Bugün yazmak geliyor içimden hem de hiç gelmediği kadar, nedendir bilmiyorum, belkide içimde biriktirdiğim duygulardan,yazmak; hem de tek bir kelime bile kalmayana kadar ,hani ağlarsın ya tek bir gözyaşı bile kalmayana kadar,ağlarsın,işte öyle birşey olsa gerek,bende yazıyorum bugün,Ağlamakla eş değer midir bilmiyorum ama en az onun kadar rahatlatıcı birşey yazmak.Yazmak, ama sadece yazmak değil,hayata dair yazmak,Hayat nedir? sorusuna yanıt olarak yazmak.
Bu yazıyı yazmama neden olan bir ambulans sireniydi az önce çalan,çoğu kez kayıtsızca dinlediğimiz hatta kendi sesimiz ve sokak gürültüsü içinde farkedemediğimiz çoğu zaman,az önce duyduğumda ise hayatın ta kendisine benzettiğim bir ses,Hayat kadar acı, hayat kadar belirsiz ve hayat kadar farkedilmez,hayat kadar kısa ve hayat kadar gerçek.
bir gün bu sirenin bizim belki de bir yakınımız için çalacağını bildiğimiz ama bir başkası için çaldığında önemsemediğimiz,farketmediğimi z,sirenin bir gün kendimiz için de çalmasından korktuğumuz aynı zamanda bu ihtimali unuttuğumuz bir ambulans sireni gibi hayat.
Hep aynı melodide çalmasına rağmen kimine uzun kimine kısa kimine acı kimine önemsiz kimine anlamsız kimine de bir kurtuluş gibi gelen bir ses.
Oysaki o sesi yaşayandır ses kesildikten sonra kendisine ne olacağını bilen ,hayat mücadelesinden geriye ne kalacağını sadece içindeki bilir.Geride kalanlar ise az önce yanlarından geçip giden Ambulansa yol verenlerdir görevleri gereği...
alıntı