Bırakın sizin yaşınıza kendisi gelsin Bırakın sizin yaşınıza kendisi gelsin Anne-babalar çocuklarına genelde "Ben senin yaşındayken..." diye başlayan cümlelerle öğüt vermeye çalışır. Halbuki bu tür yaklaşım faydadan çok zarar veriyor. Anne-babalar çocuklarını genelde "Ben senin yaşındayken..." diye başlayan cümlelerle baskı altına almaya ya da öğüt vermeye çalışır. Halbuki bu tür yaklaşım faydadan çok zarar verir. Bu tür konuşmaların altında daha çok ebeveyn-çocuk anlaşmazlığı yatmaktadır.
İletişim, insanların birbirini dinlemesi, birbirleri ile konuşması ve birbirlerini anlamaya çalışmasıdır. Çocukla ilk iletişime girecek olan anne ve baba, çocuğuna bir model oluşturarak yaşam boyunca çocuğuyla bir paylaşım, bir etkileşim içinde olacaktır. Çocuğun kendi ayaklarının üstüne durabilmesi kendisi ve çevresi ile barışık olabilmesi, kendisini düzgün ifade edebilmesi ailesinin vereceği eğitime ve ailesi ile kuracağı sağlıklı bir iletişime bağlıdır.
Her aile içinde iletişim adına problemler olması kadar doğal bir şey yoktur. Önemli olan, problemlerin giderilmesinde anne-baba ve çocuğun da kaybetmeyeceği çözüm yolları bulunmasıdır.
Anne ve babaların çocukları ile konuşmalarındaki "Ben senin yaşında iken..." cümlesi ile başlayıp devam edegelen "Biz gençken çok çalışırdık", "Ben senin yaşında iken babamızın yanında konuşamazdık", "Ben senin yaşında iken dershaneye gidemezdik" vb. diyaloglar çokça yer almaktadır. "Ben senin yaşında iken..." cümlesi ile başlayan konuşmaların temelinde sosyal ve kültürel alanlardaki hızlı değişim sürecine bağlı olarak ebeveyn ile çocuk arasında kuşak farkı olgusunun oluşturduğu anlaşmazlık yatmaktadır.
Anne ve babanın "ben senin yaşında iken" veya "ben gençken diye" başladığı cümlelerin sonunda, çocuğundan "Başbakan da sizinle aynı yaşta değil mi?" gibi cevaplar alması olağandır. Bu ifadeler ile karşılıklı zıtlaşmaya, beraberinde de aile içinde yanlış anlama ve anlaşılmalara sebebiyet vermektedir. |