki beze silerken.
Kemal “bana ne ulan bananeee …..gin kızı para mı veriyorlar sanki sana ne işin var orda haa. Hem ben ne yapacağım burada sevgilim sevgili karıcığım olmadan haa söyle bakalım” dedi gürültülü bir kahkaha atarak.
“Otur oturduğun yerde gizlice falan gitmeye kalkma öldürürüm seni. Tek, tek yolarım o saçlarını yoluk tavuklara benzersin. Cascavlak yaparım seni.”
“Zırlama çık dışarı ve akşama doğru dürüst para getir yoksa yine yiyeceksin dayağı” dedi. Sırıtarak da sürdürdü sözlerini” ama benim Cemrem seviyor değil mi kocasının onu dövmesini ne demiş eskiler kocaların vurduğu yerden gül bitermiş değil mi sevgilim haa” dedi bağırarak.
“Şimdi …tir çık ve sakın zırıltınızı duymayayım kötü olur sonra. Bu sefer üçünüzü birden döverim ona göre” diye bağırdı ağlayan karısının ardından.
Cemre odadan çıkıp çocukların yanına gitti. Zaten evde topu iki oda vardı. Çocuklar birbirlerine sarılmış ağlaşıyorlardı.
Çocuklara sarılıp “tamam yavrum ağlamayın da daha çok kızmasın babanız susun hadi. Benim kabahatim kızdırdım onu” dedi. Ama içinden de nasıl kızdırdıysam ne diyorum ben yaa diye düşündü isyan ederek.
“Yok, ağlamayın hadi geçti, geçti” diyip sımsıkı sardı onları sonra üstlerini değiştirdi ve bir çırpıda banyosunu yaptı ve onlara kahvaltı hazırlayıp doyurdu çocuklarını.
V e her zaman ki gibi çocuklarını bir komşusuna bırakıp akşam kocası kumarda kaybetsin diye para kazanmak üzere çalıştığı evlerden birinin yolunu tuttu.
Ama bir yandan da kendi kendine söyleniyordu “Ama ben rüya’mı gördüm o gördüklerim beni saran seven Kemalim miydi?” Bu adam o muydu?
Bu rüya’mıydı? Gerçek mi? Hangisi gerçek dedi.
Çalıştığı evin zilini çalarken onu bilmem ama hangisinin gerçek olmasını istediğimi biliyorum derken kapı açıldı ve Cemre yavaşça içeriye süzüldü.
Ethem ve Ferda, merdivenin başında şaşkın birbirlerinin yüzüne baktılar.
Ethem “ya abla ne oluyor yine bunlara?”
Ferda “bilsem ne olduğunu; deli ediyorlar beni.”
İçerde kıyamet kopuyordu bağırtıları ortalığı inletiyordu. Bir yandan çocuklar çığlık çığlığa bağırıyor. Cemre de avaz, avaz “bırak ne olur ölüyorum sıkma!” diye inliyordu.
Birden arkalarından Akın’ın sesini duydular, “ya ne yapıyor bu manyak yine öldürecek bu kızı.”
Aniden kapı açıldı Canan ne olur yardım edin babam annemi boğuyor dedi. Çocuk deli gibi ağlıyor, titriyordu. Ferda onu kucakladı “kardeşin nerede?”
Canan “nene o yatağın altında çok korktu ağlıyor.” Dedi.
Akın ve Ethem hemen içeriye girdiler ve onları ayırıp “Kemal ne yapıyorsun sen ya, bırak kızı yazık değil mi?”
O “karışmayın öldüreceğim şimdi bu kansızı …gin kızı ne olacak.”
Ethem “evet söyle ne varda sarıldın kızın boğazına günah değil mi? Kemal yakışıyor mu sana? Koskocaman adamsın.”
O sırada Ferda kucağında çocukla içeriye girdi. Kemal bey yazık değil mi şu çocuğun haline bak Sema nerede?”
Küçük kızın sesi yatağın altından geldi, “buydayım nene, beni de al kucana noluy.”
Ferda küçük kızı da kucakladı ve Cemre’ye baktı; kızın boynu kıpkırmızı olmuştu.
Akın “ne yapmışsın şu kızın haline bak ona kansız diyorsun ama kızın ne günahı var. Serseri herif ne lan bu! Sen dağdan mı geldin hayvan dengesiz!”dedi bağırarak.
Kemal “ama ağbi bilmiyorsunuz ki bu ********* ne yapmış.”
Akın “ne yapmış, anlat ta bilelim.”
Kemal öfkeli bir sesle tısladı, “beni mahkemeye vermiş ne olacak ama ben onu geberteceğim mahkemeye bile çıkamayacak.”
Ethem “doğru o çıkamaz mahkemeye ama sen çıkacaksın çünkü onu öldürürsen sana madalya falan mı takacaklar sanıyorsun geri zekalı.”
Ethem söylenmeye devam etti, “sonra burada ona şahitlik yapacak bunca insan varken. Sana neler yaparlar bir düşün!” dedi.
Kemal “tehdit mi ediyorsun beni sen? Ne sanıyorsun kendini!.”
Akın “heyyy kendine gel, hem suçlusun hem de güçlü mü olmaya çalışıyorsun? Bu mahallede seni dövmek istemeyen bir tek Allahın kulunu göster bana! Birisini çağırsak herkes sıraya girer valla, gerisini sen düşün!!!”
Ferda “kalkın çocuklar Cemre’yi hastaneye götürüp rapor alalım. Hem mahkemede de işe yarar birde bizim ve komşuların şahitliğiyle tek celsede boşar hâkim.”
Kemal “sahi mi?” dedi.
Akın “yok canım, sahi olur mu? Hâkim bir sana bir de Cemre’ye bakar ve sana eline sağlık oğlum! Çok güzel sıkmışsın karının boğazını tıpkı kolye gibi olmuş gel seni bi alnından öpimm der yaa!”
Kemal “Yani tek celse de sahiden boşar mı? Bana sormaz mı?
Ferda “ ne soracak ki sana? Bu kadar söze karşı seni mi dinleyecek. Ne sanıyorsun sen kendini, bulunmaz hint kumaşı falan mı?”
Kemal “ama kime gidecek? Ne yapacak iki çocukla kalacak yeri yok ki.”
Ferda “sen öyle zannet onun gidecek çok yeri var ama senin yok.”
O ana kadar sessiz kalan hiç konuşmayan Cemre fısıltıya benzer bir sesle “ben, ben o rüyamdaki Kemalimi istiyorum. Ne olur, ne olur yalvarırım, olamaz mı?”
“Çok mu zor? Çok mu” dedi hıçkırarak.
Sonsuz sevgileri bulmanız dileğiyle.
Cemre ağır, ağır gözlerini açtı. Etrafına baktı odada kimse yoktu neden bu kadar başım ağrıyor diye düşünürken kapı açıldı içeriye Ferda ve Ethem yanlarında Canan ve Sema ile içeriye girdiler.
Çocuklar koşup annelerine sarıldılar her ikisi de ağlıyordu.
Ferda “Ağlamayın güzellerim bakın anneniz dünden daha iyi”
Cemre “Bana ne oldu? Başım çok ağrıyor neden buradayım?” dedi usulca.
Ferda “Hatırlamıyor musun?
Cemre “Yok ablam hiçbir şey hatırlamıyorum ne oldu ki?”
Canan “Babam” derken dudakları titriyordu bir an durdu.
“Seni duvara vurdu annem her yerde kan var. Evimiz çok korkunç artık.”
Sema ağlayarak “ben çok koyktum annecim Etem abim babamı çok kötü dövcaktı ama dua et çocuklay vay buyda üzülmesin onlay dedi babama”
Canan o minicik gözlerinde ki nefretle “ama babam Ethem ağbime küfür etti yüzüne vuruyordu az daha.”
Cemre “Ya bizim yüzümüzden başınız derde girdi sizleri de huzursuz ettik ne olacak şimdi? Nerde o canavar? Diye sordu.
Ethem “düşünme kardeşim o hapiste komşular polis çağırmış gelenler senin halini görünce onu tutukladılar.”
Ferda Ehem’e çocukları işaret edince oda sustu.
Ethem “Sen iyileş kardeşim gerisini düşünme. Her şey düzelecek gör bak” dedi.
Ferda “Evet Ethem doğru söylüyor şimdi sen hiçbir şeyi düşünme bir an evvel iyileşmeye bak.”
O sırada kapı açıldı “merhaba nasılsınız? Cemre hanım diyerek genç bir doktor girdi.
Cemre “Teşekkür ederim doktor bey biraz daha ağrılarım var.”
Doktor hemşireye bakıp çocukları işaret etti.
Kadın onları alıp dışarıya çıktı.
O sırada tekrar kapı açıldı ve içeriye iki polis girdi. Ve “geçmiş olsun hanım efendi nasılsınız? Konuşabilecek misiniz acaba?”
Cemre “İyiyim teşekkür ederim. Evet, buyurun sorun polis bey” dedi.
Polis “Evet öncelikle eşinizden şikâyetçi misiniz? Onu söyleyin bize yargı için bu çok önemli eğer şikâyetçi olursanız ceza alacak eşiniz.”
Cemre bir an baktı “ben, ben bilmiyorum ne olur şu an buna cevap veremem mantığım şikâyet et diyor ama kalbim bilmiyorum ne olur sormayın bunu bana en azından hemen şimdi değil.”
Onlar polisle konuşurken Cemre’nin çalıştığı evlerden birinin sahibi olan Hazal aramıştı!
Cemre hep Ferda’nın telefonundan konuşuyordu kadın onu da tanıyordu ve “ne oldu yine Ferda hanım nasıl iyimi Cemre hanım?”
Ferda “Sormayın Kemal Bey iyice şaşırdı şu an yatıyor vereyim isterseniz onunla konuşun” diyip telefonu Cemre’ye uzattı.
Cemre “Merhaba Hazal Hanım” dedi yavaş bir sesle.
Hazal “Nasılsınız Cemre’ciğim ne oldu yine neden böyle yapıyor bu adam sizin gibi bir melek bulmuş.”dedi isyan eder bir sesle.
Cemre “Yatıyorum işte bu seferde beni bıçakladı hem de çocuklarımın gözünün önünde komşular zor aldı elinden.”
Genç kadın ama bu vicdansızlık inanamıyorum o nerde peki diye merakla sordu!
“Hapisteymiş” dedi Cemre hüzünlü bir sesle.
Hazal“sizin için ne yapabilirim ne olur söyleyin”.
Cemre “Çok teşekkür ederim zaten Ferda ablam ve Ethem kardeşim hiç yalnız bırakmadılar sağ olsunlar. Siz de aradınız nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.”
Hazal “Olur mu birlikte çalışmanın dışın da biz dostuz da bunu unutmayın lütfen Cemre’ciğim. Ben yarın uğrarım hoşçakalın.
Cemre “Yorgun bir sesle ben nasıl çalışacağım artık kendimi çok kötü hissediyorum abla.”
Ferda “Haydi canım biraz uyu uyanınca daha iyi hissedeceksin eminim.”
Cemre “Hıhı.”dedi. Sadece daha sonra bir bebek gibi uyudu.
Ferda Ethem’e baktı ve“ canım sen çocukları Nazlı’ya bırak gelsene.”
Ethem “Tamam ablam ama ya bir aksilik olursa.”
Ferda “Yok canım hastanedeyiz zaten ne olacak.”
Ethem “Tamam o zaman ben kızları bırakıp geleyim hemen abla.”
O çocuklarla çıkıp gitmişti. Ferda dalgın Cemre’nin yüzüne baktı. Yüzünün sağ tarafı da morarmaya başlamıştı.
Bir ara Ferda’da daldı. Ama birden bir çığlıkla uyandı.
Cemre uykusunda bağırıyordu.
“Ne olur bırak acıyor çocuklar, çocuk dedi ve sözünü bitiremeden tekrar uykuya daldı.
Ferda gözünde yaşlarla genç kadının güzel yüzüne baktı.
Ve sesli olarak “kimi bulamaz kimi de bu adama gibi kıymet bilmez.
Hiç kimse sevgisiz kalmasın … |