|
uzak - felaket Ne kadar uzaksın bana, yada ne kadar yakın? Elimi uzatsam dokunacak kadar yakın ama o pamuk ellerini tutamayacağım kadar uzaktasın. Her geçen gün biraz daha yakınlaşıyosun bana ve bir o kadarda uzaklaşıyorsun benden. Aşkımdan habersiz içindeki bana olan dostça sevgin her geçen gün yakınlıştırıyor beni sana. Dostça bir yakınlık. İyi bir arkadaş ilgili ve anlayışlı bir dost, rahat olabileceğin bir sırdaş. Yaptığım bir şeyden sonra -canım arkadaşım- çok iyisin- sıfatları. Peki ya ben. Ya ben ne düşlüyorum sana dair. Ben ne bekliyorum senden. Bir hayal bir hayat yüreğime sığdıramadığım ve hiç olmayacağını bildiğim bir aşk. Dedimya bir hayal işte. Rüyadaki kadar yakınsın bana ama hayat veremeyecek kadarda uzak. Acı veriyor bana bu yakınlığın. Acı veriyor bana canım arkadaşım deyişin. Bense keşke seni hiç tanımasaydım hiç karşıma çıkmasaydın bile diyemiyorum içimden sana. Ne büyük bir felaketmiş insanın kendini kandırması. Bu felaketi yaşatıyorum bende kendime. Elimi uzatsam ellerinden tutabilme felaketini. Bana yakın olduğunu düşünme felaketini. Günün birinde hislerimi hissedeceğin felaketini. İnsanın kendisini kandırması bir felaket ve ben uzağı yakın etme felaketinin içindeyim. Uzak-yakın-felaket. |