Bayrağımızı İndirenlere Tarih'den Tokat Gibi Cevap Mektuplar : Kınalı ALİ, Anne ve Babası.
Gelibolu Cephesi'nde
Kınalı Ali Destanı
Çanakkale Zaferi
Üsteğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor, bir taraftan da onlarla lâflıyordu; "Nerelisin?" gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk görür. Bunun üzerine merakla;
Kınalı Ali'nin Mektubu Okuyuşunun Temsili Resmi Bu tabloda, Çanakkale Savaşı'nda Türk siperlerindeki gündelik hayat (Esir alınan Anzak askerinin traş edilmesi, Mehmetçiğin sıladan gelen mektubu okuması, bir askerin saz çalarak arkadaşlarını eğlendirmesi, arka plânda ise Anzak askerleri ile Türk askerlerinin futbol oynaması) anlatılmaktadır.)
T.C. Genelkurmay Başkanlığı - Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Kataloğu, Sh. 103 "Adın ne senin evlâdım?" der.
Çocuk "Ali" diye cevap verir.
"Nerelisin?" der.
Ali, "Tokat, Zile'denim." diye cevaplar.
"Peki evlâdım bu kafanın hâli ne?" diye sorar.
Ali "Anam cepheye gelirken kına yaktı, komutanım!" der.
"Neden?" der komutan.
Ali "Bilmiyorum, komutanım." der.
"Peki, gidebilirsin Kınalı Ali" der komutan. O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der.
Hamidiye Kruvazörü - Fot. : Erol Mütercimler Arşivi Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali'nin okuma yazması da yoktur. Arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler, arkadaşları yazar :
"Sevgili anne, babacığım; ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim. Beni merak etmeyin." diye başlar. Kız kardeşini, kendinden bir küçük erkek kardeşini sorar. Köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır. Kendilerini merak etmemesini, kendileri var oldukça düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini yazdırır.
Gururla mektubu bitirir neden sonra aklına gelir ve yazının sonuna anasına NOT düşer. Ali'nin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır. "Anacığım, kafama kına yaktın; burada komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler. Sakın kardeşim Ahmet'e de yakma! Onunla da dalga geçmesinler." der, "Ellerinden öptüm" diye bitirir.
Hamidiye Zırhlısı
Fot. : Erol Mütercimler Arşivi Aradan zaman geçer. İngilizler kesin netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu'ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşmüşlerdir. Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetler de yeterli olmamış, onların sayıları da epey azalmıştır. Gelibolu düşmek üzeredir. Kınalı Ali'nin komutanı da olayı görüp yerinde duramıyordur.
SAHİBİNİN SESİ Punch Dergisi - 11 Kasım 1914
KAYZER, "Almanya" (Garanti vererek, Türkiye'ye) : "Herşeyi bana bırak, sen yalnızca patlayacaksın, o kadar." TÜRKİYE : "Evet, işin orası tamam da... Peki, herşey bittikten sonra ben nerede olacağım?" Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildir. Onlar yeni gelmiştir. Onları insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu yere göndermemek için dua ediyordur. Komutanının bu düşünceli hâlini gören ve durumun vehametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler.
Çanakkale Tabya ve Siperleri 
Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir.
Kınalı Ali'nin bölüğünden kimse sağ kalmaz, hepsi şehit olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali'nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler.
Babası anlatır Ali'nin :
"Oğlum Ali, Nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim. Selâm ederim." dedikten sonra "Öküzü sattık, paranın yarısını sana, yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Zaten artık zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da. Siz sakın bizi merak etmeyin. Bizi düşünmeyin." der. Köyü, akrabalarını anlatır ve mektubu bitirir. Altına da "Ali, ananın da sana diyeceği bir şey var!" diye ekler.
Nusret Mayın Gemisi 
Anası anlatır :
"Oğlum Ali, Yazmışsın ki "Kafamdaki kınayla dalga geçtiler, kardeşime de yakma" demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler.
Heykeltıraş Cahit KOÇÇOBAN'ın Bir Kınalı Ali Tasarımı 
Bizde üç şeye kına yakarlar :
1 - Gelinlik kıza; gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye. 2 - Kurbanlık koça;Allah'a kurban olsun diye.
3 - Askere giden yiğitlerimize;vatana kurban olsun diye...
Gözlerinden öper, selâm ederim. Allah'a emanet olun."
Mektubu okuyan Ali'nin komutanı ve diğerleri hıçkıra hıçkıra ağlamaktadırlar...
KINALI HASAN
(1915)*
* Cepheden Mektuplar (Genel Kurmay Yayınları)
Çanakkale köylerinden her gün yüzlerce genç savaşa katılmak üzere birliklerde toplanmaktadır. Acemi askerler, eğitim ve teçhizatı tamamlandıktan sonra cepheye gönderilmektedir. Yüzbaşı Sırrı Bey, ikindi vakti yeni gelen erleri teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçının bir tarafının kınalanmış olduğunu görür ve takılır :
- Hiç erkek kınalanır mı? Mehmetçik :
- "Buraya gelmeden evvel, anam kınalamıştı komutanım" der ve sebebini bilmediğini ilâve eder. Komutanın isteği üzerine anasına mektupta; "Niye benim saçımı kınaladın?" diye sorar. Gelen cevabî mektupta ise şunlar yazılıdır :
Ey Gözümün Nuru Hasan'ım,
Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından babandan aşağı kalamazsın... Ben senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor...
Sen bu ailenin seçilmiş bir kurbanısın...
Hasan'ım, söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır... Ben de seni vatanımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınalamıştım...
Allah'ın hükmüyle, Allah seni İsmail Peygamber'in yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır.
Gözlerinden öperim.
Annen Hatice
Kınalı Hasan, bu güzel vatana adanmış bir adaktı. Cephede savaşır, savaşır. Sonra yaralanır, geriye alırlar... Cephenin hemen gerisinde, Kocadere Köyü'ndeki sargı yerine getirilir. Fakat, Kınalı Hasan tedavi göremeden ruhunu teslim etmiştir.
Siperde Mektup Okuyan Askerler 
Diğer şehit olanlarla birlikte, Hasan'ın da kimlik tespiti yapılıp, köy mezarlığına gömeceklerdi. Bu işlerle görevli Zabit Namzedi Mehmet Efendi, Kınalı Hasan'ın üzerini aradı, anasının mektubunu bir de tamamlanmamış bir şiir karalaması buldu.
"Anam yakmış kınayı adak diye, Ben de vatan için kurban doğmuşum.
Anamdan Allah 'a son bir hediye,
Kumandanım ben İsmail doğmuşum..."
Onu doğuran ana içtenliğin, sevginin, inancın ta kendisiydi... Hasan bebek iken; pembe dudaklarıyla Hatice Ana'nın sütünü emiyor; insanlığı, vatan sevgisi, büyüklerine itaat hazinesinden gürül gürül akan, o beyaz hulâsada Allah ve vatan aşkıyla olgunlaşıyordu...
Hasan'ı toprağa gömerlerken, cümle âlem ağladı. Kurtlar, kuşlar onu selâmetleyip, gökyüzü rahmetiyle onu yıkadı ve birden nereden geldiği bilinmeyen bir sesle uyandılar :
"O benim has Cennet'ime girecektir" Sonra hep birlikte "Âmin" dediler.
Çanakkale Savaşları'ndaki Türk insanının kahramanlıktaki ölümsüzlüğü işte bu sırlı menkıbenin içindedir. Devirler değişecek, insanlar değişecek, fakat ölümsüz kahramanlıklar zamana bakmadan yaşayacaktır.
Kınalı Hasan'ın Şehadete Erdiği 16. Tümen'in Kocadere Köyü'ndeki Sahra Hastanesi 
Mekanları cennet Ruhları şad olsun Bu vatan ve bizler sizleri çok ama çok minnettarız...