Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu

Dilenmenin Sosyolojisi

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan Dilenmenin Sosyolojisi konusunu görüntülemektesiniz.Dilenmenin Sosyolojisi Murat Belge çok hoş uslubu ile Geçen gün Tophane taraflarında yürüyorum. Yanımdan bir ayakkabı boyacısı geçti, ama geçerken ...

Geri git   Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu > Her Telden > Genel Sohbet

Dilenmenin Sosyolojisi

Sitemap Liseler HaritaG XML Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et
Dilenmenin Sosyolojisi


 

Alt 03-13-2008, 04:02 PM   #1
 


Cool Dilenmenin Sosyolojisi


Dilenmenin Sosyolojisi

Murat Belge çok hoş uslubu ile

Geçen gün Tophane taraflarında yürüyorum. Yanımdan bir ayakkabı boyacısı geçti, ama geçerken sandığından bir fırça düştü. Ben tabii kısık sesimle arkasından haykırmaya çalıştım ve kendimi duyurdum.

Düşen fırçayı verdim.
Yoluma devam ettim. Hemen sonra baktım, ters yönde giden boyacı arkama düşmüş, ayrıca bir şeyler söylüyor. 'Ne diyor?' diye baktım ki, "Abi, dur, bir boya sürüy'm" diyor. "Gerek yok" dedim. Ama geliyor ve ısrar ediyor. Kılıçalipaşa Camii'nin duvarı önünde 'sulh' olduk. "Her şeyin karşılığını vermek zorunda değiliz" dedim. Ama o başka havadaydı: "Ben aslında boyacı değilim. Oğlumun bir böbrek hastalığı var. Her gün, her an onun için para topluyorum." Bu arada ben düşünüyorum: "Adam bademyağı filan sürüyor, buna ayrıca bir para vermeli."
Ama adam istedi zaten, bademyağı faslı bitince. Ben bir 'beşlik' hazırlamıştım; adam, "Abi bir onluk daha vermez misin, çocuğuma bir yardım?" Verdim, verirken de aklımdan şimşek gibi geçti. "Daha fırçanın düşmesinden başladı, değil mi?" dedim. Ne dediğimi anlamamış gibi baktı. Daha fazla rol yapmasına gerek bıraktırmamak üzere yürüyüp gittim zaten. 'Vay ahlaksız!' filan diye mi düşünmem gerekiyor? 'Ahlakçı' değilim, bu anlamda ve düzeyde -böyle düşünemiyorum. Bence ilk söylenecek, 'akıllı bir adam' olduğu. Bu akılla günde kaç kişi tavlar, bu onu geçindirir mi, bilemeyeceğim, ama akıllı.
Buna benzer bir yazıyı Yeni Delhi'den yazıp gönderdiğimi hatırlıyorum. Benim başıma gelen, 'Kundurana kuş pislemiş' diye eğilip ayakkabımdan yeşilimtırak renkli plastikten kuş kakasını eliyle toplayan adamdı. Ama Hindistan'da böyle numaralar, rehber kitaplarda yazılacak kadar 'ayağa düşmüş'. Ben de ayağımı hiddet ve şiddetle yere vurup 'Savul!' deyince dilenci milenci, boyacı moyacı kalmamıştı ortada.
Gezdiğim ülkeler arasında, Mısır ve Hindistan, dilenci yığınları bakımından en önde. Sinek bulutları gibi, insanın üstüne konup kalkıyorlar. Hindistan'da daha yoğun, Mısır'da daha yapışkan. Brezilya'yı ve Güney Afrika'yı gördüm. Brezilya'da bir battaniye üstünde bir aile, anne-baba ve çocuklar, hep birden dileniyor -ama insanın üstüne gelmiyorlar. Güney Afrika'da Boer olması gereken beyazların insanın yanına gelip konuşarak dilendiğini gördüm. Siyahlara rastlamadım. Onların yol kesenlerini uzaktan gördüm.
Güney Afrika'da siyahlar siyasi zafer kazandı. Onun için gururlular belki; 'dilenci' değil, 'haydut' olmayı tercih ediyorlar.
Biz de, ne olduğumuz önemli değil, 'Türküz ya, onun için biz de gururluyuz. 'Bana iyilik ettin, ben de sana iyilik edeceğim, şimdi, sonra, insansan, sen de bana...' Bu, bayağı uzun bir zincir. Tiyatro oyunu yazar ve sonra da sahneye koyar gibi bir şey. İş yani. Düşünmesi akıl istiyor, uygulaması aktörlük istiyor. İş!
Ama insanların 'iş' diye böyle 'işler' düşünmesi ne 'iş'tir, bir toplum için? İyi midir bu, yoksa çok kötü müdür?
Doğrusu 'iyi' diyemeyeceğim. Dilencilik sektörünün hayal gücünde böyle yaratıcı hamleler olması, toplumun kendini daha iyi bir yere getirme konusunda yaratıcılığını yitirmesiyle eşanda, eşzamanlı yürüyen bir süreçtir. Bu yaratıcılık, sonunda, Hindistan'daki plastik kuş kakası 'üretim aracı' gibi, sonunda fabrika üretimini gerektiren bir hile boyutlarına da gelebilir. Ama Hindistan'ın sorunlarını çözmez, çözmediği gibi, çözülebileceği bir yön de göstermez.
Türkiye'de pek çok insan, milyonlarca insan, 'sıfırı tüketiyor'. Böyle olduğu için de her türlü, her düzeyde haydutluk, açıkgözlük sürüp gidiyor. Bu anlattığım, hiç değilse haydutluk olmadığı, hiç değilse zekâya dayalı bir strateji sergilediği için, sanki 'daha iyi' gibi görünebilir, ama değil. Bunlar hepsi bir araya gelince, oluşan manzara çok kötü.


ALINTIDIR

Alt 03-13-2008, 06:38 PM   #2
 


Standart Cevap: Dilenmenin Sosyolojisi

teşekkürler

Alt 03-13-2008, 07:36 PM   #3
 


Standart Cevap: Dilenmenin Sosyolojisi

bizimkilerde olayı aştı dilenmiyo zorla mendil,tespih..satmaya kalkıyo
birde basbasa bağırıyo
---güzell kızımmmm,dünya güzeliiiiii,sibel cannnnn
----Allaahhhh sevdiğine bağışlasınnnn boş geçme


Seçenekler


Dilenmenin Sosyolojisi

Her Telden kategorisinde ve Genel Sohbet forumunda bulunan Dilenmenin Sosyolojisi konusunu görüntülemektesiniz.Dilenmenin Sosyolojisi Murat Belge çok hoş uslubu ile Geçen gün Tophane taraflarında yürüyorum. Yanımdan bir ayakkabı boyacısı geçti, ama geçerken ...


Dilenmenin Sosyolojisi konusuna benzer konular:

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yönetim Sosyolojisi cagoooo Kitap Özetleri 0 12-01-2007 02:24 PM
yönetim sosyolojisi -kitap ozeti cagoooo Kitap Özetleri 0 11-29-2007 08:04 PM
Eğitim Sosyolojisi Nedir ? spartakus Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji 0 11-04-2007 09:38 PM
Eğitim Sosyolojisi spartakus Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji 0 11-04-2007 09:13 PM
Din Sosyolojisi spartakus Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji 0 11-04-2007 09:09 PM

Saat: 05:50 PM



Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.