| | Yurdum İnsanı Adı-soyadı: Gaye Akmerkez
Cinsiyeti: (Cosmo) kadın(ı)
Meşgalesi: ekonomiye dolaylı katkı(talep genişlemesi)
Kimliği: trend insanı
Vücud ölçüleri-fiziği: gayet güzel-olmasa bile unutmayın: çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır- Boyu-posu yerinde, kendisi ortalama Türk kadınına bir zürafanın ineğe benzediği kadar benzemeye özen gösteriyor. Doğanın kendine getirdiği sınırlamaları popo kaldıran çoraplarla, meme büyüten-küçülten-orta boy yapan- dikleştiren sütyenlerle, liposankşın, muhtelif krem-jel-enjeksiyon-ekstraksiyon ve benzeri atraksiyonlarla biir biir aşıyor.
Zevkleri: her tür kumaş pantolon, her tür "kendisi taşıdıklarından pahalı olmak zorunda olan" çanta, okul-aile birliğinde annelere ortazekalı çocuğuna aldırdığı derslerle hava atma, temizlikçi kadına direktif verme, herkesten belirgince tiksinme, acayip, yavaşlatılmış ve yuvarlanmış Türkçe'siyle mır mır konuşma ve bu akıllara ziyan diliyle herkesin sabır sınırlarını zorlama
Yapageldikleri: dünya peroksid tüketiminde patlama, "sıradışı mekanlar"a sek sek sekerek koşma, ayaklarında tekerlek varmışçasına yürüme, dergilerden öğrendiği zırvaları biir biir uygulama, zaten içi-dışı bir bi insan olan kuaförle içli dışlı olma, saat 1300-1700 arası kafede kendi cinsi hemcinsleriyle buluşup etrafı süzme, incir çekirdeğini ısrarla dolduramama, çook çook uzaklarda bir noktaya-50 metre falan- gözlerini dikme,aksesuar bazında ele aldığı çocuğunun insan içinde yaptığı inanılmaz şımarıklıklara ve debilliklere kayıtsız kalma, ağzını ayırarak sürdüğü arabasını şehir içinde kuralları ihlal ederek vurma, arabadan cep telefonuyla fırlayarak aniden terbiyesizleşme ve sağa sola umarsızca küfrederek karizmayı dağıtma
Sevdiği içecek: cafe-creme, DİYET KOLA, meyve aromalı maden suyu
Sevdiği yiyecek: minik domatesler, dergilerin yemek tariflerinde yer alan ne idüğünü hiç bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz malzemeler, her tür krep-gidilen mekanda ıspanak dolapta bir haftadır beklemektedir ama hiç çaktırılmaz, büyük bir özenle sunulur, Gaye ve arkadaşlarınca afiyetle miğdeye indirilir, hemen ardından 53 kişiye cep telefonuyla tavsiye edilir-
Sevdiği müzik: kendi müzik değerlendirme kapasitesinin sınırlarını zorlamaz, sağduyuludur. Ööyle, anadili İngilizce olan radyoların drive-time kuşaklarına, Celine Dion'a falan takılır.
Sevdiği program: fonda saksafon nağmeleri arka planda "sıradışı mekan" demirbaşları varsa, sunucusu da kafi derecede trend şahbazı bir insan ise değmeyin Gaye'nin keyfine...Artık off-road mu, rafting mi, kokteyl mi açılış mı yoksa defile mi onun için farketmez; beyni tam kapasite bütün trendleri kaydeder ve ertesi gün anında "anı yaşar"...
-------------------------------------------------------------------------
Adı-soyadı: Erol Endeks
Mesleği: bkz. Broker: ingilizce'de isim "borcunu ödemeyenin mallarını satan adam"
Cinsiyeti: genç, yaygın şehirli adam (geyşa)
Mesleği: paraları emaneten elektronik ortamlarda mıncıklama- bkz. Broke: amerikanca'da geçmiş zamanlı fiil "kırdı" ( yatırım hesabı göçertme rekorunu, salak yatırımcının kalbini vs.)
Kimliği: bırakınız yapayım, bırakınız gideyim
Vücut ölçüleri-fiziği: değişken. Bir ara mavi gömlek sarı kravattı, şu sıralar evcil kargaları andıran SİYAH gömlek-kravat-ceket-pantolon-çorap-ayakkabı ve kol kılları şekli revaçta. Sabit kalan tek şey, Allah'ın bahşettiği caanım kaslara işkence çektiren o bitmez kasılma hali. -Erol'un deyimiyle- ARTI, "bu yeni şeklimle piyasalarda fırtınalar estiriyor muyum acep dur şu etrafı bi kolaçan ediyim çaktırmadan" dercesine güneş gözlüklerinin ardında fır dönen bakışlar.
Mesleği: her şeyi, tek şeyi
Yapageldikleri: Arkadaş çevrelerinde bayat ve ipe sapa gelmez, gelemez fıkralar anlatarak insan içinde kendi anlattıklarına bağıra bağıra gülme, bu esnada yanındaki kişinin koluna vurma, iki günde bir Verdure reklamındaki hangi erkeğe daha çok benzediği konusunda fikir değiştirme ve bu yeni karara göre karşı cinste denemeler yapma, ofise yeni gelen sarışın bayanla ilgili, kişilik haklarını ve toplumun edep-haya duygularını zedeleyici yorumlarını kimseden esirgememe, bu bayan kendisiyle konuşursa içinden sevinçten uçma, ona gelecek öğle yemeğinde patates kızartması ısmarlama isteğini imalı yollardan dışa vurma, üst düzey adamların yanında ezikleşirken çaycıya alaycı tonlarda patronluk taslamayı görev bilme.
Sevdiği Müzik: Çelik (ne kadar açıklayıcı değil mi?)
Zevkleri: "stratus", "status", "yerim ve önemim", "legacy", "position" gibi araba modellerinin kendisi için yaratıldığının tam bilincindeki bu arkadaş, hala Michael Douglas'ın "Manhattan" filmindeki jöleli saç ve sabahın ilk saatlerindeki telaşlı koşuşturma sahnelerinin etkisindedir. Yarım-düzine-bıçaklı jilet, yüz-yıkama-sonrası-tıraş-öncesi-cilt-yüzeyini-heyecanlandırma jeli, cins desenli moda kravat gibi ürünlerin onulmaz takipçisidir. Yeni popçularımızın program yaptığı "Bilmemneli Meyhane", "LumBar" gibi, ilgi görebileceği ve kasılacağı ortamları tercih eder, yalnız başına kaldığında içini saran ve tanımlayamadığı anlamsızlık duygusunu, kırkından sonra azarak Harley-Davidson'larda fink atacağı tarihlerde pek güzel değerlendirecektir.
-------------------------------------------------------------------------
Adı-soyadı: Kudret Rezonans
Mesleği: Serbest Esel bkz. SL, aynı zamanda Almanca’da uzun kulaklı, aa-ii diyen hayvan
Cinsiyeti: basbariton korkunç errrkekk
Kimliği: insanoğlunun tüm duyularına savaş açmış homo salivarous antiestetikus
Vücut ölçüleri, fiziği: kulak-burun-boğazdan başlayalım,
Ses telleri:doğanın kendine bahşettiği olanakları zorlayarak günde 8 saat şiddetle bağırma ve 20 saat beklemede kalabilme seviyesine şarj edilmiş olan Kudret, içinde bulunduğu mimari yapılar ve onları dolduran insancıklar için ciddi tehdit oluşturur. Yaklaşık 30 yıl sonra belki Türk mühendisliğinin genetik müdahaleleri sonucu sessiz modeller üretilecektir.
Tükürük bezleri: sinirlendiği kurbanlarını kadın çocuk demeden yeme yutma içgüdüsü sonucu tam kapasite çalışırlar. Bir kısmı ses duvarı aşılınca etrafa saçılan ve halılardaki küçük böcekler için öldürücü etkiye sahip tükürük damlacıkları, yine de altın kaplama musluk takımları ve has mermer lavabolara doğru çıkış yolu ararlar, ancak bulamazlar. Çünkü bu tükürükler, her sabah arabayı çalıştırmak üzere arasından geçilen caanım bahçeye saklanmaktadır.
Yapageldikleri: Avazı çıktığı kadar gücünün yettiğine bağırma, 2.5 saniyede 314 m/s hızına ulaşan gürlemeleriyle cam-çerçeve titretme, sabahları şaşmaz bir düzenlilikle aynı iğrenç sesle derinden kopup getirdiği doğal boğaz gübresini, güzelim estetik varlıkların üzerine acımasızca serpme, ev halkı ve komşuları terörize etme, kız çocuğuna giyimi kuşamı, dışarıda gezmesi vs. ile ilgili gayri-insani baskılar, erkek çocuğunu günde üç öğün gerizekalılıkla ve eşeklikle suçlama(hayret!), insanlarla her fırsatta irrasyonel düşmanlıklar geliştirme ve onlarda korku, kızgınlık uyandırma, manyaklaşma, evini çirkin mobilyalarla doldurup Türk tasarımcılığının gelişimine sekte vurma
Zevksizlikleri: yemek, içmek, klas arabası, haftasonu gazeteleri, KÜFRETMEK, hemen hemen bütün iletişimini emir ve küfürle sağlamak, kazık kadarlığını bilmemkaç 100 eseliyle kapattığını zannederek yolda genç güzel kızlara ağız ayırmak, onlardan orta boy bir baba almak, bunu yaparken yanında biricik hayat arkadaşı olmasına hiiç mi hiç aldırmamak, kırmızı ışıkta geçmek, geçmese bile sarı yanar yanmaz motoru vırn vırrn’lamak, atak yaparak yaya teyzeleri korkmuş tavuklar gibi bağırtıp kaçıştırmak, özellikle yanında bir kaç kişi ve karşısında zavallı bir pizza sipariş motosikletçisi varsa önce onu bitip tükenmez küfürlerle tahrik etmek, bulaşmıyım bulaşmıyım diye kendini sakinleştirmeye çalışan ve zaten üç kuruş için ters yola girip hayatını tehlikeye atan bu kişiyi çileden çıkardıktan sonra "vay sen misin bana laf eden" diyerek arabadan inip çocuğu bir güzel dövmek, ohh amma rahatlamak, toplum içinde karşılaştığı ve hakimiyet sınırları dışında kalan cins-i latiflere asgari insaniyet sergilemek
Sevdiği program: 50 IQ üzerinde beyinsel zorlama gerektirmeyen, hareketli kadın ve erkek vücutlarının ekranda ardı sıra belirdiği magazin; maç; bazen gerçeküstüleşen, tartışma dediğimiz kavga-dövüş programları, alkol alımına müsait diğerleri...
-----------------------------------------------------------------------
Adı-soyadı: İlayda Kafekonyak
Cinsiyeti: (bizinis) vumın
Mesleği: ee siz ne diyolaa, ben markıtin yapıyo buğda, pazaağlıyo
Kimliği: çokuluslu şirket gülü
Vücut ölçüleri-fiziği: ülke ortalamasının kat be kat aşan besleyicilikteki dengeli MONTİNYAK rejimleri ve yıllar yılı rafine edilmiş genetik kodu sayesinde bir içim su olmuştur. Kendisi hoştur, yüzü boştur, Arnold Schwarzeggener kadar ifadesiz, tornadan yeni çıkmış gibidir. Pres ütülü bootlegleri ve ceketleriyle insanın otorite duygularını gıdıklar.
Yapamayageldikleri: İlayda -af buyurun- pek net olarak Türkçe konuşamaz. Onun yerine kafasındaki "annesi bir şekilde Türk babası İngiliz lordu Tarzan'ca" POWER FM REMİX'inden kendi çalar kendi oynar. İnsanın bu İngilizce-Türkçe salatalarını dinlerken orta kulak iltihabı olası gelir, gözleri yaşla dolar. Sürekli deyimleri yanlış kullanır, hatırlayamaz. Komik olamaz, espri yapamaz, zaten hayatta da gerekli değildir. Genelde başkaları gülmeye başladıktan sonra güler. İnsanların gerçekte ne hissettiklerini anlasa da umursamaz.
Zevkleri: Yabancı işletme kitaplarında yazılan şeylerin bir anlamı olduğuna ve bunların ülkemizde hop diye yapılabileceğine gönülden inanan İlayda, bunlara dayalı raporlar yazmaya bayılır, hayatın okulda attırılan peypırlar gibi olduğunu zanneder. Sterilize, modernize, pastörize iş ortamlarında salınmayı ve boynundaki bina kartı kolyesini inceden tıkırdatmayı da pek sever.
Sevdiği müzik: Artık melodisini duyunca öğürtecek noktaya kadar iğrendirildiğimiz ve pop kanallarımızın listelerinden haftalarca inatla düşmeyen yabancı hit'lerin nedenini biliyoruz: Bu İlayda'nın müzik zevki arkadaşlar... "Yeterrr, aargh!!" diye duyunca çığlıklar attığımız ve istasyonların aynı anda yayıma sokarak kafamızı miktiği bu şarkıları İlayda sever, ister, arabasında çalar durur. Yolda yürürken, patates filan soyarken bu "duyumaltı" ezberlediğimiz melodileri dudaklarımızda buluruz. Genelde gerizekalı bir kız, banal bir ezgi tutturmuştur sonsuza kadar...(bkz. aym a big big gööörl , in a big big wöööörld ve ya o beybe beybe hav vaz ay sıppozd tu novv....)
Sevdiği içecek: DANONE(su değill!), diyet kola, ofis kahvesi
Sevdiği program: Kendisi kadar konuşma özürlü Murat Birsel'in sunduğu Düngembekiler mi, Dümbektekiler mi yoksa Gündemşekiller mi ne haltsa laf ebelikleri, güzel TV'lerimizin sinemalardan 5 yıl sonra gelen ve -bir kere geldi ya- 15 günde bir damardan yayına giren amerikan romantik komedileri, tavuk şirketlerinin sponsorluğundaki tolk şovlar |