Bir gün adamın teki, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'te, bir lokantaya
girer ve müsait bir yere oturur. Ardından garson gelerek, adamı daha
tanımadığından, nezaket göstererek siparişini alır ve birkaç dakika
sonra adamın istediklerini getirerek ortadan kaybolur. Adam yedikten,
içtikten sonra kapıya doğru gitmeye başlar. Garson ona izin vermeyerek
hesabı ödemeye unuttuğunu söyler.
- "Arkadaşım, sen benim kim olduğumu biliyor musun?"
- "Hayır beyefendi, sizi tanımıyorum."
- "Ben İsa'yım."
- "Aman tanrım! Bu hatamı bağışlayın lütfen, söz veriyorum bir daha
olmaz. Sizi tanıyamadım da..."
İsa bunu affederek lokantadan ayrılır. İki gün sonra, Belgrad'ta bir
lokantada aynı şey olur. Tam kapıdan çıkarken garson hesabı hatırlatır.
Kiminle konuştuğunu anlayınca da özür dilemeye başlar.
Birkaç gün aradan sonra, bu sefer Saraybosna'da bir lokantaya gelir.
Garson olan Suljo adamın yanına yaklaşır:
- "Ne var! Ne istediniz?.."
Adam siparişini verdikten sonra yemeğini alır ve bitirir. Aynı şekilde
kapıdan çıkmaya çalışınca Suljo:
- "Hoop, arkadaş. Hesabı ben mı ödiycam?"
- "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"
- "Hayır, sen kimsin?"
- "Ben İsa'yım."
- "Ulan Mujoooo! Çivi getir ordan, bu kafir gene sökülmüş..." |