Bilen dağlar aşmış, Bilen dağlar aşmış,
Bilmeyen düz yolda şaşmış.
Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
Böyle demiş büyükler.
I-
Az bilen,
“Bildiklerim bu güne kadar yetti,
Bundan sonra da yeter” dedi.
Çok bilen,
“Bildiklerim derya’da bir damla su” dedi.
Hiç bilmeyen,
“Ne az bilene, azın yettiğini
Ne çok bilene, çok’un yetmediğini” bilmez.
Bilmez ve aldırmaz!
II-
Bilmemek ayıp değil.
Öğrenenler dik.
Öğrenmeyenler ezik.
Bilmemek ayıp değil.
Öyleyse öğren.
III-
Bilginin,
Toptan, tüfekten güçlü olduğunu
Bilgiyi kullananlar bilir.
IV-
Bilen,
Bildi.
İrkildi!
V-
Bildiklerini kendine
Yakıştıramazsan eğer
Bilgi, insanı ezer.
Sen bilginle,
Kaf dağına çıkıp
Zümrüd ü Anka kuşundan
İnsanlara tepeden baktığını sanırsan.
İnsanlara bakıp bakıp
İnsan olduğunu unuttursun.
Sen sen ol
Bilgiyi kendine yakıştır.
VII-
Ne güzel demiş Mevlâna,
“Nice insanlar gördüm
Üzerlerinde elbise yok.
Nice elbiseler gördüm
İçlerinde insan yok.” |